İçeriğe geç

Enkazdan Kalanlar

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Enkazdan Kalanlar

Bölüm 5

Çıkmaz Sokak

....Hikayemizin başında dediğimiz gibi bazı erkekler geç olgunlaşır taki hayatlarının anlamını oluşturan şeyi kaybettikleri ya da kaybetmek üzere olduklarını anladıkları ana kadar...(Sabahattin Ali-İçimizdeki Şeytan)

⚡

Kafamda dönen bazı sesleri susturmakta güçlük çekiyorum ,sürekli beni düşünmeye iten ve beynimin içini kemiren beni gün geçtikçe bitiren sesler.Aslında onlar birer oyun değil mi onları biz çok kolay bitirebiriz,asıl savaş kalbimiz ve beynimiz ile olan savaştır ,kendimizle olan savaşımızdır biz susmaya devam ettikçe o sesler daha da artarak devam edicektir değil mi? Hala baygınken ve bilincim kendine gelmeye başlamışken bile aklımın onda olmasının nedeni ne? Beni neden bu kadar çaresiz,savunmasız bırakıyor sürekli kendimle çelişiyorum!?

Kesik kesik sesler duymaya başladığımda gözlerim açılmamak için savaş veriyordu saçlarımı okşayan bu yumuşacık şefkatli elin sahibini biliyordum.. annem

Sesler netleşmeye başladığında gözlerimi zorlukla açtım.. henüz bitmemiş bir serum ve endişeli gözlerle bana bakan anne ve babam.

-şükürler olsun uyandı,ateşi de düşmüş neredeyse.

-ben doktor çağırayım

Boğazım o kada tahriş olmuştu ki yutkunurken bile bana acı veriyordu zorlukla "su" kelimesi çıktı kuru dudaklarımın arasından .

...

Neredeyse aradan 1 saat geçmişti ve ben arada uyuyup uyandım en son uyanmamda kendimi odamda buldum ayağa kalkıp saate baktığımda gece 2 ye geldiğini farkettim benim bir saat diye uyuyduğum uyukunun üstünden aslında kaç saat geçmişti.

Telefona baktığımda bir sürü arama ve whatsap mesajı olduğunu farkettim .. h-hepsi Çağrı'dan gelmişti?

-Nil iyimisin

-çocuklar hastanede olduğunu söyledi

-lütfen bişey söyle

-lanet olsun oraya geliyorum

Hepsini art arda sıraladıktan yarım saat sonra bir mesaj daha atmıştı

-Mert uyandığını ve iyi olduğunu söyledi dikkat et

Mesajlara görüldü atmam umrumda olmayarak çıkıp Mert'in mesajına tıkladım

-kızım iyimisin

-annenle zor konuştu Bade bize niye kızgın ki?

- oha senin bu manyak delirdi oğlum beni tehdit ediyo "neden senin bağışıklığının düşük olduğunu ve hemen hasta olduğunu bile bile yağmurlu havada çıkarmışız" kızdığı şeye bak .

İstemeden de olsa dudaklarıma tebessüm yayılmıştı beni umursamadığını belli etse bile benimle ilgili hiçbişeyi unutmamıştı üstelik bunu onlara söyleyeli kaç yıl olmuştu?

*1 yıl önce*(neredeyse 2 yıl)

Bugün günlerden Cumartesiydi ve hava kapalıydı yeni arkadaşlarımla buluşmaya gidecektim ve çok heycanlıydım

Güzel bir duşun ardından hafif bir makyaj yaptım ve mont almadan çıktım nasıl olsa akşam yağmurluydu biraz yürüdükten sonra belediye otobüsüne binip buluşucağımız yere yakın bi yerde indim çay bahçesi gibi bir yerdi ama daha sıcak ve samimi bir ortamı vardı. Kapıdan girdiğim anda Bade ayağa kalmış bana el kaldırırken Mert gülümsedi tabikii Çağrı yabanisi de gözlerini devirdi

-hoşgeldin

Bade ve Mert'e gülümseyip oturdum

O an üşüdüğümü farkedip tiz bir şekilde hapşurunca Çağrı kaşlarını çattı

-iyi yaşa

-hep birlikte dedim

Çağrı bir şey söylemeden garsonu çağırdı herkez çay isterken benim için ıhlamur söyledi

-karışmasana kıza Çağrı

-ah sorun yok ben de ıhlamur söyleyecektim biraz bağışıklığım düşük çok çabuk hasta oluyorum .

Karşımda anlamaz bakışlar atan adama "ne "der gibi başımı salladım derin bir nefes aldı ve gözlerimin içine baktı

- bağışıklığın düşük olmasına rağmen mi yağmurlu havada mıntsuz çıktın?

Neden bu kadar ilgilendiğini aynı zamanda neden bu kadar nefret ettiğine anlam veremiyordum.

(Günümüz)

Tebessümle elimde fotoğraftaki yüzlere dokundum.Eskisi gibi dedim keşke eskisi gibi olsak ama bırak eskisi gibi olmayı parçalanmaktan korkuyordum elimdeki fotoğrafı komidine bırakne yatmak üzereydim ki titreyen telefonumu elime aldım

* Çağrı arıyor*

Açmalı mıydım ki neden açmıcaktım sonuçta Çağrı onu sevdiğimi bilmiyor du ona trip atmak gibi bir lüksüm yoktu o beni arkadaşı olarak görüyordu

-e-efendim boğazımın ağrısı geçmişti ama yine de konuşurken bana acı veriyordu.

-iyi misin sesi sakin ve yatıştırıcı geliyordu biraz da endişe sezmiştim.

-iyiyim

-görüldü atınca aktifliğine bakıp aradım uyuyamadın mı?

-yok yeni uyandım tekrar uyucaktım

-ben seni rahatsız etmeyeyim uyu iyi geceler

Bir şey demeden tekefonu kapatıp yatağa attım nasıl görmezdi ya benim ona olan ilgimi nasıl hissetmezdi sabırsızlıkla saç tutamlarımı çekiştirdim yatağa yattığım zaman bütün uykum kaçmıştı ben bu saatte ne yapıcaktım?

Sinirle yorganı atıp kitaplığımın önüne geldim ellerimi kitaplara koyup arasından bir kitap seçtim "İçimizdeki Şeytan" bu kitapla ilgili bir çok video alıntı görmüştü ama okumamıştım. Dışardaki sokak lambasının ışığı biraz da olsa odamı aydınlatıyordu ama yeterli değildi,gece lambamı yakıp yatağa geçtim. Önsözü okumayı hep sevmişimdir ve kitap bittikten sonra alıntı defterime en güzel sözleri yazmayı.

...

Kitaptan bir kaç bölüm okuduktan sonra raftaki alıntılar defterimi aldım.

"Aşık olmaktan, hakikaten ve deli gibi sevmekten korkuyordu"

"Hikayemizin başında da dediğimiz gibi bazı erkekler geç olgunlaşır hayatlarının anlamını oluşturan şeyleri kaybedene ya da kaybetmek üzere oldukları ana kadar"

Beni en çok etkileyen bu ikili olmuştu belki biraz benden birşeyler barındırdıkları için bilemiyorum. Yatağa uzanıp gözlerimi kapattığımda o karanlık kısa sürede bedenimi ele geçirmişti.

Ara ara annemkle babamın beni kontrol etmeye geldiklerini hatırlıyordum ve saarler geçtikçe daha da iyileştiğimi.

Sabah kalktığımda boğazımın ağrısı azımsanacak kadar azalmıştı kendimi daha dinç hissediyordum,yüzümü yıkayıp kıyafetlerimi giydikten sonra aşşağı indim

-hayrola nereye

-okula anne

-hasta değilmiydin kızım sen

-iyileştim anne

Her seferinde hasta olduğum için annemle bu konuşmanız çok sık tekrarlıyordu. Kısa bir kahvaltının ardından evden çıktım biraz yürüdükten sonra otobüse binip okulun önünde indim.

Okulun bahçesine girdiğimde Bade ve Mert'i hararetli birşeyler konuşurken yakaladım

-günaydın

İkiside sarılınca gülümsedim "iyiyim merak etmeyin" dedim onlar bana kardeş gibiydiler.

Sınıfa çıkarken su almayı unuttuğumu farkedip kantine gittim bizimkilere sınıfa girmelerini söylemiştim.

Kantinden suyu aldıp çıkarken Çağrı ile karşılaştık.

-nasıl oldun

-iyiyim

Suratım dümdüzdü ona karşı soğuk davranmaya çalışıyordum ve sebebini ben anlyabilirdim.

-neden bu kadar soğuksun

-değilim

Nil dedi uzanıp kolumu tuttuğu anda arkamızdan o tiz ses yankılandı

-Çağrı.. koşarak bize doğru gelen sarı yılana baktım,gelip omzunu tuttu ve "sevgilim"deyip yanağını öptü.. gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım kolumu kurtardım ve acı bir gülümsemeyle arkamı dönüp yürüdüm.

Bu kadar işte biz bu kadarız hızlı hızlı çıkarken biriyle çok fena çarışmıştık onun elinden defterler düşerken ben omzumu hissetmiyordum."Hey" diye bir ses yükseldi

*sütun gibi çocuk Nil*

İç ses uzun zaman oldu nerelerdesin

Anlıma vurup ah çok özür dilerim dedim

Sarı tutamlarını eliyle düzeltip mavi gözlerle beni süzen çocuğa baktım keskin yüz hatları hafif gelen sigara kokusuyla gerçekten hoş bir görüntüsü vardı.

Merhaba dedi sesi tavlamaya çalışır gibi geliyordu .. "Ben Ozan" elini tutup ben de Nil dedim dalmışım kusura bakma..meğer bizim sınıfa yeni kayıt olmuş ve sınıfı bulamıyormuş birlikte sınıfa girdiğimizde Çağrı'nın delici bakışlarıyla birlikte sınıfa seslendim arkadaşlar dedim kafalarını kaldırıp bana baktılar.Bu arkadaş Ozan sınıfımıza yeni kayıt olmuş iç çeken kızları duyup kıkırdadım kendi sırama oturdum çünkü kızlar benim sırama otur diye çoktan kavga etmeye başlamışlardı.

Mert kafasını uzatıp "kim bu hıyar " dedi omuz silktim "sınıfa gelen biri dedim.Hoşuna gitmemiş gibiydi çünkü bütün kızların dikkati bu çocuktaydı.

...

son derse girmiştik ve şükür son yirmi dk kalmıştı ki sınıfın kapısı çalmasıyla birlikte kafasını uzatan nöbetçi öğrenci "bir duyurum var "dedi "kardeş okulumuza bağış yapmak için ve onları davet edip eğlendirmek için bir çocuk tiyatro oyunu sergilemek istiyor müdür bey bu yüzden tiyatro oyunu 12 sınıflardan almaya karar verdi oynamak isteyen ismini verebilir mi"

Sınıf bir an sesizliğe büründü Defne'nin Çağrı'nın kolunu çekiştirdiğini gördüm

"Peki hangi çocuk oyunu " sesizliği bozan Dilaraydı kısa saçlı gözlüklü sevimli bir kızdı

"Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler"

Defne el kaldırıp biz katılıyoruz deyince sinir kat sayımın arttığını farkettim Ozan'ın kaş göz işaretleriyle birlikte hangi cesaretle bilmiyorum ama elimi sıraya vurup ayağa kalktım Ozan'ı gösterip biz de dedim.

*çok pişman olucak gibisin*

Allah Kahretmesin ki bilyordum

Kız başka isim vermeyen olduğu için "çıkışta tiyatro salonunda oyun hakkında toplantı olacak roller verilecek"

Ne yaptım yine ben , bu aramızdaki şey rekabete dönüşüyordu ve ben bunun olmasını istemiyordum Çağrı için o kızla rekabete giriyordum ..ah hayır kimdim ki ben onun için ,arkadaştan öte neydik?... hiçbirşey

Savaşmak istemiyordum giderek çıkmaz sokaklara dalıyorduk ne zaman aydınlık çıkıcaktı karşımıza ,işin ironik kısmı ise taşınmak için son bir kaç günümüz kalmışken tiyatro oyununa neredeyse 1-2 hafta vardı .Kara kara şu yirmi dakikanın geçmesini bekliyordum yapıcak bişey yoktu istemiyorum deyip çekilmek dışında herşeyden vazgeçip gitmek dışında...

....

İyi okumalar çiçeklerim ❤🌸

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.