İçeriğe geç

Elveda asker

Bölüm 36 · 10 dk okuma

Elveda asker

Bölüm 36

35.Bölüm - Madolyonun Diğer Yüzü

35.BÖLÜM

Madolyonun Diğer Yüzü

Malikanenin çalışma odasında gece yarısına yaklaşan bir sessizlik vardı. Masanın üzerinde saatlerdir açık duran belgeler, birbirine karışmış notlar ve birkaç eski fotoğraf duruyordu. Alp, odadaki son lambanın altında tek başına oturuyordu. Elindeki belgeyi bir kez daha okudu. Sonra diğerinin üzerine koydu. Bir tarih. Bir isim. Başka bir tarih.

Başka bir görüşme. Hepsi farklı zamanlara ait görünüyordu.

Fakat Alp artık aralarındaki bağlantıyı görebiliyordu. Bir süre hiçbir şey yapmadan masanın başında kaldı. Ardından belgeleri düzenledi. Dosyayı kapattı. Yüzündeki ifade değişmişti. Bu kez kafasında soru işareti yoktu ama öğrendiği şeyi hemen söylemeye de hazır değildi. Çünkü tek bir hata, bütün planı bozabilirdi. Alp dosyayı aldı ve çalışma odasından çıktı.

⛧°。⋆༺☾༻⋆。°⛧

Diana, merdivenlerin başında oturuyordu. Gece serinlemişti.

Elindeki telefonun ekranını kapatıp tekrar açtı. Alp'in neden herkesi bir araya getirdiğini hâlâ bilmiyordu. Bir süre sonra Elif yanına geldi.

“Bir şey biliyor musun?”

Diana başını iki yana salladı.

“Hayır.”

Elif merdivenin kenarına oturdu.

“Alp'in yüzü hiç normal değildi.”

Diana hafifçe iç çekti.

“Ben de onu diyorum.”

Biraz ileride Şahin, Kasırga, Mayın ve Sarp konuşmadan bekliyordu. Sarp'ın dikkati sürekli malikanenin kapısındaydı.

Sonunda kapı açıldı. Alp dışarı çıktı. Elinde dosya vardı. Alp merdivenlerden inerken kimse konuşmadı. Avlunun ortasına geldiğinde dosyayı elinde tuttu.

“Bizi buraya çağırmamın bir sebebi var.”

Diana ayağa kalktı.

“Ne oldu?”

Alp önce ona baktı.

“Artık bazı soruların cevabını biliyorum.”

Diana'nın yüzündeki merak arttı.

“Ne buldun?”

Alp hemen cevap vermedi. Dosyayı açtı. İlk birkaç belgeyi masanın üzerine bıraktı.

“Uzun zamandır yaşanan olayların birbirinden bağımsız olduğunu düşündük.”

Şahin kollarını göğsünde birleştirdi.

“Değil mi?”

“Değil.”

Alp bir belgeyi diğerinin yanına koydu.

“Bir yerde başlayan olayın sonucu başka bir yerde karşımıza çıktı. Sonra başka bir şey oldu. Biz de hepsini ayrı ayrı değerlendirdik.”

Sarp sessizce belgeleri incelemeye başladı.

“Peki bağlantı ne?”

Alp birkaç saniye düşündü.

Herkes sustu.

“ Benim burda olmamın sebebi var Diana”

“Nasıl”

Mayın öne eğildi.

“İçeriden biri.”

Alp başını hafifçe salladı.

“Evet.”

Diana'nın yüzündeki ifade değişti. Bir anda bütün o eski olayları düşünmeye başladı.

Kim ne biliyordu?

Kim ne zaman öğrenmişti?

Kim nerede bulunmuştu?

Alp belgeleri çevirmeye devam etti.

“Bazı insanlardan şüphelendik. Hatta bazılarını suçladık.”

Sesi sakin kalıyordu.

“Ama asıl cevap hepimizin düşündüğünden daha yakındaydı.”

Diana'nın içindeki huzursuzluk büyüdü.

“Kim?”

Alp bu kez cevap vermedi.

Dosyadan bir belge çıkardı. Dayısı Alberto orada duruyordu.

Diana'nın yüzündeki ifade değişti. Alp'in neden ona baktığını anlamaya çalışıyordu. Alberto'nun yüzünde ise sakin bir ifade vardı. Alberto yavaşça ona döndü.

“Ne oldu?”

Diana birkaç saniye konuşamadı.

Alp belgeyi indirdi.

Alberto birkaç adım ilerledi.

Alp belgeleri masaya bıraktı. Alberto belgeye baktı. Alberto ona döndü.

“Diana, bu kadar insanın içinde böyle şeyleri konuşmanın anlamı yok.”

Diana'nın kaşları çatıldı.

“Ne demek istiyorsun?”

Alp araya girdi.

“Tam tersine. Artık herkesin bilmesi gerekiyor.”

Alberto'nun bakışları Alp'e döndü. İki adam birkaç saniye boyunca birbirine baktı. Alp'in sesi sakindi.

“Çünkü bu belgelerin hepsi aynı yere çıkıyor.”

Alp cevap vermeden önce dosyayı kapattı. Diana'nın kalbi hızlanmıştı. Bir yandan Alp'e, diğer yandan Alberto'ya bakıyordu. Alberto'nun davranışlarında bir gariplik vardı. Alp ise hâlâ konuşmamıştı. Sonunda dosyayı yeniden açtı.

“Bütün bunların arkasındaki kişi...”

Tam o anda Alberto'nun eli hareket etti.

Diana ne olduğunu anlayamadan Alberto ceketinin içinden silahını çıkardı.Yaban baktı.

“Alp!”

Alp döndü. Diana sadece birkaç saniyelik bir hareket gördü.

Alp onun önüne geçti. Silah sesi duyuldu. Diana'nın kulakları uğuldadı. Alp'in bedeni geriye doğru savruldu. Sonra yere düştü.

Her şey sustu. Diana birkaç saniye boyunca hiçbir şey anlayamadı. Sanki zaman durmuştu. Alberto'nun elindeki silahı gördü. Sonra yerdeki Alp'i. Sonra tekrar Alberto'yu.

Yüzündeki ifade tamamen değişti.

“Dayı…”

Sesi çıkmakta zorlanıyordu.

“Sen…”

Cümlesini tamamlayamadı. Şahin, Diana'yı geriye çekmeye çalıştı ama Diana hareket edemiyordu. Gözleri yalnızca yerdeki Alp'teydi. Şahin koştu.

“Alp, beni duyuyor musun Komutanım?”

Alp cevap vermedi. Diana sonunda kendine geldi. Sarp'ın yanına koştu.

“Alp!”

Dizlerinin üzerine çöktü. Ellerinin titrediğini fark etti.

“Hayır…”

Şahin sakin kalmaya çalışıyordu.

“Diana, biraz geri çekil.”

Diana başını salladı.

“Hayır.”

Gözleri Alp'ten ayrılmıyordu.

“Ben burada kalacağım.”

Diana Alp'in elini tuttu. O sırada birkaç metre ileride Alberto hâlâ duruyordu. Diana yavaşça ona baktı. Az önce yaşananların anlamı artık zihninde birleşiyordu. Alp'in bütün gün yaptığı araştırma. Belgeler. Alberto'nun sorular karşısındaki tavrı.

Ve şimdi…

Alp'i vurması. Diana'nın yüzündeki şaşkınlık yerini acıya bıraktı.

“Bunu sen yaptın…”

Alberto cevap vermedi. Diana'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Bütün bunları…”

Sesi titriyordu.

“Sen mi yaptın?”

Alberto'nun sessizliği, Diana'nın duymak istemediği cevaptan daha ağırdı. Diana birkaç adım geriledi.

“Ben sana güveniyordum.”

Alp'in yanında duran Sarp sertçe Alberto'ya baktı ama Diana'nın dünyası artık yalnızca tek bir noktaya sıkışmıştı.

Yerdeki Alp. Diana yeniden onun yanına döndü.

“Alp…”

Alp'in gözleri kapalıydı. Diana onun elini iki eli arasına aldı.

“Lütfen gözlerini aç.”

Cevap yoktu.

“Alp…”

Sesi gittikçe kırılıyordu.

“Beni duyuyorsan aç gözlerini.”

Şahin onun omzuna hafifçe dokundu.

“Diana…”

“Hayır.”

Diana başını iki yana salladı.

“Daha yeni buldum onu.”

Gözyaşları durmuyordu.

“Daha yeni öğrendim.”

Alp'in elini bırakmadı.

“Çocukluk arkadaşımı yıllar sonra yeniden buldum.”

Bir an nefesi kesildi.

“Şimdi tekrar kaybedemem.”

Diana'nın gözlerinden yaşlar akıyordu. Diana onun yanında kalmaya devam etti. Başını Alp'in elinin üzerine eğdi.

“Ben seni daha yeni buldum…”

Sesi fısıltıya dönmüştü.

“Bu sefer seni kaybetmeyeceğim.”

Deniz'in odasında yalnızca cihazların düzenli sesi duyuluyordu. Saatlerdir değişmeyen sessizlik, bir anda küçük bir hareketle bozuldu. Deniz'in parmakları kıpırdadı. Sarp denizin ona verdi boncuklar ile bileklik yapmıştı.

Kaşları hafifçe çatıldı. Deniz’in göz kapakları titredi.

“Deniz hadi burdayım”

Birkaç saniye sonra gözlerini açtı. Tavana baktı. Nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Görüntü bulanıktı. Sonra yavaş yavaş netleşti.

Deniz başını çok hafif çevirdi. Sarp ordaydı umutla gözlerinden süzülen yaşla Deniz’in elini tutuyordu. Sonra odanın kapısı. Pencere. Yanındaki cihazlar. Her şey yavaş yavaş zihninde yerine oturmaya başladı. Deniz birkaç saniye gözlerini kapattı. Sonra tekrar açtı. Bu kez bakışları daha canlıydı.

Alp için durum farklıydı. Kimse ona kesin bir şey söylemiyordu. Her dakika daha uzun geliyordu.

Diana sonunda duvarın yanındaki sandalyeye oturdu.

Ellerini birbirine kenetledi. Aklında tek bir düşünce vardı.

Alp onun önüne geçmişti. Hiç düşünmeden.

Hiç tereddüt etmeden. Sanki kendi hayatı önemli değilmiş gibi.Diana için çocukluğundan kalan bir isimdi. Geçmişinin bir parçasıydı ve şimdi yeniden hayatına girmişti.

Diana gözlerini kapattı.

“Lütfen…”

Devamını getiremedi. Saatler sonra ameliyathane kapısı açıldı. Doktor dışarı çıktı. Diana hemen ayağa kalktı.

“Nasıl?”

Doktor kısa bir süre sustu.

“Şu an durumu stabil.”

Diana'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.

“İyi olacak mı?”

“Şu anda kesin konuşamayız. Vücudu çok yoruldu.”

Diana nefesini tuttu.

“Peki…”

Doktor devam etti.

“Bilinci kapalı. Bir süre gözlem altında tutacağız.”

Diana'nın yüzündeki umut yerini korkuya bıraktı.

“Ne demek bu?”

Doktor sakin bir sesle konuştu.

"Hasta komaya girdi"

-ˋˏ ༻❁༺ ˎˊ-

Üç ay geçmişti.

Üç ay önce hastane koridorlarında herkesin yüzünde aynı korku vardı. Şimdi ise aynı insanlar, beyaz çiçeklerle süslenmiş bir kır düğününün ortasında gülümsüyordu.

Bahçenin her köşesi özenle hazırlanmıştı. Beyaz güller, küçük fenerler, masaların üzerindeki ince cam vazolar, ağaçların dallarına asılmış ışıklar… Akşam güneşi yavaş yavaş alçalmaya başlamış, gökyüzünü sıcak bir renge boyamıştı.

Masalar hazırdı. Sandalyeler yerleştirilmişti. Çiçeklerle süslü uzun bir yol, düğün alanının ortasından geçiyordu ve o yolun sonunda Diana vardı. Beyaz gelinliğinin içinde, birkaç ay önce yaşanan bütün o karanlık günlerden çok uzakta görünüyordu. Alp ise biraz ileride onu bekliyordu.

Üç ay önce gözlerini açabileceğine kimse inanmıyordu.

Şimdi ise karşısında hayatının en güzel manzaralarından biri vardı. İnsan bazen ölümün kıyısından dönünce, en güzel manzaranın büyük şeyler olmadığını anlıyordu. Sevdiği insanların gülümsemesi yetiyordu.

Düğünün en ön tarafında Deniz ile Sarp vardı.

Deniz iyileştikten sonra hayatında yaptığı ilk büyük şeylerden biri Sarp’ın evlenme teklif etmek olmuştu.

Deniz'in cevabı ise hiç düşünmeden gelmişti. Şimdi ikisi yan yana oturuyordu. Sarp, Deniz'in elini tutmuştu. Deniz başını onun omzuna yaslamıştı. Birbirlerine baktıklarında ikisinin de yüzünde aynı huzur vardı. Yaşadıkları şeyler kolay değildi.

Ama artık o günleri yalnızca korkuyla hatırlamıyorlardı.

Çünkü o günlerin sonunda birbirlerini bulmuşlardı. Sarp'ın gözleri bir an Deniz'in yüzünde kaldı. Deniz gülerek elini sıktı.

Sarp'ın yüzündeki ifade yumuşadı. Bazen hiçbir şey söylemeye gerek yoktu. İkisi de birbirini anlıyordu.Bir zamanlar saçına dokundurmayan kız artık Sarp’ın eli saçından kalktı an trip atıyordu.

Biraz ileride ise Elif ile Kasırga yine kendi dünyalarındaydı.

Elif masadaki çiçeklerden birini düzeltirken Kasırga gelip çiçeğin yerini değiştirdi. Elif hemen fark etti.

“Sen onu niye değiştirdin?”

Kasırga omuzlarını kaldırdı.

“Daha güzel oldu.”

Elif çiçeğe baktı. Sonra Kasırga'ya döndü.

“Hiçbir şey daha güzel olmadı.”

Kasırga gülmemek için kendini tuttu.

“Peki.”

Elif yeniden çiçeği eski yerine koydu. Kasırga bu kez dokunmadı. Ama birkaç saniye sonra Elif'in elindeki küçük çiçeği alıp saçının arasına taktı. Elif şaşkınlıkla ona döndü.

Kasırga hiçbir şey olmamış gibi masaya yöneldi. Elif'in yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu. Onların ilişkisi hâlâ aynıydı. Didışiyorlar, birbirlerini kızdırıyorlar, en küçük şeyden tartışıyorlardı. Ama artık herkes biliyordu. O tartışmaların sonunda mutlaka kahkaha vardı.

Bir süre önce yurt dışında yeni bir hayat kurmaya karar vermişlerdi. Şimdi düğün için geri dönmüşlerdi. Ve belli ki birbirlerinden uzak kalmak, ikisinin de sandığı kadar kolay değildi.

Selin ile Mayın ise biraz daha sakin bir masada oturuyordu.

Mayın'ın bir zamanlar aşk hakkında söyledikleri düşünüldüğünde, şimdi ortaya çıkan görüntü neredeyse inanılmazdı. Selin ayağa kalktığında Mayın da onunla birlikte kalktı. Selin birkaç adım atınca Mayın elini uzattı. Selin elini tuttu. Aralarındaki ilişki artık gizlenemeyecek kadar açıktı.

Mayın hâlâ duygularını kelimelerle anlatmakta zorlanıyordu.

Ama Selin'in yanında duruşu her şeyi anlatıyordu. Bir ara Selin onun koluna girdi. Mayın da hiç itiraz etmeden onunla yürüdü. Bir zamanlar aşkı zayıflık olarak gören adam, şimdi sevdiği insanın elini bırakmıyordu. Belki de bazı insanların değişimini anlamanın en güzel yolu söyledikleri değil, yaptıklarıydı.

Bahçenin daha sessiz tarafında Yaban ile Asya oturuyordu.

Yaban artık eskisi kadar sessiz değildi. Ama Asya onun sessizliğini de seviyordu. İkisi bazen hiç konuşmadan yan yana oturabiliyordu. Asya masadaki çiçeklerden birini alıp Yaban'a uzattı. Yaban çiçeği aldı. Kısa bir gülümseme paylaştılar. Hepsi buydu.

Ama onlar için yeterliydi.

Şahin ile Lara ise düğünün en hareketli köşesindeydi.

Nişanlanmışlardı. Ama nişanlı olmaları birbirleriyle uğraşmalarına engel olmamıştı. Tam tersine. Lara, Şahin'in ceketinin yakasını düzeltmeye çalışırken Şahin sürekli hareket ediyordu.

“Bir saniye dur.”

“Duruyorum.”

“Durmuyorsun.”

“Ben gayet sabitim.”

Lara dayanamayarak güldü.

“Seninle uğraşılmaz.”

Şahin de gülmeye başladı. Onları gören herkes aynı şeyi düşünüyordu. Bazı insanlar değişmiyordu. Sadece hayatlarına yeni bir isim ekleniyordu.

Diana'nın dayısı Alberto ise artık onların hayatında değildi. Gerçekler ortaya çıkmış, olayların arkasındaki bağlantılar birer birer çözülmüştü. Bir süre hapiste kaldıktan sonra, tehditlerin ve bazı olayların başka kişiler tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştı. Gerçekler ayrıştırılmış, suçsuz olduğu konular netleşmişti. Ama Diana için geçmiş artık gerideydi. Alberto'nun hayatındaki yeri değişmişti. O artık geçmişte kalan bir hikâyeydi. Diana ise önüne bakıyordu. Çünkü bugün onun için geçmişi değil, geleceği anlatıyordu.

Arti’de salondaydı. Cezasını çekmişti ama Alberto ile bir anlaşması oldu için yapmıltı her şeyi şimdi ise kardeşinin dünündeydi.

Ve sonunda...

Müzik yavaşladı. Bahçedeki konuşmalar azaldı. Herkes düğün alanının ortasına doğru döndü. Diana beyaz gelinliğinin içinde yürümeye başladı. Alp onu gördüğü anda yüzündeki ifade değişti. Bir an için etraftaki her şey sustu.

Üç ay önce hastane odasında gözlerini açtığında bu günü göreceğini bilmiyordu. Şimdi ise hayatının en güzel günlerinden birinin tam ortasındaydı. Diana yavaşça ona doğru ilerledi. Alp'in gözleri ondan ayrılmadı. Diana'nın yüzündeki gülümseme büyüdü. Sonunda yan yana geldiler.

Ve o an...

Yıllar boyunca kaybolan, yarım kalan, yanlış anlaşılan her şey sanki bir anlığına geride kaldı. Bugün hayatımın en güzel günüydü.

Çünkü yıllardır içimde taşıdığım o küçük kız...

Şimdi gelinliğin içinde bana doğru yürüyordu. Düğün başladı Alp ve Diana dans eti

“Balodan sonra geliştimi”

“Fazlasıyla”

Törenin ardından fotoğrafçı herkesi bahçenin çiçeklerle süslenmiş bölümüne çağırdı. Sonunda herkes aynı kareye girdi. Bütün grup. Birlikte. Yıllar boyunca yaşanan her şeyin ardından. Fotoğrafçı kamerayı hazırladı. Sarp Denizin yanına sokuldu. Deniz gülümsedi kırmızı bir üst giymişti. Mayın ve Selin sarılıyordu selin mor bir elbise giymişti. Önlerinde oturan Asya ve Yaban Asya onu yansıtan pembe giymişti. Alp ve Diana birbirine bakıyordu. Kasırga ve Elif tam arkasındaydı Elif ona yakışan sarı giymişti. Yanlarında Lara ve Şahin Lara mavi giymişti karede Arti de vardı. Diana’nın akrabası olarak Fotoğrafçı çekti. Alp anı resimlerine bir resim daha eklencekti babasının ona aldı kuş düdük Kaanın verdi künye...

Alp hep kaybetme korkusu ile yaşamıştı ama artık kendine yeni bir kurt sürüsü kazanmıştı asla onu terk etmiceni bildi bir sürü...

Bir daha bir yuvası bir ailesi olaz saniyordu lanetledini ve ölene kadar bu lanetin onu terk etmiceni saniyordu..

Ama artık bir yuvası olucak gölge timi bir ailesi olucak Diana vardı...

Onlar Alp’in yeni kurt sürüsüydü..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.