İçeriğe geç

Elmwood Köyü

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Elmwood Köyü

Bölüm 1

1. Bölüm – “Sis ve Çan Sesleri”BAŞLANGIÇ

Soğuk rüzgâr, Elmwood istasyonunun paslı tabelasını gıcırdatarak sallıyordu. Tren, sisin içine karışırken geriye yalnızca metalik fren kokusu ve uzaklardan gelen kömür dumanı kalmıştı. Elif Demir, gri paltosunun yakasını kaldırdı; Londra’dan gelen bu kısa yolculuğun sonunda, İngiltere’nin en ıssız kasabalarından birine adım attığını derin bir nefesle hissetti.

Cep telefonundaki saat, akşamın altısını gösteriyordu. Gökyüzü koyu kurşun rengindeydi; bulutlar, maden bacalarının üzerine çökmüş gibi ağırdı. Elif, peronun ucunda bekleyen uzun boylu adamı hemen fark etti. Üzerinde koyu renk bir pardösü, başında kasabanın sürekli yağan yağmuruna alışkın bir şapka vardı.

“Dedektif Demir?” Adamın sesi, sisin arasından net ve soğukkanlı bir tonla geldi.

“Elif Demir,” dedi Elif, elini uzatarak. “Siz de Detective Grant olmalısınız.”

Oliver Grant, hafif bir baş selamı verdi. “Yolculuğunuz nasıldı? Elmwood, ilk bakışta pek cazip görünmez. Alışmak… zaman alır.”

Elif, etrafa bakındı. İstasyonun arkasındaki dar sokaklar, sanki geçmiş yüzyılda kalmış gibiydi. Taş evlerin duvarlarından süzülen yosun kokusu, yağmurla birleşince keskin bir nem yaratıyordu. “Sessizlik etkileyici,” dedi. “Ve biraz ürkütücü.”

Oliver, yürümeye başladı. “Bu kasaba hep böyle. İnsanlar fazla konuşmaz. Özellikle de… bu gece gibi gecelerde.”

“Elbette bir cinayet gecesi sessiz olur,” dedi Elif hafif bir alayla.

Oliver durakladı, bakışlarını Elif’e çevirdi. “Bu sadece bir cinayet değil,” dedi yavaşça. “Kayıp Ay bu gece dolunayla birleşiyor. Burada insanlar bunu… uğursuzluk olarak görür.”

Elif’in kaşları hafifçe çatıldı. “Uğursuzlukla ilgilenmem, kanıtlarla ilgilenirim.”

Oliver’ın dudaklarının kenarında belirsiz bir gülümseme oluştu. “Umarım yeterince kanıt bulabilirsiniz.”

İstasyonun hemen dışında onları bekleyen eski model siyah bir Land Rover’a doğru ilerlediler. Sis, farların önünde yoğun bir perde gibi duruyordu. Motor çalışırken, uzaktan gelen bir çan sesi duyuldu—tek, derin bir vuruş. Elif istemsizce başını çevirdi.

“Kasaba çanı mı?” diye sordu. Oliver direksiyonu çevirirken kısa bir duraksama yaşadı. “Burada kimse bu saatte çan çalmaz,” dedi.

Land Rover, sisin içine doğru ağır ağır ilerlerken Elif, içindeki o tanıdık gerilimi hissetti: gerçek, söylentilerin gölgesinde bile kendini belli ederdi. Ve bu kasabada, o gerçeği bulmak kolay olmayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.