Evet asklarimm size söz verdiğim gibi bu bölümü uzun yazacağım ama lütfen oy verin ve yorum yapmayı unutmayinnn sizi seviyoreem muaah
&
Yavaş yavaş kendime geliyordum. En son hatırladığım Ertaşı gördükten sonra bayılmamdı.
Bir dakika- Ne!! Ben onun önünde iki kere mi bayıldım rezillikkk!!.
Gözümü açtığımda bana sarımsak koklatıyorlardı. Afedersiniz bir dakikanızı daha alıyorum.
BANA SARIMSAK KOKLATIYORLARDI.
Rezillik üstüne rezillik. "Şunu çekin dibimden kusucam" dedim. Uyandığımı anladıkların da sonunda çektiler sarımsağı.
Ceyda endişeli şekilde "bir daha bayılma yeter, kalbim duruyor sen her bayıldığında" dedi. Zaten ceydacım bir daha bayılırsam utançtan uyanmam tabi bunu içimden söyledim daha fazla rezil olmamak için.
Gözlerim Ertaşa kaydı. O da biraz telaşlıydı ama yüzünde eğlenen bir ifade de vardı.
Oturur hale gelip Ertaşa döndüm. "Kusura bakma Ertaş seni bir anda görünce şok oldum beklemiyordum" dedim utançla.
O da daha fazla çekinmemi istememiş olacak ki güldü ve "sorun değil ama istersen özrünü farklı şekilde de dileyebilirsin" dedi.
Tabi benim fesat tarafım durur mu? durmaz. Bir sürü şey aklımdan geçti.
"Nasıl?" Dedim. Ceyda da aklımdan geçenleri anlamış olacak ki dirseğiyle karnıma vurdu.
Ertaşta durumu anlamış olacak ki güldü, bu çocuk ne çok gülüyor beaa ama şerefsizin gülüşü de çok güzel.
Ölee hoşş.
"Siz iyice yerleştikten sonra bir yemeğe çıkarız sözün olsun." Dedi. Bende heyecanlandım tabi bu ultra yakışıklıya yemeğe çıkacaktım.
Gülümseyip "Tamam olur sözüm olsun" dedim.
Ertaşta gülüşüme karşılık verip "Ben artık gideyim iyi geceler size birşey lazım olursa beni ararsınız ya da evime gelebilirsiniz tam arkanızdaki evdeyim." Dedi. İyi de bende numarası yoktu.
" Bende numaran yok ki"dedim.
"Ceydaya verdim ve numaranı da aldım sana yazarım." Dedi göz kırpıp. O göze kurban galiba tekrar bayılacam.
Ceyda o sırada bana imalı gözlerle bakıyordu. Onu takmamaya çalışıp Ertaşa kapıya kadar eşlik ettim.
Gitmeden önce son kez bana döndü ve "Görüşürüz Ela kendine iyi bak." Dedi. Yemeğe çıkacağımız güne kadar tabikide kendime iyi bakacaktım.
Umarım hep görüşürüz benim yakışıklı kebabım. Kebap ne alaka bilmiyorum galiba acıktım.
"Görüşürüz Ertaş sende kendine iyi bak." Diyip gülümsedim. O da gülüşüme karşılık verip gitti.
Ben hala aptal gibi onun etkisindeyken Ceyda düşmanına yaklaşan komando gibi bana yaklaşıp
"Çabuk neler olduğunu anlatıyorsun! Hem Ertaşı nerede gördün? Ay hala aşıksın ona demii" makineli tüfek gibi sorularını sıraladı.
Baş parmağımı damağıma dayayıp(umarım anlatabilmişimdir hahdhdhd) ceydaya döndüm. "
Salak ödümü kopardın. Öyle gelinir mi!" Dedim. Sonra olanları ona anlattım.
İkimizde yorgun olduğumuz için yatmak için odalarımıza geçtik. O sırada üstümde ki pijamayı hatırladım.
Ayyy rezil oldum, bu halde çocuğun karşısındaydım. Sonra bana dediği şey aklıma geldi.
"Bu halde çöp atmaya mı çıktın!" Aptal gibi güldüm kendi kendime.
Beni mi kıskanmıştı. Yiaaa sapsik seyy.
Açıkçası hoşuma gitmişti.
Ama neden öyle dedi ki? Neden kıskandı? Yoksa hala beni seviyor mu?
Bunları düşündükçe keyfim yerine geliyordu.
İç sesim konuştu ve keyfimin ta ortasına sıçtı.
'Ya sevgilisi varsa ya evliyse ya çocuk yapmışsa'
Abartma iç ses evlenmemiştir. Ama sevgilisi olma ihtimali var. Umarım yoktur.
İçime kurt düştü şimdi. Bunları düşünerek sıkıntılı şekilde uyudum..
Sabah olduğunda erkenden kalkıp kahvaltı hazırladım. Ceydanın odasına gidip onu uyandırdım.
"Uykucu kalk artık, gezelim diyen sendin ama şimdi uyuyorsun. Kahvaltı hazır hadi gel" dedim.
Tabi gezme lafını duyduğu gibi kalktı. "Tamam be kalkıyorum" dedi. Bende geri aşağı inip çayları doldurdum.
O sırada ceyda geldi. "Ellerine sağlık vallahi bugün baya açtım iyi ki menemen yaptın" dedi.
Çocuğunun karnını doyuran anneler gibi gururla gülümsedim." Tabi kızım, hamarat bir arkadaşın var"
Sadece menemen, pilav, makarna ve sucuklu yumurta yapabiliyordum ama en azından yumurta kırabiliyorum değil mi.
Kahvaltı yaptıktan sonra bulaşıkları Ceydaya kitleyip giyinmek için odaya çıktım.
Ne giysem diye bir saat düşündüm. Ayıptır söylemesi Terazi burcuyum ve çok kararsızım.

Burası biraz daha serin olduğu için hem güzel olmak istedim hemde götümün donmamasını istedim.
En sevdiğim renklerden biri de lacivert ve kırmızı, nedense ikiside çok cilveli ve şık renkler.
Üstümü değiştirdikten sonra makyajımı da yapıp aşağı indim.
Ceydayı beklerken bir kahve hazırlayıp içtim. Kahvemin sonlarına doğru Ceyda aşağı indi.
Vay anasını avradını bu hatun tass tass.

Övmek gibi olmasın ama arkadaşım sarışın olduğu için herşey yakışıyordu.
Şu hatuna kim düşmez bee.
Ceyda biraz daha gösterişi sevdiği için donup donmamayı umursamıyordu.
Güzel olmak her zaman onun için daha önemliydi.
Islık çalıp 'çalmaya çalışıp' "vay vay hatuna bak müstakil misiniz hanım efendi" diyip güldüm.
O da hemen moda girip " evet müstakilim maalesef benim gibi bir hatun müstakil kaldı."Dedi. Daha fazla oyalanmadan çıktık.
Kasabaya vardıktan sonra orada ki mağazaları ve dükkanları gezdik. Ceyda bir mağazaya girerken onu durdurdum.
"Ben çok yoruldum Ceyda gidip bir kafede oturacağım işin bitince benim yanıma gelirsin" dedim. O da kabul etti.
Ben kafe ararken yağmur yağmaya başladı. Ben hızlı hızlı yürürken nedense birinin beni takip ettiği hissine kapıldım.
Arkamı kontrol ederken şapkalı bir adamın arkamda olduğunu gördüm. Biraz korktum tabi, adımlarımı daha da hızlandırıp bir sokağa girdim.
Arkamı kontrol etmek için tekrar dönünce adamın hala arkamda olduğunu ve bu sefer daha hızlı adımlarla bana geldiğini gördüm. Bu sefer koşmaya başladım.
Adamın da koşma sesleri gelince korkudan elim ayağım boşaldı resmen.
En korktuğum şeylerden biriydi, birinin benim arkamdan koşması.
Telaşa kapılıp bilmediğim sokaklara girip durdum. En son nefes alamayacak ve götümden ter akacak kadar yorulunca durdum.
Arkama baktığımda adam yoktu.
Zaten anca benim başıma gelirdi böyle şeyler! Şansıma tüküreyim dedim kendi kendime.
Etrafa bakınca nereye gideceğimi bilemedim.
Kaybolmuştum galiba. O sırada aklıma Ertaş geldi. Onu hemen aradım. Akşam Ceydadan numarasını almıştım.
İyi ki de almışım.
Yavşaklığımın ilk kez işe yaradığını gördüm.
Bir iki çalışta telefon açıldı. Telaşlı ve nefes nefese kalmış şekilde konuştum.
"Ertaş benle Ceyda kasabayı gezmek için çıktık sonra Ceyda bir mağazaya girdi. Bende bir kafe bulmak için yürüyordum. Birinin beni takip ettiğini fark ettim. Hızlı hızlı yürüdüm bir sokağa girdim, baktım adam da hızlanınca koşmaya başladım. Adamda koştu. Nereye geldim bilmiyorum ama adam peşimden gidene kadar koştum. Çabuk gel bul beni lütfen!"
Hem koşmanın verdiği adrenalinden hemde korkudan ağlayacak duruma gelmiştim.
Ertaşta endişeli ama sinirli olduğu belli olan bir ses tonuyla,
"Tamam nefes al Ela sakin ol bana konumunu at. Hemen geliyorum." Dedi.
Onu onaylayıp telefonu kapattım. Konumu attım.
Daha fazla ıslanmamak içinde bir dükkanın altına geçtim ve Ertaşı bekledim.
10-15 dakika sonra Ertaş geldi. Onu görünce sevinçle koşarak ona sarıldım.
"Çok korktum Ertaş" dedim ve o anki duyguyla ağlamaya başladım.
Ertaşta saçımı okşayıp beni sakinleştirmeye çalıştı.
"Tamam sakin ol iyisin birşey yok. O adamı bulup mahvedeceğim!" Dedi sakince ama son cümlesini sinirle söylemişti.
Yavaş yavaş ondan ayrılırken sessizce birşey daha söyledi. Duymadım sandı ama ben duymuştum.
"Nasıl mühürlüme korkutmaya cürret eder o şerefsiz!" Dedi.
Bir saniye bir saniye!
O mühürlüm mü dedi?!
Rüyalarımı hatırladım.
O kurdu hatırladım.
Ertaşın gözlerine bakıp " Mühürlüm derken?" Diyip ona duyduğumu belli ettim.
O da nasıl toparlayacağını bilemeden sustu. Galiba ne diyeceğini düşünüyordu.
Düşünmesine fırsat vermeden hemen sordum.
"Bana cevap verecek misin Ertaş? Mühürlüm de ne demek?"
Tam cevap verecekken telefonu çaldı. Meraktan bende ekrana baktım.
'Berivanım' yazısını görünce kaşlarım çatıldı, yoksa sevgilisi miydi bu kız.
&
Bölümü burada bitirip kaçıyorum çünkü acayip yoruldum aslında daha uzun yazmayı düşünüyordum ama bu kadar yeterli. Ela ile Ertaşın arası hemen olmayacak çünkü saçma olur. Bu yüzden biraz uzatacağım haberiniz olsunn.
Aşağıya Ceydayı bırakıyorum OY VERMEYİ UNUTMAYINN MUAAH
