Asaf, günün ilerleyen saatlerinde, avcı Pars ile birlikte yürürken içindeki heyecanı bastırmaya çalışıyordu. Pars, tanıştıkları andan itibaren ona bir gizem gibi görünmüştü; gözlerinin derinliğinde bir şeyler saklıydı, adeta karanlık bir ormanın derinliklerinde kaybolmuş bir yolcu gibi. Bu adamın sırlarını çözmek istiyordu, ama her yanından geçen rüzgâr, ona daha fazla soru getiriyordu. "Selensiyal'dan geldim," dedi Pars, bir yudum alkol içerek Asaf'ın yanına doğru dönerken. "Orası, bu yerden çok uzakta. Herkesin bildiği gibi, orada metalleri kontrol etme yeteneği olan birkaç üstat var. Ben de onlardan biriyim." Asaf, bu açıklama karşısında gözlerini büyük bir hayranlıkla açtı. "Metalleri kontrol edebiliyor musun? Yani… bunu nasıl yapıyorsun?" Pars, gülümseyerek elini havaya kaldırdı ve bir parça metal, sanki görünmeyen bir ip tarafından çekiliyormuş gibi, parmaklarının etrafında dönmeye başladı. Asaf, ağzı açık bir şekilde izlerken, avcının enerjisi etrafında dans eden metal parçası, onu büyülemişti. "Bu, Qi’nin gücüyle mümkün," dedi Pars, elini indirdiğinde metal parça yere düştü. "Ama önce, kendine dikkat etmelisin. Fiziksel gücün zayıf; Qi'yi kontrol etmeye yetecek kadar bile değil." Asaf, bu sözlerle sarsıldı. İçindeki potansiyeli henüz keşfedemediğini biliyordu, ancak bu kadar zayıf olduğunu duymak onu sarstı. "Ama ben… ben öğrenmek istiyorum," diyerek yanıtladı, sesi kararlılıkla doluydu. "Hayatım boyunca zayıf kalmak istemiyorum." "İyi bir üstat olmak istiyorsan, önce bedenini güçlendirmelisin," dedi Pars. "Bu, bir maceranın başlangıcı. Eğitim hayat ve ölüm meselesidir; bu yolda neyi seçeceğin tamamen senin elinde." Asaf, bu sözlerin ağırlığını hissetti. Qi, herkesin içinde olan bir hayat gücüydü; ancak onu kontrol etmek, büyük bir sorumluluk getiriyordu. Bazı acemiler, eğitimsiz bir şekilde Qi’yi kontrol etmeye çalıştıklarında ağır yaralanmalara maruz kalıyorlardı. Pars’ın uyarısı, onun için bir ders gibiydi. Gecenin karanlığı yavaş yavaş çökmeye başlamıştı. Dağın eteğinde, yıldızların altında, ikisinin de gözleri yavaşça kapanmaya başlamıştı. Ancak Pars, uyumadan önce etraflarını korumak için gücünü kullanarak metalden birkaç tuzak kurdu. Asaf, bu hareketi izlerken hayranlıkla doldu; Pars, bir ustanın nasıl olması gerektiğini gösteriyordu. "Şimdi burada güvendeyiz," dedi Pars, metalden kulübelerini oluşturduktan sonra. "Sabaha kadar uyumalıyız. Yarın, eğitimimiz başlıyor." Asaf, bu yeni yolculuğun heyecanıyla dolu bir kalple gözlerini kapattı. Hayatının en büyük fırsatıyla karşı karşıyaydı; fakat bu yolculuk, yalnızca güç kazanmakla kalmayacak, aynı zamanda geçmişinin karanlık sırlarını da ortaya çıkaracaktı. Uykunun karanlığına dalarken, içindeki ateşin daha da büyüyeceğini hissetti. Her şey sadece bir başlangıçtı.
Bölüm 2
Tanışma
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.