İnsan oğlu hayatın bir kez muhakkak nasıl öleceğini düşünüyor. Bir kez düşünürsün... Daima bu döngüde ölüm de geçer aklından....
Nasıl olacak ,acıyacak mı, uzun mu sürecek?
Doğarken hiçbir şey hatırlamazsın ama ölümü hatırlar mıyım?
Bir şey hissedecek miyim? Kalbim tıpkı şimdi attığı kadar hızlı atacak mı? Durmamak için delirecesine kan pompalamaya devam edecek. Peki ya bu ömür ,böyle mi bitmeliydi...
Düşününce sonunum geldiği o ana kadar tek bir şey öğrendim. Herkes dönüşmekten korktuğuna dönüşür. Olmak istemediği o yere gider. Tanımaktan kaçtığı insan ile tanışır. Hayat bir mozaikmiş ... Sen, ben ve onlar birbirimizin desenleriyiz.
Bu yaşadıklarımızı affedemeyiz. Geride de bırakmayız.
Bu mektubu Bu kadar uzun tutmaya hiç niyetim yoktu aslında . Pusat , kelimelerim birbirine dolanıyor. Az önce bir kutu şeker ilaçı içtim sanırım. Ve bir şişede içinde sarı hapların olduğu bir ilaç. Ne ilaçı olduğunu da bilmiyorum. İlkininde şeker ilacı olduğuna emin değilim. Mutfaktaki ecza dolabından çaldım. Belki bu yüzden başım dönüyor ve bazı harfleri çift görüyorum. Bu evin içinde aklıma ilk bu geldi. Sanırım çocukluk travmalırım yüzünden. Annem de yapmıştı bunu.. Olurda onun gibi kurtulursam ve ölmezsem , ona ne kadar benzediğimi sakın unutma. Bunun tekrarlayacağıma hiç şüphen olmasın.
Pusat ,biliyor musun sana tek bir kelime yazmak istemedim. Senin için bir harf bile karalamak gelmedi içimden.
Bunu ikinci kez yapmaya karar verdiğimde ,yani intihar etmeye karar verdiğim de bu kez sessiz sedasız bitirmek istedim. Bu yüzden Bu mektup ne senin hak ettiğin bir şeydi ne de benim aklından geçmişti.
Sonra geçen gece sen uyurken sebepsizce seni izlediğimi fark ettim. Yemek yiyişini izlediğimi ,öfkelendiğinde kısılan gözlerine perde olan o sarı kaşlarını. Yürürken gerilen sırtını saçlarını hep aynı yöne tarayışını . Her şeyini izlediğimin farkına vardım.
Buz mavisi o irislerdeki öfkene bile razı olduğumu hissettim.
Ve sana itiraf etmeliyim. Bana sarıldığın gece ilk defa kollarının arasında huzurla uyudum. Bu nasıl mümkün oldu bilmiyorum..İnsan celladına kollarında huzuru hissedip uyuya bilir mi?
Beni öptüğün de bunun milyon kez yaşansa bile aklımdan silinmemesini istedim. Kendime ihanet ediyorum biliyorum. Bu ilk değil ya , alıştım herhalde.
Pusat ,bu bir veda mektubu. Sana ölmeden önce yazdığım son satırlar. Kendimden vaz geçebilirim..Sana olan öfkeden, yada inkar etmeye çalışsamda hislerinden vazgeçebilirim. Ama artık ona ne kadar benzediğimi ona nasıl adım adım dönüştüğümü kendimden bile saklayamıyorum. Meryem'den kaçamıyorum. Geçmişin öfkesinin bedelini ikimizde ödüyoruz. Sen bir canavara dönüştüm ama ben ona dönüşüyorum.
Bu canımı yakıyor. Senden bile çok...
Ama onu bırakamam. O benim bir parçam ve artık bu bedende ,bu zininde bu kadar kalabalık yaşamaya dayanamıyorum.
Hoşçakal demek gelmiyor içimden, biz o köprüyü geçtik seninle.
Sana hissettiklerim için çok kızdım kendime. Bana bir şey hissettirdiğin için teşekkür ederim... Ve unutmadan... Umarım acı çekerek geberirsin!
Adal..
Kalemi kağıdın üzerine bıraktım ve geriye yasladım. Hayatımda ilk kez tek başıma ölümü bekliyorum.
Tıpkı doğmakla aynı hissediyorum. Acı yok henüz ama başım dönüyor ,gökteki bulutlar bulurlanıyor sanki. Nefesim çok hızlı ve kalbim deli gibi atıyor evet.
İlk kez annemin hayali ,babamın o ölümcül sesi olmadan, bir köşeye sinmiş ağabeyimin sünepe hayalinden uzakta tek başımayım. Pusat yok. Acaba burda olsaydı bana dur der miydi? Benimle bir işi kalmadı. Belkide o ilaçları kendi gırtlağıma boşaltırdı. Belki bana engel olurdu.
Neden içinden bunun olmasını çok istiyorum. Nedenini biliyorum aslında! Cevabı gözümü korkutuyor.
Gök kan kızıl ,şafak söküyor. Sabahın ilk ışıkları ve bu masada ilk kez tek kişiyim. Kalabalıktan uzak, artık bu evdeki esirlerden biri değilim. Ruhumu özgür bırakmama saniyeler olsa da, gözüm gök yüzdeyken ve Pusat henüz uyanmamışken sessizce onun hayatından kendi elimle çıkacağım. Bu da benim ondan aldığım intikamım olacak.
Annem intihar ettiğinde ve başarısız olduğunda ,insan başkasına ders vermek içinde kendini öldürebilir mi? Demiştim. Öldürebilirmiş demek ki. Tek pişmanlığım keşke yaşalardı ve bu ölüm alabilirse eğer onlarda bir parçayı koparıp alabilseydi...
Gözlerim yorgunlukla kapanırken ,ciğerlerim hırıltıyla doluydu. Ve artık nefes alamamak kadar yavaşlamıştı o hızlı soluklar. Ölüyorum galiba....
Ve ben son soluklarımı verirken sen ne anlattığımı anlamıyorsun değil mi, sayfayı kaydır. Ve insan olmanın bu dünyada ne kadar korkunç olduğuna şahit ol.
Hepimiz vahşiyiz , herkes bir nokta canidir.
Sen de kendini orada göreceksin....

İnsan oğlu hayatın bir kez muhakkak nasıl öleceğini düşünüyor. Bir kez düşünürsün... Daima bu döngüde ölüm de geçer aklından....
Nasıl olacak ,acıyacak mı, uzun mu sürecek?
Doğarken hiçbir şey hatırlamazsın ama ölümü hatırlar mıyım?
Bir şey hissedecek miyim? Kalbim tıpkı şimdi attığı kadar hızlı atacak mı? Durmamak için delirecesine kan pompalamaya devam edecek. Peki ya bu ömür ,böyle mi bitmeliydi...
Düşününce sonunum geldiği o ana kadar tek bir şey öğrendim. Herkes dönüşmekten korktuğuna dönüşür. Olmak istemediği o yere gider. Tanımaktan kaçtığı insan ile tanışır. Hayat bir mozaikmiş ... Sen, ben ve onlar birbirimizin desenleriyiz.
Bu yaşadıklarımızı affedemeyiz. Geride de bırakmayız.
Bu mektubu Bu kadar uzun tutmaya hiç niyetim yoktu aslında . Pusat , kelimelerim birbirine dolanıyor. Az önce bir kutu şeker ilaçı içtim sanırım. Ve bir şişede içinde sarı hapların olduğu bir ilaç. Ne ilaçı olduğunu da bilmiyorum. İlkininde şeker ilacı olduğuna emin değilim. Mutfaktaki ecza dolabından çaldım. Belki bu yüzden başım dönüyor ve bazı harfleri çift görüyorum. Bu evin içinde aklıma ilk bu geldi. Sanırım çocukluk travmalırım yüzünden. Annem de yapmıştı bunu.. Olurda onun gibi kurtulursam ve ölmezsem , ona ne kadar benzediğimi sakın unutma. Bunun tekrarlayacağıma hiç şüphen olmasın.
Pusat ,biliyor musun sana tek bir kelime yazmak istemedim. Senin için bir harf bile karalamak gelmedi içimden.
Bunu ikinci kez yapmaya karar verdiğimde ,yani intihar etmeye karar verdiğim de bu kez sessiz sedasız bitirmek istedim. Bu yüzden Bu mektup ne senin hak ettiğin bir şeydi ne de benim aklından geçmişti.
Sonra geçen gece sen uyurken sebepsizce seni izlediğimi fark ettim. Yemek yiyişini izlediğimi ,öfkelendiğinde kısılan gözlerine perde olan o sarı kaşlarını. Yürürken gerilen sırtını saçlarını hep aynı yöne tarayışını . Her şeyini izlediğimin farkına vardım.
Buz mavisi o irislerdeki öfkene bile razı olduğumu hissettim.
Ve sana itiraf etmeliyim. Bana sarıldığın gece ilk defa kollarının arasında huzurla uyudum. Bu nasıl mümkün oldu bilmiyorum..İnsan celladına kollarında huzuru hissedip uyuya bilir mi?
Beni öptüğün de bunun milyon kez yaşansa bile aklımdan silinmemesini istedim. Kendime ihanet ediyorum biliyorum. Bu ilk değil ya , alıştım herhalde.
Pusat ,bu bir veda mektubu. Sana ölmeden önce yazdığım son satırlar. Kendimden vaz geçebilirim..Sana olan öfkeden, yada inkar etmeye çalışsamda hislerinden vazgeçebilirim. Ama artık ona ne kadar benzediğimi ona nasıl adım adım dönüştüğümü kendimden bile saklayamıyorum. Meryem'den kaçamıyorum. Geçmişin öfkesinin bedelini ikimizde ödüyoruz. Sen bir canavara dönüştüm ama ben ona dönüşüyorum.
Bu canımı yakıyor. Senden bile çok...
Ama onu bırakamam. O benim bir parçam ve artık bu bedende ,bu zininde bu kadar kalabalık yaşamaya dayanamıyorum.
Hoşçakal demek gelmiyor içimden, biz o köprüyü geçtik seninle.
Sana hissettiklerim için çok kızdım kendime. Bana bir şey hissettirdiğin için teşekkür ederim... Ve unutmadan... Umarım acı çekerek geberirsin!
Adal..
Kalemi kağıdın üzerine bıraktım ve geriye yasladım. Hayatımda ilk kez tek başıma ölümü bekliyorum.
Tıpkı doğmakla aynı hissediyorum. Acı yok henüz ama başım dönüyor ,gökteki bulutlar bulurlanıyor sanki. Nefesim çok hızlı ve kalbim deli gibi atıyor evet.
İlk kez annemin hayali ,babamın o ölümcül sesi olmadan, bir köşeye sinmiş ağabeyimin sünepe hayalinden uzakta tek başımayım. Pusat yok. Acaba burda olsaydı bana dur der miydi? Benimle bir işi kalmadı. Belkide o ilaçları kendi gırtlağıma boşaltırdı. Belki bana engel olurdu.
Neden içinden bunun olmasını çok istiyorum. Nedenini biliyorum aslında! Cevabı gözümü korkutuyor.
Gök kan kızıl ,şafak söküyor. Sabahın ilk ışıkları ve bu masada ilk kez tek kişiyim. Kalabalıktan uzak, artık bu evdeki esirlerden biri değilim. Ruhumu özgür bırakmama saniyeler olsa da, gözüm gök yüzdeyken ve Pusat henüz uyanmamışken sessizce onun hayatından kendi elimle çıkacağım. Bu da benim ondan aldığım intikamım olacak.
Annem intihar ettiğinde ve başarısız olduğunda ,insan başkasına ders vermek içinde kendini öldürebilir mi? Demiştim. Öldürebilirmiş demek ki. Tek pişmanlığım keşke yaşalardı ve bu ölüm alabilirse eğer onlarda bir parçayı koparıp alabilseydi...
Gözlerim yorgunlukla kapanırken ,ciğerlerim hırıltıyla doluydu. Ve artık nefes alamamak kadar yavaşlamıştı o hızlı soluklar. Ölüyorum galiba....
Ve ben son soluklarımı verirken sen ne anlattığımı anlamıyorsun değil mi, sayfayı kaydır. Ve insan olmanın bu dünyada ne kadar korkunç olduğuna şahit ol.
Hepimiz vahşiyiz , herkes bir nokta canidir.
Sen de kendini orada göreceksin....







