İçeriğe geç

El Kızı

Bölüm 4 · 13 dk okuma

El Kızı

Bölüm 4

Kırık kalp💔

Kadere inanan biri değildim takii kaçtığımı sandığım şeye koştuğumu farkettiğimde ...

Benim adım Nazlı işte bu da benim hikayem...

Herşeyin başladığı yer işte bu konak" Şanverdi "konağı .

Narin benim en yakın arkadaşımdı onunla sürekli vakit geçirirdik teyzem burada çalışıyor evin kalfası.

Babam öğretmen ,aslen Ankara'li ama buraya Mardin'e atanmış burda evlenmiş annem de Mardin'li .

Lise son sınıf öğrencisiyim Narin'in abisi Murat'tan hoşlanıyorum aslında hoşlandigimdan bile emin değilim Narin sürekli abisiyle evlenip gelin görümce oluruz diye şakalar yapıyor hoşuma da gidiyor gerçi .

Narin de abim Serkan dan hoşlanıyor abime platonik aşık ama abimin zaten bir sevgilisi var adı Gülfem. Gülfem iyi kız onu seviyorum abimle üniversiteden tanışıyorlar .

Murat üniversiteye gidecek İstanbul'a inşaat mühendisliği bölümünü kazanmıştı.

Onunla dışarda karşılaştık hafif yağmur yağıyordu üstünde mavi bir kazak vardı, kahverengi gözleri , siyah saçları dağılmış ,yağmurdan ıslanmış yüzüne geliyordu çok yakışıklıydı Murat, hele gözleri belki de kahverenginin en güzel tonuydu ama ona karşı bir şey hissetmiyordum arkadaşım ve teyzemin ısrarıyla kazanılan duygulardi gerçi o da beni sevmiyor yani aşk olarak Narin'i nasıl seviyorsa beni de öyle seviyordu galiba, en azından ben öyle hissediyorum çünkü başka bir şey düşündürecek hiç bir şey yapmamıştı.

Yanıma koşarak geldi "ıslanıyorsun ceketin yok mu" dedi .

-Gittiğim cafede unuttum zaten abimi aradım birazdan gelecek sende bizimle gel dedim .

Yavaşça bana yaklaştı bak Hazar abim geldi bile dedi.

Başımı çevirip baktim simsiyah bir Jep, arabayı da o buzdağı kullanıyordu .

Hiç sevmiyordum onu, yeşil koyu gözleri vardı bakışları beni korkutuyordu ama o da beni sevmiyordu hiç ,bunu bakışlarından anlıyordum beni sevmemesinin nedenini bilmiyorum gerçi umrumda da değil ama yine de rahatsız ediciydi.

Murat: Hadi gel üşüteceksin biz seni evine bırakırız.

Nazlı: Abim gelecek sen git daha fazla ıslanma.

Murat: Hayır olmaz öyle şey sen abini arayıp gelmemesini söyle.

Nazlı: Ama...

Murat: Aması yok kabul etmiyorum hadi gel arabaya bin .

Kolumdan tutup arabaya götürdü beni arka koltuğa oturdum Murat ta ön koltuğa abisinin yanına geçti.

Murat: Fuat'ta askere gidecekmiş onun asker uğurlamasina kalmıyorum dedi abisine bakarak.

Hazar 1 hafta sonra git o zaman üniversiteye dedi.

Yok yok gidip bakalım şu "Taşı toprağı altın olan İstanbul'a dedi Murat gülerek.

Buzdağıyla dikiz aynasından göz göze geldik bana bakıyordu.

Hazar: Önce seni evine bırakalım dedi.

Nazlı: Tamam, teşekkür ederim.

Murat: Rica ederiz ne demek dedi gülümseyerek.

Bizim evin oraya gelmiştik apartman da oturuyorduk biz .

Burada ineyim ben dedim.

Arabayı durdurdu ,yavaşça indim sonra abim aradı ben yürürken. Arkamdan Murat seslendi elinde bir ceket vardı.

Murat: Al bunu ıslaksın üşütme deyip ceketi uzattı.

Nazlı: Gerek yok zaten yağmur durdu ev hemen şurada dedim.

Ceketi hızla üstüme attı"hadi al uzatma deyip gülümsedi sonra hızla arbaya gitti.

Bu ceket o buzdağınındı ,yavaşça kokladım parfümü çok erkeksi kokuyordu ,kokusu çok hoşuma gitti ama sonuçta o buzdağınındı onunla ilgili hiçbir şey hoşuma gitmemeli deyip yüzümü ekşittim ve eve doğru yürüdüm.

Eve gelmiştim kapıyı çaldım, kapıyı kardeşim

Asya açtı , Asya benden bir yaş küçüktü sadece.

Ceketi çıkardım ve o sırada Asya " Nazlıı! bütün yolu böyle geldim deme diyerek şok olmuş bir şekilde bana bakıyordu.

Nazlı: Nasıl Asya ne diyorsun anlamadım .

Asya : Baksana Nazlı ıslanmışsin için görünüyor dedi.

"Ahh" dedim üzerimdeki beyaz gömlek ıslanmış ve üzerime yapışmış içimi gösteriyordu çok utandım.

Murat'ın ceketi aceleyle verip kaçmasının sebebi buydu dedim fısıldayarak.

Aklıma en korkunç olanı geldi ceket buzdağınındi ve dikiz aynasından bana bakmıştı off bu düşünce beni nedense daha çok utandırmıştı.

Bu utancı unuttup uyudum sabah olmuştu teyzemle konuşuyordum ve ona ceket meselesini anlattım.

Teyzem: Daha iyi ya bugün konağa ceketi verme bahanesiyle gel hem Murat seni ne kadar çok görürse o kadar çok kalbinde yer edinirsin dedi.

Nazlı: Hayır teyze sana vereyim sen verirsin dedim dünkü utancımı hatırlayarak.

Teyzem: Hayır Nazlı kabul etmiyorum giyin süslen buraya gel.

Nazlı: Yaa teyze offf off , tamam geliyorum dedim oflayarak.

Hazırlanmıştım;beyaz bir bluz siyah kısa bir etek yaz, kış etek giyiyordum etek giymeyi çok seviyordum botlarim ve dalgalı saçlarimla hazırdım, son bir kez daha parfüm sıktım kabanimi elime alıp çıktım.

Buzdağının ceketini özenle taşıyordum pahalı bir ceketti sonuçta.

Konağa geldim beni teyzem karşıladı, Murat nerde diye sordum, odasında dedi teyzem .

Nazlı: Yavaşça " geleceğimden haberi yok muydu dedim.

Teyzem: Gülerek, Hayır haberi yok dedi .

Şaşkınlıkla teyzeme baktım , merak etme şimdi haber veriyorum dedi yine o sinsi gülüşüyle.

Tam gideceği sırada ceketi teyzeme uzattım, bune der gibi baktı.

Nazlı: Bu buzdağının ayy yani Hazar Abinin ceketi dedim.

Teyzem: İyi git ver Hazar Bey çalışma odasında.

Nazlı: Teyzee Allah aşkına sen git ver ben veremem .

Teyzem: Git ver nolcak işim var şimdi hadi gitt dedi.

Yavaşça çalışma odasına doğru gidiyordum onunla çok muhatap olmuyordum hiç konuşmuşluğumuz bile yok bu yüzden biraz geriliyordum.

Kapıya gelmiştim, kendimi telkin edip kapıyı çaldım.

İçerden "gir" diye bir ses yükseldi, yavaşça kapıyı açtım, daha önce hiç burayı görmemiştim büyük bir çalışma odasıydi büyük ihtişamlı bir masa vardı

O koltuğun da oturuyordu Buzdağı! lacivert boğazlı bir kazak vardı üzerinde kirli sakallari çok ayrı bir hava katıyordu yeşil koyu gözleriyle bana bakıyordu, ilk defa ona bu kadar yakından ve dikkatli bakıyordum , ne kadar yakışıklı olduğunu düşünüyordum .

Takii bana bakıp" neden dikiliyorsun niçin geldin" deyip bütün dikkattimi dağıtana kadar,aptal gibi bir dakikalığına niçin buraya geldiğimi unuttum.

Nazlı: Şey için şey ceket, ceket için diyerek ceketi gösterdim.

Hazar: Koltuğun üstüne bırak dedi

Nazlı : Tamam, diyip koltuğa yöneldim.

O sırada kapı çaldı Esma teyze geldi ,ben ona teyze diyordum o da bu konakta çalışıyor ama teyzemle birbirilerini hiç sevmezler.

Kahve getirmişti Esma teyze, yavaşça kahveyi bıraktı ve " başka bir isteğiniz var mı beyim" dedi.

Hazar: Şu ceketi de alıp kuru temizlemeye gidenlerin arasına koy dedi.

Açıkçası biraz kırılmıştım ceket oldukça temiz görünüyordu benim yüzünden miydi temizlik takıntısı mı vardı yoksa.

Nazlı: Eğer böyle bir şeyiniz olduğunu bilseydim ben verirdim kuru temizlemeye dedim .

Buzdağı bana baktı sonra da işine döndü, başını baktığı dosyadan kaldirmadan "gerek yok "dedi.

Nazlı: Sonuçta bana verdiniz ve pis olduğunu düşünüyorsaniz ben..

Daha cümlemi bitirmeden "çıkabilirsin"dedi. Bana koyu gözleriyle emir veriyordu gözlerinden daha fazla şey duymak istemediği belliydi.

Kızmıştim ama daha fazla onunla muhatap olmak istemediğim için hızlıca dışarı çıktım.

-Dağ ayısı, buz dağı, kibirli , egoist ne olucak diye diye söyleniyordum.

Murat: Kime söyleniyorsun dedi gülerek.

Nazlı: Hiç kimseye kendi kendime konuşuyorum öyle dedim gülümseyerek.

Murat: Aslında bugün hava güzel terasta oturalım mi dedi.

Nazlı: Olur

Üst kattaki terasa çıktık hava gerçekten güzeldi, güneş tam tepedeydi bugün sinirimi hiç bir şey bozmamaliydi hele ki o buzdağı!

Murat'la sohbet ediyorduk, daha Narin gelmemişti annesiyle bir Mevlüd'e gitmişler.

Murat'ın telefonu çaldı, üniversiteye gidecek diye arkadaşlarıyla sık sık bir araya geliyorlardi telefonu alıp uzaklaşti hatta aşağı indi. Gideceğini düşünüyordum.

Terasta yalnız başıma oturuyordum sonra sıkıldım teyzemin yanına gideyim bari diyerek ayağı kalktım, merdivenlere geldiğim esnada annem mesaj attı ona cevap veriyordum, merdivenlerden inerken sadece telefona bakıyordum.

"Önüne bak düşeceksin" dedi buzdağı tam ona baktım ki , ayağımın boşluğa gelmesiyle kendimi onun kucağında buldum.

-Ahhh ayağım diye bir çığlık attım.

Beni kucağına almıştı alt kattaki terasa getirdi ve koltuğun üzerine bıraktı beni .

Teyzem sesimi duyduğu için koşarak geldi.

Teyzem: Amann Yarabbi noldu!!

Hazar: Merdivenlerden düşüyordu ayağını burkmuş olmalı dedi.

Nazlı: Ahh çok acıyor

Hazar: Sultan abla sen ilk yardım çantasıni getir dedi.

Teyzem tamam beyim deyip hızlıca gitti .

Buzdağı sert bir şekilde bana bakıyordu.

Hazar: Telefonda canından kıymetli bir şey mi vardı dedi .

Soğuk ve sert sesiyle, yavaşça başımı kaldırıp yüzüne baktım,

-"Hayır"dedim kısık ve mahcup bir sesle, nasıl düştüğümü bile anlamadım dedim.

Teyzem gelmişti .

Buzdağı, yavaşça ayağımı kaldırılip ayakkabımi çıkardı , eline bir sprey alıp ayağıma sıktı, sonra bir bandajla ayağımı sarmaya başladı.

Hazar:Biraz ayağın böyle kalsın üstüne hemen basma dedi

Nazlı: Tamam, teşekkür ederim dedim .

Sonra kalkıp gitti buzdağı, beni sevmiyordu ama düşünüyordu aklımı karıştırıyordu.

Arkasından öylece bakıyordum.

Teyzem sen niye önüne bakmiyorsun eve nasıl gideceksin diye sinirle söyleniyordu.

Murat geldi

- Ayağına ne oldu dedi

Teyzem: Merdiven den düşmüş, sağolsun Hazar bey buradaymiş ,hem ayağını da sardı dedi .

Murat: Sen iyiysen sıkıntı yok.

Nazlı: İyiyim ben birşeyim yok sadece ayağımı burktum o da geçer dedim gülümseyerek.

Murat: Tamam o zaman, Nazlı ben şimdi çıkıyorum en iyisi seni de evine bırakayım dedi.

Teyzem: Hayy aklınla bin yaşa Murat evladım , Nazlı yi sen eve bırak dedi.

Nazlı: Olur, zaten Narin de gelmedi beni eve bırak en iyisi dedim.

Murat yavaşça koluma girdi ve beni arabaya bindirdi, A

rabadaydik eve doğru gidiyorduk ama aklım hala o buzdağı dediğim adamın koyu gözlerindeydi.

Murat beni eve bırakmıştı, kapıyı annem açtı Murat'ı kolumda görünce pek de onaylamayan bir şekilde bana bakıyordu.

Ayağımı görünce " ayy noldu ayağına" diyip koluma girip Muratla beni içeri aldı.

"Merak etme Süreyya teyze sadece ayağını burkmuş, bir kaç güne iyileşir"

"Nasıl oldu ,nasıl düştün"

" Anne merdivenden düştüm pek bir şeyin yok iyiyim ben"

" Tamam, Murat oğlum otur kek yapmıştım otur yiyelim, hemen getiriyorum."

" Gerek yok Süreyya Teyze, zahmet etmeyin, benim dışarıda bir kaç işim var ben gideyim"

"Olur mu öyle şey ne zahmeti işin acele değilse kal"

" Yok sağolun gideyim ben "

" Tamam, nasıl istiyorsan evladım"

"Hadi görüşürüz,kendine dikkat et Nazlı"

"Görüşürüz"

Annem Murat'a kapıya kadar eşlik etti ve sonra kapı kapanma sesi geldi .

Annem içeri gelip bana baktı, " kek yermisin" dedi .

"Yok anne biraz uzanacağim sadece"

" İyi öyleyse " deyip mutfağa gitti.

....

Okullar açılmıştı, son sınıftim benim de üniversite sınavı için çalışmam gerekiyordu, babam beni dershaneye yazdırdı hem okul hem dershane arasında mekik dokuyordum. Sosyal hayatım sıfırdı, Narin'le eskisi kadar sık görüşmüyorduk artık. Babamın okulumda öğretmen olması daha kötüydü, bütün teneffüslerde bile çalışmamı istiyor aylaklik etmemi istemiyordu.

...

Zaman su gibi akıp gidiyordu Narin'le sadece telefonla konuşuyorduk görüşemiyorduk.

5 ay geçmişti bile.

Narin beni aradı " Nazlı seni çok özledim yaa, bize gelsene hem Muratta geldi ziyarete onu da görmüş olursun"

"Bilmiyorum Narin biliyorsun babam dershaneyi ihmal etmemi istemiyor"

"Ama ben seni çok özledim lütfen, yarın gel."

"Söz vermiyim Narin"

"Yarın bize geliyorsun itiraz etmee"

" Tamam bakarız"

"Hadi görüşürüz o zaman"

"Görüşürüz" diyip kapattım telefonu.

Yarın olmuştu, babam dershaneyi ihmal etmemi istemediği için zoraki bir izin aldım.

Hazırlanmıştım, beyaz bir bluz, siyah bol paça pantolon giymiştim, kolyemi taktım ve parfümümü sıktım artık hazırdım dışarı çıktım.

Konağa gelmiştim, beni Narin karşıladı, beni görünce çok mutlu olmuştu bana sarıldı ve hoşgeldin dedi.

"Beni bu kadar özledin mi sahinden"

"Tabbi ,hem sana anlatıcaklarım var"

"Öyle mi, merak ettim bak" dedim gülümseyerek.

"Odama geçelim bir kahve içip dertleşelim " dedi gülerek.

Tamam dedim Narin'in odasına doğru giderken bir ağlama sesi geliyordu bu bebek Buzdağının bebeğiydi onu en son bir kaç aylıkken görmüştüm. Şimdi bir buçuk yaşındaydi bayağı büyümüştü ela gözleri ,sarı saçları vardı yanakları pembeydi, uykudan yeni uyanmış huysuzluk ediyordu. Narin onu kucağına almıştı. Adı Melek ti bu dünyalar tatlısi bebeğin ama o bir yetim olarak dünyaya gelmişti, doğum esnasında annesi vefat etmişti bunu duyunca çok üzülmüştüm. O zamanlar Narin bana anlatırken ağlıyordu ,zamn işte bazen ilaçtır.Unutulmuş gibi o günler.

"Halasının bal yanakli prensesi diyerek seviyordu onu.

Bana doğru bakarak sende teyzesi ol dedi gülerek. Bebeği bana uzattı onu kucağıma aldım, görünüşe göre beni sevdi.

"Acıkmış mı haa, acıktın mı küçük hanım diyerek geldi Esma teyze elinde çorba vardı.

Çorbayı bana verdikten sonra gitti.

"Eline çok yakıştı bebek"

"Yaa kim istemez ki böyle elma şekeri gibi bir bebeği olsun"

"Narin bir dakika gelsene"

"Kim bu yengen mi yoksa?

"Evet, hamile yaa çok nazlı şu sıralar oysa ki daha 4aylik" dedi bezgin bir şekilde .

"Ben gidiyorum sen çorbasını içir sonra da biraz eğlendiririz onu dedi gülerek.

Çorbasını usluca yedi çok uslu bir kızsın sen dedim yanağını sıkarak. "Dışarı çıkalım mı ha çıkalım hadi deyip kucağıma aldım , yürüyordu aslında ama merdivenlerden çıkarken onu kucakladım. Terasa geldik onu güldürmek için "Ce ee Ce ee "diyordum bu hareketimle onu güldürüyordum çok güzel gülüyordu.

Boynumdaki İnci kolyeyle oynuyordu , çekiyordu ağzına almaya çalışıyor du. Elleriyle iyice çekiştirince koparacak diye ellerini engellemeye çalışırken ağlayarak hızla kolyemi çekip kopardı ona baktım ama kızmadım böyle bir tatlılığı nasıl kızılır ki. Yaptığı şeyden çok mutlu olmuş gibiydi gülüyordu."Neye gülüyorsun küçük cadı gitti kolyem diyerek yanağını sıktım. O sırada telefonum çaldı, Meleği bir elimle tutup diğer elimle arka cebimden telefonumu çıkardım,telefonu açtım , arayan annemdi " Nazlı nerdesin"

"Teyzemin yanına gidiyorum demiştim ya anne"

"Tamam dönerken manava da uğra, biraz , patlıcan al olur mu"

" Olur alırım anne"

" İyi hadi kızım teyzene selam söyle" "Tamam, söylerim anne"

Melek kucağımda durmuyordu kendini arkaya doğru atmaya çalışıyordu," dur dursana küçük cadı diye gülüyordum telefonu arka cebime koymaya çalışırken.

" Ne var arkada da sen böyle durmuyorsun" dedim gülerek, arkamı dönmemle , koyu yeşil gözleriyle karşılaştım, gülüşüm yüzümde dondu, ne zamandır oradaydı?

"Şey Meleğ'i biraz hava alması için çıkardım"

Hiç bir şey söylemedi, bana doğru geliyordu.

" Babaya gel bakalım fıstığım "

Meleği kucağımdan alırken, bir şeyden tiksinti duyar gibi bakmıştı.

Yerdeki boncuklara baktı ,sonra yüzüme baktı,bir şey demesini bekledim ama hiç bir şey demedi ve Meleğe bir şeyler söyleyerek gitti.

Kalakalmıştım ,neden tiksinir gibi bakmıştı, kendimi kokladım çok mu parfüm sıktım yada kokumdan mı hoşlanmadı diye düşünüyordum.

Aşağı indim bende.

"Esma abla " diye bir ses yükseldi Esma teyze koşarak Meleğin odasına doğru gidiyordu. Merak ettim yanımdan gider gitmez neye bu kadar sinirlendi, bende bakmaya gittiğimde hızlı ve sinirli bir şekilde odadan çıktı "Sultan abla çabuk gel" diye bağırdı, Teyzemi neden çağırdı bende hızlıca Meleğin odasına gittim Esma teyze Meleğin üstünü değiştiriyordu.

"Hazar abi neye kızdı ki"

"Ne bileyim,oysaki daha sabah değiştirmiştik üstünü çocuğun,hala da temiz görünüyor ama " dedi Esma teyze Meleğin üstünü hızlıca değiştiriyordu, Esma abla öyle söyleyince kalbim acımıştı, gerçekten de kokumdan rahatsız olmuştu ve çocuğunun üstüne sindiği için böyle yapmıştı.

Ama neden teyzemi çağırdı,ona beni mi şikayet ediyor, hızlıca çalışma odasına doğru yöneldim, kapıya geldim içerden sesler geliyordu Buzdağı âdete teyzeme kükrüyordu.

"Yeğenini bir daha kızımın etrafında görmeyeceğim Sultan abla, ona da bunu söyle" diye bağırdı, bunu duyduğuma şok oldum, sadece parfüm yüzünden mi böyle davranıyordu.

Teyzem dışarı çıktı ve onunla karşı karşıya geldim , kolumdan tutup beni uzaklaştırmaya çalıştı,"Teyze bırak ,bir daha da gelmem bu konağa ama derdi neyse bana söyleyecek yok öyle şikayet etmek " diyerek hızlıca kapısını açıp içeri girdim, ayakta duruyordu öfkeliydi .

"Bune terbisizlik, eğer benimle bir derdin varsa bana söyle neden teyzemi azarlıyorsun "diye bağırdım.

"Çıkkk dışarı!!

"Bana neden bu kadar kızdığıni söyleyene kadar , çıkmıyorum" dedim kendimden emin bir şekilde

"Söylemem gereken herşeyi teyzene söyledim,şimdi dışarı çıkk!! diye bağırdı sesi beni korkutmuştu.

"Parfümüm yüzünden mi yoksa, Meleği dışarı çıkardığım için mi bu öfken" diye bende çıkıştım ona doğru.

"Herşeyy! ,senin gibi boyalı bir bebeğin çocuk bakmaya dair ne bilgisi olur ki" diye bağırdı bana doğru bir adım atarak.

"Siz herşeyi çok abartıyorsunuz, evet ben bebek bakmayı bilmiyorum ama zaten amacım ona bakmak değil eğlendirmekti"

"Eğlendirmekk!! Ona bir şey olduğunda çok eğlenir miydin!! dedi dişlerini sıkarak.

Arkasını dönüp" Çıkk dışarı şimdi!! diye bağırdı.

Şaşkınlıkla ona bakıyordum konuyu nereden nereye getirdi.

" Hastasın bence sen "dedim

Önüne dönüp bana baktı gözlerindem adeta ateş fışkırıyordu.

"Çık git evimden"

"Burada kalmaya meraklı değilim zaten, görmemişin çocuğu olmuş"diye söylendim

"Defoll git evimden!! diye bağırarak masadaki kalemliği duvara fırlattı.

Korkuyla kendimi dışarı attım, çantamı alıp koşarak konaktan çıktım, istemsizce gözler

imden yaşlar akıyordu" bu kadar sinirlendirecek ne yaptım ona ben "

El Kızı 2* Son

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.