Gözlerim yavaş yavaş açılırken etrafa baktım . Kafam döndü . Karşımda biri vardı. Etraf hafif aydınlık bir yerdi. Çamur ve nem kokuyordu. Ellerimi hareket etmeye çalıştım. Ellerime baktığımda kelepçe vardı. Fakat kelepçe eldiven gibiydi ve elimi sarıyordu. Ucundan sarkan zincir ile duvara bağlıydı. Karşımdaki kişiye ve o kız karşımda bana küçümseyeci bakışlar atıyordu.
"Nerdeyiz "
"Saraydayız"dedi alaycı bir şekilde
"Peki en son ne oldu burda ne işimiz var ve bizi kim tutuyor "
"Sen gelmeseydin ben şuan evimdeydim herşeyi sen bozdun . Bu pisliklerden nasıl kurtulucaz şimdi yaa. Haa su prensesi olman onlar için bir şey değiştirmez. Ayrıcalıkla elindeki eldivenler çıkmadan hiçbir şey yapamazsın "
"Onlarla ne işin vardı. "
"Sanane "
"Tamam burası çamur ve nem kokuyor yani büyük bataklık tarafında olabiliriz. Lanet olsun! Krallıklara yakın değil . Çok uzak, en yakın krallık toprak krallığı ve oraya en kısa hiç durmadan 3 saate anca gideriz. Acaba yokluğum fark edilmiş midir? "
"Emin ol fark edilmiştir. Tamam şimdi beklicez "
"Nasıl sadece beklicez yani"
"Beklemekten başka planın var mı? " ben susarken o sert bir sesle
"Bende öyle düşünmüştüm "
En az 2 saatten sonra bir ses geldi . Bir kapı açılma sesi . Adım sesi geliyordu. Yavaş yavaş bir demir sesi duydum. Bir gıcır sesi geldi kafamı oraya çevirdim. Bir adam eli, yüzü kapalı sadece gözleri açıktı bana baktı. Kafamı kaldırdım ve ona baktım. Elleri zincirime gitti . Açtı ama eldiven kaldı. Kıza gitti onuda açtı . Kız hızla koşmak için hamle yaptı. O an büyük bir demir sesi geldi. Galiba demirlere tosladı .
"Sen çok akıllı zannettin herhalde kendini borcunu ödemek zorundasın "dedi adam
"Emin ol senden zekiyim ahmak"dedi
"Nereye gidiyoruz "dedim
"Az sonra görürsün"dedi . O sırada kolumu sertçe bir tutuş hissettim . Kızıda tuttu. Bu adamı tek gönderdiklerine göre adam ya çok iyi dövüşüyordu yada gönderen kişi fazla salaktı. İlerledik ışıklar bir gelip giderken . Bir köşe döndük o sırada bir kaç kisi gördüm . Şakalaşıyor gibiydiler. Bizi görünce sustular ve bize baktılar. İleride aydınlık bir ışık vardı. Oraya gittik. İçeri girdik. İçerisi adam doluydu .Koltukta biri oturuyordu ama yaşlı ve yorgun görünüyordu. Onun tam karşısında durduk . Adam bizi bırakıp dışarı çıktı. İkimizde birşey yapmadık. Bu kadar kişinin içinde nereye kaçabilirsin sonuçta. Yaşlı adam öne doğru eğildi. Bana , sonra kıza baktı .
"Sonunda burdasın 25 borcunu ödemek ister misin ? Ah yoksa bir daha kaçarak bundan kurtulabilecigini mi düşünüyorsun yazık bu sefer öyle birşey olmucak"
"Kız senin olsun biliyorsun o bir su varisi amaa beni bırak "dedi . Gözlerim büyüdü ağzım açık kaldı. Kıza baktım ve kafamı hafifçe yana yatırdım. Ama o adama bakmaya devam etti.
"Kuralları biliyorsun bu senin cezan sonucunu sen çekmelisin"
"O zaman beni bırakın "dedim
"Hım hayır sen 100 yılda olan bir mucizesin "dedi adam
"Tamam borcumu ödücem ama bir hafta müsade et "dedi kız
" Borcu Ne kadar "dedim
"Hımm borcu 2 saray parası kadar "
"Peki borcu ben ödücem bizi bırak "onun aksine ben bizi dedim .
"Hayır olmaz kendi çekicek yarın hazır olun"dediği an kız ağlamaya başladı . Göz yaşları sel gibi akarken o hala sert görünüyordu. Elimi kaldırmak istedim ama elimde eldiven vardı ve ikiside hareket etmemi zorlaştırıyordu. İçeriye adamı geri girdi. Bizi aldı ve koridorlardan geçirdi. Tekrar aynı yere getirdi . Kelepçeleri taktı ve çıkmak üzere iken "seni tanımak iyiydi "dedi adam fısıldayarak. Kız adama bakıp acılı bir şekilde güldü . Adam gitti.
"Yarın ne olucak "
"Ben ölücem sende rüşvet karşılığında saraya dönersin yada senide birine satarlar. "
"Neden ölüceksin bu borç meselesi ne anlamıyorum"
"1 yıl önce ben burda askerdim 25. numaraydım yani köylülerin korkulu rüyaları 'derinler'dendim. Ama kaçtım ve kasadan para alıp . Burdakilerin hepsini tanıyorum yani. " dedi. Derinler köyleri gasp eden ve kimsesizleri toplayıp onları eğitip kendi adamları yapıyorlardı. Ama biz asla onların nerde sakladıklarını bulamıyorduk. Bu kadar uzakta olacaklarını düşünüp baktık ama asla bulamamıştık.
"O zaman şimdi ne yapıcaz"
"Beklicez "dedi . Gözlerimi kapattım ve kendimi uykuya bıraktım . Uyandığımda etrafa baktım. Kız burdaydı ama uyuyordu. O sırada içeri adam girdi. Kelepçelerimizi çıkardı ama hala kız uyuyordu. Kıza doğru giderken arkamda biri kafama vurdu . Bayılmadım ama sarsıldım. Ayağa kalktım. Adama doğru üç yumruk savurdum. İkisi tuttu ama son yumruktan kaçtı. Karnıma tekme yediğimde yere düştüm. Sonra suratıma bir tekme ve dudağım kanıyordu. Ayağa kalkmak için hamle yaptım ama bir yumruk yedim . Bana doğru gelen adama elimi yumruk yaptım. Geldi ve önümde durdu . Ben hala yerde diz çöker bir şekilde duruyordum. Adam"ah zavallı prenses sen nasıl buralara düştün "dedi . Yumruk elimi adamın ortasına geçirdim. İkinciyide vurdum. Adam yere yattı . Ben ayağa kalktım. Adamı yerde kıvrılırken bir tekme ve beş yumruk atarak "ah zavallı ben buralara düşerim ama kalkmasını bilirim ama sen kalkamıcaksın"dedim kulağına ve bir tekme daha indirdim. Adamın cebinden anahtarları aldım. Kızı aldım. Yukarıdaki mahsenlere gittim. İleride duran adamın elinde su vardı. Su bardağındaki suyu alıp adamın boynuna doladım . Benim her hareketimde adam boğuluyordu. Adam yere yığılınca hızla kızı suyla arkamda taşımaya devam ettim. Mahsenin birinci yerini açtım . İçeriden çıkan adama anahtarları verdim . Bir yandan o bir yandan ben açıyordum . Sonuncu kafesi açtım ve ilerledim. Adamın biri "beni takip edin "dedi . O sırada karşımıza dört adam çıktı. Biz geriye doğru koştuk. Adamları engellemek için bir su kalkanı yaptım . Koşanlara yetiştim ve devam ettik. Karanlık bir koridoru geçtik. En fazla kırk kişiydik. Bazıları kadındı ama erkeklerden farkları yok gibiydi. Hızlı ve çelik hareket edip bir erkek gibi soğukkanlılardı. Merdiven çıktık o sırada arkamızdan adamlar geliyordu. Sayamadım ama on kadar vardı . Onlar ilerlerken ben durdum ve beşini suyla boğdum. Fakat diğerlerine yetişmek için diğer beşini bıraktım. Kızı suyla havada tutarken insanlara dikkat ediyordum. İlerledik sonunda bir ışık gördüm. Herkes acele ile çıkarken biri sertçe bana çarptı ve ben yere düştüm. Herkes çıkmıştı. Toparlanıp bende çıktım. Kızı unutmuştum. Sahi o bunca şeye rağmen hala nasıl uyuyordu. Kızın nefesini kontrol ettim. Hayır! O nefes almıyordu. Aceleyle kalbine baskı uyguladım. Hala bir hareket yoktu.
"Hayır hayır hayır kalk lütfen hadi beni bırakma. "
Ellerim durdu. Gözlerim doldu. Ben sustum. O sırada arkamda birinin adım sesini duydum. Kendimi toplamaya kalmadan. Başımda bir ağrı hissettim . O an sinirle arkamı döndüm . "O daha çok gençti "dedim bağırarak. Adam şaşırdı. O an arkasında 6 kişi daha belirdi. "O daha çok gençti "dedim ve nişan aldım . 7 kişiye karşı tektim . Hızlı ve öfkeliydim. Ellerimi hızla hareket ettirdim ve hepsini teker teker yer serdim . Bunu yapmam sadece 10 saniye sürdü. Arkamı döndüm ve kıza doğru gittin . O sırada olhun bir ses"O bu hayattan kurtuldu onu ben kurtardım bana teşekkür etmelisin bir pislik temizledim "dedi . Ona döndüm. "Sen onu öldürdün" dedi .
" Evet ve bunu zevkle yaptım "
"Hımm nasıl öldürdün onu "ilk şaşırdı ama ciddiyetini bozmadan
"Bir ilaçla öldü. Onu içti ve nefessiz kaldı ."
"Bende zevk alıcam "dedim gülerek
"Anlamadım neyden zevk alıcaksın"dediği an ona dogru yürüdüm. Elimi hareket ettirdim. O sırada kaçmaya çalıştı. Tabi kaçamadı su bacağına doğru ilerlerken . Onu yakaladım yere düştü. Suyla kaldırdım. Sertçe giriş kapısına fırlattım. O kalkmaya çalışırken suyu boğazına götürdüm.
"Kusura bakma ilaç yok bunla yetinmek zorundasın "dedim bağırarak. Suyu boğazına doladım. O nefessiz kalırken . Elimi gevşettim. Su geri çekildi.
"Ne ya-ptıg-ının fark-ında mısın ?" dedi nefes almaya çalışırken.
"Dünyadan bir pisık temizliyorum "dedim ona yaklaşarak. Elimi yukarı kaldırdım su tekrar boynuna geldi . Elimi sıktım. Çırpındıkça dahada sıktım . Son sıktıgımda yere yığılınca onu suyla yukarı kaldırdım. Peşimde götürdüm. Kızıda aldım . Hızla orada uzaklaştım.Bataklık ormanı karanlıktı akşam oluyordu. Hemen toprak krallığına ulaşmalıydım. Arkamda kızı ve pisliği suyla taşıyarak ilerliyordum. Öbürleri ne tarafa gitmişlerdi acaba . Hızla ilerledim ama ağaçlar önümü kesip kesip duruyordu. O sırada ileride bir ışık gördüm. Ağacın arkasında bir şey vardı. Kafamı yavaşça uzattım . Bir at vardı. Üzeri pırıl pırıldı. Mavi ve sarı ışıklar içinde bana bakıyordu. Çok bakımlı ve güzeldi.

Biraz daha yaklaştım. Bu benim kızımdı. Ama o değişmişti. O şuan tam bir su krallığına ait gibi duruyordu. Elimi uzattım kafasını eğdi ve sevdirdi. Sonra elime ağzını getirdi. Elimi öptü. Kafasını eğdi. Gözlerim hafif doldu . Onu özlemiştim. Bende kafamı eğdim ve kafamızı bir araya getirdim. Kafasını geri çekti ve arkasını işaret etti. Hemen kızı ve pisliği üstüne yerleştirdim ve suya onları düşmemeleri için kızıma sabitledim. Bende üstüne atladım.
"Hadi kızım götür bizi "dediğim an hızla ilerlemeye başladı.
Bir anda havaya doğru kalktığımızı hissettim. Aşağı baktım ve evet yukarıda uçuyorduk. Bir dakika ne ara kanatı çıktı.
"Senin ne ara kanatların oldu "dedim . Kişnedi ve dahada hızlandı. Arkaya baktım . Pislik duruyordu kız da duruyordu. O sırada ışıklı bir yer gördüm. Atım oraya doğru indi . Kanatları yavaşça kapandı ve toprak sarayının bahçesine indik. Attan indim . Hemen bir muhafız geldi. Bana doğru ellerini kaldırdı. Toprak sihri ile bir şeyler yapıcaktı. Elimi kaldırdım . O sırada arkadan bir muhafız daha geldi . Beni sarsmak için hamle yaptılar. Fakat kızım benim yanıma geldi . Üstüne atladım ve beni yukarı uçurdu. Elimi açtım ve su kuresi yaptım. Adamların başlarından aşağı su döktüm. Islananlardam biri bağırarak
"Ah o su varisi efendim özür dileriz "
"Efendim bizi bağışlıyın "
"Çabuk bana prensinizi çağırın "dedim. Adamlar hzial içeri girdiler. Biraz sonra toprak lordu Darun karşımda duruyordu. Önümde eğildi ve bana koşarak gelip sarıldı. Bende o an sarıldım .
"Kaç gündür seni arıyoruz kafayı yiyordum sen iyi misin? "
"Evet iyiyim ama hemen doktorları çağır "dedim
"Neden bir yerine bir şey mi oldu? "
"Hayır ama kız için gerekli "dedim . Muhafızlar hemen içeri gidip doktoru çağırdılar. Kızı içeri taşıdık. Darun nefes nefese
"Bu adam kim "
"Derinlerin başı "
"Nasıl derinlere ne işin vardı "
"Bana hemen tüm krallıkları topla "dedim. Hızlıca içeri geçti. Bende hemen yukarı çıktım. Hizmetliler bir kıyafet verdi. Hemen üstümü değiştirdim. Yeşil renkte elbise tam üstüme oldu . Hızla dışarı çıktım. Etrafa baktım ama kimse yoktu.
Pisliği yerden aldım. Kızım bana baktı. Sonra yavaş yavaş bahçenin çıkışına gitti. Onu ellemedim. Atlar özgür ruhlu canlılardır. Ne kadar özgür olamasalarda . Adamı aldım. İçeriye girdim. Toplantı salonunun koltuğuna bıraktım. Sonra kızın yanına gittim. Doktor hala gelmemişti. Kızın baş ucuna oturup onu inceledim. İnce bir burnu , simsiyah kömür gibi saçları vardı. Kirpikleri ince ama sık sıktı . Elini elimin içine aldım. Eli soğuktu. Teni beyazdı ve dudakları morarmıştı.
"Özür dilerim seni kurtarmalıydım "dedim kelimeler boğazıma dizilirken
"Ama emin ol onların birini dahi cezasız bırakmıcam "o sırada kapı açıldı
"O kim? Hem ölmüş gibi yani doktoru neden çağırıyoruz "dedi Darun sesi kısık bir şekilde
"Bende kim olduğunu bilmiyorum ve gine de bir şansı vardır diye doktoru çağırdım "dedim
"Peki sen bilirsin ama bu 3 gün içinde neredeydin ne haldeydin ?"
"Herkes gelsin anlatıcam sadece varis ve lordları çağırdın değil mi ?"
"Evet onların gelmelerini istedim fakat senin geldiğini haber vermedim . Onlara sürpriz yaparsın. Gerçekten çok korktum . " dedi . Bende kalktım ve dışarı çıktım. Toplantı odasına doğru ilerlerken karşımda o vardı. Kara bakışları ile beni süzdü. Bana yaklaştı
"İyi misin? "dedi endamıyla ateş lordu
"Değilim"
"Ne oldu "
"Müsadenizle içeride konuşalım "dedim toplantı yerini gösterirken. İçeriye geçtim oda peşimden geldi . Ardından kafamı kaldırdım. Luca ve Eliv koşarak bana geldiler. Onlara elimi kaldırdım. Onlar dururken herkes aynı anda" geçmiş olsun varisimiz "dediler. Ben masanın başına geçtim. Eliv ile Luca'da oturdu. Ateş lordu 'da yerine geçti. Darun geldi ve sağıma oturdu. Solumda toprak varisi vardı.
"Darun bataklık ormanının harita çizimi var mı ?"dedim ona bakarken
"Yok ama toprak krallığının bir haritası vardı bataklık ormanınıda içeriyordu galiba "dedi
"Lütfen alabilir miyim? "
"Tabii "dedi . Ayağa kalktı ve haritayı getirdi. Elimi bataklık kısmının üstüne getirdim.
"Derinlerin sakladıkları yer burası golün o taraftalar çabuk olun her krallıktan 30 kişilik ordular gönderilsin. Çünkü biz onları bitirmezsek çoğalıp isyan başlatırlar . Bu koltukta yatan pislik, onların başı ama öldü. (dediğimde herkesin gözü koltukta yatana kaydı ) O gece bunlar tarafından kaçırıldık. Kızla beraber ona yardım ediyordum ama yakalandık. Bizi kaldıkları yere götürdüler. Girişi golün kuzey doğusunda ağaçların arasında demir sarmaşık bir kapı var . Kapının doğusunda bir kısım var . Orada merdiven var . Aşağı indiğinde tutsakları tuttukları yer var . İleride pisliğin kaldığı oda var. İçeride fazla kişi yok en fazla 60 kişi vardır . Darun seni bu görev için görevlendirmek istiyorum sende istersen "
"Elbette varisim büyük bir şerefle ama o kız "
"Tamam o kızın borcu vardı. Bu yüzden pislik bizi tuttu . Kızıda , onada... (yutkundum aşağı baktım gözümden bir damla yaş düşmeden sildim )Bunun karşılığında borcunu ödemediği için kızı hapla öldürmüş . Fakat karşılığını aldı . Kızı yaşatmak için her şeyi yapıcam. "
O sırada gözüme biri ilişti . Kırmızı giymişti. Ateş varisi olmalıydı. Ona baktım . Oda bana baktı
"Siz bir su şifacısısınız onu suyunuz ile iyileştirebilirsiniz "dedi ateş varisi.
"Hayır bunu yapamaz çünkü o tekrar diriltemez o bir Tanrı değil "dedi Vanessa, toprak varisi
"Evet ama elimden geleni yaparım "dedim.
"Şey Mira sen iyi misin ? Yaralandın mı? "dedi Eliv
"Merak etme yaralanmadım "
"Mira bende Darun ile gidebilir miyim? Biliyorsun birlikte bir eş olarak daha güçlüyüz "dedi Vanessa ama baktığı kişi Eliv'di. Eliv kafasını eğdi. Dudağını büzerek gözünü kapattı. Darun bana bakıyordu. Eliv'den gözlerimi ayırıp.
"Elbette benden izin almana gerek yok. Darun'a danışman yeter "dedim. Eliv ayaklandı. Sandalyeyi itti. Hızla eteğini savurup dışarı çıktı. Ayaklandım ve hızla dışarı çıkmak için ilerledim. Önümü biri kesti kafamı kaldırdım. Su lordu bana bakıyordu.
"Akşam üzeri seni yıldızlı gölde bekliyor olacağım gelmeni isterim ama karar senin "kafamı sallamakla yetindim. Yoluma devam ettim . Kapıdan çıktım. Eliv'i arıyordum. Luca arkama geldi. Bir anda elleri ellerimi buldu . Beni kendine çekti ve sarıldı. Bende ona sarıldım.
"Şuan Eliv'i bulmam lazım sonra konuşalım "dedim kafasını salladı.
"Ona söyle kendini toplasın yoksa bir daha evden çıkamaz"oda fark etmişti. Eliv birini sevdiğini hemen belli ediyordu. Küçükkende böyleydi. Bir şekilde kendini belli ederdi. Onu aramaya devam ettim . Sarayları biliyordum. Genelde hepsi aynıydı ama ginede annem tüm krallıkların saray krokilerini ezberletmişti. İlerledim arka tarafta büyük bir kapalı alan bahçesi vardı. İçerisi ışıklı ve her türden çiçek doluydu. Kapıyı açtım ve içeri geçtim. İleride bir hıçkırık sesi geldi. Burdaydı ama değildi. Bedeni burada ruhu kim bilir nereye savruluyordu. İleride duran bizim buralara özgü bir çiçeğin yanında oturmuştu. Çiçegin kenarları mavi ortası pembeye gidiyordu. İçinde sarı altın renginde noktaları vardı. Onu eşsiz yapan şey ise hikayesiydi. Yanına oturdum. Elini tuttum. Bir yandan ağlıyordu
"İyi değilsin biliyorum ama senin yanındayım ne olursa olsun "
"Saol ama o değil . Mira söylesene neden hep imkansızı istiyorum "
"Hiç bir şey imkansız değildir"
"Ama olmuyor! Mira ben acı çekiyorum. Darun benim için cenneti yasak elma gibi ama onu yemek istiyorum . Bir gün onu yiyip cennetten kovulmak istemiyorum "dedi . Su krallığı ateş ile her zaman rekabet içindeydi, toprak krallığıda hava krallığıyla rekabet içinde . Bu yüzden Eliv bunun olmayacağını biliyor. Normalde ailelerin izni ile başka krallıktan biri ile evlenebiliriz. Fakat hava krallığıda toprak krallığıda bunu istemez. Herkes birbirinin yüzüne iyiydi arkanı döndüğün an düşmanın oluyordu. Eliv ağlamaya devam ederken bende düşündüm.
"Çiçegin hikayesini biliyor musun? " dedim Eliv'e kafasını hayır anlamında salladı.
"Bizden yüz yıllar önce birbirini seven iki kişi varmış. Ama evlenmeleri imkansızmış. Herkes onların sevdalarını konuşurken. Kızın babası kızı evlendirmiş ama başka biriyle . Adam bunu duyunca oda başka biriyle evlenmiş. Oysa kızın severek evlendiğini düşünüyormuş. Buna karşılık evlenmiş. Ama kızda adamda birbirlerini unutamıyorlarmış. Kızın iki kızı ,adamın bir oğlu olmuş. Çocuklar büyümüş. Koca şehirde birbirlerine aşık olmuşlar. Kızın büyük kızı ile adamın oğlu birbirlerine deli gibi aşık olmuşlar. Kızında adamında bundan haberi olmuş. İlk başta engellemişler ama sonra onların yaşadıklarını yaşamamak için çocuklarına yardım etmişler. Çocukları alıp konuşmuşlar ama gizli bir şekilde. Fakat kızın babası her şeyi öğrenmiş. Kadın ve kızı evden kaçmışlar. Adam ve oğluna gitmek istemişler fakat onlara giderken adam onları yakalamış ve ikisinide orada öldürmüş. Adam ve çocuk olanları öğrenmiş. İkiside intihar etmişler. Bu dördününde mezarlarının üstünde bu çiçek bitmiş. Sadece onlarda olduğu söylenir. Kimiside birbirine kavuşamayan çiftlerin mezarında çıktığını söylüyor. Çiçegin mavi renginin erkeği , pembesi kızı temsil ediyor. Bu çiçektede renkler birleşiyor. Onlar kavuşuyor ama öbür dünyada... Unutma sakın ama sakın senin mezarındada bu çiçekten bitmesin. Kalbini dinle kardeşim "dedim yanından kalkarken elimi tuttu . Minnet dolu bir bakış attı. Ben giderken o ise orada kaldı . Kafasında düşünüp öyle ne yapıcağına karar vericekti. Ben ise üstümu değiştirmeye gittim. Çünkü Sky yani su lordu ile görüşüçektim. O sırada kızın yanına gittim . Doktor onun öldüğünü bir şey yapamayacağını söyledi. Yarın onun için cenazesini yapıcaktım. Odaya çıktım . Kendimi toplamaya çalıştım. Hayat acımasızdı. Onada acımamıştı. Hizmetçilerden kıyafet istedim. Üstümu değiştirdim. Aşağı indim.

Aşağıda muhafız önümü kesti . Beni selamladı sonra 'efendim biri sizi görmek istiyor 'dedi . Odaya geçtim . Kapı kilitlendi. Sinirle kapıya vurdum. Açılmadı arkamı döndüm. Kuzgun bakışlı ateş lordu bana bakıyordu. İşaret parmağımı ona sallayarak
"Sen ölmek mi istiyorsun aç şu kapıyı işim var "
"Benimde işim var ama seninle "dedi
"Ne istiyorsun "
"Çok kabasın "
"Sende kibarlıktan kırılıyorsun yaa"
"Ah evet öyleyim saol bunları senden duymak güzel "
"Ya aç şu kapıyı "dediğimde üstüme yürüdü. Geri çekilmedim. Tam ayağımın dibinde durdu.
"İşin ne gidip lordun ile buluşmak mı?"dedi
"Evet ve lordumu bekletmek istemiyorum. "dedim lordum kelimesini vurgulayarak.
"Ben seni bırakmazsam gidemezsin "
"Giderim "
"Gidemezsin "
"Giderim"
"Hadi git öyleyse "
"Giderim "dedim . Balkona doğru gittim . Parmaklıklardan tutunup üstüne çıktım.
"Deli misin ? İn aşağı çabuk "
"Evet deliyim kapıyı aç yoksa atlarım "
"Atlayamazsın"
"Peki sen bilirsin "dedim . Bedenimi aşağı doğru attım . O sırada kolumdan biri yakaladı. Fakat aşağı düşüyorduk. Onunla aşağı düşüyordum. Hemen kolumu ondan kurtardım . Hızlı bir şekilde . Su gücümle bizi tuttum . Dalga ileri geri giderken yavaşça onu yere indirdim. Kendimi de indirdim . Islanmış bir karga gibi duruyordu.
"Her dediğini yapmak zorunda mısın? " dedi üstünden buharlar çıkarken
"Genelde laflarımın arkasında dururum "
"Onu anladım öldürücem diyo yapıyo atlıcam diyor yapıyo"dedi kendi kendine söylenerek
"Şuan çok komik görünüyorsun "
"Sen niye ıslanmadan çıktın "
"Ben su varisiyim hatırlatmak isterim "
"Delilik "dedi balkona bakarak . Bir kahkaha patlattgımda bana doğru geldi. Yürüdü yürüdü içime girdi. Burnumuz birbirine değdi. Ben hareketsiz kaldım. Ağzını oynatsa dudaklarımız birbirine degicekti. Ne o geri gitti ne de ben . Gözlerimi kapattım.