Addison Pearl
Uçak inmiş,hostesler ve pilot önümüzde eğiliyor,ben ise kısa baş selamlarıyla geçiyordum.Uçaktan çıkmamızla önümüze bir grup koruma geldi ve yine korumalar eşliğinde bizim için gelen limuzine doğru yürüyorduk.Limuzin kapısını açan korumaya teşekkür edip gidilecek yeri söyledim,şoför sürdü.
Tur gezisinin olduğu yere geldik.Lena ve David’e bir şeyler fısıldıyor gibi yapıp zihnimden
—Bileklikleriniz hazır mı?
diye sordum,başıyla beni onayladılar.Çaktırmadan tur kafilesine katılıp hızlı hızlı yürümeye başladık.Alex çantasından bir harita çıkardı.Yanıma yaklaşıp
—Bir şekilde dikkat çekmeden yan tarafa gitmeliyiz.
dedi.Başımla onaylayıp zihnimden
—İşaret verdiğimde ayrılıyoruz.
dedim,başlarıyla beni onayladılar.Biraz daha ilerledikten sonra yavaş yavaş kafilenin gerisinde kaldık.Sonra bir anda yan tarafa koşmaya başladık.Ormanın içine doğru ilerlerken Alex
—Bekleyin!
diye bağırdı,ona bakarken
—Periler küçük varlıklar,aynı şekilde evleri de öyledir.Onları ezebiliriz ve bu hiç iyi olmaz.
diyince ona hak verdim.Hepimiz derin bir nefes verip gözlerimizi kapattık.Yer ayaklarımın altından kayarken telaşla gözlerimi açtım.Ağaçlar kocamandı,hayır,ben küçülmüştüm.Yere düşerken kanatlarımı çırpmaya zorladım.Yalpalayarak uçmaya başladım.Etrafıma bakındım.Uçmaya çalışan Alex’i görmemle yanına uçup tutması için elimi uzattım.Alex elimi tutup sabit bir şekilde kanatlarını çırpmaya başladı.Üstünde orman yeşili belinde kemer olan bir tulum vardı.Kanatları şeffaf,sadece ucunda aleve benzer kırmızılık vardı.Yakışıklıydı,her zamanki gibi.Alex gülümseyip
—Teşekkür ederim meleğim.Çok güzel olmuşsun.
diyince üstüme bakındım.Maviydi ve üstünde yaseminler vardı.Balerin elbisesiydi.Tamamen beni yansıtıyordu.Gülümseyerek
—Teşekkür ederim,sen de çok yakışıklı olmuşsun.Her zamanki gibi.
dedim biraz utanarak.Alex
—Sana kurban olurum ben.Utanma meleğim utanma.
dedi bana sarılarak.Lena ve David de yanımıza geldi ve uçmaya başladık.
Alex
—Yukarıya bakın!
diye bağırınca yukarı baktık.Yukarıda bir sürü kelebek,peri,arı ve evler vardı.Heyecanla Lena’ya bakıp uçmaya başladım.Birkaç kişi bize bakıyor,kimisi arasında fısıldıyor,kimisi ise bizi takmadan işlerine devam ediyordu.David bir periyi durdurup
—Pardon,yetkili kişinin nerede olduğunu söyleyebilir misin?
diye sordu.Kız David’i şöylece bir süzüp
—Benimle gelin.
dedi.Lena yerinde kıpırdandı ve David’in koluna girdi.David durumu fark etmiş olacak ki kıkırdayıp Lena’nın saçlarına bir öpücük kondurdu.Birlikte perinin arkasından ilerlemeye başladık.
Bir tür saraya geldik.Her yer yaprak ve çiçektendi.Hayranlıkla etrafıma bakınırken uyarıcı bir öksürük sesi geldi.Başında önemli biri olduğunu belli eden klasik kocaman taçlardan vardı.Herkes yerlere kadar eğilirken ben sadece kısa bir reverans yaptım.Kral buna sinirlenmiş olacak ki kaşlarını çatıp
—Sen kimsin de ayaklarıma kadar eğilmezsin hadsiz!
diye gürledi.Çok çabuk ve gereksiz yere hiddetleniyordu.Ben de kaşlarımı çatıp zihnimden
—Asıl siz kimsiniz de Elementka kraliçesine hadsiz dersiniz?Buraya hava taşını almaya geldik.Yardımınıza ihtiyacımız var.
dedim hiddetle.Odadaki muhafızlar aralarında fısıldaşırken bizi getiren kız yerlere kadar eğilmişti.Kral’ın beti benzi atarken yerlere kadar eğildi ve
—Affedin kraliçem.Bilemedim.Lütfen affedin.
dedi ağlar tonda.Sesimi yumuşatmaya çalışarak
—A-ay-yağ-ğa k-kalk.
dedim.Kral şokla ayağa kalktı,atışmıştım artık.Kral
—Üzgünüm kraliçem.Siz olduğunuzu bilmiyordum.Yemek yiyin,dinlenin.Yarın m-
—H-hem-men g-gid-del-lim.
dedim.Kral başını eğerek
—Emriniz olur kraliçem.
dedi.Muhafızlarla birlikte bir yere uçmaya başladık.
Issız,karanlık bir dağa geldiğimizde ilerlemeye başlardık.Lena
—Sizce de çok sakin değil mi?
diye sorunca arkamızdan bir çığlık geldi.Hızla arkamızı döndüğümüzde periler taşa dönüşmüştü.Yukarıya baktığımdaysa,amanın,kanatlı gözler.Bizi görmeden hepsini bir kayanın kenarına çektim.Lena zihninden
—Hay benim şom ağızıma!Yalnız dikkatinizi çekeyim yine bir çizgi film karakteri.Esrarengiz Kasaba da geldi tam oldu!
dedi.Apollon’un efsanevi yayını gerdim,elimden ateşin yakıcı kaynar gücü oka geçti.Oku kanatlı gözün göz bebeğine hedefleyip oku attım.Göz ciyaklayarak yandı.Ve onun ardına kanatlı bir sürü dağın eteğinden havalandı.David
—Hassiktir.
diye mırıldandı.Kılıcını çıkardı.Lena katanasındaki suyu çıkardı.Alex eski elinde ateş toplarıyla hazırda bekledi.Zihnimden
—Ne olursa olsun göz bebeği sizi bulmasın.Çok dikkat edin.Zorlu olacak.
dedim.David Lena’ya bakıp son kezmiş gibi öptü onu.Yüreğim burkuldu.Zihnimden
—İkili gruplar olalım,Lena ve ben,David ile Alex.Sessiz hareket edeceğiz.Gerek kalmadıkça.Her öldürüşten sonra yer değiştireceğiz.Sorusu olan?
Kimseden ses çıkmayınca onlara gülümseyip zihnimden
—Hadi kan çıkartalım.
dedim ve hareketlendik.Lena ile ben büyükçe bir kayanın ardına saklandık.Lena su bombalarını en öldürücü şekilde hazırladı.İşaret verdiğimde ben okumu,Lena da bombaları birer kanatlı gözün üstüne attık ve ışık hızında ordan kaçtık.Gözler ölürken gülümsedim.Aynı şekilde iki tanesi daha gitmişti.Ben gülümsüyordum gülümsemesine de,kalbim birisine bir şey olacak korkusuyla duracaktı adeta.Lena korkumu hissetmiş olacak ki zihninden
—Merak etme,hepimiz çok iyi olacağız.Şüphen olmasın.
dedi.Başımı olumlu anlamda sallayıp bu sefer iki tane ok aldım.Lena da suyu hazırladı ve yine aynı anda attık.Ben tam koşacakken ayağım bir şeye takıldı ve yere kapaklandım.Gözler buraya doğru gelirken Lena beni almak için geri koşmaya hazırlanıyordu.Korkuyla
—K-KAÇ!
diye bağırdığımda artık yerimi belli etmiştim.Gözler buraya gelmeden kendimi ateşten bir küreye alıp yükseldim.Ateşten küre ışıl ışıl yanarken beni göremedikleri için kayaya da dönmüyordum.Onlara
—K-KAÇ-ÇIN!
diye haykırdım.Ateşin içinden gözlere hem ok atıyor,hem ateş topları gönderiyordum.Gözler yanarak birer gök taşı gibi yere çarparken şimdiden nefes nefese kalmıştım.Ardından bir kükreme duyuldu.Dikkatim sesin kaynağına yöneldi.Bir ejderhaydı.Kıpkırmızı sert derisinin üstünde beyaz lekeler omuriliğinden kuyruğuna kadar iniyordu.Gözleriyse,Alex…Alex zihninden
—Seni koruyacağım meleğim.
dedi ve ateş püskürttü.
Zihnimde bir şimşek çaktı,gözlerim karardı.Sert rüzgar kulaklarımda uğuldarken tanıdık ses
—Yenilmeye hazır ol prenses,geliyoruz.
dedi.Kalbim tekledi,sesler anlamsız geldi.Eninde sonunda gelecek olan geldi.Savaş başlıyor,herkes kılıçlarını kuşanıyor,kalbim tekliyor,tüylerim diken diken oluyor.Zihnimden
—LENA RUH HAYVANLARINI KORUMAYA AL!DAVİD ELF KRALLIĞINDA SAVAŞABİLEN HERKESİ TOPLA!ALEX BÜYÜKANNEMİN YANINA GİT!SAVAŞ BAŞLADI!ACELE EDİN!
diye bağırdım.Savaştığım gözler teker teker gitti.Vakit kaybetmeden hava taşının nerede olduğuna baktım.Dağın tepesinde beyaz bir ışık vardı.Oraya doğru tam uçacakken Alex kuyruğuyla beni sırtına koydu.Gözlerimden yaşlar akarken zihnimden
—Alex ne yapıyorsun?Gitsene!Büyükannemi koru!Yalvarırım ona bir şey olmasın!Lütfen!
diye bağırdım ama o uçmaya devam etti.Bir yandan
—Elementka muhafızları onu koruma altına almıştır!Merak etme!Seni korumama izin ver!
dedi.Sesinden onun da stresli ve korkmuş olduğunu anlayabiliyordum.Tam dağa ulaşmışken kulak kanatıcı bir çığlık sesi yükseldi.Kulaklarımı kapattım.Ve ardından diğer gözlerden çok daha büyük bir göz bize doğru gelmeye başladı.Vakit kaybetmeden Alex ateş püskürtmeye,ben de lav atmaya başladım Alex’in ateşi bitmeye yakın elimde obsidyen oluşturup ona sivri bir şekil verdim.Koca obsideyeni hava elementiyle kaldırıp tüm gücümle göze attım.Kanatları yanan göz iyi uçamazsan hamlemden kaçamadı ve öldü.Alex vakit kaybetmeden beni dağın eteklerine çıkardı.Taşı elime alıp bileğimdeki yerini almasına izin verdim.Etrafımda bir hortum oluştu.Hortum söndüğü gibi Alex’le aşağı inince Alex eski insan haline dönüştü.Korkuyla ona sarıldım ve gözyaşlarımın akmasına izin verdim.Onların başına bir şey gelmesinden çok korkuyordum.Halkıma bir şey olmasından çok korkuyorum.Kazanamayacağımızdan çok korkuyorum.Alex’i kaybetmekten,rüyamın gerçekleşmesinden çok korkuyorum.Zihnimden
—Başına bir şey gelmediğinden emin ol Alex.
dedim.Alex üzgünce
—Merak etme,bana bir şey olmayacak.Sana da bir şey olmayacak.Hepimiz birbirimizi koruyacağız.
dedi.Rüyam aklıma gelince gözlerim doldu.Son kez öptüm onu.Geri çekilince gülümseyip zihnimden
—Seni çok seviyorum Alex.Ve eğer sağ çıkamazsam krallığın başına senin geçmeni istiyorum.Söz ver.
dedim.Alex’in gözleri doldu,kabul etmezmişçesine başını sallayıp
—Hayır,sen sağ çıkacaksın.Olur da olmadı,peşinden gelirim.Hiçbir güç seni benden ayıramaz.
dedi.Sinirle zihnimden
—Bu önemli bir mesele!Çocuk oyuncağı değil!Krallığımın bir yöneticiye ihtiyacı var ve o da sen olacaksın!Daha fazla itiraz istemiyorum!
dedim hiddetle.Alex ağlamaya başlayınca ona sarıldım.Boyuna başımı gömüp kokusunu çektim,küçük bir öpücük bıraktım.Alex çenemden tuttu,gözlerindeki yaşlarla
—Meleğim benim.Seni tanıdığım için o kadar şanslıyım ki.Çok teşekkür ederim,hayatımı böylesine güzelleştirdiğin için,hayatımda yer aldığın için,sevgime karşılık verdiğin için minnettarım sana.
dedi.Burnumu çekip
—Asıl bana aşkı,sevmeyi,sevilmeyi öğrettiğin için,kabuğumdan çıkmama yardım ettiğin için,bana güvendiğin için minnettarım ben sana.Beni ayağa kaldırdığın için,kitabımı sorduğun için,kapüşonumu açtığın için teşekkür ederim aşkım.Seni çok seviyorum.
dedim ve Alex dudaklarıma yapıştı.Son kezmiş gibi,uzun zamandır görüşmüyormuşuz gibi öpüştük.Göz yaşlarımız birbirine karıştı,kirpiklerimiz birbirine değdi.Dudaklarımızı isteksizce ayırdım.Alınlarımızı yasladı,gülümseyerek
—Hadi şu savaşı kazanalım.
dedi ve Ejdere dönüştü.Sırtına binip uçmaya başladık.
Savaş meydanına geldiğimizde Alex insan formuna dönüştü.Büyükanneme sıkıca sarıldım.Yanaklarımdan yaşlar akarken yanaklarıma koydu ellerini.Gülümseyerek
—Mükemmel bir kraliçe olacaksın.Endamından belli pamuğum.
dedi.Beceriksizce gülümseyip ondan ayrıldım.Ağlamaktan gözleri şişmiş Lena’nın yanına gidip sıkıca darıldım ona.Hıçkırarak ağlamaya başladı.Ona sıkıca sarıldımGöğsümden hıçkırık koptu.Ağladım,kardeşimi,dert ortağımı,canımı kucakladım.Ayakları taşımadı bedenini.Yere çöktü.Hıçkırarak ağlarken ona katıldım.Saçlarını okşadım,yanağından öpüp zihnimden
—Teşekkür ederim Len,her şey için,benimle tanıştığın için,arkadaşım hatta ondan da ötem olduğun için,kendinize çok dikkat edin.Hepinizi çok seviyorum.
dedim.Lena koluma hafifçe vurup
—Geri zekalı!Ne o öyle veda eder gibi?Hepimiz birlikte olacağız!Ne demek!Asıl ben teşekkür ederim benim kardeşim olduğun için.Siz de kendinize çok dikkat edin.Seni çok seviyorum ikiz.
dedi.Gülümseyip David’e gittim.Ona da sarıldım.Sımsıkı sarıldı,
—Fıstık,senin yanındayız.Tamam mı?Hayatımda olduğun için çok minnettarım.İyi ki baldızım olmuşsun.İyi ki küçük kız kardeşim olmuşsun.Lilly ve Lila olsaydı sana bayılırlardı.Seni onlardan farksız tuttum.Sana iyi bir enişte,iyi bir arkadaş,iyi bir abi olabilmişsem ne mutlu bana.
dedi.Ağlamam şiddetlendi,zihnimden
—Biliyorum David,iyi ki tanışmışız,iyi ki Lena ile tanışmışsınız.Sen şu ana kadar olabilecek en iyi enişte,en iyi arkadaş ve olup olabilecek en iyi abi oldun bana.Kan bağımız yoksa da can bağımız var.İyi ki abimsin.Eğer kardeşlerin kadar olabilmişsem sana ne mutlu.Eğer Lena’yı üzersen sana musallat olurum duydun mu?
dedim sonunu alayla.Hepimiz güldük.Herkes kendi arasında vedalaşırken yüksek bir yere çıkıp zihnimden
—Sevgili halkım!Bu savaşı kazanacağıma olan güvendim tamdır!Eğer olur da ben yanınızda olmazsam,kralınız Alex Jones olacaktır!Onun güvenliği için elinizden gelen her şeyi yapacağınıza şüphem yoktur!Aynı şekilde onun da sizi ve diğerlerini koruyacağından,gözeteceğinden ve sorunlarına çözüm bulacağından şüphem yoktur.Şimdi elimizden geleni yapalım ve Elementka’yı bu illetten kurtaralım!
dedim.Herkes sevinçle beni alkışlıyor bazılarıysa şimdiden Alex’e selam veriyordu.Titrek bir nefes verip benim için özel hazırlanan zırhı giyinmeye başladım.Zırh simsiyahtı.Üstümü giyindikleri sonra bir şövalye gelip önümde diz çöktü.Elindeki kutuda uzunca pırıl pırıl parlayan bir kılıç vardı.Kabzanında elementleri temsil eden taşlar vardı.Kılıcın sivri yerinde “Pearl Ailesi Yadigarı…Şanlı Bir Şekilde Savaşı Kazanalım”
yazıyordu.Gülümsedim.Kazanacağım baba,anne,büyükannelerim,büyükbabalarım.
Krallığımızı şanımıza yakışır bir şekilde geri alacağım.
Şafak söküyordu,turuncu ışık her tarafı sararken ben karşı cepheye bakıyordum.Karanlık bir çizgi ilerliyor,ilerledikçe büyüyordu.Gözlerimi ordan ayırmadım.Korkmuyordum.Onu yenecektim,sonu ne olursa olsun.Yanıma birisi oturdu.Kafasını omzuma yasladı.Derin bir nefes aldı Alex.Elimi tuttu,gözlerimizi birleştirdim.Gülümsedi ve
—Her şey mükemmel olacak.Savaşı yeneceğiz ve ben sana nikahı basacağım.
dedi.Sondakine kıkırdadım.Alnımdan öptü ve saçlarıma burnunu değdirdi.Ben sakince nefes alıp verirken Alex
—Kokunu özleyeceğim.
dedi.Kaşlarımı çatarak yüzüne baktım ve zihnimden
—Niye veda eder gibi konuşuyorsun?
dedim.Alex
—Bilmiyorum,ağzımdan kaçtı.Beynim düzgün düşünemiyor meleğim.
dedi.Yanağından öpüp ona gülümsedim.Bir şövalye gelip
—Kraliçem,yola çıkıyoruz.
dedi eğilerek.Başımla onu onaylayıp ayağa kalktım.Şövalye koşarak aşağı indi.Alex dudaklarıma öpücük bırakıp
—Seni seviyorum.Bol şanslar.
dedi ve birlikte aşağı indik.
Savaş meydanında,karşı karşıya orklar sıra olmuş,Önlerinde Sage var.Satıcı.Arkada büyükçe bir taht taşıyorlar.Ve tahtta Alexandra.Sırıtıyor,bana,elimdeki kılıca,orduma ve arkadaşlarıma bakıyor.Benimse gözlerimden resmen ateş fışkırıyor.Alexandra gevşek gevşek
—Sana bir şans tanıyacağım prenses.Teslim ol,üstünlüğümü kabul et.Ve yaşa.Kölem olarak.
dedi.Sinirle
—A-asl-la!
diye bağırdım.Alexandra kahkaha atıp tatlı bir bebek görmüş gibi
—Ah,şu gençlerin inadı yok mu?Eh madem öyle,SALDIRIN!
diye dudak büzdü ve emriyle orklar saldırıya geçti.Biz de aynı şekilde.Kılıcımı savurduğum orkun keşlesi uçtu.Hırs gözlerimi bürümüşken teker teker herkesi kesmeye başladım.
Yazarın Anlatımıyla
Kraliçe kasapmışçasına düşmanlarını kesiyordu.Uzaktan Alexandra’yı gördü ama önünde çokça asker ve ork vardı.Sinirle bağırarak atıldı ama büyü yüzünden geri püskürtüldü.Sage ona sırıtarak bakıyordu.Sinirle ağzına gelen kanı tükürdü.Sage sinüs bir sırıtışla
—Sevdiğim erkeği elimden almayacaktın.Şimdi bedelini ödeyeceksin!
diyip üstüne kılıç sallayınca kraliçe darbesini savuşturdu.Sage sinirlendi ve kılıcını bastırdı.Kraliçenin kolunda boylu boyunca bir çizik oluştu.Üstüne kara büyüyle onu yere serdi.Kraliçenin başı zonklamaya başladı.Sage kahkaha atıp kraliçenin boynuna kılıç sallayacaktı ki göğsünden kılıç geçti.Kılıç geri göğsünden çıktı.Sage zorlukla arkasını döndü.Delikanlı sinirle Sage’e bakıp
—Sevdiğim kadına zarar vermeyecektin.
dedi.Kraliçe minnetle gülümsedi.Delikanlı sevdiğini elinden tutup kaldırdı.Tam o sırada Alexandra elinde mor şimşeklerini hazırlıyordu.Delikanlıya atacaktı.Kraliçe onun şokunu atlatamayacaktı ve onu da öldürecekti.Kendi kendine düşündü,bunlar gibi liseliler onun için çocuk oyuncağıydı.Mor şimşeğini Delikanlıya doğrulttu.Kraliçe Alexandra’nın yüzündeki sinsi sırıtışı ve elindeki mor şimşeği fark etti.Alexandra şimşeği attığı sırada Delikanlının önüne geçip ona sarıldı.Ve savaş meydanını önce acı bir çığlık,sonra da kör eden bir aydınlık kapladı.Alexandra şaşkınlıkla gözlerini kapattı.Orkları kayboluyordu.Kendisi toza dönüşüyordu.Kara büyü yapmaya çalıştı,büyüsü daha elinden çıkamadan toza dönüşüyordu.İçinden yenilemem diye geçirdi.Kekeme bir liseliye yenilemem,ben ölemem!Lakin çoktan ölmüştü.
Nur ışığı yavaş yavaş söndü.Herkes gözlerini yavaşça açtı.Delikanlı boynundaki kolları hissetti.Acı gerçek beynini doldurdu.Gözyaşları tetikte bekliyordu.Titreyen sesiyle
—Meleğim?
diye sordu.Sırtına baktı.Zırh delinmişti.Sırtında damar şeklinde mor bir iz vardı.Kalbi sıkıştı.Kendisine bakmaya zorladı sevdiğini.Gözleri açıktı,kapanıyordu.Ağlayarak
—MELEĞİM!
diye haykırdı.İkisi de yere düştü.Delikanlı ağlayarak sevdiğine sarıldı.Kraliçenin yüzüne düşen tutamlarını geriye çekti.Delikanlının gözyaşları kraliçenin yanaklarını ıslattı.
—Meleğim!Kapatma gözlerini!Neden yaptın!NEDEN ÖNÜME GEÇTİN NEDEN!
diye bağırdı.Elf Kral ve Ruh Hayvanları Kraliçesi sese geldi.Kraliçe kendini taşıyamadı.Kendi gözyaşlarında boğuldu.Kral da farksızdı.Ama o daha soğukkanlıydı.Sinirle
—ŞİFACI!HEMEN ŞİFACI GETİRN!
diye haykırdı.Sonra Kraliçe ile beraber delikanlının yanına çömelip
—Şifacılar baksın.O ölemez,ölmez!Çok güçlü o!Eğer hepimizi böyle görürse çok üzülür!Birazdan uyanır!ŞİFACILAR NEREDE!
diye bağırdı.Kraliçe ağlayarak kan kardeşinin yanına çömeldi.Saçlarını okşayarak ağladı.Onunla olan anıları gözleri önünden film şeridi gibi geçti.Delikanlı sevdiğinin vücudunu sarmaladı.Kraliçe elini kaldırdı,sevdiğinin yanağına koydu elini.Delikanlı umutla gözlerini açtı.Sevdiği kadın sadece gülümsedi.Gücü yoktu konuşmaya.Sadece yanağını okşadı sevdiğinin.Gülümsedi.Delikanlı hıçkırarak ağlarken sevdiğinin dudaklarına ufak bir öpücük kondurdu.Kraliçenin dudaklarına konan öpücük buz kesen bedenini ısıttı.Gözlerini kapattı.Delikanlı
—ADDİSON!AÇ GÖZLERİNİ!MELEĞİM!BİR TANEM AÇ HADİ GÖZLERİNİ!BAKAYIM O GÜZELLİKLERE!MELEĞİM!
diye çığlık attı.Tüm halk ağlamaya başladı.Herkes ağlarken kimse güneşin doğduğunu,Elementka sarayının ortaya çıktığını,her yerin yeşilliklerle kaplandığını fark etmedi.Umursamadılar da.Şifacılar gelip Kraliçenin durumunu kontrol ettiler ve saraya götürdüler.
Ne demiştik,hah!
O gün geldiğinde,bir çığlık bitirecek beklenen savaşı.Birinin gözleri kapanırken diğerinin gözleri kuruyacak ağlamaktan.Birisi ona seslenecek,diğeri cevap verecek,ama sesi çıkmayacak.Tek kalp tek kalacak nur ışığına kadar.Kalbi verimsiz topraklar gibi olacak ve hiçbir yağmur bunu değiştiremeyecek,her şey onun sesi olacak ama hiç birisi onun sesi kadar güçlü olamayacak…