İçeriğe geç

ETHER (BAŞLANGIÇ)

Bölüm 12 · 9 dk okuma

ETHER (BAŞLANGIÇ)

Bölüm 12

8. BÖLÜM: Hayaller

HİNA'NIN ANLATIMINDAN

Karanlık, hiçbir şey göremiyorum hoşuma gitmeyen bir koku burnumdan genzime doğru gidiyor.

" Evet Eron'un küçük prensesi ne kadar da tatlısın böyle."

Bu adam kimdi? Benden ne istiyor hiçbir şey anlamıyorum her şey birden karardı ve şuan neredeyim kimlerleyim bilmiyorum.

HİNA:(Endişe ile) Siz kimsiniz?

"Ahh korkma Hina, korkun bile beni etkiliyor."

Ellerimi hareket ettirmeye çalıştım ama olmuyordu, soğuk bir şey bileklerimi sarmıştı.

HİNA: Eron beni bulucak.

" Eron seni bilerek bizim ellerimize bıraktı, Hina."

HİNA: O zaman onun bir bildiği vardır.

" Eron'a çok güveniyorsun değil mi?"

HİNA: Bunun ne olduğunu öğrendim ve evet ona gerçekten güveniyorum."

Büyük bir sarsıntı oldu ve oturduğum yerde zıpladım.

" Hahahaha çok tatlısın."

Biz şuan neredeydik bilmiyordum ama garip ve kötü hissediyordum.

ERON'UN ANLATIMINDAN

Sert bir yumruk daha ve yüzüme sıçrayan başka bedenin kanları.

TİNA: Dur artık!

FELİX: E-eron.

Felix'in boğazını sıkmaya başladım ve tam bu esnada şakağımda bir soğukluk hissettiğim.

TİNA: Bırak onu dedim, öldürüceksin!

ERON: Sen az önce bana mı silah doğrulttun, aciz fahişe.

Onun silahını hızla elinden aldım ve uzak bir yere fırlattım.

FELİX: Eron, önce Hina'yı bulalım sonra ne yaparsan yap.

Bu mantıklı geliyordu ama öfkeme hakim olamıyordum.

ERON: O senin yüzünden yok!

Belkide bu gece onu koynumda yatırabilirdim, ancak o şimdi yok.

FELİX: Bak onu bulmamız gerek.

ERON: Bulucam, ama seni öldürdükten sonra.

Boynundaki ellerimi sıkılaştırdım ve Felix'in karşımda ki çırpınışlarını izledim.

TİNA: Eron kes şunu, o senin kardeşin.

Kardeşim, Felix benim kardeşim, kardeş...

HİNA'NIN ANLATIMINDAN

Gözlerimden bir şey kalktı ve her şeyi görmeye başladım bir tane adam tam karşımda duruyordu siyah saçlı beyaz tenliydi ve gözleri bana az önceki karanlığı anımsatıyordu.

" İyi işti sizinle anlaşma yapmak harika."

Bir adam geldi ve siyahlar içinde gömülmüş olan oğlanın elini sıktı.

" Bundan karşılık alıcam."

" Ne istiyorsun, söyle."

" Ayin törenini yarın yapıcaksınız, bu gece kız benimle."

" Güzelliği birlikte tadalım."

" Benimle dedim."

" Heey sakin ol, tamam senindir."

Neler oluyordu anlamıyordum karşımda simsiyah biri ve hafif koyu tenli beyaz saçlı biri vardı beyaz saçlı olan pahalı bir takım elbise ve omuzlarında kürkle asaletini belli etmeye çalışıyordu. Diğeri ise siyah kıyafetleri siyah deri eldivenleri ve kemerinde bıçaklarla karşımda duruyordu, keskin bakışları vardı tıpkı Eron'un ki gibi.

HİNA: Siz kimsiniz!

" Bizim için bir oda ayarlayın."

" Bunu hallediyorum."

Beyaz saçlı adam arkasına döndü ve bir kaç adama kafasıyla işaret yaptı, bir sandalyede oturuyordum tüm bedenimi iplerle bağlamışlardı. Siyah saçlı oğlan bana doğru geldi, ince uzun ve byeaz parmakları çenemi nazikçe tuttu." Onu çözün."

" Duydunuz, hadi."

İpleri çözdüler ve ayağa kalkmaya çalıştım ancak bacaklarım yine kitlenmişti.

" Kalk."

Siyah saçlı oğlan çok ciddi konuşuyordu. Kalkmayı tekrar denedim ama bu mümkün değildi.

" Kalkamam."

" Neden?"

" Eron'la anlaşmalıysanız bunu size söylemiş olmalı."

" Bahsetmedi."

" Çünkü onunla bir alakanız yok, beni burada tutma sebebinizi bilmiyorum ama Eron gelicek o zaman onunla konuşursunuz."

" Hahahaha küçüğüm böyle konuşma korkuyoruz."

Beyaz saçlı adam resmen benimle alay ediyordu bende ona gözlerimi devirdim ve siyah saçlı oğlana döndüm, çok düşünceli duruyordu gözleri bacaklarımı süzüyordu.

" Güzel bacakların var."

Ona bir şey demedim yüzüne bakmaya devam ettim, bir süre sonra kolları bedenimi sardı ve beni kucağına aldı.

" Oda nerde?"

" Üst katta efendim sizi götüreyim."

O beni kucağında merdivenlerden yukarı çıkarken ister istemez ürperiyordum bana ne yapıcak bilmiyordum ve Eron'u çok fazla özlüyordum. Uzun koridorda yürürken bir odanın önüne geldik bizi buraya kadar getiren adam yanımızdan ayrıldı. Odaya girince siyah saçlı oğlan kapıyı arkamızdan kapattı ve kilitledi.

" Seninle işimiz var Hina."

ERON'UN ANLATIMINDAN

Felix'i bırakalı yarım saat oluyordu Tina onun yaralarına pansuman yapıp kanamasını durdurmaya çalışıyordu.

ERON: Kameralardan kontrol edelim.

FELİX: Ekip toplantıda.

ERON: O zaman toplantıdan çıksınlar.

Felix telefonunu çıkarıp kulağına götürdü bir kaç saniye bekledikten sonra telefon açıldı.

MJ: Evet felix toplantıdayız bilmiyor musun.

FELİX : Eron yanımda.

MJ: Bir sorun mu var nasıl yardımcı olabilirim.

TİNA: Tam bir şerefsiz sürüsü.

FELİX : Eron un sevd-

ERON: Felix!

FELİX: Şey bir kız kayboldu kameralara erişmemiz gerek.

MJ: Tamam hallediyoruz, beyler bayanlar toplantı iptal yarın gelin.

KALABALIK: Eron' a saygılarımızı iletin.

Felix telefonu kapattı ve bana döndü.

FELİX: Çok fenasın yerinde olmak isterdim.

TİNA: Ona taşaklısın denir ucube.

FELİX. Bir kıza argo yakışmıyor.

TİNA: Evet ve ben bir kadınım.

ERON: Her türlü batıyorsun Felix, sus bence.

FELİX: Çok haklısın.

HİNA'NIN ANLATIMINDAN

HİNA: Yani hiçbir şey anlamıyorum.

PENTAGON: Bu kadar basit işte, her şey Eron'la benim küçük oyunumuz.

HİNA: Anlıyorum.

Pentagon siyah büyük cepleri olan ceketini çıkardı içinde siyah bir tişört vardı onu da çıkarıp arkasını döndü. Kıyafetlerini sandalyenin üzerine bırakırken bende onu inceledim , sırtında bir hançer dövmesi vardı kırmızı bir duman görüntüsüyle süslenmişti. Sırt kasları çok gelişmişti ve ben onu daha fazla inceleyemeden kafasını hafifçe çevirip yan gözle bana baktı.

PENTAGON: İlk defa mı gördün?

HİNA: Hayır Eron'da da var.

PENTAGON: Eron çekici adamdır.

HİNA: Nasıl neyi çekiyor?

Pentagon bana doğru yaklaştı boyu benden çok fazla uzundu, ince ucun parmakları ile tekrar çenemi kavradı ve dudaklarımızı birbirine çok fazla yaklaştırdı.

PENTAGON: Seni çekiyor, senin beni çektiğin gibi.

HİNA:(Kafasını hafifçe geri çevirerek) Anlamıyorum.

PENTAGON: Anlamak zorunda değilsin Hina, kafamda bin rütlü senaryo kuruyorum.

HİNA: Nasıl senaryolar?

Pentagon boynuma doğru eğildi, soğuk burnu tenime temas etti ve uzun bir nefes çekti.

PENTAGON: Sigara senden sonraki bağımlılığım olucak.

HİNA: Sigara zararlı, sigara öldür-

PENTAGON: Eron sana sahip olmadan sana sahip olmak istiyorum.

HİNA: Sahip olmak?

PENTAGON: Yani, seninle sevişip bedenlerimizi birleştirmek istiyorum.

Hayır bu kötü bir şey bu uygun değil, ama Eron yapmadan dedi yani eğer Eron yaptı dersem işler değişir.

HİNA: ha biz onu Eronla yaptık.

PENTAGON:(Kıkırdayarak) Nasıl.

HİNA: Basbayağı.

PENTAGON: Anlatsana.

Nasıl anlatmam gerek neyi anlatmalıyım, isimleri neler?

PENTAGON: Eron pek öğretememiş anlaşılan, istersen ben sana detaylı anlatabilirim.

HİNA: Mesela buradakinin adı ne?

Onun pantolonunu işaret ederek sordum ve büyük bir kahkaha patlattı.

PENTAGON: İşaret parmağını oradan çek yoksa, her yerinle temas etmek zorunda kalıcak.

HİNA: Nasıl yani?

PENTAGON: Hina o benim kalın ve uzun aletim onu içine alabilir misin?

HİNA: Eronun ki daha büyük.

Pentagon arkasına döndü ve saçlarını tutup derin bir çekti.

PENTAGON: Ama benimki daha çok rahatlatır.

HİNA: Nasıl yani?

PENTAGON: Yapmadınız değil mi?

HİNA: Neyi?

PENTAGON: Evet yapmamışsınız.

ERON'UN ANLATIMINDAN

Evet Hina'nın nerde olduğunu biliyorum, Pentagon'a gram güvenim yok ama bunu yapmak zorundayım o Hina'yı onlardan korur ama kendinden korur mu? Onu bilmiyorum işte.

MJ: Şimdi Kristal kafataslarının malikânesini basıyoruz.

TİNA: Felix! Tabancamı ver baş belası.

FELİX: Kadınlar ne zamandan beri silah kullanıyor?

TİNA: Erkekler onları yüz üstü bıraktığından beri.

FELİX: Aldım mesajı.

ERON: herkes çok dikkatli olucak en ufak bir hata istemiyorum.

MARK: Eron, burada lider benim senin tehlikeli olman emirler verebileceğin anlamına gelmiyor.

ERON: Liderlerde olur Mark, ve bunu tehlikeli adamlar yapar.

Mark gözlerini devirdi ve başka bir yüne baktı bende silahlarımın hepsini doldurdum artık hazırdım. bir süre sonra herkes hazırlandı ve arabaya bindik.

EMERY: Şimdi Hina, Pantagon'un elinde ve siz ortaksınız öylemi?

ERON: Evet, ona güvenmek zorundayım, yoksa Hina ölücek.

EMERY. neden Hina'yı bu kadar çok umursuyorsun.

Felix ve Bruce kıkırdamaya başladı.

ERON: Kesin sesinizi!

TİNA: Dedikoducu ibne iki dakikada ne ara kaynattın.

FELİX: Kano Eron'sa her dakika çekiştirebilirim.

ERON: Kanında var bu çocuğun.

Mark başını başka bir yüne çevirmiş dudaklarını büzüyordu, sanırım oda gülmemek için zor duruyordu.

ERON: Bir sorun mu var, Mark?

MARK:(Eron'u taklit etmeye çalışarak) İnsanlardan nefret ediyorum özellikle onların aciz duygularından.

Herkes gülmeye başladı.

TİNA:(Eron'u taklit etmeye çalışarak) Felix! Hina'ya bir şey olursa seni yakarım.

ERON: Evet insanlardan nefret ediyorum.

Çünkü Hina bir melek.

MJ: Eron nasıl tanıştınız, anlatsana.

ERON: Yerini bil.

FELİX: İleri gidiyorsun şeker oğlan.

MARK: Geldik.

ERON: Bir dakika, Mj marketin önünde dur.

Mj arabayı durdu ve bende hızlıcı gidip bir dondurma aldım.

MİNA: O ne için?

ERON: Felix'in ağzına vericem.

TİNA: Siktir bu çok iyiydi.

Yeniden herkes gülmeye başladı, Mark arabadan inerken bana doğru yaklaştı ve elini omzuma koydu.

MARK: Eron, değişiyorsun çok şaşkınım.

ERON: Herkes değişir Mark, sevdiğimiz insanlar bizleri değiştirir.

O beni az çok anlıyordu sırlarımı çekinerek te olsa ona verebilirdim.

ERON: Bu dondurma erimeden Hina'yi elıcaz, eğer erirse hepinizi yakarım.

Bina'nın içine camlardan girdik, bunu yaparken üçüncü katı tercih etmiştik çünkü daha az dikkat çekerdik telsizimi çıkardım.

ERON: Pentagon, nerdesin?

PENTAGON: İkinci katta koridorun sonundaki kırmızı kapılı oda.

ERON:(Sessizce) Siktir.

EMERY: Ne oldu, ne oldu?

ERON: Hina ikinci katta.

TİNA: Onu rahatlıkla alabilirim, hepsini oyalayın yeter.

ERON: ben alıcam, sana ne oluyor?

TİNA: Git de beyaz atlı prens ol kaçırma.

Tina bunu söyleyince Felix ağzını kocaman açtı ve sessizce gülerken ıkınıyormuş gibi sesler çıkarttı.

ERON: Şempanze.

Sessizce ikinci kata doğru gittim, etrafta hiç adam yoktu ne yani burası korunmuyordu? Koridorun sonundaki kırmızı odaya geldim ve kapıyı hızlıca açtım. Güzel parlak gözler bana heyecan ve merakla bakıyor, küçük ayakları hareket etti ve koşarak boynuma atladı.

HİNA: Eron seni çok özledim.

ERON: Bende seni çok özledim Hina.

HİNA: Balım.

ERON: Balım.

PENTAGON: Balım?

ERON: Bu adam sana yanlış bir şey yaptı mı Hina?

HİNA: Hayır yapmadı.

PENTAGON: Artık buradan gidelim.

O haklıydı gitme vakti gelmişti ve Hina'yı elinden tutup hızlıca odadan çıktım. telsizi açtım.

ERON: Mark Hina bende.

MARK: Tamamdır.

Yüksesk silah sesleri, sis bombaları ve molotoflar atmosferde yerini aldı bina titrerken bende Hina'yı dışarı çıkardım.

15 DAKİKA SONRA

TİNA: Adamım bu çok zordu.

FELİX: kendi adına konuş ben çok zevk aldım.

Cebimdeki dondurmayı çıkardım ve Hina'ya verdim.

ERON: Hina, bu dondurma.

HİNA:(Sevinçle) Dondurma.

Onu eline aldı ve paketini açmaya çalıştı, yapamayınca ona yardım ettim.

BRUCE: Ha?

FELİX/ TİNA: Uzun hikaye anlamazsın.

Hina dondurmayı dudaklarının arasına soğukluğu hissedince aniden geri çekti ve kıkırdamaya başladı.

HİNA: Eron bu, inanılmaz!

MARK: Hey Hina, Eron bunun için çok uğraştı bir öpücüğü hak ediyor değil mi?

ERON: Kapa çeneni Mark!

Hina bana doğru yaklaştı ve yanağımı öptü bu gerçekten beni başka bir boyuta götürmüştü sanırım artık kalbim atmıyordu, güzel gözleri ile bana bakmaya devam etti.

EMERY: Fazla cilveli.

HİNA: Merhaba ben Hina.

Ona döndü ve elini uzattı.

EMERY: Merhaba Hina, bende Emery.

Onlar konuşurken Hina'yı izledim küçük kırmızı dili ile dondurmayı yalıyordu, bu çok şirindi ama başka şeyler hayal ediyordum. Onun dilinin benim bedenimin üzerinde gezinmesini istiyordum, kaslarım boynum, aletim. . . Bunun için her şeyimi verebilirdim. Hina bu gece seni yatağımda süs yapıcam, sana daha önce deneyimlemediğin şeyleri zirvede deneyimleticem. her yerini görücem ve her yerin bana ait olucak.

Karanlığın ardından gelen aydınlık, her yerimde iğrenç sızılar vardı bunlar tatlı bir kaşınma hissiyatı yapıyordu.

ERON:(Mırıldanarak) Harikasın Hina.

" Haha Hina aynen."

Başımı hafifçe yukarı kaldırdım ve gözlerimde bu hareketime eşlik edince karşımdakilerin Kristal kafatası örgütü üyeleri olduğunu fark ettim.

6 SAAT ÖNCE

Kırmızı kapıyı araladım ve silahımı doğrultarak içeri girdim, ancak içerisi boştu.

ERON:(İçinden) Hina neredesin?

Telsizime yöneldim.

ERON: Mark-

Başımda bir soğukluk hissettim, Pentagon seni şerefsiz.

6 SAAT SONRA

" Anlaşılan fazla rüya görüyorsun Eron, bırakta seni uyandıralım."

Bölüm sonu

3 yorum