Gördüğüm şey bir köpek değildi.
Bir kedi değildi.
Bir fare hiç değildi.
Gördüğüm şey eli silahlı maskeli bir adamdı. Korkudan çığlığı basmıştım.
"Sus yoksa sıkarım." Kafamın içinde gülme sesleri geliyordu. Niye canım burnumdayken iki dakika ciddi kalamıyordum.
Alaz çığlığımı duyduğunu bildiğim için biraz daha rahattım.
"Ne işin var senin burada?" Diye çok sakin bir tavırla sordum.
Alaz'ın adım sesleri yukarıya doğru gelirken bir anda ne olduğunu anlamadan kendimi yabancı adamın kollarının arasında buldum. Bu sırada da Alaz elindeki silah ile içeriye geldi.
Ne kadar karizmatik. Canım kocam. Benim kocam...
"Karın hayırlı olsun ALANBAY!"
"Mal mıyım ben hayırlı olsun diyorsun.?" Sanırım çenemi kapatmam lazımdı ama içimden hiç gelmiyordu.
Elindeki silahı biraz daha boğazıma baskı yaparak bana "Sus!" Dedi. Baskı ile yüzümü buruşturdum. Umarım Alaz o silahı götünde patlatır.
"Ne istiyorsun?" Diye sordu Alaz. Ahh karizmatik kocam.
"Karını..." Beni mi? Ciddi misin?
"Hassiktir!" Cidden büyük bir siktir.
"Yalnız hırsız bey ben evliyim. O yüzden olmaz."
"O zaman kocanı öldürürsem olur. Doğru mu anlıyorum." Amacım katilin dikkatini dağıtmaktı.
"Mal mısın? Kocamı öldürürsen dul kalırım." Sanki tek sorun buymuş gibi... Hadi kocam indir şu herifi.
"Kocammm..." inşallah çaresizliğimi anlar.
"Canımmm..." Dedi karısının şah damarının hemen üstünde bulunan silah bulunan koca.
"Yemişim... birde gözümün önünde cilve yapıyorlar." Yani dimi yani? Olmaz öyle şey.
Boğazıma sardığı kolu elimle biraz gevşetmeye çalıştım. Şimdi bu kolu ısıracaktım. Ya satacaktım ya batacaktım hesabı.
Üzgünüm daha kaslarını bile görmediğim kocam.
Henüz libodusunu bile görmediğim kocam...
Kocam da kocam.
Gevşetmeye çalıştığım kola bütün dişlerimle asıldım. Adamın çığlığı kulaklarımda yer alırken, çığlığın yanına birde kulakları sağır eden silah sesi eklenmişti.
"Ağğğğ!!" Diye çığlık attım.
"Öldüm mü?" Dedim.
"Ya ben daha ölmek için çok gençtim." Kendimce ağlama sesleri çıkarıyordum.
"Aaa Alaz da mı cennete gelmişti."
"Hayır yaa Alaz çok suçluydu. O düşse düşşe cehenneme düşer."
"Yoksa bende mi cehenneme düştüm."
"Eva..." dedi kocam. Acaba burada da mı kocam.
"Efendim kocam. Seni kim öldürdü?" Konuşmaya devam ettim.
"Yoksa o adam mı bizi öldürdü. Ama baksana ayaklarımızın dibinde ölü gibi uzanıyor. Gerçi bizde ölüyüz. Yoksa o iki defa mı öldü. " sözlerimi bitirmem ile Alaz'ın kahkaha atması bir oldu.
"Ölmedik biz karıcım"
"Hadi ya..." biz niye ölmedik.
"Üzüldün mü ölmedin diye mi?" Katil suratlı herif. Lütfen şu surat ifadeni düzelt lütfen Alaz efendi. Üzülmedim tabi ki.
"Ölmedik yani biz şimdi?" Salak kız rollerini de çok seviyorum amaaağğğ.
"Ölmedik karım. Ölmedik." Hemen tatlı tatlı yürüyüp kocamın kollarının arasına girdim.
"Korktum ama korkmadım. Biliyor musun? Hep böyle gülmek geliyordu içimden. Birde gördün mü ben ne güzel ısırdım adamın kolunu." Memnun olmayan bir ifade ile kafasını salladı.
"Korkma senin baklavalarını da öyle güzel öpeceğim ki?"
"Nedense hep lafta varsın Eva. Hiç uygulamada yoksun." Dudaklarımı büktüm.
"Diyorsun?"
"Diyorum." Pis koca seni. Ben hiç öyle birimiyim. Yani ne var yani beni her halinle sevseydin? Şimdi ağlama pozisyonuna geçip ağlasam mı? İnanır mı bana?
"Kocammm. Balayında görüşürüz kocamm." Dedim ve sanki hiç ayağımın altında ölü bir adam yokmuş gibi daha açmadığım valizi kenara çektim.
"Hadi balayına gidelim Alaz'ım." Alaz sıkıntılı bir nefes aldı.
"Balayı işi bir kaç saat ertelememiz gerekiyor sanırım." Şu içerdeki adamı ikinci defa öldürebilir miyim? Bütün işime baltaladı da!
Dudaklarımı bükerek konuştum. "Bir şartla?"
"Nedir bu şart?" Alaz sanırım benden bıkmıştı.
"Buradan hiç bir şey almayacağım her şeyimi sen alacaksın. Olur mu?" Gülümsedi. Tekrar seke seke kullarının arasına girdim.
"Bu ölü bizi ayıplamazsa seni öpeceğim." Sözümü bitirdiğim gibi dudaklarıma yapıştı. Küçük ama masum olmayan, ateşli öpücüğünden sonra aşağıya inip onu beklememi söylediği için aşağıya indim.
Bir kaç koruma içeriye girip yukarıya çıkmışlardı. Dışarıya çıktıklarında ise ellerinde cesetle dışarıya çıkmışlardı.
Yaklaşık iki saat gibi bir süre sonra Alaz elimde telefon ile aşağıya iniyordu.
"İşin bitti mi?" Derin içli bir nefes aldığında işinin bitmediğini anlamıştım.
"Hadi gel sana bir şeyler hazırlayayım. Sabahlandır hiç bir şey yemedin." Dedim ve mutfağa geçtim. Dolapları biraz kurcaladığımda en kolay hazırlanan şeyin makarna olduğuna karar verip makarna için gerekli malzemeleri çıkarmıştım.
....
Hızlıca makarnayı süzüp hazırladığım sosun içine boşalttım. Hazır olduğuna karar verdiğimde tabaklarında hazırladım.
"Alaz"
"Alaz. Hadi gel iki lokma bir şey ye. Bak aç karında beyin de çalışmaz başka bir yerde..." Mutfak kapısının önünde Alaz'ı gördüğümde gülümsedim.
"Hadi gel bak mis gibi makarna yaptım. Yani öyle olduğunu düşünüyorum."
"Ellerimi yıkayıp geliyorum." Dediğinde masaya oturmuştum.
Onun tabağına makarna koydum. Gelince hemen oturup yemeğe başlamıştı.
"Nasıl olmuş?" Diye sordum. Gerçekten görüşlerini merak ediyordum. Çünkü oldukça farklı bir tarif denediğimi düşünüyordum. Mesela süzdüğüm suyu atmayıp sosunda kullanmıştım. Sosuda dolapta gördüğün bütün baharatlardan azar miktar koymuştum.
"Çok güzel olmuş hayatım ama ben bunu yiyemeyeceğim sanırım." Dediğinde alt dudağımı öne doğru sarkıttım.
"Neden ki?"
"Çok baharatlı. Bunu yersem midem bana sıkıntı çıkarabilir."
"Tamam bekle hemen sana minik bir kahvaltı hazırlayayım. Omlet ya da Menemen ister misin?" Kafasını olur anlamında sakladığında mutlu olmuştum.
Hızlıca iki yumurta çırpıp doğradığım domateslerin üstüne koydum.
"Yeme Alaz. Bak miden kötü olabilir. O yüzden yeme. Hem bak Menemende hazır oldu." Tavayı ocağın üstünden alıp önüne koydum.
"Afiyet olsun Alaz'cım." Gülümsedi.
"Biliyor musun?" Yaptığım makarnadan bir çatal aldığımda makarnanın doğurduğunu gördüm. Bunu normalde olsa sıkıntı ederdim ama şimdi tadının normalden daha güzel geliyordu bana. Çünkü kocam karşındaydı.
"Neyi hayatım?"
"O ilanı verirken hiç kimsenin başvurucağını düşünmüyordum."
"Neden bak ben başvurdum. İlan sayesinde leblebi gibi bir karın oldu." Güldü.
"Leblebi gibi?"
"Bir içim su karın Alaz. Eğer onu sen almasaydın kessin evde kalacaktı." Kısa bir şekilde güldü.
"O değilde aklıma ne geldi?" Alaz afiyetle menemeni yerken bir yandan da beni dinliyordu.
"Ne geldi?" Çatalıma aldığım makarnayı hızlıca ağzıma attım.
"O ilana bir erkek başvursaydı ne olurdu diye merak ettim." Diye sordum.
"Tabi ki de şimdi olduğu gibi balayım yine hayal olurdu." Dedi üzüntülü bir şekilde.
"Aman be kocam istediğin balayı olsun. Odamıza gidelim ve sevişelim kocam be..." Gözlerinden kalp çıktığına eminim ama kanıtlayamazdım.
"Ciddi misin?" Bana inanmayan bir kocam vardı.
"Evet."
...
