Okulun koridorları sabah ışığında parlıyordu ama Deniz için her şey soluktu.
Kalabalığın içinde yürüyordu ama sanki hiç kimse onu görmüyordu.
Ya da daha kötüsü… herkes onu görmezden gelmeyi seçmişti.
Sınıfa girdiğinde ilk dikkatini çeken şey sessizlik değildi.
Sessizliğin içindeki gerginlikti.
Arka sırada bir kız oturuyordu.
Saçları dağınık, bakışları boş ama derindi.
Sanki bir şeyleri çoktan tüketmiş gibiydi.
Mira.
Deniz o an hissetti:
Bu kız sıradan değildi. Hiç olmamıştı.
Teneffüste Deniz telefonunu kontrol ederken bir bildirim geldi.
Bilinmeyen numara:
“Buraya ait olmadığını sanıyorsun. Ama herkes ait olmadığı yerde başlar.”
Deniz mesajı silmedi.
Ama okuduğu anda içinde bir şey değişti.
Koridorun sonunda üç kişi vardı:
Bir kız (Selin) herkesin ortasında, sanki görünmez bir tahtta oturuyordu.
Bir çocuk (Aras) herkese gülüyordu ama kimseye güvenmiyordu.
Ve bir diğeri (Kaan)… sanki hiçbir şeyin içinde değildi, sadece izliyordu.
Deniz onların yanından geçerken Aras bir an başını kaldırdı.
Ve o bakışta tek bir şey vardı:
“Sen de buradasın artık.”
Gece olduğunda Deniz aynaya baktı.
Ama gördüğü şey kendisi değildi.
Sanki biri daha vardı.
Ve o biri, yavaş yavaş onu ele geçiriyordu.