İçeriğe geç

ESTERİA

Bölüm 7 · 5 dk okuma

ESTERİA

Bölüm 7

Sis Çizgisinin Ardı

“İnsan bazen kendi bedenine bile misafir olur; ruh geri döner ama oda onu hatırlamaz.” Bazen öyle anlar gelir ki, sanki hayat elini omzuna koymuş da “biraz dinlen” diye fısıldıyordur. O bildiğin düzen bozulur, olağandışı küçük olaylar üst üste yığılır; bir bakmışsın hiç hesapta olmayan şeyler seni içten içe yıpratmış. İnsan, kısa zamanda nasıl bu kadar yorulduğuna şaşırır ya hani… İşte o hâl, ruhun nefes nefese kalması gibidir. Bir oturuşta koskoca bir gün yaşamışsın hissi dolaşır içinden; ama yine de, o karmaşanın içinde bile bir yerde güçlenmeye çalışan tarafın sessizce ayaktadır... Gözlerimi açtığımda tavandaki çizgiler bana yabancı gelmemişti. Odamdaydım.Nefesim göğsümde sıkışmıştı; sanki burada olmamam gerekiyordu.Son hatırladığım… sadece bir ağırlık. Bir uğultu. Bir karanlık.Sonra düşüş.Bayılmış olmalıydım. Nasıl ya da neden — hatırlamıyordum. Ne ara buraya geldim?o da hafızamda yoktu.Ama kendimi odada buldum. Yatağımdan kalkıp oturmaya çalıştığım anda odanın içi yavaşça döndü.Her eşya kendi yerinde duruyordu ama hepsi bana yanlış açıyla bakıyormuş gibi geliyordu;sanki bu oda, benim için değil de başka bir Eflal için hazırlanmıştı.Bir süre hiçbir şey yapamadım.Sadece nefesimi dinledim.Her nefes alışımda içimde keskin bir yabancılık büyüyordu… sanki buraya ait değildim.Sanki bir şey beni dışarı çağırıyordu — nefesimin kıyısında, kulağımın en derin yerinde.Sonra bir ses geldi.Bir dal kırılma sesi gibi.Ama dışarıdan değil… tam da duvarların ardındaki sessizlikten.Kuru bir çıtırtı gibi. Yerimden kalkıp ayakta durdum bir süre. Etrafjma baktıkça o garip sarsıntı hala devam ediyordu ama beni asıl saesan ley olduğum yerden çok hafif de olsa bir rüzgârın saç uçlarımı hareket ettirecek kadar zayıf bir bulut esintisi gibi odamda esmesiydi. Açık ne bir cam vardı ne de kapı. O an hava değişti,koku değişti belkida kader değişti... İşte tam da o an anladım:Biri benim yanıma gelmişti. Yavaşça olduğum yerde kıpırdadım.Ayaklarım resmen beynim bile beni istemsizce pencereye götürdü; bilinçli bir karar değildi biliyordum fakat içimdeki o merak tutkusu tüm bedenimi ele geçirmişti. Perdeyi araladığımda gördüğüm şey… paranormal bir filmden çıkma gibiydi. Sis, evin etrafını kaplamış,penceremin önünden kıvrılıyordu.Kendi kendine hareket eden, sanki bir düşünceyi izleyen bir varlık gibi. Bir kurt gibi... Sonra sis bir an için yarıldı. O kurt görünümü ortadan kayıp oldu. Ve Sisli Kadın odamın içinde ortaya çıktı.Boyu belirsizdi, yüzünü seçemiyordum ama varlığı… tarif edilemez bir çekim yaratıyordu. Onu daha önce dün görmüştüm,bayılmadan önce. Kadın sisin içinden bir adım öne çıktı.Adımı duyulmadı; sis ayaklarının sesini yutmuştu.“Eflal,” dedi. Sesi yavaş ve sakindi. Tok bir şekilde isimimi dile getirmişti.Sesini dışarıdan değil, düşüncemin hemen içinden duydum. “Burada kalırsan unutursun. Gelmen gereken yer bu değil.” Ne oluyor? Neden ben? Benimle ne istiyor? Ama adımı o şekilde söylemesi… Sanki çok eski bir yerden tanıyormuş gibi. Sanki benden bir şey geri istiyormuş gibi. Pencereye bir an daha baktım. Oraya bakarak bir şey demek istemiştim ki sanki bedenimden ruhum çekilmiş gibi bir şey hissettim. Ve kadın artık pencerenin dibindeydi.Bir karışlık mesafe vardı sisle aramda.Kalbim göğsüme vurdu. Sesi dışarıdan bile duyuluyordu.Geri çekilmek istedim ama bacaklarım beni dinlemedi. Kadın o sesi ile tekrardan beynimin içinde konuşmaya başladı. “Yol açıldı.” Aklımda onlarca soru varken dilimden alelacele “Ben… nereye gideceğim?” dedim. Sesim bana ait değildi, titrek ve yabancı gibi çıkmıştı. O benim kafamın içindeydi fakat ben konuşmuştum. Kadın sis gibi kımıldadı önümde. “Buradan daha doğru bir yere. Ama acele etmelisin.” Kapıya yöneldim istemsizce. Sözlerim,hareketlerim hatta ben bile ben gibi değildim şuan. Yabancılık bazen bir kader değil, bir çağrıdır belkide. Bunh şuan tatsız bir şekilde deneyimliyordum. Kapı koluna dokunduğum anda odanın içindeki hava çatladı —duvarların içinde bir gerilme oldu, sanki zaman bir anlığına fazladan nefes aldı.Korkmuştum.Ama aynı anda garip bir ferahlık kalbime oturdu: Burada kalırsam gerçekten ölecekmişim gibi bir his… Kapıyı açtım. Otel gibi yerdenden dışarı çıktığımda sis ayak bileklerime dolandı anında.Adım attıkça sis yol açıyor, aramız bir süre sonra tekrardan kapanıyordu.Evin önündeki tanıdık taş patika buhar olup eridi; yerine uzayıp giden, daha önce hiç görmediğim bir sis yolu belirdi.Kadın yanımda yürümüyordu — sis içinden süzülüyordu, ayakları toprağa değmiyordu.Ben her adım atışımda taşların altında hafif bir kırık çizgi beliriyordu;sanki dünya, bu bu adımları kaydediyordu.Yol daraldıkça ağaçların dalları garip bir şekilde geriye doğru eğilmeye başladı; sanki biz geçtikçe bizi izliyor, sonra saygıyla kenara çekiliyorlardı. Rüzgâr yoktu.Hatta nefesimin bile ağaçları kıpırdatacak bir gücü yoktu.Ama dallar yine de kıvrılıyor, gövdeleri hafifçe titriyordu.O sırada yukarıdan ince bir çat! sesi duyuldu.Başımı kaldırdım.Yükseklerde, kuru bir dal kendi kendine kırıldı.Düşerken hiç ses çıkarmadı, sanki ağırlığını unutuvermiş bir gölge gibi havada süzüldü.Tam toprağa değeceği anda…Bulutlar ses çıkardı. Hiç duymayacağım ama bir o kadar da gürültülü bir sesti bu.Önce hafif bir uğultu gibi geldi, sonra iki metal levhanın birbirine sürtünmesi gibi rahatsız edici bir metalik çatırtı yayıldı.Bulutlar birbirleriyle çarpışıyordu —ama rüzgâr yoktu, fırtına yoktu, onları iten hiçbir şey yoktu.Gökyüzü, tıpkı eski bir kumaşın dikiş yerinden ayrılması gibi ince bir çizgiden yırtılmaya başladı.Sanki göğün kendisi yorulmuştu da artık tutamıyordu içindekileri. Ve yırtığın içinden, ışık değil…karanlık akıyordu.Akıyordu derken gerçekten akıyordu —sıvı bir gölge gibi, ağır ve kalın. Damla damla düşüyor, yere ulaşmadan havada buharlaşıyordu.Tam o an…Bir çocuk sesi duydum. Fısıltıdan biraz daha güçlü, nefese yakın bir ses:“Beni… duyuyor musun?”Kalbim kaburgalarıma çarptı. Etrafıma baktım, kimse yoktu.Sisli Kadın bile bir an durdu, başını hafifçe eğdi ama sesin geldiği yeri o da bulamadı.Sonra ikinci bir çocuk sesi —daha yakın, daha kırılgan, sanki yanımdan: “Bizi bırakma…” Nefesim kesildi.Ses, sanki sisin içinden değil, tam kulağımın dibinden gelmişti.Adım attığımda toprağın altında ince bir titreşim hissettim,sanki yerin altında küçük ayaklar koşuyor gibiydi.Köşeye sıkışmış bir nefesten çıkan kısa bir çığlık duyuldu, ardından hızla sustu.Ben yutkunurken gökyüzündeki yırtık biraz daha açıldı.İçerde…karanlığın içinde küçük silüetler hareket ediyordu —çocuk bedenleri gibi, ama net olmayan, titrek, gölgeli.Bir tanesi karanlıktan yüzünü bana doğru çevirdi.Gözleri vardı ama gözlerinin olduğu yer…ışığı değil, hiçliği yansıtıyordu.“Eflal…” dedi.Ses aynı anda hem çok uzaktan hem tam içimden geldi. “Unutma bizi.” Ayaklarım dondu.Sisli Kadın ise hiçbir tepki vermedi; ne korktu, ne şaşırdı.Sadece fısıldadı: “Onlar hatırlamanı istiyor.” Benimse tek düşündüğüm şey,karanlığın içindeki o gölge çocukların gerçekte kim olduğu…ve neden beni çağırdığı. “Nereye?” “O hatırlamadığın yere.” Yutkundum.Boğazım yeterince kuruydu.Kalbim ise ritmini unutmuş gibiydi.Yolun sonunda sis birden çekildi.Geriye… dairesel bir şekil kaldı.Tam bir daire değil —çizgileri kırık, sanki biri tamamlamaya çalışmış ama son anda vazgeçmiş gibi.Merkezinde hafif bir uğultu vardı, tıpkı unutulmuş bir anının sesi gibi.Kadın bana döndü. “Buradan geçince… dünya seni hatırlamayacak.” “Peki ben?” “Sen hiçbir şeyi hatırlamayacaksın. Şimdilik.” Bacaklarım titredi.Kaçmak istedim ama adımlarım ileri doğru aktı.Bir çekim, bir mıknatıs, bir kader gibi. Dairesel çizgiye bastığım anda rüzgâr kesildi.Sis yukarı doğru kıvrıldı.Bulutlar sessizlikle parçalandı. Dünya içe doğru çöktü —sanki aynı anda hem dışarı itiyor hem içeri çekiyordu.Sonra…Düştüm.Hiçlik gibi bir yere.Işık yoktu.Ses yoktu.Zamanın bile adını unuttuğu bir karanlık.Gözlerimi kırpmam ile o sis dağıldı. Ve karşımda yeni bir dünya açıldı:Gökyüzü olmayan, renkleri olmayan, anıları olmayan bir evren.Sanki düşünceler bile yankılamadan ölüyor.Kadın gözlerimi,hareketlerimi,beni izlediğini hissediyordum. “Burası benim dünyam,” dedi. “Ve sen… burada olman gerektiğini bilmeye başlayacaksın.” İçimde bir ürperti yükseldi.Buraya ait değilim.Ama belki de artık hiçbir yere ait değilim.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

8. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.