Bugün moralim bozuk çünkü kaç gündür istediğim yorum ve oyu alamadım. Ona rağmen bölüm yazacağım umarım kitabım istediğim değeri görür sizleri seviyorum♡
&
Gözümü açtığımda gece gördüğüm şey aklıma geldi. Acaba rüya mı görmüştüm?
Kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Bugün halsizdim adet olmuştum. Aşağı indim Ceyda çoktan kahvaltıyı hazırlamıştı.
"Günaydın"
"Günaydın balım, yüzün niye asık birşey mi oldu?"
"Hayır, adet oldum biraz halsizim"
Adet ile alakası yoktu. Bugün tersten uyanmış gibiydim ama söylemek istemedim.
"Tamam o zaman geç otur sen,ben çayları doldurayım. Sonra uzan sıcak su torbası getiririm, klimayı da açarız."
"Tamam olur ama sen çıkmak istiyorsan çık benim için sorun değil."
"Aslında buzdolabı için birkaç sebze meyve almalıyım. Sana da çikolata falan alırım."
"Tamam sağol"
Kahvaltımızı yaptık. Bende Ceydaya yardım ettim ne kadar itiraz etse de, sıcak su torbası alıp oturma odasına geçtim koltuğa uzandım.
Sıcak su torbasını karnıma koyup üstüme ince bir battaniye örttüm. Klimayı da açıp televizyondan bir film açtım.
Ceyda da hazırlanıp çıktı. Ben filme dalmışken kapı çaldı. Hangi işsiz beni rahatsız edip geldi. Kim geldiyse ebesini- neyse küfür yok Ela.
Delikten kim gelmiş diye baktım. Ertaştı. Bir dakika lan- bu niye geldi. Boy aynasından kendime baktım, tam bir varoş gibi gözüküyordum.
Spidermanli pijamam, Allahın verdiği son güçle yaptığım topuzum ve çizgili tişörtüm, tavşanlı terliklerimle cidden tam bir vasatın üstü gibi birşeydim.
Saçlarımı hafif düzeltip kapıyı açtım. Sonuçta kaçarım yoktu. Üstümü değiştirecek zamanımda yoktu.
"Bir an kapıyı açmayacaksın sandım."
"Ya şey televizyon sesinden duyamadım. Biraz geç açtım, kusura bakma"
"Sorun değil de böyle kapı da mı konuşucaz."
"Ha. Pardon geç içeri."
Ayakkabılarını çıkarıp geçti içeri, kitap veya dizilerde ki gibi ayakkabıyla girmek yok. Titiz bir kızım ben bir kere.
İçeri geçince etrafın dağınık olduğunun yeni farkına vardım. Bugün mahçup olma günü falan mıydı?
Sıcak su torbasını bakınca herhalde durumumu anlamıştır diyip eski pozisyonuma geçip uzandım.
"Çay,kahve ister misin?"
"Yok, sağol hastasın zaten boşuna yorma kendini."
"Teklif var,ısrar yok."
Güldü. Bir süre sessiz kaldık. İkide bir ona bakıyordum. Bugün yine yakışıklı olmuştu. Hoş biriydi cidden.
"Aslında seninle geçen konu hakkında konuşmak için gelmiştim."
Büyük ihtimalle mühür olayından bahsediyordu.
"Tamam sen anlat, ben dinliyorum."
"Bak Ela ben normal biri değilim."
"Seri katil misin?"
"Hayır."
"O zaman psikopat mısın?"
"Hayır Ela, normal biri değilim derken ben insan değilim. Yani yarı insanım da, dur sana baştan anlatacağım benimde aklımı karıştırdın."
"Tamam sustum sen anlat."
"Bak şimdi büyük ihtimalle kurt adam olaylarını biliyorsundur. Vampir, peri, büyücü falan. Her neyse ben bir nasıl desem ben bir kurt adamım."
Şok oldum desem yalan olur bu ihtimali düşünmüştüm. Salak değildim ama gerçekten kurt adamlar var mı ondan emin değildim.
"Benden korkma ben sana zarar vermem. Çünkü sen benim mühürlümsün, eşimsin kısacası. Aslında kurt adamlar insanlar ile mühürlendiği fazla görülmez. Çünkü imkansız gibi birşeydir. Bir kez tek bu olay görülmüş ama sonu pek mutlu bitmemiş. Çünkü insan olan kadın bir beyaz kurt doğurmuş ama doğururken o beyaz kurt hem annesini hemde kendisini öldürmüş. Beyaz kurt nedir dersen. Beyaz kurtlar tüm kurtlardan daha güçlü olan bir türdür ve dünyaya iki kez tek gelmişlerdir. Birini bir büyücü birini de sana az önce anlattığım bir insan doğurdu gerçi doğar doğmaz öldü. Bu yüzden biz kurtlar insanlar ile fazla yakın olmayız. Sadece sürünün Alfaları ve onların seçtikleri betalar insanların arasında yaşayabilir. Alfalar sürünün liderleridir, betalar ise alfaların yardımcıları olur. Ben hala Alfa değilim. Babamdan sonra Alfa olacak kişiyim. Ancak küçük yaşta sana mühürlendim ve artık kurdumu zaptedemiyorum. Senin kokunu aldığı için eşini bırakmak istemiyor. Eğer hatırlıyorsan ormanda ve en son dün gece karşına çıktı. Senden saklamak istemedim. Seninde bilmeye hakkın var."
Bu duyduklarımdan sonra tabikide ufak bir şoka girmiştim. Ağzım açık ve gözüm açılmış şekilde dondum. Ne diyeceğimi bilmiyordum. E şimdi ben onun eşiysem istediğim soruyu sorabilirdim.
"Berivan kim?"
Kısa bir şoka uğradı. Galiba anlattığı o kadar şeyden sonra düzgün bir tepki vermemi bekliyordu.
"Betam, yani Alfa olursam yardımcım olacak kişilerden biri Berivan"
Betam mı? O sahiplenme eki niye geliyor acaba?! Sinirlenmiştim ve ağlamak istiyordum nedense.
Gözlerim dolmuştu.
"Sevgili misiniz?"
O bu halime daha çok şok olmuş şekilde bana baktı. Sanırım gözlerimin neden dolduğunu ve neden böyle bir soru sorduğumu düşünüyordu.
Telaşla sorumu yanıtladı.
"Yok! Hayır! Ne sevgilisi biz sevgili değiliz. Ağlama, hem niye ağlıyorsun sen iyi misin?"
Endişeli şekilde gözlerime bakıyordu. Bende aldığım cevapla gülümsedim. Gözlerimi sildim. Oyunum işime yaramıştı.
Oyuna geldiğini anlayınca derin nefes aldı.
Daha fazla çocukluk yapmasam iyiydi. Bu kaos içinde de bu bilgiyi kaptım. Hadi yine iyiyimm. Kendi içimden kahkaha attım.
"Bak Ertaş kurt adam olaylarını biliyorum ama gerçek olduklarını düşünmüyordum. Sen birde üstüne vampir, peri ve büyücü gibi türler olduğunu söylüyorsun. Ayrıca ileride Alfa olacağını falan ve asıl konuya gelecek olursak.. Ben eşin olamam Ertaş. Ne kadar ilkokul arkadaşım olsan da seni fazla tanımıyorum. Bu anlattıklarından sonra seni daha yeni tanıdım desem doğru olur."
Nefes alıp devam ettim.
"Hem ben bir anda kabullenemem bu durumu. Normal birşey değil benim için."
"Ela bak kabullenemiyorsun tamam ama sende anla beni mühür küçük görülecek birşey değil. Mühür bir kurdun parçasıdır. Sende benim bir parçamsın.
Yiaa sapsikk seyy bu lafı ile beni etkilemişti. Ancak olduğumuz durum çok saçmaydı. Ne yapacağımı bilmiyordum.
"Ertaş ben bir anda hiçbir şey olmamış gibi normal bir durummuş gibi karşılayamam yani.. Ne yapacağımı bilmiyorum."
"Bak Ela anlıyorum seni ama sen benim eşimsin bunu kabullen. Eğer sen yanımda olmazsan güçsüz olurum. Güçten düşerim. Çünkü bir kurdu en çok güçlendiren şey eşidir. Gücü bir kenara bırak-"
O konuşurken kapı çalmıştı. Ceyda mı gelmiştir diye düşündüm ama onda anahtar vardı. Ertaşın kaşları çatıldı. Hemen kapıya doğru yürüdü.
Bende peşinden gittim. Tam kapıda ne var diye bakacakken gözümü kapattı.
"Şhh! Sakın açma gözünü geç içeri beni içeride bekle"
"Ya elini çek ne var orada?!"
Onun kollarında debelenirken bacak arasına bir tekme attım. Galiba çocuklarımız olmayacaktı. Ellerinden kaçıp kapıya doğru baktım
Ceyda..
Kapıda Ceydanın kafası duruyordu..
Kesilmiş kafası..
Midem bulaşmıştı. Ne tepki vereceğimi bilmiyordum. Gözlerim dolmuş şekilde Ertaşa döndüm.
Hemen sarıldı bana ağladım. O saçlarımı okşadı.
Ağladım saçımı öptü.
Ağladım..
Ama Ceyda geri gelmedi.
"Ölmüş olamaz Ertaş. Benim arkadaşım ölemez. O geri gelecek. Bana çikolata alacaktı. Gelecekti tatlı yapacaktı film izleyecektik. Eğlenecektik. O beni gıcık edecekti. Ben onu övüp duracaktım."
"Ben nasıl annesine söyleyeceğim Ertaş. Nasıl içimdeki yangını söndüreceğim. Ceydasız yapamam Ertaş."
"Öldür beni Ertaş yapamam ben dayanamam o beni canım, can parçam"
Bağırıyordum. Saçlarımı çekiştiriyordum, Ertaş engel olmaya çalışıyordu. Benim can parçam gitmişti. Hüngür hüngür ağlıyordum.
"Tamam sakin ol bana bak Ela bayılmak yok nefes al ver."
Kulaklarım uğulduyordu.
Kaç yıllık arkadaşımın kafatası kapımın önündeydi.
♤
"Ceyda hadi gel bak burada bir hazine buldum."
Ceyda altın sarısı saçları ile koşarak yanıma geldi.
"Hazine mii? Hani bana da göster."Dedi merakla
Çamuru alıp Ceydanın üstüne attım ve koşmaya başladım.
"Elaa ne yaptın?!! Gel burayaaa!!"
Gülerek kovalamaca oynuyorduk.
Arkamı dönüp Ceydaya bakacakken yerde ağladığını gördüm. Yanına gittim.
"Ceyda noldu! İyi misin?"
Meraklı gözlerle ona bakıyordum.
Dizi kanıyordu. Düşmüştü.
"Dizim çok acıyor Ela."
Daha şiddetli ağladı. Onun üzüldüğünü görünce bende ağladım sarıldım ona.
Göz yaşlarım onun dizine düştü ve baktığımızda saniyeler içinde dizi iyileşmişti.
Ceyda yaşlı ve şok olmuş gözlerle dizine bakıyordu.
"Ela sen bir perisin iyileştirdin, teşekkür ederim"
Sıkı sıkı sarıldı bana.
Bende gururlu şekilde gülümsedim.
"Artık senin kahramanın oldum."
Güldü.
"Artık ölümsüz olacağım. Ölsem bile sen beni iyileştirirsin değil mi kahramanımm."
"Tabikide ölmene izin vermem. Seni hep iyileştireceğim. Söz veriyorum sana.
Ona daha sıkı sarıldım.
♤
İşte çocuk aklıydı. Oysa ki şuan onu iyileştirebileceğim bir bedeni bile yoktu.
Tek kafası vardı.
Kesilmiş kafası..
Tekrar bakmaya bile cesaret edemediğim görüntüsünü nasıl silecektim zihnimden.
Nasıl iyileştirebilirdim Ceydamı..
Can parça mı..
Sözümü tutamadım Ceydam.
Özür dilerim..
Daha fazla dayanamayıp gözlerimi yumdum. Karanlığa gömdüm kendimi.
"Ela kendine gel Ela!"
Demek ki bazen birşeylere gücümüz yetmiyormuş...
&
Bu bölüm biraz üzücü oldu. Allah ne verdiyse yazdım. Şimdi diğer bölümü yazmaya gideceğim ama güzel oy ve yorum gelene kadar paylaşmayacağım.
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınn!!!
Öpüyorum sizii.
