İçeriğe geç

ELÇİLER gerçeğin başlangıcı

Bölüm 1 · 3 dk okuma

ELÇİLER gerçeğin başlangıcı

Bölüm 1

Düşler ve kabuslar

Bir varmış bir yokmuş bir anda yok oluvermiş.

Hikâyeler başladığı gibi biter derler. Ya hikâyenizin bir başlangıcı yoksa? O zaman sonunda ne olurdu? Başlangıcı olmayan şeyler yok mu olurdu? Başlangıcı olmadan bir şey nasıl var olabilirdi?

Ben hikâyemin nasıl başladığını bilmiyorum. Kendime bir başlangıç uydurdum. Yurtta Yıldız ile tanıştığım günü başlangıç bildim. Kardeş gibi büyüdüğüm, şu dünyadaki tek dostum olan Yıldız ile...

Tiyatro sahnesinde perdeler kapandı. Bende kulise Yıldız’ın yanına gittim. Küçükken adını kendisi seçmişti, önceki adını ise hatırlamıyorum.

“Harikaydın Yıldız, bu işte giderek daha iyi oluyorsun.”

“Teşekkür ederim Gece, en büyük hayranım sensin.”

Küçükken aramızda olan bir espriydi bu. Ne zaman ünlü olmak istese bunu yalnızca en büyük hayranı ben olursam kabul edeceğimi söylerdim. Biraz kıskandım sanırım. Kollarıma atıldı. Sımsıkı sarıldım. En çok ona sarılmayı severdim çünkü şu dünyada ondan başka sarılacak kimsem olmadı.

“Hadi eve gidelim.” Her defasında bunu söylediğimde gülümsüyordu. Hala bir evimiz olduğuna inanamıyorduk. Eskiden sokakta kalırdık. Sokakta kaldığımız dönemde, çoğu zaman sokak köpekleri gibi hissederdim. Hoş bazen hala öyle hissediyorum.

“Bugün ne yemek istersin?” Sorusu her zamanki gibi öylesine sorulmuş bir soru gibiydi ama sormasının sebebini bilirdim. Her şeyin en iyisinin benim olmasını isterdi ve her zaman istediğimi yapmaya çalışırdı. Onun istediği benim iyi olmamdı ve benim de istediğim onun iyi olmasıydı. “Patates kızartması ve köfte.” Patatesin kokusunu bile sevmezdim. Patatesin her türlüsünden nefret ederdim.

“Sen patates sevmezsin ki.”

“Ama sen seversin ve bende köfteyi severim ikimiz de kazanıyoruz.” Patates kızartmasına bayılırdı, çok sağlıksız olmasa yedi yirmi dört yerdi. Bu yüzden o iğrenç kokusuna dayanabilirdim.

“Peki, ama yanına senin istediğin bir tatlı olmalı. Artık istediğimiz her şeyi yiyebiliyoruz nasıl olsa.” Hep hayalini kurduğu o hayata yaklaşıyorduk. İstediğimizi alabiliyorduk. Pek pahalı zevklerimizde yoktu nasılsa. Oyunculuğa başlaması; hem o hep istediği mesleği, hem de istediği hayatı sağlıyordu.

“Hmm peki… O zaman lokma olsun sıcak sıcak yiyelim.” Lokmaya bayılırdım. Hele de bayramlarda dağıtılanlara.

Küçük bir kahkaha attı. “Tamam, lokma olsun ama sıcak olması şartıyla.” Bende hafifçe gülümsedim. Zevklerimiz hala sokak usulüydü.

Yemek faslından sonra o senaryosunu çalışmaya, bende romanım için uğraşmaya başladım. Bana ikinci el bir dizüstü bilgisayar almıştık. Yazar olmaya çabalıyordum ama pek ümitli değildim. Ben duygularını yansıtmakta hep kötü biri olmuştum.

Gece 3’e doğru pes edip bilgisayarı kapattım ve doğruca yatağa gittim. Yıldız çoktan uyumuştu. Bende yanına kıvrıldım. Ayrı ayrı yatmaya alışık değildik. O benim tek gerçek evim ve onsuz olmaya alışamadım. Alışmayı da istemiyorum.

…

Siyah kumları olan bir çölün ortasındayım. Güneş simsiyah ve yakıcı. Sanki siyahlığı kemiklerime kadar işliyor. Arkamdan bir ses geldi. Sese doğru döndüğümde karşımda upuzun boylu, siyah ayaklarına kadar uzanan bir cübbe giyen, başında cübbenin uzantısı olan kapüşonlu bir adam vardı. Anlamadığım bir şekilde ona karşı bir tanıdıklık hissediyorum. Sanki aynaya bakmak gibi ama bu yüzümü değil de ruhumu yansıtıyordu sanki.

“Ne istiyorsun?” diye gayri ihtiyari fısıldadım. Adamın gözlerini göremiyordum ama bakışlarının üzerimde olduğunu hissedebiliyordum.

“Zamanın geldi. Sen Karanlıklar Diyarına aitsin. Ayın gökyüzünden çekildiği gece, sende çekileceksin yeryüzünden.” Sesi suyun altından geliyormuş gibi boğucuydu.

“Ne demek istiyorsun? Karanlıklar Diyarı da neyin nesi?” Söylediğim hiçbir şeyi duymuyordum. Beynime iletiliyor gibiydi.

“Cevapları alacaksın gece zamanı geldiğinde.” dedi ve gözden kayboldu.

…

Kan revan içinde gözlerimi açtım. Bu ne biçim rüyaydı! Yıldız’a baktım. O da benim gibi yeni uyanmış ve dehşet içinde bakıyordu.

“Bir rüya gördüm.” dedi ve o an hiç korkmadığım kadar korktuğumu hissettim.

Bölüm sonu

31 yorum