İçeriğe geç

ETHER (BAŞLANGIÇ)

Bölüm 15 · 10 dk okuma

ETHER (BAŞLANGIÇ)

Bölüm 15

10. Bölüm: Ether Başlıyor

SAAT 22:30

Hina'nın şişmiş gözleri etrafa uykulu uykulu bakıyordu, yüzünde şapşal bir gülümseme vardı ve onun ilklerini deneyimlerken bu mutluluğuna şahit olmak beni duygulandırıyordu.

BRUCE:(Heyecanla) Sonra Felix adamın kollarını arkadan kavradı bend-

TİNA:(Alay ederek) Ne! Felix adamın kollarını mı kavradı?

Tina sesli bir kahkaha attı ve diğer kızlarda ona eşlik etti.

FELİX: Bu kadar belli etmesen mi?

TİNA: Neyi?

FELİX: Beni kıskandığını.

TİNA: Ezik olmayı daha önce hiç istememiştim.

FELİX: Eziğin peşin-

Dış kapı sert bir şekilde çaldı ve hepimiz ayağa kalktık Hina'yı arkama alıp kolunu tuttum, sanırım tekrar bir olay yaşamak istemiyordu tedirgin bir şekilde bana bakıyordu.

EMERY: Açacak mısınız?

MJ:(Derin bir nefes vererek) Ha Emery'miş.

Kapıyı Mina açtı ve onu içeri aldı hepimiz yerimize oturduk ve birbirimize bakmaya başladık.

ARTUS: Normalde bu kadar korkmazdık.

MARK: Neden herkes bu kadar panik davrandı?

ERON: Bence senin Camilla'yı koruma iç güdün ağır bastı.

BRUCE:(Gülerek) Çok doğru dostum, suratını görmen lazımdı.

CAMİLLA: Birde kabullenmez.

MARK: Eski bir alışkanlık, hepsi bu.

ERON: Demek ki vücudun engel olamıyor.

Tina sonunda yanında tuttuğu kocaman kutuyu çıkarmıştı, hepimiz onun hareketlerini izledik.

FELİX: Ne o eksik X kromozomun mu?

TİNA: Hayır senin olmayan beyin hücrelerin.

MJ: Daha farklı laf sokmanı beklerdim.

TİNA: Olmayan erkekliğin dersem, erkekliğe ayıp olurdu.

FELİX: Sanırım bunları söylemek için çok düşünüyorsun, güzel bana kafa yormanı sevdim.

TİNA: Sana kafa yormuyorum Felix, kafa yorsam daha farklı olurdu.

ARTUS: Sahi o kutu ne?

TİNA: Hina için küçük bir hediye.

Tina kutuyu Hina'ya uzattı, o büyük bir heyecanla kutuyu eline ve gülümseyerek bana baktı.

HİNA: Eron bak! hediye hem de benim için.

Onun bu hali her ne kadar beni deli etse de Tina'nın ona bu kadar ilgili olması beni daha çok deli ediyordu ve elimde olmadan ona dik dik bakıyordum.

ERON:(Tina'ya bakarak) Evet çok güzel, şimdi ona teşekkür edelim.

Hina gidip hızla Tina'nın boynuna atladı.

HİNA: Çok teşekkür ederim Tina!

TİNA: Rica ederim Hina, artık sende bizden birisin.

HİNA:(Büyülenerek) Sizden biri. . .

Neden bu kadar sevinmişti ki? Biz iyi insanlar değildik, başkalarına zarar verirdik onların cezalarını kanunlara göre vermezdik. Sadece ölümü uygun görürdük. . .

ARTUS: Pentagon'la neden iş yapıyorsun Eron?

MARK: Bunun ne yeri ne vakti.

ERON: kiminle iş yapıcağım seni ilgilendirmez, Artus.

Artus önündeki bardaktan bir yudum daha aldı.

ARTUS: Sadece merak ettim.

CAMİLLA: Hina, kutunu açsana.

Küçük meleğim onu gülümseyerek başıyla onayladı ve kutusunu açtı, gözleri büyüdü ve şaşkınca bana baktı.

HİNA: Eron bunlar ne? Bir şemsiye ve yüzük, ah bu ruj mu?

Kutuya bir göz attım, ruj pistol olduğu belli oluyordu bir şemsiye vardı bu yüksek ihtimalle katanalıydı, şok tabancası ve bıçaklar. Ama o. . . benim gözlerimi büyüleyen hayatıma anlam yükleyen küçük bebek, o bana ait değildi. Benim olmasını o kadar çok isterdim ki. . . ona resmen aşığım evet bunu kabulleniyorum.

MJ: O nedir?

ERON:(Dalgın) Sig sauer. . .

Onu elime aldım ve duruşuna baktım, elimde küçük duruyordu ama o kadar şirindi ki.

HİNA: Tina, bunlar benim mi?

TİNA: Evet kızım, harikalar değil mi?

BRUCE:(Gülerek) Hina bizi öldürme.

FELİX: Tina işini biliyorsun, seni yalak.

TİNA: Bunu sen diyince sallamadım.

Bu esnada Emer, Mina Camilla ve Mark Hina'ya silahları anlatıyordu. Bir dakika ne? Ona benim anlatmam lazım.

ERON:(Sinirle) Hadi gidin evinize.

Herkes şaşkınca bana baktı ve sesleri kesildi.

HİNA:(Sakince) Eron iyi misin?

Hayır Hina bana her ne kadar böyle yaklaşsan da yumuşamayacağım.

PENTAGON'UN ANLATIMINDAN

" Baksanıza ne kadar ciddi."

" Acaba ajan falan mı?"

" Bir örgütte olduğuna eminim."

Adımlarımı durdum ve karşımda parasandan başka hiçbir şeyi olmayan zavallıya baktım.

LAZARUS: Vay vay vay, Pentagon dedikleri sensin demek.

PENTAGON: Evet benim, sen kimsin?

LAZARUS:(Alaycı) Espritüel olduğundan bahsetmediler.

PENTAGON:(Ciddi) Çünkü değilim.

LAZARUS: Öylemi, ben tam tersi sanmıştım.

PENTAGON: Sadede gel.

Adam çekmecesine doğru ilerledi ve birkaç kağıt çıkardı, biraz bakttıktan sonra hepsini önüme attı. Eğilip almaya kalkışmadım bile, çok istiyorsa ben onun önüne kemik atabilirdim.

LAZARUS: Alsana.

PENTAGON: Alıcak bir şey göremiyorum.

Adam biraz güldü ve önüme gelip kağıtları yerden alıp bana uzattı. Ben olara bakarken sigarasını çıkarıp yaktı. Sayfalar dolusu kağıt ve dikkatimi çeken bir yazı " ETHER PROJESİ" gözlerimi kısıp kağıdı dikkatlice okudum bu neydi böyle? Okuduklarıma inanamıyordum bu mümkünmüydü, tek bir mimik oynatmamaya çalıştım bu kağıtları Eron'a göstermeliydim.

LAZARUS: Evet Pentagon, şimdi soruyorsun ki neden ben. . .

PENTAGON: Bunun cevabını zaten öğreneceğim, senden almama gerek yok.

LAZARUS: Bir devlet adamıyla konuştuğunu untuyorsun sanırım.

Yüzüne baktım ve devamını getirmesi için dikkatlice onu dinledim.

LAZARUS: Gücün ve sadıklığın beni büyüledi açıkçası, ve zekan.

PETAGON: Devam et.

LAZARUS: Bunları devlet binasındakiler bile bilmiyor, sadık bir sağ kola ihtiyacım var.

ERON'UN ANLATIMINDAN

Saat gece 00.22 ydi Hina hala daha uyumuyordu ve heyecanla bana oyuncaklarını soruyordu.

HİNA:(Heyecanla) Eron bunu nasıl kullanıcam?

Silahını tam kafama doğrulttu ve gülümseyerek bana baktı.

ERON: Hey ağır ol küçük hanım, onu bana doğrultma.

Silahın namlusunu tuttum ve yavaşça indirdim.

ERON: Sana hepsini öğreticem, ama daha farklı bir fikrim var. Tina sağ olsun benden hızlı davrandı.

HİNA:(şaşkınca) Nasıl yani?

ERON: Yarın hepsini öğrenmek istiyorsan şimdi erken uyumalısın.

HİNA: Ama Eron dondurma yiyecektik.

Evet doğru, ona bir kutu dondurma almıştım ve yemek için çok heyecanlıydı. Ayağa kalktım ve mutfağa doğru ilerledim Hina'da peşimden gelmeye başladı ona döndüm ve kaşlarımı çatarak baktım.

ERON: Her yere peşimden gelmene gerek yok.

Kaşlarından anladığım kadarıyla üzülmüş mimikleri onu hemen ele veriyordu mutsuzca kıvrılmış dudakları aralandı ve onu umursamadan arkamı döndüm.

HİNA:(Sessizce) Eron. . . neden böyle yapıyorsun?

Ona karşı yumuşayamazdım, bana bel bağlayamazdı yakında zaten ayrılırdık benimle daha fazla kalamaz ve bu dünyada kimseye karşı duygu, güven besleyemez bunu öğrenmeli.

ERON: Nasıl davranıyorum?

HİNA: Bilmiyorum ama tarif edemediğim bir şey oluyor. . .

ERON: Tamam tarif etmeye başlayınca anlatırsın.

Yüzü yeniden düşmüştü ve gidip salona oturmuştu, bende dolaptan dondurmayı çıkarıp küçük kaselere koydum. Normalde buna zahmet etmezdim ama Hina kibar bir kızdı direkt kutudan yemek pek ona göre değil bence. Onun dondurmasının üzerine bir tane kiraz ve bir parça çikolata koydum.

ERON:(Kendi kendine) kremşanti nasıl olurdu. . .

Bunu düşünürken çenemi tuttum ama sanırım kremşanti gerçekten gereksiz olurdu ondan vaz geçtim ve dondurmaları salona götürdüm. hina başını eğmiş ayaklarını sallıyordu ve parmaklarıyla oynuyordu. Onu gerçekten üzüyorum ama zamanla buna alışır ve bana karşı soğur.

ERON: İşte bu seninki.

Dondurmayı ona uzatınca gözlerinin içi parladı ve titreyen elleri ellerime doğru uzandı. Bu kadar mı halsiz ve güçsüzsün? Yüzünde buruk bir gülümseme vardı ve tatlı kaşını yavaşça dondurmaya götürüp dudaklarını araladı, küçük bir parçayı ağzına alıp şaşkın ama büyülenmiş gözleriyle bana baktı.

HİNA: Eron bu soğuk ve. . .

ERON: Tatlı.

HİNA: Yani tatlının tadı bu mu?

ERON: Nasıl yani?

HİNA: kediler tatlı, sen tatlısın. . . sizin tadınız böylemi?

ERON: Hayır Hina benim tadım daha farklı.

HİNA: Nasıl yani?

ERON: Bakmak ister misin?

Ellerimi kemerimi götürdüm ve sonrasında kendime gelip hızlıca çektim, o ise masum bakışlarını bana sunuyordu va kafası tam da olmasını istediğim hizadaydı. ben ayaktaydım o oturuyordu.

HİNA: Hadi Eron, bana tadını ver.

ERON:(Sertçe) Hina sus.

Arkamdaki koltuğa oturdum ve dondurmamdan bir kaşık aldım o ise yine mutsuzca yere bakıp dondurmasını yiyordu. Birden inledi ve kaşlarını çatarak bana bakmıştı, sol gözü yaşarmıştı. Hızlıca yanına koştum ve yüzünü avuçladım.

ERON:(Endişeli) Hina ne oldu iyi misin?

HİNA: Eron beynim acıyor.

ERON:(Gülerek) Hızlı yeme.

Başını salladı ve yüzüme bile bakmadan dondurmasını yemeye devam etti, Hina bana küsmüşmüydü? Onun bu hali gerçekten çok şirindi bana bakıyordu ve hızlıca bakışlarını çevirip bakmıyormuş gibi yapıyordu.

ERON: Beğendin mi?

HİNA: Hıhım.

ERON: Her ne kadar dünyadan uzak yaşasan da, trip atmak kızlarda genetik galiba.

HİNA: Trip?

ERON: Yani, küslüğünü ve kırgınlığını bu şekilde belli etmek.

HİNA: Küsmek? Ama nerem kırıldı?

ERON: Bunları anlaman için yaşaman lazım.

Hina düşünceli bir şekilde yeniden dondurma kasesine döndü, onu yedikçe kıkırdıyordu ve mutlu oluyordu. Küçücük şeylerle mutlu olması beni bir kez daha ona hayran kılıyordu, geceye yaklaştığımız için hava daha çok serinlemeye başlamıştı. hina için uygun sıcaklıkta bir ortam yaratmaya çalışıyordum ısıtıcıların derecesini arttırmam lazımdı. Dondurmamı sehpaya koydum ve ayağa kalktım, Hina meraklı gözlerle beni izliyordu ona ne var dercesine başımı salladım ve bana aynı hareketi yaptı.

ERON: Ne oldu yani neden bakıyorsun?

HİNA: Bakamaz mıyım?

ERON: Bakamazsın.

Ona şaka amaçlı takılıyordum ve kaşlarımı çatıp onun hizasında gövdemi eğdim.

HİNA: Sana mı sorucam? Bakarım.

ERON: Evet bana bakıyorsun bana sorucaksın.

HİNA: Gözler benim.

ERON: Bedende benim.

Hina hızlıca elini kaldırdı ve bana aniden kendince sert bir tokat attı, yüzündeki öfke dolu bakışlar onu daha da şirin yapıyordu. Yanağımı tuttum ona canım yanmış gibi baktım, birkaç adım geri çekildim ve yüzümü kapatıp ağlıyormuş gibi yaptım. Hina hızlıca yanıma geldi ve bana sarılıp ağlamaya başladı.

HİNA: Eron, çok özür dilerim.

Cevap vermedim biraz daha bana sarılmasını istiyordum, ses çıkarmıyordum ve yüzümü kapatıyordum.

HİNA: Eron beni affet çok özür dilerim.

ERON: Bir şekilde affedebilirim.

HİNA: Nasıl?

Yüzümü açtım ve ona yanağımı gösterdim bana anlamsızca bakmaya devam ediyordu.

ERON:(Kibarca) Senin içinde sakıncası olmazsa öpebilir misin?

HİNA:(Gülümseyerek) Çok naziksin.

Hina göz yaşlarını silerek dudaklarını bana doğru yaklaştırdı, ona bunu yapmam uygun değildi ama yumuşak küçük dudaklarını hissetmeyi çok istiyordum. Dudaklarını yanağıma değdirip küçük bir öpücük kondurdu, kalbimin teklediğini hissediyordum o kadar tatlı ve güzeldi ki. Bunu ilk kez yaşıyordum ve Hina sadece bu öpücükle beni kendine bağlayabilirdi. Beni annem bile öpmemişti, belki de buna vakti ve fırsatı olmamıştı. . .

ERON: Teşekkür ederim Hina.

HİNA: Rica ederim, peki beni affettin mi?

ERON: Evet affettim.

Hina gülümseyerek kenara çekildi ve yeniden beni süzmeye başladı. Bende ayağa kalkıp ısıtıcıların derecesini arttırdım, salondan Hina'nın hayal kırıklığına uğramış sesi geldi "Olamaz" demişti ve bende bu yüzden koşarak salona geri dönmüştüm.

ERON:(Endişeyle) Hina ne oldu?

HİNA:(Dudaklarını büzerek) O iyi mi?

Dondurmasını işaret ediyordu, eridiği için su gibi olmuştu ve Hina ona hüzünle bakıyordu.

ERON: Sıcakta kaldığı için erimiş.

HİNA: Erimiş. . .

Yine yeni öğrendiği şey için beni tekrar ediyordu ve mimiklerimin, hareketlerimin aynısını yapıyordu. Ellerimi onun saçlarına doğru götürdüm tam okşayacağım esnada kapı hızlıca çaldı. Temkinli adımlarla kapıya gittim Hina'ya sessiz olmasını işaret ettim ve onu arkama aldım.

ERON: Kim o?

PENTAGON: Eron benim, Pentagon.

Kapıyı açtığım an da hızlıca içeri girdi ve kapıyı kapattı telaşlı bir şekilde etrafa bakındı sonra cama yöneldi ve biraz baktıktan sonra perdeleri çekti.

ERON: Takip edilmemişsin.

PENTAGON: Evet etraf temiz, izimi kaybettirmek kolaydı.

ERON: Ne oluyor anlatıcak mısın?

Pentagon elindeki bir kaç kağıdı bana uzattı, "ETHER PROJESİ" yazılı bir başlık vardı ve Hina'nın fotoğraflarıda vardı, göz ucuyla Hina'ya baktım beni izliyordu ve ona bakınca dudaklarını hızlıca araladı.

HİNA: Eron sorun nedir?

ERON: Ether Projesi: Gizli Devlet Raporu

Proje Adı: Ether Projesi

Proje Yöneticileri:

Başkan Lazarus Grimworth

Başkan Viktor Morbide

Başkan Griffin Sanguine

Başkan Cassius Vile

Başkan Alexander Grey

Savunma Bakanı Jonathan Reed

Sağlık Bakanı Dr. Emily Clarke

General Marcus Blackwood

Dr. Evelyn Carter

Senatör Richard Hayes

Albay Sarah Mitchell

Proje Amacı: Ether Projesi, insanları daha güçlü ve dayanıklı hale getirmek amacıyla başlatılmış gizli bir devlet projesidir. Projenin temel hedefi, genetik mühendislik ve biyoteknoloji kullanarak insan vücudunu geliştirmek ve askeri operasyonlarda üstünlük sağlamaktır. Toplumsal kuralların değiştirilme ve her türlü uçun yasal hale getirilme sebebi ise; İnsanların duygusal ve düşünsel anlamda daha farklı olması, projenin olası riski ve tehlikesinde bunu umursamayacak hale gelmesidir. Bu insanlar birer robot gibi olacağı için projenin başarısız olma durumunda güçlü bireyler bununla rahatlıkla başa çıkabilecektir.

Proje Süreci:

Araştırma ve Geliştirme: Proje, Dr. Evelyn Carter liderliğinde genetik mühendislik ve biyoteknoloji alanında yapılan kapsamlı araştırmalarla başladı. İnsan DNA’sı üzerinde yapılan deneyler, fiziksel ve zihinsel yetenekleri artırmayı hedefliyordu.

Deneysel Aşama: İlk denemeler, gönüllü askerler üzerinde gerçekleştirildi. Bu aşamada, genetik modifikasyonlar ve biyoteknolojik implantlar kullanılarak insan vücudu güçlendirildi. Ancak, bazı deneklerde beklenmedik yan etkiler gözlemlendi.

Kontrolün Kaybedilmesi İhtimali Sonucu: Proje, beklenmedik bir şekilde kontrolden çıktı. Denekler, zombi benzeri yaratıklara dönüşmeye başladı. Bu durum, projenin askıya alınmasına ve gizli tutulmasına neden oldu.

Sonuçlar ve Etkiler: Ether Projesi’nin başarısızlığı, dünya genelinde bir zombi salgınına yol açtı. Salgın, hızla yayılarak toplumda büyük bir kaosa neden oldu. Projenin yaratıcıları, salgını durdurmak için çözüm arayışına girdi, ancak henüz kesin bir çözüm bulunamadı.

Gizlilik ve Güvenlik: Proje, en üst düzeyde gizlilikle yürütülmektedir. Projeyle ilgili tüm belgeler ve veriler, sıkı güvenlik önlemleri altında saklanmaktadır. Proje hakkında bilgi sızdıran veya yetkisiz erişim sağlayan kişiler, ağır cezalarla karşı karşıya kalacaktır.

Gelecek Planları: Projenin başarısızlığına rağmen, araştırmalar devam etmektedir. Dr. Evelyn Carter ve ekibi, salgını durdurmak ve insanlığı kurtarmak için yeni çözümler üzerinde çalışmaktadır. Projenin geleceği, bu araştırmaların başarısına bağlıdır.

ERON: Sen bunu nerden biliyorsun?

PENTAGON: Lazarus, sağ kolu olmamı istedi.

ERON: Nedeni neymiş?

PENTAGON: Onu koruyacak sadık bir hizmetkar gerekiyormuş kısacası.

HİNA: O zaman proje başarısız mı oluyor?

PENTAGON: Onu nerde çıkardın?

HİNA: Korunmaya ihtiyacı varsa, başka bir açıklaması olamaz.

Aferin Hina, düşündüğümden çok daha zekisin.

ERON: Veya git gide kötüye gidiyor.

PENTAGON: Engelleyebilir miyiz?

ERON: Yarıları kadar bile değiliz.

PENTAGON: Yani?

ERON:(Ciddi ve soğuk) Engelliyoruz.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

18. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

3 yorum