İçeriğe geç

EV ARKADAŞIM

Bölüm 3 · 4 dk okuma

EV ARKADAŞIM

Bölüm 3

Yansıma

Kendime geldiğimde gözlerimde bir ağırlık varmışcasına açamıyordum. Rahat bir yerde oturuyor aynı zamanda sarsılıyordum. Kollarını tutan elleri hissettiğimde huzursuzca hareketlendim.

"Kımıldama kadın!" Yanımdaki adamlardan biri konuştuğunda istemsizce irkildim sesi tok ve soğuktu. Daha fazla çabaladım adamın elinden kurtulabilmek için fakat o izin vermedi aksine daha da sıkı tutarak canımın yanmasına sebep oldu dişlerimin arasından tısladığımda ön koltuktan gür bir ses işittim. "Ege! Bırak şu kadının kolunu!" İsminin Ege olduğunu öğrendiğim adam kolunu bıraktığında öbür kolumu da kurtarmak için diğer taraftaki adamın eline hafifçe iki kez vurdum.

"Mfmmfm-mhmmf!" Ağzımda bir bez parçası olduğunu o an fark ediyordum. Konuşmayı tekrar denemeye çalıştım fakat başaramayınca sustum. En sonunda Ege'nin ve benim diğer tarafımızda oturan adam konuştu. "Ne diyorsun? Anlamıyoruz bacım, anlamıyoruz!" Şoför koltuğunda oturan adam konuştu bu sefer. "Madem anlamıyorsun ağzını aç da konuşsun o zaman amına koyayım!" Yan tarafımda hareketlenme oldu önce gözlerim sonra da ağzımdaki bezler çözüldüğünde derin bir nefes çektim içime...

Bir süre bekledikten sonra gözlerimi de açtım tam da tahmin ettiğim gibi şoför koltuğunda bir adam yanımda da iki tane adam vardı. Kafede gördüğüm adamlar olduğunu düşünmüştüm fakat bu kişiler onlara hiç mi hiç benzemiyordu. "Şimdi ağzını açtık diye ses çıkartabileceğini sanıyorsan yanılıyorsun. Ha! Diyelim ki sesin çıktı... Yine de bir şey olacak diye ümit etme burası ıssız her yerde terk edilmiş inşaat var ve buranın en güzel yanı ne biliyor musun kadın... Kimsenin sana ulaşamayacak olması..." Pis sırıtışı içimi ürpertmeye yetmişti. Bu adamlar kimdi ya da beni nereye götürüyorlardı bilmiyorum ama niyetlerinin pek de iyi olmadığını anlayabiliyordum.

~~~

Araba, dakikalar sonra çok da eski görünmeyen simsiyah bir evin önünde durdu. Evin pencereleri camlı olmasına rağmen tahtalarla örtülüydü ve içerisi neredeyse görünmüyordu. Camların etrafının neden tahtalarla çevrili olduğunu sorduğumda, olası bir tehlikeye karşı önlem aldıklarını söylemişlerdi.

“Burası senin kalacağın oda. Burada her türlü imkânın olacak. Eğer yardıma ihtiyacın olursa seslenmen yeterli, burada bir süre misafir olacaksın.”

Yaman’ın sesiyle başımı ona çevirdim ve dikkatlice dinlemeye başladım. Birkaç temel kural daha söyledikten sonra beni odada yalnız başıma bıraktılar.

Odayı gelişigüzel bir şekilde inceledim, etrafı gözlerimle taradım. Kapıdan girince hemen beni çift kişilik, beyaz çarşaflı ve mavi yastıkları olan güzel bir yatak karşıladı. Üstünde mavi tülden bir örtü vardı. Hemen yan tarafındaki ikili komodin dikkatimi çekti; üstünde siyah desenleri olan bir abajur duruyordu. Saatin kaç olduğunu bilmiyordum ama buraya gelirken havanın yavaş yavaş aydınlanmaya başladığını görmüştüm.

Kapıyı ardımdan kapattım ve etrafımda dönerek bütün odayı süzdüm. Sıradan, normal karanlık ortama zıt bir şekilde renkli, desenli eşyalar ve duvarlar vardı. Biraz daha inceledikten sonra yatağa uzandım. Gözlerim ağır ağır kapanırken kendimi uykunun o tatlı kollarına bıraktım...

~~~

Uyandığımda üstümde geldiğimde hâlâ üzerimden çıkarmayıp onlarla yattığım kıyafetlerim yoktu onların yerine siyah ve rahat pijamalar vardı. İlk birkaç saniye bunu önemsemedim fakat daha sonra dank edince harelerim yuvalarından çıkarcasına endişeyle açıldı. Evi inletircesine bir çığlık köprü dudaklarımdan. Sonra birkaç kişinin merdivenlerden çıkan ayak seslerini duydum. Kapımın hemen önüne gelince durdular ve kapıyı çalmaya tenezzül bile etmeden içeriye daldılar.

İlk önce içeriye giren kişi benim yaşlarımda beyaz tenli sarı saçlı kısa boylu bir kızdı gözleri turkuaz burnu hokkaydı yüzündeki makyaj hafifti ve doğal görünümünü neredeyse fazla bozmuyordu Ardından tanıdığım yüzler girdi odaya ellerindeki silahlarını her ihtimale karşı etrafa tutup tetikte kalarak. Yaman "Neden ortalığı yıkıyorsun!?" Diye sorduğunda sadece dördüne bakıp kalmıştım. Aklımdaki tek soru şuan bu kadının kim olduğuydu. Yoksa onu da benim gibi kaçırmışlar mıydı? Ya da kız onlardan biri olabilir miydi? Bunları daha sonra düşünmem gerektiğini asıl sormam gereken konuyu hatırlayınca elinin tersiyle itmek durumunda kaldım. Titrek bir sesle;

"Ü-üzerimi k-kim değiştirdi?" Dedim. Kız yavaşça elini kaldırdı ama gözlerimin içine bakmak yerine daha çok yere bakıyordu. En sonunda "Ben değiştirdim sakin olabilirsin. Zaten buraya senin için geldim." Dedi. Benim için mi? Ne demek istediğini anlamadığım için anlamaz gözlerle baktım kıza. Tabii o bana bir süre bakmadı ve nasıl baktığımı bile görmedi harelerini sadece birkaç saniye için yüzümde gezdirdi o sırada Yaman ve diğer adamlar oflayarak silahların emniyetini açıp bellerine yerleştirdiler.

"Bir daha öyle salak saçma bağırma buralarda aptal kadın tek bir hatan canına mâl olabilirdi!" Bakışlarım ona döndüğünde harelerine öfkenin bulaştığını gördüm. "Emredersiniz, başka bir isteğiniz? Nerden bilebilirdim bir kadının gelip de benim üstümü değiştirdiğini? Buraya geldiğimde sizden başka hiç kimse yoktu ne düşünmemi bekliyorsun acaba?" Diye yükselme girişimlerime engel olup sadece "Tamam bir daha olmaması için dikkat ederim." Dedim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.