Geliyorum mesajını attıktan hemen sonra yataktan çıktım ve banyoya doğru yol aldım. Hızlıca işlerimi bitirip üstüme bir şeyler giyip aşağıya indim.
Mutfağa geçtiğimde güzel bir kahvaltı beni bekliyordu.
Ah canım zeytinler...
Ah canım siyah zeytinler...
Ah canım yeşil zeytinler...
Ah canım limonlu pul biberli zeytinler...
Zaten zeytin eşittir zenginlik demekti!
"Zeytin olmak var ya hayatta." Diye söylendi Alaz.
"A-aa neden kocacığım. Zeytin olsan seni yerim."
"Zeytinle bakışmandan sonra insanın zeytin olası geliyor. Böyle bir aşkla bakıyorsun." Sonra aklına yeni bir şey gelmiş gibi kafasını öne eğip konuştu. "İnsan ilk kocasına bakar be..." diye gerçekten büyük sitem etti.
"Olur mu öyle şey kocacığım. Gel öpim geçsin." Yanına yaklaşıp dudağından öpmeye başladım.
Geri çekileceğim sırada iri eller belimin tam ortasını buldu. Kendi vücuduna yapıştırdı. Küçük masum öpücüğümüz kibrit alevine benzin dökmek gibi harlanmıştı. Bunun bir sonraki evresi yataktı.
Alaz geri çekilemesen hemen önce alt dudağımı emip geri çekildi.
"Kahvaltını yaptın bakıyorum."
"Her gün kahvaltım o bal dudaklarınsa hiç bir gün kahvaltıyı kaçırmam." Muzip bir şekilde gülümsedim.
"Aslında çok daha güzel şeyler var. Ama bal dudaklarım sana bugünlük yeterli." Dedi. Bu sefer muzipçe.
"Diyorsun?" Dedim.
"Diyorum." Tatlı olduğuna inandığım bir şekilde gülümsedim.
"Emin misin?"diye sordum.
Bu sefer cevap vermedi. Dudaklarımdan tekrar öptü.
"Alaz..." Dedim.
"Bence sen artık işe git." Gülümsedi.
"Ne o korkuyor musun? Bence de korkmalısın. Umarım gece 12.00 olmadan uyumazsın."dedi ve ceketini omzuna atıp gitti.
O gittikten sonra yaptığım şeyin doğruluğunu sorgulamaya başladım. Akşama bekaretimi verecektim. Evli olduğum adamdı. Ortada bir yanlış yoktu.
Alaz gelene kadar kendimi evin işlerine vermiştim. Keşke bende çalışsaydım. O kadar okuyup atanamayanlardandım bende.
Ev işi yapa yapa artık ev işlerinde mastır yaptığım için çok kısa bir sürede bitmişti.
......
Alaz gideli 2 saat olmuştu. Gerçekten canım sıkılıyordu.
Elime aldığım telefon ile 'Cehennem Ateşi' yazan isme tıklayıp kulağıma dayadım.
"Kocacığımmmm" sondaki m harfini uzatarak konuşmuştum.
"Karım." İçimdeki gülme dürtüsüne dur diyemediğim ufak bir kahkaha attım.
"Ne yapıyorsun?" Diye sordum.
"Hiç. Bir şey olmadı değil mi?" Kaşlarımı çattım. Biz daha yeni evli bir çiftiz. Sahi aklıma gelmişken biz yeni bir evli çifttik.
"Sen niye işe gidiyorsun?" Diye sordum.
"Bir sorun mu var Eva. " Büyük bir sorun olduğunun farkında değildi.
"Evet. Büyük bir sorun var." Acaba ağlasam mı?
"Sorun ne Eva. Geleyim mi oraya?"
"Evet." Dedim. Sesimi oldukça duygulu çıkarmaya çıkarıyordum.
"Sorunu bana anlatsan yolda gelene kadar çözüm bulurdum."
"Hemen buraya geliyorsun. Seninle acil bu olaya çözüm bulmamız lazım." Dedim ve suratına kapattım. Biraz meraklı olsun di mi yani?
....
Telefonum ekranı sürekli yanıp sönüyor,çağrılar düşüyordu. Gelen çağrıların hepsi de Alaz'dandı.
Çok geçmeden kapı çalındığında evde ben dışında kimse olmadığı için kapıyı ben açmaya gitmiştim.
"Ohh çok korktum." Diye söyleyince şaşırmıştım. Neden korkmuştu ki?
"Hayırdır? Neden korktun?"
"Başına bir şey geldiğini düşündüm." Kaşlarımı çattım.
"Kapıdaki korumaları arasaydın ya! Evde olduğumu anlardın." Daha fazla kapının önünde durmaması için kapının önünden çekildim.
"Aradım. Ama vardiya zamanına denk gelmiş." Kaşlarını tekrar çattım.
Alaz'ın tehlikeli işlerle uğraştığını biliyordum. O yüzden canımın tehlikede olduğunu da biliyordum. Ama yaa vardiya değişiminde biri bana zarar verseydi. Bu sadece bir ihtimaldi. Bu konuyu Alaz ile konuşacaktım. En kısa zamanda...
"Geç içeri önemli bir şey oldu aslında." Dedim. O içeri geçerken bende kapıyı kapattım.
Biraz yürüdükten sonra gri ağırlıklı salona geçip koyu gri koltuğa oturmuştu. Dün geldiğimizde hiç bir şeyi inceleme fırsatım olmamıştı. Ama bugün temizlik yaparken iyice incelemiştim.
Ev 5 katlıydı. İki kat yerin altında, zemin kat ve 2 katta zemin katın üstündeydi. Aşağı katta başka bir sokağa açılan bir geçit vardı. Dış görünüş olarak -1 olarak adlandığımız kat ilk olarak evin kullanılmayan eşyalarının atıldığı bir yer, bir oda kadarda içki mahzeni olarak kullanılmıştı. -2. Kat ise o geçitin olduğu yerdi. Ama gizli geçit gibiydi. Birde otoparkı yer alıyordu. Nasıl yapmıştı bilmiyorum.
"Ne bu önemli konu?" Diye sordu Alaz.
"Ne mi?" Ağlama pozisyonuna geçmem lazımdı acil!
"Sen beni aldatıyor musun?" Diye sordum. Bana ciddi misin? Bakışlarını yolluyordu. Sanırım pişman olmuştu benimle evlendiği için.
"Neden böyle düşünüyorsun Eva? Sana güven vermiyor muyum?" Diye sordu kırgınca. Keşke gelmeden önce gözlerime soğan tutsaydım. O zaman daha kolay ağlardım. Soğanlar nerdesiniz?
"Biz evleneli kaç gün oldu Alaz?" Bir düşün istersen. Şimdi çok uzun sürer hesaplaması mazallah yanlış bir rakam söylersin.
"0,5 gün." Dediğinde kendimi kahkaha atmamak için zor tuttum.
"İyi daha bir gün olmadan sen işe gittin?" Dedim soru sorar gibi.
"Evet ne var bunda?" Çok normal bir şeyden bahseder gibi konuşmuştu.
"Ciddi misin Alaz?" Artık sinirlenmeye başlamıştı. Şimdiden benimle evlendiğine pişman olmuştu bence.
"Sorun ne Eva?"
"Sorun şu ki biz daha yarım günlük evliyken senin işe gitmen. Yeni evlenen çiftler nereye gider kocacığım." Diye sordum.
"İşe." İşte şimdi kafasını kırabilirdim.
"Balayına gider kocam ama sen işe git olur mu?" Sakin konuşmam sanki bütün sorun ortadan kaldırılmış hissi vermişti.
"Olur." Demişti.
"Şaka mısın?" Dediğimde gülmüştü.
"Tabi ki şaka ama biz nasıl balayı detayını unuttuk. Özellikle de böyle arsız bir çift varken." Gülmüştüm.
"Öyle yalandan bir nikah kıyarsan olacağı budur Alaz bey!"
"Yalan değildi de neyse..." kaşlarımı çatıp tam olarak karşısına geçmiştim.
"Tek gerçek sanırım ben,sen birde nikah memuruydu. Hatta belki de tek gerçek nikah memuruydu." Bu sefer kahkaha atan taraf o olmuştu.
"Ah benim güzel karım. Ah..."
"Ah benim işkolik kocam ah." Beni yanına çekip kafamın üstünden saçlarımı öpmüştü.
"İyi bari git bize valiz hazırla da balayına gidelim."
"Tamam." Dedim ve yukarı çıktım. Odamızın kapısını açmamla çığlığı basmam bir olmuştu.
####