Yağmur bütün gücüyle kapıyı itti.
GÜM!
Kapı son anda kapandı.
Koridordan gelen tırmalama sesi bütün evi doldurdu.
Tır… Tır… Tır…
Kapının altından siyah duman gibi bir şey içeri sızmaya başladı.
Yağmur yatağın üzerine çıktı ve battaniyeye sarıldı.
Bir anda ses kesildi.
Tam rahatladığını düşünürken dolabın kapağı yavaşça açıldı.
İçerisi tamamen karanlıktı.
Sonra karanlığın içinden ince bir çocuk sesi geldi:
“Ben de bir zamanlar bu odada kalıyordum…”
Yağmur korkuyla geri çekildi.
“Sen… kimsin?” diye fısıldadı.
Çocuk cevap verdi:
“Saat 03.33’te kapıyı açtım. O günden beri dışarı çıkamıyorum.”
O anda dolabın içinden soluk beyaz bir el uzandı.
El, Yağmur’a eski bir anahtar bıraktı.
Anahtarın üzerinde tek bir sayı kazılıydı:
333
Tam o sırada koridordan çok sert bir ses duyuldu.
BAM! BAM! BAM!
Sanki biri kapıyı kırmaya çalışıyordu.
Çocuk panikle fısıldadı:
“Anahtarı sakla… Yoksa seni de alacak.”
Kapının kolu yavaşça aşağı inmeye başladı…