-Uyuyor muydun?
-Dalmışım.
-Ee annem bizimle yemek istemezsin diye düşünmüş. Sana yemek getirmemi istedi.
-Teşekkür ederim ama aç değilim.
-Bahse girerim sabahtan beri hiçbir şey yemedin. Hey haklıyım değil mi?
-Haklısın. Yemedim ama iştahım yok ki.
-Beni mi kırıcaksın Libra?Lütfen.
-Tamam.
Draco tepsiyi Libra’ya uzattı. Libra iştahı olmamasına rağmen yemeye başladı. Draco etrafına bakındı ve giyinme odasına gidip ordan seslendi “Yerleşmişsin bile. Tebrik ederim” cümlesi bittiğinde geri Libra’nın yanına dönmüştü.
-Yarın senin okul malzemelerini almak için Diagon Yolu’na gideceğim. Eğer istersen sende gelebilirsin.
Libra, şaşkınlıktan yemeğini üstüne döktü.
-Okul eşyaları mı? Benim mi? Okula mı gidicem?
-Bilmiyor muydun? Hogwarts mektubun buraya geleli çok oldu. Ben kalan sınavlara girmek için dönüyorum. Ama senin bir yılın daha var.
-Bilmiyordum. Orası anne babamın öldüğü yer. Gitmek istediğime emin değilim.
-Ama anne ve babanın bir mezarı var. Bütün ölüler gömülürken ölümyiyenler yüzüstü bırakılmadı.
Libra’nın gözlerinde yaşlar süzülmeye başladı. Hem üzgün hem de mutluydu. Anne ve babasının, yanında ağlayabileceği mezarları vardı.
-Hey üzülmen için söylemedim. Mutlu olucağını düşünmüştüm.
-Deli misin? Çok mutluyum. Malzemelerimi almaya ben de gelicem. Hatta bugün alalım yarın da okula gidelim olmaz mı?
-Sakin ol. Günün yarısında bitirebileceğimiz bir iş değil. Bakıyorum yemeğini yedin. Hadi gel.
Draco Libra’nın kolundan tutup koşmaya başladı. Merdivenden inerken neredeyse Libra’yı aşağı sürüklüyordu. Malikaneden dışarı çıktılar. Draco yanda duran son model süpürgesine bindi.
-Hadi gel seni bir yere götüreceğim.
-Süpürgeyle mi gidicez?
-Evet bin. Hadi ama korkma ben Slytherin arayıcısıyım.
Libra süpürgeye binip ellerini draconun belinde birleştirdi. Draco ayaklarını yere vurdu ve “yukarı!” Dedi. Şimdi havada süzülüyorlardı. Libra yüzüne vuran rüzgar karşısında çok iyi hissetmişti. Bu yolculuk bile ona iyi gelmişken gidecekleri yer acaba ne kadar güzeldir diye düşündü.
Dakikalar sonra boş bir araziye indiler. Draco asasını kaldırıp bir şeyler fısıldadı.
-Gel Libra.
Bura çok tatlı sıcak bir ortam olan bir kulübeydi.
-Gizli sığınağım bura. Kimse bilmiyordu. Yani şimdiye kadar.
-Nasıl yani? Burayı söylediğin ilk kişi ben miyim?
-ilk ve tek. Sanırım hep öyle kalıcak…
Beklemede kalın come back attımda