İçeriğe geç

En Derine

Bölüm 4 · 4 dk okuma

En Derine

Bölüm 4

4.Bölüm

“Burası peri masalından fırlamış gibi.” dedim hayranlıkla. Üstünde işlemeli desenler olan, bir saray kapısını andıran ve etrafında çiçek açmış sarmaşıklarla sarılmış olan bir kapı karşımda duruyordu. Draco beni kolumdan tutup içeriye doğru götürdüğünde sordum “Burası bir Slytherin için fazla pembe değil mi?”. Kulübenin içinde, yerde tok bir pembe renkli iki puf duruyordu. Draco yürümeye devam ederken “Aynı anda da yeşil. Şu ağaçların güzelliğine bakar mısın? Tabii sizin güzelliğinizin yanında sönük kalır Bayan Will.” keyifli olduğu sesinden anlaşılıyordu. Aldığım iltifat içimi ısıtmıştı.

Artık evlerinde kaldığım bir yabancı olduğumu düşünürsek Draco’nun beni böyle hoş karşılaması garipti. Beni mutlu etmek için olan bu çabasının sebebi ailesinin rica etmesi olabilir miydi? Babası böyle iğrenç bir insanken o nasıl hoşgörülü bir insan olabilir?

“Hey, Libra. Orda mısın?” düşüncelere dalıp Draco’yu unutmuştum. “Evet evet. Buradayım.” Draco oturmam için eliyle işaret yaptı ve kendiside yere çömeldi. Karşısına oturdum, yüzüme bir gülümseme yerleştirip Draco’ya baktım. “Bayan Will, eğer izniniz olursa sizi tanımak isterim.” Bunu dalgayla karışık bir ciddiyetle söylemişti. Sanki ciddi iki yetişkinin yaptığı iş görüşmesi gibiydi. “Sizi dinliyorum Bay Malfoy.” Draco’nun tavrını taklit ederek söyledim.

“Saçlarınız boya mı?” Bu soru karşısında sahte ciddiyetim bozulup yerini bir kahkahaya bıraktı. Birkaç saniye sonra gülmeyi bırakıp sarıya kaçan kumral kahve saçlarımın bir tutamını parmağıma dolayıp düşünürmüş gibi yaptım. Karşılıklı büründüğümüz bu tavır çok hoşuma gitmişti. “Bildiğim kadarıyla değil. “ dedim.

Draco “Gözlerimin bu denli harika bir rengi görmüş olmasına vesile olduğunuz için çok teşekkür ederim.” Draco’nun iltifatıyla yüzümde bir tebessüm oluştu. “Saçlarımın rengine iltifat eden ilk kişisiniz Bay Malfoy. İltifatınız ve saçlarımın renginin güzelliğini farkettirdiğiniz için çok teşekkür ederim.” Gerçektende saçlarımın rengi üzerine hiç düşünmemiştim. Ya sarı olmaktan ya da kahve olmaktan son anda vazgeçmiş bir kumraldı.

Omzumdan aşağı düşmüş düz saçlarıma tekrar baktım. Yüzümdeki gülümseme bi anda soldu. Saçlarımın rengi anneminki ile aynıydı. Bebekliğimden beri anneme her sarıldığımda, her kucağında uyuduğumda saçlarını parmağıma dolardım. Orda olduğunu bilmek bana huzur verirdi. Peki ya şimdi? Benim yanında huzur bulabileceğim kimsem yoktu. Bana fazlasıyla yabancı olan üç insanın evinde sığıntı gibi hissederek yaşıyordum.

“Libra. Yanlış bir şey mi söyledim? Çok özür dilerim.” Draco, rolünden çıkmış gerçekten üzgün bir şekilde kafasını eğmiş bana bakıyordu. Gerçekten beni üzmüş olabileceği düşüncesi ile suçluluk duyuyor gibiydi. “Hayır yanlış bir şey söylemedin. Ben sadece..” derin bir nefes verdim. Dolu gözlerimle Draco’ya baktım “Annene çok iyi davran olur mu. Sana değer verdiği her halinden belli” Draco üzüntümün sebebini anlamıştı. Beni teselli etmek istiyor gibiydi ama söyleyecek söz bulamıyordu. Draco bir kaç saniye yüzüme baktıktan sonra dudaklarını araladı. “Sarılmamı ister misin?”

Draco bana sarılmak istemişti. Beni önemsiyordu, kendimi iyi hissetmem için çabalıyordu. Kafamı kaldırdım, gözyaşlarımın arasından gülümsedim. “Olur.” diyebildim sadece. Kelimem bittiğinde Draco bana doğru uzandı. Neredeyse beni kollarının altına aldı. Kafamı Draco’nun kalp hizasına yasladım. Anneme sarılarak uyuyormuşum gibi hissettim.

Yaklaşık iki dakika sonra ağlayan yüzüm gitti ve yerini hoş bir tebessüme bıraktı. Kafamı kaldırıp oturuşumu dikleştirdim. “Diğer soruya geçelim mi Bay Malfoy?” Az önceki sahte ciddiyetime tekrar bürünmüştüm. Mülakatta olan bir insan gibi soruları cevaplayacaktım.

Draco’da benim gibi oturuşunu dikleştirdi. Boğazını temizleyip ciddiyetini tekrar takındı. “Pekala Bayan Will. Bana kişiliğinizden bahseder misiniz?” Draco’nun gerçek beni tanımasını sağlayacak ilk anımızdı sanırım.

Biraz düşündükten sonra konuşmaya başladım, “Ben çoğu zaman içedönük bir kişiyim. Çoğu kişi bana önyargıyla yaklaştığı için arkadaşım yok. Onlara kendimi açıklamaya çabalamadım hiçbir zaman. İnsanlara önyargıyla yaklaşmak onların seçimi sonuçta ve ben böyle insanlarla arkadaş olmak istemem.” Fazla detaya girdiğimi farkettim. Buna rağmen Draco beni dikkatle dinliyordu. Sanki her kelimemi hafızasına not ediyormuş gibiydi. Nefes aldım ve konuşmaya devam ettim, “Durumuna göre umursamaz bir kişiyim. Sevdiklerime karşı çok konuşurum. Gerekli gereksiz her şeyi anlatırım. Sanırım kendimle vakit geçirmeyi seviyorum. Sanki başka şansım varmış gibi. Neyse de-“

Draco sözümü kesti ve “O ne demek oluyor?”. Son cümlem onu sinirlendirmiş gibiydi. Sakince konuşmaya devam ettim, “Evden çıkmam genelde yasaktı. Bilirsin hep tehlikelerin odağıymışız gibi davranırlar. Ailem genelde malum işleriyle meşgul olduğundan evde değillerdi. Ben eğitimi evde ailemin gözetimi altında sürdürdüm. İstemedikleri şeyler yapmak zorundalardı. Bi kapana kısılmış gibi Voldemort’un yanında olmak zorundalardı. Beni güvende tutmak istediler sadece. Benimde arkadaş edinmeye fırsatım olmadı. Koca evde tek başıma yıllar geçirdim.”

Draco söylediklerime çok üzülmüştü. “Keşke böyle bir hayat yaşamamış olmanı sağlayabilsem. Keşke o evdeki bir ses olabilseydim.”. Gülümsedim “Ama mutluydum ben. Merak etme yani.”

Düşüncelerinizi yazın lütfen. Hatalarımı düzelteyim. 🫶🏻

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.