İçeriğe geç

Elveda asker

Bölüm 17 · 4 dk okuma

Elveda asker

Bölüm 17

16.Bölüm - Deniz Subayi

16.Bölüm

Deniz Subayı

Öğleden sonra güneş yavaş yavaş batıya doğru ilerliyordu. Malikânenin bahçesine vuran ışık, çiçeklerin ve ağaçların arasından süzülüyor, taş yürüyüş yolunun üzerine uzun gölgeler bırakıyordu. Diana bahçede küçük bir piknik hazırlamıştı. Örtüyü çimlerin üzerine sermiş, yiyecekleri ve içecekleri yanına dizmişti. Kızlar da onun etrafında toplanmış, kendi aralarında konuşuyorlardı. Diana bir ara başını kaldırıp Alp'e baktı. Alberto, Alp'e daha önce bir sürü farklı güvenlik üniforması göstermişti. Alp ise deniz subayı gibi giyinmeyi seçmişti. Üniforma ceketinde koyu haki renk hâkimdi. Ceket dikdörtgen formda, kırmızı kenar şeritleri ve altın sarısı detaylarıyla oldukça dikkat çekiyordu. Yakalarında metalik renkli küçük armalar vardı. Ön kısmında da metalik sarı detaylar bulunuyordu. Altına beyaz bir gömlek giymişti. Diana birkaç saniye onu inceledi. Bu adam bu havada terlemiyor muydu? Üstelik başında da bir şapka vardı. Kafasındaki şapka geniş ve üst kısmı düz, arkaya doğru genişleyen geleneksel askeri kasketlerden biriydi. Haki-yeşil tonlarındaki şapkanın orta bandında kalın kırmızı bir şerit bulunuyordu. Diana'nın dayısı bu kıyafetin Emir'e çok yakışacağını düşünmüş ve özellikle önermişti. Haklıydı.

Gerçekten yakışıyordu. Diana bakışlarını hemen başka tarafa çevirdi. Deniz bunu fark etmiş gibi Diana'ya baktı ama bir şey söylemedi. Kızlar saklama kaplarını açmaya başladılar. Masanın üzerine pastalar, tuzlu yiyecekler, meyveler ve içecekler dizildi. Asya bahçeye bakıp hayranlıkla konuştu.

“Bu bahçe hatırladığımdan daha güzel.”

Diana gülümsedi.

“Yeni bahçıvanım sağ olsun.”

Asya hemen meraklandı.

“Onunla tanışacağım.”

Diana'nın yüzü bir anda değişti.

“Asya, hayır.”

Asya şaşkınlıkla baktı.

“Niye?”

“Çok soğuk o adam.”

Deniz gülerek araya girdi.

“Hakkını helal et Asya.”

Asya gözlerini devirdi.

“Ben gidiyorum.”

Bahçenin diğer tarafına, seraya doğru yürümeye başladı. Seranın önünde bahçıvanı gördü. Asya etrafa bakıp konuştu.

“Hey... Serayı ve bahçeyi çok güzel yapmışsın. Çiçekleri de çok seviyorsun herhalde.”

Yaban elindeki işle uğraşmaya devam etti.

“İşim bu.”

Asya'nın içi hafifçe ürperdi.

“Şey... Adın ne?”

Yaban başını kaldırdı.

“Efe.”

Asya gülümsemeye çalıştı.

“Ben de Asya. Çiçekleri çok severim.”

“İyi.”

Asya birkaç saniye ne diyeceğini bilemedi. Sonra hızla başını salladı.

“Ay, ben gideyim Kardan Adam.”

Yaban ona baktı.

“Git.”

Asya arkasını dönüp hızla kızların yanına koştu. Deniz hemen ona baktı.

“Asya, ne oldu?”

Asya nefes nefese konuştu.

“O çok korkunç!”

Diana gülmeye başladı.

“Biz dedik Asya.”

“Adam tek cümle konuştu!”

Deniz kahkaha attı.

“Daha ne yapmasını bekliyordun?”

Asya oturdu.

“Bilmiyorum ama çok soğuk.”

Kızlar gülmeye başladı. Bir süre sonra sohbet devam etti. Kızlar tatlılarını yemeye, birbirleriyle konuşmaya başladılar.

Alp ise biraz uzakta durup etrafı izliyordu. Bahçedeki insanları gözlemliyordu. Bir ara aşçının hareketlerini fark etti. Aşçı son zamanlarda oldukça tedirgin ve tuhaf davranıyordu. Arti de bunu fark etmiş olacak ki adamın yanına gitti. Kolunu adamın omzuna koydu.

“Hadi içeri geçelim.”

İkisi birlikte içeri girdiler. Alp bir süre onların arkasından baktı. Sonra tekrar kızlara döndü. Kızlar gülüyor, kendi aralarında konuşuyorlardı. Yaban hakkında konuşuyorlardı.

Alp onları dinlerken aklından geçirdi. Yaban hep böyleydi. Deniz bir süre sonra Alp'e baktı.

“Emir, niye bizimle konuşmuyorsun?”

Alp kızlara döndü.

“Teşekkürler kızlar ama hiç konuşan olmadım. Hep dinlerim.”

Deniz başını salladı.

“Belli.”

Diana gülümseyerek araya girdi.

“Boş ver Deniz. Adamı kendi hâline bırak.”

Tam o sırada Sarp bahçeye geldi. Alp'e baktı.

“Seni burada ne için var, senin mafya bozuntusu?”

Alp kaşını kaldırdı.

“Bana niye mafya diyorsun ki? Ne kötülüğümü gördün? Ne kötü alışkanlığımı gördün kızıl tilki?”

Sarp ellerini cebine koydu.

“Eldiven giyiyorsun, sigara içiyorsun, bana lakap takıyorsun.”

Alp hafifçe gülümsedi.

“Bunların hangisi beni mafya yapıyor?”

Sarp cevap vermeden ona baktı. Sonra gülümsedi ve seraya doğru yürümeye başladı. Alp başını iki yana salladı.

“Garip adam.”

Diana gülerek

“Sen de pek normal değilsin.”

Alp ona baktı.

“Öyle mi?”

“Öyle.”

Diana gülümsedi. Alp'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

˚₊‧꒰ა❤໒꒱ ‧₊

Akşam şafağı yavaş yavaş villanın üzerine inerken malikânenin içi sakinleşmişti. Alberto çalışma odasında masanın başında oturuyordu. Kapı açıldı. Arti içeri girdi. Alberto başını kaldırdı.

“Ne oldu?”

Arti'nin yüzü ciddiydi.

“Aşçı evinde ölü bulunmuş.”

Alberto'nun yüzündeki ifade değişti.

“Aşçımız mı?”

“Evet.”

“Niye? O sadık adamdı.”

Arti birkaç saniye sustu.

“Son bir haftadır tuhaf davranıyordu. Konuşmak istedim ama beni iteledi.”

Alberto sessizce onu dinledi.

“Evinde intihar etmiş.”

O sırada Kasırga kapıya yaklaşmıştı. Konuşulanları duyunca durdu. Yüzündeki ifade değişti. Telefonunu çıkardı. Hemen Alp'e ve Yüzbaşı'na mesaj attı.

“Aşçı ölmüş. Şüpheli. Bana aşçılık belgesi çıkartabilir miyiz? Aşçılık belgemi biraz düzenleyeceğiz.”

Mesajı gönderdikten kısa süre sonra Yüzbaşı'ndan cevap geldi.

“Onay.”

Ardından Alp'ten mesaj geldi.

“Dikkat et Kasırga.”

Kasırga ekrana birkaç saniye baktı. Telefonu kullanmayı hâlâ pek sevmiyordu ama bu kez telefonu cebine koymadı. Alberto ve Arti konuşmaya devam ederken Kasırga sessizce odadan çıktı. Belgesini almaya gidecekti. Çünkü artık malikânede aşçı olarak çalışması gerekiyordu. Ve bu görev, düşündüğünden çok daha önemli olacaktı. Gece tamamen çökerken Kasırga malikâneden ayrıldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.