KAYZER | ELEŞTİRİ
Merhaba, çok okunanları eleştirdiğim serimizin ikinci bölümüne hoş geldiniz! Bugün bizlere, Kayzer eşlik edecek.
Eleştiri trafiğine giriş yapmadan önce belirtmek istediğim bir husus var.
Bildiğiniz üzere yazar kurgusunu çok fazla reklam alarak öne çıkartmış biri, sadece dokuz bölümlük bir kurguyla bu kadar okunma alması olağan dışı. Önceki yazdığı ve hala devam eden kurgusundan tabii ki okuyucu kitlesi geliyordur, orası ayrı bir mevzu.
Eğer yazar bu eleştiriyi görüyorsa, eminim bu paragraf onu huzursuz edecektir. Ancak bu kadar reklam almayı biliyorsanız eleştirilmeyide bilmenizi tavsiye ederim. Kırıcı olmayacağımdan ve sadece eleştiri amacıyla yazacağımdan emin olabilirsiniz, gözüm kimsenin başarısında değil. Okuyucuyu bilgilendirmek isteyen, eleştiri profilimle kendimi gösteren biriyim sadece.
Kolları sıyıralım bakalım, eleştiri başlıyor!
—Kitap Kapağı
Kapağını hoş ve sade buldum, kendi yaptıysa oldukça başarılı bir çalışma olmuş. Okuyucuyu çeker mi? Çeker tabii ki, kurguyu ne kadar yansıttığı tartışılır ama dediğim gibi gayet kaliteli.
—Kurgu Konusu ve İçeriği
Okumayan kaldı mı bilmiyorum, bu seride eleştiriyi daha çok özümsemeniz adına biraz konudan bahsetmek isterdim. Ama konuyu bende tam kestiremedim, tam yedi bölüm okudum. Konuyu gizli tutmak okuyucuyu aktif kılıp düşünmeye itmek oldukça güzel bir tutum fakat bu ilk beş bölümde yapılması gereken bir şey. Bilinmezlik olduğu için kızın amacı, erkeğin yapısı pek belirgin değil ve okuyucunun karakterle bağ kurmasını engelleyen bir durum.
Kayzer adında bir mafyamız olduğu -bu bilgiye de açıklama kısmından ulaştım bölümlerde henüz detayı yoktu- ve başrol kızımızın yakınına zarar verdiği (şaibeli) yazılmış. Kız, planını kurup tek başına Kayzer’den intikam alma oyununa başlar. Sözde bu plana çok emek ve çaba vermiştir, ancak plan Kayzer’in yanına ilişmekten pek de farklı değildir. Kızımız mükemmel planını uygulamak için bir bara gider ve seçtiği öylesine bir erkeği etkilemek için işe koyulur. Erkeği etkilediğinde ise, sanki ona zorla istemediği bir şey yaptıracakmış gibi barın içinde feryat figan sesini duyurmaya çalışır.
Tabii ki bu feryatların bir duyanı olur, kim mi? Kayzer.
Kayzer, bardaki kalabalığı es geçerek kızın yanına ulaşır ve sözgelimi kızın etkilediği adamdan onu kurtarır.
Pekala, Kayzer kızı adamdan kurtardıktan sonra kızımız ne yapıyor derseniz?
Bayılıyor. Çok sıradaşı, değil mi?
Her neyse, Kayzer kızı alıp bir odaya götürür ve
yedi bölüm boyunca karakterimiz aynı mekanın içine hapsolmuş durumda çaresizce oturur. Yedi bölümün aynı konumunda geçiyor olmasına karşı gözümüzde canlanan bir oda figürü, maalesef ki yok.
Bu bölümlerin içinde Kayzer’in ablasının, Leyla’yı boğduğunuda unutmayalım. Çünkü bu aile çok yıkıcı bir yapıda, yedi bölümde hiç bilgilenemedik ama önüne geleni öldürebildiklerini ve güç gösterisi sevdiklerini anladık.
Şimdi biraz daha yazım tarzı bakımından baz alarak eleştiriye devam edeceğim.
İlk bölümdeki girişi çok klişe buldum ve okuru etkilemesi gerekirken çok büyük bir etki bırakmadığını gördüm, daha doğrusu beni bir gram dahi etkileyen bir cümle olmadı. Neden özellikle bu kitabı okumalıymışız, anlayamadım.
Benim beklentim yüksek değildi, yükseltildi. Objektif bir şekilde baktığımda da -3 kez bölümü okudum- aynı düşüncelerdeydim.
Cümlelerin tekdüzeliğide üzücü boyutta, estetikliğin olmadığını açıkça dile getirebilirim.
Mafya kitabı yazmak istiyorsanız, reklamla değil. Dilinizle, etkileyeciliğinizle öne çıkmalısınız. Karakterin üzerindeki kıyafeti betimleyip onun seksiliğinden söz etmenizden bahsetmiyorum. Kelimelerle oynadığınız minik çaplı oyunun etkileyiciliğinden bahsediyorum.
Duruluk ilkesine uyduğuna hemfikir olabiliriz çünkü okurken yoran herhangi bir kelime yoktu, gündelik diyaloglarla oluşturulmuş ve betimlemenin eşsiz zenginliğinden ırak bırakılmıştı.
Yani kısacası tasvir açısından yarım kalmış, çok daha iyi bir dille anlatılması gereken basit bir konu. Bu konunun benzeri olan bir sürü wattpad kitabı ve çok daha iyi yazılmış örneklerini rahatlıkla bulabilir hatta filmini bile araştırıp izleyebilirsiniz.
Uzun lafın kısası; ben konu açısından da anlatım dili açısından da yetersiz buldum, çok daha iyi olabilirdi. Açıklamadaki gibi ilgi çekici gelmedi.
—Yazım Yanlışı ve Noktalama Unsurları
Göze batan bir yanlış yoktu, noktalamalarda olabildiğince düzgün seçilmişti. Bu kısım hakkında söylenebilecek çok fazla söz yok. Karmaşık kelime gruplarına girmediğinden öyle noktalı virgülü, iki noktayı kullanmasına gerek kalmamış. Bu durum biraz da yazım tarzının basitliğini ortaya döküyor, bence. Tabii ki bunları kullanmak yazım tarzınızın niteliğini kanıtlamaz, noktalama kullanmanıza rağmen bir şeyleri ifade edemeyebilirsiniz. Ancak yazım tarzı oturmuş bir yazarsanız gönül rahatlığıyla hem karışık cümlelerle iç içe olursunuz, hem de noktalama işaretleriyle.
Önemli olan bol değil, yeterince ve yerinde kullanmaktır her zaman diyelim.
—Bölüm Uzunluğu ve Yoğunluğu
Okuduğum bölümleri toplasak anca bir bölüm eder, iki açıdan da. Bölüm uzunluğu kısa, yoğunluğu az. Koskoca 9 bölümde hala olaylar alevlenmedi. Kaç bölüm yazmayı düşünüyorsunuz 70 bölüm mü, yoksa ömürlük mü? Bu hızla ilerlerse kitabın ilgi çekiciliğinin azalacağını düşünüyorum. Ayrıca şu an oldukça monoton, birden aksiyona geçincede okuyucunun düşüncelerinde “ne oluyoruz?” yorumu peydahlanacaktır.
Eleştireceğim başlıklar bu kadar, genel olarak beklentimi karşılayamayan bir eser olduğunu anlatmaya çalıştım. Abartılıp şişirildiği gibi asla değil, emeğine saygım sonsuz. Ancak kitap yayınlamamıza olanak sağlayan çok daha iyi mafya konulu kitapların olduğunu hepimiz biliyoruz, bence.
Bence bu kitabın reklamlar dışında parlamasını sağlayan tek bir unsur var: kitabın adı. Aslında çok elzem bir özelliği yok, sadece başkarakterin adı ancak kurgu piyasasında duyulmamış bir isim olduğundan dolayı ilgi odağı konumuna erişmiş. Yazar da yazmaktan çok, bu isimi bulmaya çabalamış gibi.
Yazarımıza başarılar dilerim, umarım çok daha iyi yerlere çok daha güzel yazarak gelmeyi başarır. Tüm yazarlar, bizler için altından farksız. Fakat gelişmek isteyen ve kendini her daim bir adım ileriye taşımak isteyen yazarlar ömrümüz boyunca gönlümüzde taht kurmayı başaracaklar.
Son olarak eklemek istediğim bir şey var, gönderilerimde beraber okuyup yorumlayalım demiştim. Bu eleştirimizdeki kitabı okuyup fikirlerini belirttiği için @sherlock_holmes221b ‘ye çok teşekkür ederim, fikirlerin gerçekten güzeldi. Elimden geldiğince yazdıklarına değinmeye çalıştım.
Geç saatte gelen bir eleştiri olduğu için kusura bakmayın, herkese iyi geceler, iyi bayramlar dilerim. Umarım sevdiklerinizle ve yakınlarınızla nice mutlu, keyifli bayramlar geçirirsiniz sevgili çizgi halkı! 🤭💖




