Oy ve yorumlarınızı
Bekliyorum arkadaşlar
Keyifli okumalar💜
Sarp, odayı dolduran telefon sesiyle uyuduğu yatağında irkildi. Gözlerini açıp bir süre etrafa bakındı. Yorgunluğun ve uykususluğun verdiği güçsüzlükle uyuduğunu farkedince, "kahretsin" diyerek doğrulup oturdu. Yanında çalan telefonu alıp arayanın annesi olduğunu görünce hemen telefonu açtı.
"Anne."
"Oğlum, neredesin?"
"Evdeyim. Ağladınmı sen? Birine bir şey mi oldu?" Sarp telaşla yataktan kalkıp odasından çıktı.
"Sibel uyandı. Bacaklarını hissedemiyor. Bunu farkedince sorgulamaya başladı. Kaya ve ben geçici bir şey desekte inanmadı. Onu sakinleştiremiyoruz. Sürekli ağlayıp bağırıyor. Ne yapacağımı bilemedim oğlum."
"Hemen geliyorum anne. Ağlama, sakin ol. On dakikaya oradayım." Sarp evden çıkınca kapıda görevli olan adamlar rahatsız ca yerlerinden kıpırdandı. Yaşananlardan dolayı kendilerini suçlu hissediyor, Sarp'ın yüzüne bakamıyorlardı. Sarp onları aldırış etmeden arabasına binip hızla evden uzaklaştı.
***
Aylin hanım çaresizce adımladığı koridorda, Sarp ile konuştuktan sonra telefonu kapatıp, Sibel'in odasına doğru ilerledi. Odaya yaklaştıkça kızının bağırış sesleri çoğalıyordu. Elinin tersiyle göz yaşlarını silip, odanın kapısını açtı.
"Anne, bana doktoru çağır. Size inanmıyorum." Aylin hanım kızının ağlamaktan harab olmuş halini görünce tekrar göz yaşlarını tutamadı. Kaya güzel karısına sarılmış teselli etmeye çalışıyor ama Sibel, onu üzerinden iterek doktoru çağırın diye bağırıyordu. Güzel gözlerine ağlamaktan kan oturmuştu.
Sibel'in haykırışlarını duyan doktoru ve hemşiresi odaya girdiler.
"Sibel hanım sakin olun lütfen" dedi doktor bey. Sibel doktoru görmesiyle bir anlığına bağırmayı ve ağlamayı kesti.
"Doktor bacaklarımı hissetmiyorum. Hareket ettiremiyorum. Bana bunun açıklamasını yaparmısın? Ben artık yürüyemeyecekmiyim?"
Doktor derin bir nefes çekerek, "sakin olun Sibel hanım, bir muayene edelim seni" dedi. Tahmin ettiği gibi genç kız bacaklarını hissetmiyor hareket ettiremiyordu. Bu durumun kalıcı olduğunu genç kıza nasıl açıklayacağını bilemiyordu. Tereddütle, bu talihsiz durumu açıklamanın yollarını ararken, genç kız korku ile yeşil gözlerini açmış doktorun ağzından çıkacak kelimeleri bekliyordu.
"Sibel hanım, kurşun kalça kemiğine denk geldiği için bacaklarınızı hissetmiyorsunuz. Bu durum karıcı olabilir. Biz elimizden geleni yaptık gerisi Allah'a kalmış."
"Siz ne dediğinizin farkıdamısınız? Artık yürüyemeyeceğimi söylüyorsunuz. Hayır, bu doğru olamaz doktor. Bu doğru olamaz. Beni iyileştir. Tekrar ameliyat et. Ben böyle yaşayamam. Ölürüm. Ölürüm doktor. Beni duyuyormusun?"
Kaya göz yaşlarını tutamayarak Sibel'e sarıldı. Sibel duyduklarına inanmak istemiyordu. Ağlaması yine şiddetlenmiş.
"Ağlama güzelim sakin ol. İyileşecelsin."
Doktor üzülerek Bakışlarını Sibel'den ayırdı hemşire ile odedan çıktılar. Aylin hanımda kızının haline çok üzülüyor hıçkırarak ağlıyordu.
"Hayır iyileşmeyeceğim." Sibel bağırıp Kaya'yı ittirerek kendisinden uzaklaştırmaya çalıştı.
Ben böyle yarım yaşamak istemiyorum. Boğuluyorum, Git Kaya, beni en yakın zamanda boşa. Benim hayatım mahvoldu, seninkinide mahvetmek istemiyorum. Git, bırak beni." Haykırışları odayı dolduruyordu.
Kaya sevdiği kadını böyle görmeye dayanamıyordu. Yüzünü iki elinin arasına alarak, öpücükler kondurdu.
"Böyle yapma güzelim. Bir daha bana git deme. Her şeyin üstesinden geleceğiz birlikte. İyi olacaksın. Sakinleş lütfen. Seni seviyorum. Her halinle çok seviyorum güzelim. İyi olacaksın."
Kapının açılmasıyla Sarp içeri girdi hızla. Sibel abisini görünce, hıçkırarak, "abi" dedi.
Sarp kardeşine sıkıca sarılıp, saçlarına öpücük kondurdu.
"Şştt... Ağlama güzelim. Sakin ol. Yanındayım ben.Tekrar yürümen için her şeyi yapacağım. Dünyanın en iyi doktorlarını bulacağım senin için. Yeterki akıtma artık bu güzel göz yaşlarını. Kahretme abini. İyi olacaksın sana söz veriyorum."
******
Acıyla gözlerini aralayan Elif, karnındaki baskıyla inledi. Gözleri yanıyor, yaşlar akıyordu. Nerede olduğunu anlamaya çalışırken, elindeki parmakları hissetti. Zorlukla sağına döndüğünde başını yatağa koymuş, uyuyan Cem'i gördü.
"Cem" diye seslenirken sesi bir fısıltı gibi çıkmıştı. Sevdiği adam yanı başında elini tutmuş uyuyordu. Boğazını temizleyerek bir kez daha seslendi.
"Cem" dedi elini kıpırdatarak. Bu defa sesini duyurmuştu sevdiği adama. Cem bir den irkilerek başını kaldırdı. Yaşlı gözlerle ona bakan sevdiği Elif'yle göz göze geldi.
Hemen doğrularak, "Elif" dedi. Yüzünü elleri arasına alarak öpücükler kondurdu. "Sonunda kendine geldin sevdiğim, uyandın." Kokusunu içine çekti. "İyimisin güzelim. Beni çok korkuttun" diyerek parmaklarıyla göz yaşlarını sildi.
"Neden konuşmuyorsun güzelim."
Elif "Cem, n'oldu bana? Karnım da bir baskı var canımı acıtıyor" dedi yüzünü buruşturarak.
"Sonunda uyandın ya güzelim, geçecek, iyileşeceksin" dedi Cem göz yaşlarını tutamayarak. Hem ağlıyor hem yanaklarına öpücükler konduruyordu.
"Neler oluyor? Biz neredeyiz? En son hatırladığım......" Dedi Elif gözleri irileşirken.
"Düğüne silahlı saldırı olmuştu. Olamaz. Ben vuruldum. Herkesi vurdular." Telaşla yatakta doğrulmaya çalışırken, yarasına giren ağrı nedeniyle acıyla inledi.
"Kendine dikkat et güzelim. Böyle ani hareketler yapma" dedi Cem sevdiği kadının başının altındaki iki yastığı düzelterek biraz oturur pozisyona getirdi onu.
Elif hatırladığı görüntülerle, "hayır olamaz." Dedi başını yana sallayarak.
"Kaya, Sibel herkes iyimi? Aslı, Ceyda, Yasemin. Söyle, onlara n'oldu. Ya düğerleri?"
"Güzelim lütfen, sen böyle yaparsan ben sana birşey anlatamam. Önce sakinleş" diyerek komidinin üzerindeki suyu alıp, Elif'in dudaklarına götürdü.
"Önce biraz su iç."
Sevdiği adamın elindeki suyu yudumlayan Elif, merakla duyacaklarından korkuyordu. Yutkunak sevdiği adamın gözlerine baktı.
Cem su bardağını sehpaya koyarken konuşmaya başladı.
"Annen ve kardeşin iyiler, seni evde bekliyorlar. İki gündür burada beklemekten harap oldular. İyiki onları düğüne getirmemişsin."
"Arkadaşlarıma n'oldu. Artık konuya girsen. Çok korkuyorum. Neler olduğunu hemen anlatırmısın. Öldülermi kaldılarmı? Her ne olduysa bana doğruları anlat. Düğünü kimler bastı? Neden bu kabusu bize yaşattılar?"
"Tamam güzelim senden bir şey saklamayacağım yeterki sakin ol" dedi Cem derin bir nefes içine çekerek, elini sevdiği kızın yanaklarına götürüp okşadı.
"Aslı iyi evinde. Yasemin yan odada yere düştüğü için yüzünde biraz çizik var. Yaralanan Atlas'ın yanında kalıyor. Atlas'ta kendinde değildi senin gibi uyutuyorlardı. Omzundan ağır yaralı. Bu sabah uyandı. Sol kolunu kullanamıyor. Ama iyi olacak" dedi Cem. Sıkıntılı bir şekilde sevdiği kadının ela gözlerine baktı.
"Neden sustun? Anlatsana. Başka n'oldu. Ceyda, Kaya, peki ya diğerleri?" Elif çok endişeleniyordu. O geceyi düşündü. Vurularak kanlar içinde yere düşen insanlar. Çığlık çığlığa kaçanlar. Bir anlık şokla kendisi kaçamamış ve karnından vurulmuştu.
"Devam et Cem lütfen."
"Aslan beyin durumu çok ağır. Yoğun bakımdan hala çıkamadı. Sibel yaralı, Kaya yanında bu kattaki odalardan birindeler. düğüne gelen konukların çoğu yaralı ve ölenler var. Aynı şekilde adamlarımız dan bir çoğunu kayettik." Derin bir nefes allıp verdi Cem, gözlerini kapatırken. Bir çok arkadaşı ölmüştü. Her birinin ailesi vardı. Çocukları, eşi anne babası.
"Bütün bunları sana neden anlatıyorum bilmiyorum. Yaralısın, ağrın var. Seni öyle kanlar ininde yerde bilincini kaybetmiş bir şekilde görünce kafayı yedim. Seni kaybettim zannettim. Sana çok iyi bakacağım güzelim, iyi olacaksın. Ve tamamen iyileşir iyileşmez evleneceğiz. Benimle evlenir misin? Elif'im."
Elif sevdiği adamın teklifini duyunca yanakları al al oldu utancından. Daha çok olmamıştı bu yakışıklı adamla tanışalı ama, kısa sürede aşık olmuştu ona. Gözlerini kaçırarak, "evet" dedi kısık sesle. Cem aldığı cevapla birden sevdiğine sarıldı, yarasını acıtmamaya özen göstererek. Saçlarını kokladı, ne güzelde kokuyordu sevdiği.
"Ceyda ve Sarp onlar nasıl?" Dedi Elif. Cem gergin bir şekilde ayırdı kollarını sevdiğinden. Ceyda'nın kayıp olduğunu nasıl söyleyecekti.
"Ne?... Neden cevap vermiyorsun?" Elif Cem'in sessiz kalışından korkarak yatakta biraz daha doğrulmaya çalıştı. Bu hareketiyle karnındaki acıyla tekrar inleyerek, "bir şey oldu. Ceyda'ya bir şey mi oldu?" Dedi. Cem Elif'in bu halini görünce omuzlarından tutup yavaşça yatağa sabitledi.
"Sakin ol. Ceyda iyi. Yani öyle olmasını ümit ediyorum."
"Ne demek o?" Dedi Elif ağrısından dolayı yüzünü büzüştürerek.
"Görüyorsun değilmi acıttın kendini. Bu yüzden anlatmak istemedim neler olduğunu. Önce biraz iyileşseydin. Bu yaşanan olaylar kolay değil. Etkisinde kalmanı, pskolojinin bozulmasını istemiyorum. Olay gecesi Ceyda'yı kaçırmışlar. Sarp ve bizim çocuklar her yerde onu arıyorlar. En kısa zamanda sağ sağlim bulacaklarına eminim."
"Nasıl ya? Kim bu adamlar? Ceyda'dan ne istiyorlar?" Diyerek ağlamaya başladı Elif. "Canım arkadaşım kim bilir nerede ne durumda şimdi."
Cem Elif'e daha çok yaklaşıp, saçlarını okşadı. Ceyda bulunacak. Bize bunları yaşatanlar tek tek cezalarını çekecekler. Yeterki sen iyi ol. Bir an önce toparlan ki bende arkadaşını bulmaya yardımcı olayım."
"Ben iyiyim, lütfen git, bir an önce bulun Ceyda'mı."
"Sen biraz toparlan sonra güzelim. Şu anda sana bakmam gerekiyor."
"Sen hep benim yanımda mıydın?"
"Evet. Seni bir an bile yalnız bırakmadım. Ameliyathanede bile." Duyduklarına çok şaşıran Elif, çok heyecanlanmıştı. Cem beni gerçekten çok seviyor diye düşündü.
Sevdiği adamın gözlerine büyük bir aşkla baktı. "Çok yorulmuşsun, gidip biraz dinlen. Annemi çağır o bana bakar."
Cem sevdiği kadına daha çok yaklaştı. Bu haliyle bile çok güzel görünüyordu. Onu kolları arasına alıp delice öpmek istiyordu. Ama onu incirmekten korkuyordu. Usulca yaklaşıp dudaklarına küçük bir öpücük kondurdu. Elif'in yanakları utancından hemen kızarmıştı.
O anda kapının çalınmasıyla ikiside kapıya döndü. Cem "gel" deyince açılan kapıdan içeri Aslı girdi. Elifi uyanık görünce coşkuyla gülerek hızlı adımlarla Elif'e yaklaştı.
"Elif'im, canım kendine gelmişsin. Çok şükür çok şükür" diyerek sarılmaya çalışırken, Cem "yavaş ol, acıtacaksın yarasını" dedi. Aslı iç çekerek Elif'e sarıldıktan sonra, dolu gözleriyle ondan ayrılarak. "Çok korktum Elif'im iyimisin? Yaran ne durumda?" Dedi.
"Karnım daki baskı ve biraz ağrı dışında iyiyim ben. Bunlar önemli değil Aslı'm, Ceyda kayıpmış bir an önce bulsunlar onu. Şimdi ne durumda? Ne halde? Korkuyormudur." Birbirlerine sarıldı iki arkadaş, dolmuş gözleriyle.
Cem ikisini biraz baş başa bırakıp, Elif'e bakması için Doktoru çağırmak adına odadan çıktı.
******
Sarp kardeşinin odasından çıkarken, korıdorda Cem ile karşılaştı.
"Cem nasılsın? Daha iyi görünüyorsun."
"Evet abi daha iyiyim. Elif uyandı. Doktor muayene etti. Bir iki güne taburcu olur dedi. Çıkıyorsan bende seninle geleyim. Yada yengem için ne yapılması gerekiyorsa söyle hemen yapayım. Artık bulalım yengemi.
Sarp çökmüş bir suratla Cem'in bir kaç gün içinde kendisi gibi solmuş yüzüne baktı. Sevdiğinin acısı onu perişan etmişti. Onun iyileştiğini görünce ilaç gibi tesir ettiğini gördü yüzünde. Ah Ceyda'm neredesin? Artık bulayım seni. İyi olduğunu göreyim. Kollarıma alıp, sarıp sarmalayayım sesi. İlaç ol kalbime, iyileştir beni.
Ah..... Ceyda'm neredesin? Sevdiğim.
"Abi, daldın. Hiç iyi görünmüyorsun. Sen eve geçip biraz dinlen. Biz aramaya devam ederiz."
"Ben ne yapacağımı bilmiyorum. İlk defa kendimi böyle çarasiz, böyla işe yaramaz hissediyorum. Böyle elim kolum bağlı duramam. Gidip, gerekirse İstanbul'un altını üstüne getirip yinede bulacağım karımı. Sen Elif'in yanına git. Yalnız bırakma kızı."
"Aslı yanında. Bende seninle geleceğim."
"Çıkalım o zaman."
Hastane odalarının birinin önünden geçerken, bir kadın feryadıyla, hızlı adımlarla odaya daldılar. Kadın yatakta yatan cansız erkek bedenine sarılmış ağlıyordu. Cem kadını zorlukla adamdan ayırırken, Sarp ölen kişinin kim olduğuna baktı. Bu yanında çalışan adamlarından biriydi. Onlarca adamını kaybetmişti. Bu adamı gibi hepsi için tek tek üzülüp yıkılmıştı. Gencecik adam ölmüştü, hiç yoktan yere. Şimdi başında feryatları koparan gencecik karısı nasıl yaşayacaktı.
Hastanenin her yerinde bir telaş, bir acı, bir yaşam mücadelesi vardı. Hayat çok acımasızdı. Kime, nerede ne zaman darbe vuracağı kestirilemiyordu.
Doktorlar ölen adam ve eşine müdahala ederken, Sarp'ın telefonu çaldı.
"Efendim."
"Sarp hemen özel ...................Hastanesi'ne gel. Ceyda'yı buraya getirmişler. Yaralıymış, bir operasyon geçirmiş. Sonrada çıkıp gitmişler. Hemen gelmelisin."
Sarp telefonu kapatırken, duyduklarıyla korkudan irkildi. Cem'e dönerek, telaşla "çıkalım Aytaç bir şeyler bulmuş" dedi.
******
Sarp, Ceyda'nın tutulduğu hastaneye geldiğinde duydukları karşısında çılgına döndü. Aytaç ve adamlarının sürdükleri izler ve kamera kayıtları bu hastaneyi gösteriyordu. Hastane yönetimi bilgi vermemekte diretiyor, kamera kayıtlarını göstermiyordu.
Aytaç'ın tehditlerine maruz kalan hastane çalışanları, mecbur kalıp son üç günün tüm kayıtlarını göstermişti. Ama nedense kayıtlarda Ceyda ve onu kaçıranlar dan bir iz yoktu.
Ümitlerini kesip hastaneden tam çıkacakları anda, genç bir hemşire arkalarından koşarak seslendi.
"Bakar mısınız?" Aytaç ve adamları duydukları ince bayan sesiyle arkalarına döndü.
Genç kız tedirgin bir şekilde gözlerini karşısındaki her bir adamda gezdirdi.
"Size anlatacaklarım var. Ama burada olmaz" dedi. Bir yandanda arkasını yokluyordu. Bir gören varmı diye.
Kaşlarını çatan Aytaç, kızın ürkek hareketlerine bakarak. "Seni çıkışta bekliyorum" dedi. Kız başını olumlu anlamda sallayarak, hızlı adımlarla hastanenin içine doğru geri döndü.
Çok geçmeden genç kız hastane çıkışındaki, onu bekleyen siyah arabanın yanına geldi. Açılan kapıdan içeri girdiğinde Aytaç'ın karşısındaki, gösterdiği yere oturdu. Kızın tedirgin hallerinin devam ettiğini gören Aytaç şoför koltuğundaki adamına, "uygun bir yere sür" dedi.
Genç kız arabada beş erkekle kalınca, korkusunun dahada arttığını hissetti. Acaba yanlış bir yola mı girdim, diye düşündü. Ama bir hayat kurtarmış olurum ümidiyle korkusunu bir nebze hafifletmeye çalıştı. Araba çok geçmeden uygun bir yere park edildiğinde, Aytaç'ın baş işaretiyle adamları arabadan indi. Artık kız ve Aytaç baş başaydı.
"Seni dinliyorum?"
Genç kız çekinerek, kaçamak bakışlarıyla konuşmaya başladı.
"Umarım bunları size anlatmakla doğru birşey yapıyorum dur. Görünüşe göre pek tekin tiplere benzemiyorsunuz. Ama hastanedeki konuşmalarınıza şait oldum, bu nedenle size güvenmek istiyorum."
Aytaç kaşlarını çatarak kızı inceledi. Bir bacağını hafif sallıyor, gözlerini bir birine kenetlediği ellerine sabitlemiş, korktuğu her halinden belli oluyordu.
Neymiş tekin tiplere benzemiyormuşuz. O zaman bu korkuyla ne diye peşimize takıldı. Gerçi kız haklı. Pek tekin de değiliz.
"Madem tekin değiliz, bu tekin olmayan adamlarım içinde ne işin var öğrenebilir miyim?" Bu sözler üzerine genç kız ani bir hareketle başını kaldırıp karşısındaki adama baktı.
Sesini biraz yükselterek, "genç bir kızın hayatını kurtarmak istediğinizi sanıyordum. Yanılmışım sanırım. Maksadım size yardım etmekti" dedi.
Aytaç karşısındaki kızla göz göze gelince, ela gözlerine sabitledi bakışlarını. Bir an afallayarak gözlerini ayıramadı bu bakışlardan. N'oluyor lan bana dedi içinden. Güçlüklede olsa kendini toparlayarak, "devam et" dedi.
Genç kız anlatmaya başladı şait olduklarına.
"Ben hemşireyim. Bir kaç gün önce yaralı bir genç kız getirdiler hastaneye. Kız kendinde değildi. Kolundan vurulmuş, üzerindeki yırtık şık elbisesi çamur ve toprak içindeydi. Bacakları kanlar içerisindeydi."
Aytaç duydukları karşısında sinirleniyor,kaşları daha çok çatılıyordu. Kız bu bakışlardan korksada konuşmasına devam etti.
"Apar topar kızı ameliyathaneye aldılar. Önce hiç bir şeyden şüphelenmemiştim. Ameliyata hiç tanımadığım bir doktor girdi. Hiç bir hemşirenin içeri girmesine izin vermiyorlardı. Kapıda aynı sizin gibi tekin olmayan silahlı bir kaç adam bekliyordu."
"Sürekli tekin olmayan adamlar diyeceğine biraz hızlı anlat şunu" dedi Aytaç.
Kız derin bir nefes çekerek devam etti.
"Dikkatimi nedense onlardan alamıyordum. Bir ara içeriden bir adam çıktı. Bana seslenerek AB Rh+ kana ihtiyaç var dedi. Bende meraklı olduğum için, kanımda tutuyordu ben veririm benim tutuyor dedim. Beni aldılar içeri. Kanı aldıktan sonra çıkabilirsin dediler. iyi değilim biraz dinlenir çıkarım dedim.
Zorluk çıkarmadılar. Adamlar kaldığım odadan çıkınca, bende sessizce yattığım sedyeden kalkarak, ameliyat ettikleri bölümü izledim saklanarak. Tanımadığım doktar kızı kürtaj ediyordu. Ameliyatın yasal olmadığı çok belli oluyordu." Duyduklarından dolayı Aytaç'ın öfkesi katbe kat artıyor, oturduğu yerde kıpırdıyordu.
"Doktor hariç orta yaşlarda bir kadın ve bir erkek daha vardı. Bir tek hijyene doktor dikkat ediyordu. Diğer kadın ve adam ne maske ne eldiven nede bir önlük giyinmemiş doktoru izliyorlardı. Kadın, "elini çabuk tut daha ne kadar bekleyeceğim seni" diye emir veriyordu. Birde "lanet olası, şu başımıza gelene bak hamilemiş o....... " Diye küfür etti."
Küfür kelimesi ağzından çıktıktan sonra farkeden kızın utançtan yanakları kızardı.
"Pardon kadının konuşmalarını aktarırken bu kelimeyi de söyleyi verdim" dedi. Aytaç elini devam et der gibi salladı. Başka şartlarda olsa karşısındaki kızın bu haline gülümserdi.
"Doktor cevap olarak, "bende memnun değilim bu halimdem. Bizi burada daha kolay bulurlar elimden geleni yapıyorum. Korumaları çoğaltın" dedi. Diğer adam da gülerek doktora, "bende seni cesaretli bir adam sanırdım. Nede olsa bu konularda tecrübelisin, hiç yapmadığın şey değil doktor" dedi ve devam etti adam. "Benim hala aklımın almadığı, bu kız benim altı adamımı nasıl öldürmeyi başardı" diyerek güldü. Daha sonra kızı çıkarıp bir odaya yerleştirdiler. Kızın kolunuda sarmışlardı.
Zaten iki gün sonra gizlice çıkardılar hastaneden."
"Kız nasıldı çıkarken" dedi Aytaç sert çıkan sesiyle.
"İki adam koluna girmişti. Kız hiç zorluk çıkarmadan dimdik yürüyordu. Ağrısı olduğundan sanırım arada yüzünü buruşturuyordu."
"Peki kızı nereye götürdükleri ile ilgili bir şey duydun mu?"
"Hayır duymadım. Ama konuşma arasında adam doktora ismi ile hitap etmişti. Sanırım doktorun adı Tolga'ydı."
Aytaç duyduğu isimle üst üstte küfürler saydırdı. Genç kızın bir kez daha yüzü kızardı utancından.
"Ben artık gideyim. Yerime bakması için arkadaşıma rica etmiştim" dedi genç kız.
"Numaranı ver. Sana çağrı atayım. Yeni bir şey duyarsan beni ara" dedi Aytaç.
"Olur" diyerek numarasını verirken kız, Aytaç onu izleyerek, "ismin" diye sordu.
"Zeynep" dedi kız. Arabadan inmek için Aytaç'ın önünden geçen genç kızın kokusu, mest etmişti Aytaç'ı. Bir süre kızın arkasından sarı uzun saçlarını izledi.
"N'oluyor lan bana" diyerek başını yana silkeledi. Kızdan etkilenmişti.
******
Aytaç'ın haber vermesiyle hastaneye gelen Sarp, çıldırmış, hastaneyi birbirine
Katmıştı. Kamera görüntülerini tekrar izlemiş ama Ceyda'nın bulunduğu görüntüler silinmişti.
Etrafındaki bir çok topladıkları hastane yönetimindeki çalışanlara tekrar bağırarak, "benim karım nerede lan? Eğer haberiniz olup ta konuşmuyorsanız yapacaklarımdan ben sorumlu değilim" diye bağırdı.
Zeynep"te bir köşede olup biteni izliyordu. Başta ne kadar korksada bu adamlardan, "Doğru olanı yapmışım" diye düşündü. Karşısındaki adam her halinden günlerce uyumadığı, karısı için çok endişelendiği belli oluyordu.
Verdiği emirle kapıdan içeri giren adamları ve kolundan tuttukları hastane sahibine baktı. Evinden alıp apar topar getirmişlerdi. Kaşlarını çatarak yanına gelmelerini bekledi. Tam karşısına getirdikleri adama hiç düşünmeden yumruğunu geçirdi Sarp.
Büyük bir acıyla yere, dizlerinin üzerine düşen adam sesli bir şekilde inledi. İzleyen hastane çalışanları daha çok korkmaya başladı. Başhekim olan adam bir adım öne atılarak Sarp"a parmağını salladı.
"Ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Hemen polisi arıyorum. Sizin gibi haydutları içeri tıksınlar" dedi.
Cebindeki telefonu çıkarırken, Sarp'ın adamlarına işaret ermesiyle başhekimin de hastane sahibinin yanına çökmesini sağladılar.
"Kimsiniz siz ya eşkiyamı? Burası bir hastane hepinizden şikayetçi olacağım. Ödeyeceksiniz bütün bu yaptıklarınızı. Koskoca hastane sahibi ve başhekimine böyle muamele edemezsiniz."
Sarp keyiften uzak bir kahkaha atarak, "demek suçunuzu itiraf adiyorsunuz" dedi. İki adamda birbirlerine baktılar tedirgin gir şekilde. Sarp her hallerini izliyordu.
"Konuşun lan? Herşeyi biliyorum. Ya hemen itiraf eder karımın nerede olduğunu söylersiniz yada bu kadar insanın önünde her türlü işkenceyi yaparım size."
Hastane sahibi az çok Sarp'ı ve yapabileceklerini biliyordu. Zerrin'in yaptıklarını onaylamıyordu ama en yakın arkadaşının kızı olduğu için Hastanesi'nde böyle bir olaya izin vermişti. Başını kaldırarak Sarp'a baktı.
"Odamda konuşsak daha iyi olur."
Sarp, sert bir ses tonuyla, "ne biliyorsanız hemen burada anlatın. Pek sabırlı bir adam değilim. Karımı kimler nereye götürdüler. Hastaneyi başınıza yıkmadan konuşun" dedi.
"Karını nereye götürdüler bilmiyoruz. Bize birşey söylemediler. Buraya geldiğinde yaralıydı, kolundan ameliyat ettiler. Bir gece kalıp çıkıp gittiler zaten."
"Kimler" dedi Sarp.
Adam tereddütle cevap verdi.
"Zerrin, Tolga, Cemil."
Sarp gözlerini öfkeyle kapatıp açtı.
"Karım neresinden yaralıydı?"
"Kolunda bir kurşun vardı."
"Başka, bir operasyon daha geçirmiş."
"Karın beş haftalık gebeymiş. Düşük yapınca buraya getirip, kürtaj yaptılar. Operasyon sırasında kan lazım olunca personel çalışanlarımızdan biri vermiş kanı."
Duydukları karşısında deliye dönen Sarp, bağırarak iki adamıda yumruklamaya başladı. Etrafta bu olaya şahit olan çalışanlar, korku ve panikle yerlerinde kıpırdanıyorlar, kaçmak istiyor ama etraflarını saran adamlar nedeniyle kaçamıyorlardı.
"Ulan siz nasıl insanlarsınız lan. Böyle bir şeye nasıl izin verirsiniz. Bana neden haber vermediniz? Şimdi ben size na yapayım ha ne yapayım?" Diye çıldırdı Sarp. Birer yumruk daha atarak, başını ellerinin arasına aldı. Delirmiş bir vaziyette etrafında bir tur dödü.
"Ulan karım hamileymiş. Ne yaptılar benim karıma. Ne yaptılar lan düşük yapmasına sebep oldular" diyerek iki adamıda tekmelemeye başladı.
Adamları kanlar içinde bırakan Sarp, hıncını alamayıp etraftaki eşyaları yıkmaya başladı.
Cem ve Erdem zorlukla sakinleştirmeye çalıştılar.
Aytaç, "Sarp gidelim. Burada çok vakit harcadık" dedi.
Hastaneden çıkarken, Sarp çok perişan bir haldeydi. En geç bu geceye kadar karımı bulacağım, diye sözverdi kendine. Artık kavuşmalıydı Ceyda'sına. Onsuz nefes alamıyor boğuluyordu. Kalbi çok acı çekiyordu.
Umarım keyifle okumuşsunuzdur
Bir sonraki bölümde buluşmak dileği ile
Hoşça kalın💜