İçeriğe geç

Ev Sahibim Asker

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Ev Sahibim Asker

Bölüm 2

°02° Adıyaman

"Sayın yolcularımız, uçağımız birazdan Şırnak Şerafettin Elçi havalimanına iniş yapacaktır."

Pilotun sesiyle yolculuk boyu biraz hafiflemiş olan heyecanım kendini tekrar belli etmişti bir anda. Havalimanında beni bekleyen üniversitede tanıştığım İpek ablamla sonunda kavuşacaktık. Aslında benden sadece bir yaş büyüktü ve kendisine abla denmesini istemiyordu. Bense onu sinir etmek için ara sıra abla sıfatını kullanıyordum. Şark görevi için Şırnak'ı seçme nedenimde o idi aslında. Bana her anlamda yardımcı olacak birisiydi ve beraber Şark görevini yaparak aradan çıkarmış olacaktık.

Çok şükür sağ sağlim ayaklarım yere basmıştı. Havaalanınında kayan şeritten valizlerimi aldıktan sonra telefonumu uçak modundan çıkarmıştım. İpek'e mesaj atacağım sırada adımı işittim.

"Umay, Umaay!"

Arkamda duyduğum tanıdık sesle o yöne döndüm. İpek dizinde biten kırmızı elbisesiyle karşımda kolu çıkacakmışcasına el sallıyordu. Tamam gördüm tamam, yeter!

"İpek ablaa." Valizlerin izin verdiğince yanına koştum ve kollarına atladım.

"Abla mı? Bak yol yorgunu demem çarparım ha!" Saniyesinde sesini sertleştirmişti.

"Tamam yahu. İpek böcüğüm artık başının belasıyım."

"Sen hep başımın belasıydın, hoşgeldin cücük."

"Yaa, hoşbulduk." Gülerek kollarından ayrıldım ve bir valizimi ona uzattım.

"Hadi eve gidelim." Havalimanın kapısını işaret etmesiyle kafamı olumlu anlamda salladım.

"Tamam. Ayh, çok heyecanlı ve mutluyum." Sevinçten yerimde zıplayacaktım neredeyse.

"E bir zahmet mutlu ol. Ben varım burada!" Kendini gösterip saçlarını geriye savurmasıyla gülümsedim.

"Doğru."

Otoparka geldiğimizde bavulları arabaya yerleştirdik ve İpek şoför koltuğuna bende yanına oturup apartmanımıza ilerledik. O buraya geçen sene gelmişti ve belli bir maaaşı vardı. Bense işe yeni başladığımdan babam İpek'in alt katındaki daireyi kiralamıştı. İpek her ne kadar beraber kalırız diye ısrar etse de o evlenmeyi düşündüğünden yük olmak istemedim ve böyle bir çözüm bulmuştuk.

Camdan dışarıyı izleyip düşünce dalgasında boğulurken İpek beni kurtarmıştı.

"Ee gerçekten buraya geldiğin için mutlu musun?" Yüzündeki tereddütü hissetmiştim. "Evet."

"Yani ben buradayım diye ilk çalışma yerin böyle bir yer olması..." Ne söyleyeceğini kestirip lafını böldüm.

"Ben gayet memnunum. Hiç içinde şüphe olmasın."

"Peki."

"Seni buralarda yalnız bırakır mıyım kız?" Dememle yüzündeki belediye çukuru ortaya çıkmıştı. Bendeki de keşke o kadar derin bir gamze olsaydı. Ama minik, belli belirsiz maalesef.

•

"Eveet, yeni evine geldik." Arabadan inip etrafı daha detaylı incelemeye başladım.

"Ay, hastane de şurası değil mi?" Sokağın başında, beyaz çatısı görünen yeri işaret ettiğimde başıyla onaylamıştı.

"Aynen, karşı ormanlık da askeriye." Apartmanın karşındaki ağaçlara bakıp sinsice sırıttım.

"Evet demiştin. Enişteyi balkonda görüp vuruldun tabi."

"Umaay!" Kaşları, kısılan gözlerinin eşliğinde çatılırken ellerimi teslim olurcasına kaldırdım.

"Tamam ya! Hadi içeri girelim." Valizleri almak için arabanın arkasına ilerledim.

"Yürü baş belası yürü." Valizleri çıkarıp bina kapısına yürüdük. Asansöre valizleri koyup merdivenleri çıktık. Hepimiz sığamadık maalesef.

Birinci kata vardığımızda valizlerden önce varmıştık. İki saniye bekledikten sonra asansör kapısının açılmasıyla valizleri aldık.

"Hadi bakalım, aç evinin kapısını."

Küçük bir çocuk edasıyla sırıtıp anahtarı, omzumda asılı olan çantamdan çıkardım ve kapıyı açtım. İçeri girdiğimizde burnuma boya ve tiner kokusu geldi. Tiner kokusunu sevdiğimden çok etkilenmedim. Yanlış anlamayın tinerci değilim. Tiner, tutkal ve egzoz kokusu hoşuma gidiyor sadece.

Evin odalarını incelerken İpek sükutu bozmuştu.

"Yoğun koku var. Bu gece bende kal."

"Yo, güzel kokuyor." Dedim ciddiyetle.

"Sen manyak mısın? Bu kokuda zehirlenirsin!"

"Manyak olduğumu yeni mi öğrendin?" Kaşlarını çatmıştı.

"Umay! Bu gece bendesin." Daha fazla zorlarsam beni döveceğinden emin olduğumdan geri vites yaptım.

"Peki."

Bölüm sonu

1 yorum