İçeriğe geç

EJDERHALAR SAVAŞI

Bölüm 4 · 4 dk okuma

EJDERHALAR SAVAŞI

Bölüm 4

HER ŞEYİ BİLİYORLAR

Buraya ait hissetmiyorum. Diğerleri de yardımcı olmuyor. Onlar için evi temizliyor ve düzenliyorum ama yine de bana kızıyorlar. Nedenini anlamıyorum.

Kapı açılınca kaşlarımı çatıp oraya döndüm.

Şişko çocuğun teki bayık gözlerle bana bakıyordu. Cael olmalıydı. "Kupamı gördün mü?"

"Defol git kapıyı çalmadan da gelme."

Kapı sertçe kapandı ardından kapı çalındı ve tekrar açıldı. Destansı gücüme bazen bende hayret ediyordum. Emirlerime itaat ettiren ağzım nelere kudretti.

"Neyin var senin?" Dedi. "Çok kabasın."

"Sanki sen çok kibarsın kapı çalmadan içeri girilmez.” Doğrulup defterin sayfasını çevirdim. “Kupaların bende değil. Şimdi kapa kapıyı."

Sarina beni seviyor ve yeni kıyafetler alıyor. Ev telefonu çalınca hemen açıp ben bakınca bana gülümsüyor. Jaylin ile salıncaklarda çok eğleniyorum. Ama hala bir parçam eksik gibi.

Bizim zaten aile bağlarımız önemsenmez bu yüzden kolay evlatlık veriliriz ama yine de bir şekilde ait hissetmem gerekmez mi? Bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum.

Maci resmen yürüyen yıkıntı. Hep birilerine iyilik yapıp karşılık bekliyordu ama onlar onu o kadar küçük görüyordu ki umursamıyordu. İntikamını alma düşüncesi beynimde dolanıp duruyordu. Sinirleniyordum. Bir kere o bu boyutta benim yerimdeydi ona nasıl bu kadar kötü davranırlardı! Evdeki herkesi sıra dayağına çekmek istiyordum. Yemeğe zehir katabilir veya merdivenleri yağlayabilirdim. Her şeyi yapabilecek potansiyelim vardı. Hiçbir şeye şaşırmıyordum.

Defteri bırakınca içimde karamsarlık oluştu. "İki çift laf da mı edemedin şunlara." Deyip yatağa uzandım. "Korkak." Bıkkın bir nefes verip yüzümü ovdum. Uzun zamandır okuyordum gözlerim yorgundu.

Sanırım Maci benim iyi yanımdı. Ben ise kötü taraf. Kötü olduğum söylenemezdi herkese hakettikleri gibi davranıyordum.

Yağmur yağıyordu. Cam kenarında yürüyüp şişme koltuğa dizlerimi koyup dışarıyı izledim. Yeşil çimenler ıslaktı çatıdan su damlıyordu. Hava karanlık olmasa dışarı çıkardım. İlerideki havuzun kenarındaki çardağı göz ucuyla gördüm. Aklıma Damian geldi. Onu umursamayacaktım. Odama bir daha girememesi için bir anahtar aradım ama bulamadım.

Günlüğü yatağın altına atıp ayağa kalktım. Neden buradaydım ki? Göz devirip kapıya yürüdüm. Hastanede en azından sinir krizine soktuğum Hana vardı zarar verdiğim hemşireler sıralıydı. Ama burada bir avuç özel güçleri olan tuhaf yabancılar vardı.

Kapıyı açıp koridora çıktığımda Frida'yı gördüm bana doğru yürüdü. "Damian sana bunu vermemi istedi." Deyip elindeki kitabı uzattı. "Nasılsın, daha iyi misin?”

"İyiyim." Kitabı alıp dikilmeye devam ettim. "Canım sıkılıyor."

"Konuşalım mı?"

"Hayır."

Durup birkaç saniye bana baktı. Bu bakışmalar çok uzamıştı artık. "Pek konuşacak gavada değilim. Birazdan uyuyacağım." Deyip odama geri dönerken bileğimi yakaladı. "Gerçekten gücün var mı?"

"Neden?" Deyip kolumu çektim. "Kıskandım deme sakın."

"Hayır." Dedi ciddi misin der gibi. "Sadece bana neden anlatmadın ki?"

"Gerek görmemişimdir." Dediğimde farkına vardım. O Maci'nin arkadaşıydı. “Bu aralar kötü hissediyorum. Yorgunum Frida.”

"Sorun değil." Deyip odasına yürüdü.

Gözlerimi kapatıp içimden kendime kızdım. Lanet ben! Odasının kapısını kapattı.

Onun ardından üst kata kuyruğunu sallayarak bir köpek geldi. Önce ağzı kulaklarına kadar gülüyordu ama beni görünce durdu ve havladı. Kuyruğunu sallamayı bırakmıştı. Havlamaya devam edince boş boş bakmayı kestim.

"Gidip alt katta yemek ara." Dediğimde köpek havlayıp merdivenlerden aşağı koştu. Dönüp odama girerken Rita'nın aralık kapıdan beni izlediğini gördüm. Görmezden gelip Maci’nin odasına girdim. Bu evdekiler bir garipti.

İçeri girince bayık gözlerle yatağa baktım. Ama gözüme iki pencere arasındaki masanın üstüne oturan Damian takıldı. Çığlık atacakken kendimi tuttum. "Sapık mısın? Git başkasıyla uğraş.” Deyip kapıyı açtım. "Çık git." Yavaşça kapıya ilerlerken kaşları çatıktı. Neden çıktığını anlamıyordu. İsteği dışıydı.

"Kitap nasıl?”

Kitabı kapı eşiğinden koridora, yere attım. Tok bir ses çıkardı. “Kitabın yanına gidip öğrenmek ister misin?”

"Neyin var senin?" Diye tersledi. “Kitaba saygın var sanıyordum.” Yerdeki kitabı alıp bana döndü. “Hem,” Anlamaya çalışıyordu. “Neden çıktım ki?” Boş boş kapıya baktı.

“Ne istiyordun?” Diye sordum bu sefer saha sakin bir sesle. Odamda değilken daha iyiydi.

"Bari Maci gibi davranacaksan dersine çalışsaydın." Dediğinde durup ona baktım. "Evet kolyenin ne işe yaradığını biliyorum evren ve boyutlar hakkında araştırmalarını da biliyorum. Tabi bunlar Maci'nin araştırması."

Başını bilmiş bilmiş salladı. "Asıl soru sen kimsin ve ne istiyorsun? Gücünü üstümüzde kullanarak ne amaçlıyorsun?”

Onu gücümle etkilese miydim? Dikkat çeker miydi?

"Maci kitaplara değer verir, eve yardım eder."

Diye devam etti. “Her hareketin o olmadığının kanıtı. Yüzün ona benzeyebilir ama beyaz saçların morlukların ve yüzündeki yaralar onun değil."

"Bu konu hakkında ne yapmayı düşünüyorsun?" Deyip kaşlarımı çattım. Huzursuzca homurdanıyordu. “Sarina’ya söylemem gerek ama o gelene kadar seninle baş etmeliyim.” Neden söylediğini anlamayıp boşlukta kaldı. “Beni etkilemeyi kes.” Dedi sesini yükseltip.

“Evime gelip evlatlıklardan birini yaralıyorsun ne olduğu belirsiz güçlerin var!"

Alayla sırıtıp önemsemediğimi belli ettim. “Damian.” Dedim. “Amacım size rahatsızlık vermek değil. Kapı eşiklerinden veya arkalarından bizi dinleyen o evlatlıklara zarar vermeyeceğim.” Emindim. “Ama beni kışkırtmaya devam ederseniz buna söz veremem.”

Koridordan biri, "Zavier!" Diye bağırınca kapıya yürüdü. Kapıyı açtığında Edgar konuşmaya devam etti. "Tepedeki evden Evran geldi. Seni soruyor." Dediğinde önemli bir olay olduğunu sessizlikten anladım.

Kapıyı kapatıp son sözlerimin bir şeye tesir ettiğini düşünerek yatağa doğru yürüdüm. Gözlerim ağırlaşmıştı aşağıda neler dönerse dönsün rahatça bebekler gibi uyuyacaktım. Ben elektrik şokundan sonra rüya görmüş insandım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.