İçeriğe geç

ejderha savaşçısı

Bölüm 22 · 6 dk okuma

ejderha savaşçısı

Bölüm 22

Toplantı

Kraliçe söze girerek

"evet uzak dîyarın ve dört krallığın yöneticileri bildiğiniz üzerine khel ve insecthler ejder toplarını alarak dünyaya hakim olmak istiyorlar tapınaktaki ejder topları hala savunmasız ne yapabiliriz önerisi olan varsa söylesin"

Anuri ayağa kalkarak

"bence bir bölük ve bir komutan ile topları koruyabiliriz"

Tarokorn güldü ve küçümser bir tavırla

"siz elfler neden kaplumbağa gibi korunmayı seçersiniz ben derim ki var gücümüzle saldıralım ve khel in kafasını orada ikiye ayıralım"

Anuri bunu duyunca sinirlendi

"siz kuş beyinliler kavgadan başka düşmezsiniz ki"

Alexander söze girerek

"bence Anuri haklı hem kaç kişilik bir ordunun geleceğinden haber değiliz ben derimki emrimdeki adamları ejder toplarını koruması için gönderebilirim hem ayrıca belkide souren 'i oraya gönderebiliriz sizce de bu uygunmudur"

"ben beğendim" dedi argus ardından ekledi

" belki avcıları düşmanları izlemeleri için gönderebilirim"

Souren düşündü ardından herkese planını açıkladı

" eğer düşman gelirsede ön saflarda mızraklı falanks lar ile defans hattı kurabiliriz ardından Alexander ın atlı birlikleri falanksların üstünden atlayarak düşmanı biraz zayiat verebilir ardından kalan atlılar geri çekilerek elf okçuları ok yağmuruna tutabilir bu sayede ilk dalgayı geçebiliriz ikinci dalgada ise hyprogtus birlikleri havadan Neil in geliştirdiği bombaları atarlar bu esnada cüce piyadeler kalenin dışına çıkarak üçüncü dalgayı karşılayarak kaleye girmelerini engeller bu sırada ben ve ejder toplarını alan bir kaç kişi ile birlikte kheli yok edebiliriz nedersiniz " dedi

Kraliçe bu fikri beğenmiş gibiydi diğerleride hem fikirdiler ama planda bir şey tuhaflık vardı ejder toplarını uyan kişileri bulmak çok zordu o nasıl olacaktı ki, souren şaşkın bakışlara baktı

" ne niye bana öyle bakıyorsunuz" dedi souren

Kraliçe söze girerek

"planın fena değil ama diğer ejder toplarına uyacak kişileri nasıl bulacaksın"

Souren bunu duyunca hiç tereddüt etmedi

" argus ve Alexander dan bahsediyorum"

Argus bunu duyunca souren suratına şaşkın bir şekilde baktı

"neden ben" diye sordu

Souren cevap vererek

"aramızdaki en cesur sensin de ondan"

Argus derin bir nefes aldı ve

"iyi peki" dedi

Souren Alexander a döndü ve

"sen ne dersin Alexander var mısın"

Ama Alexander onu duymadı çünkü Anuri ye hayran kalmış bir şekilde ona bakıyordu

Souren sesini yükselterek

"Alexander!"

Alexander irkildi ve souren e baktı souren devam ederek

"var mısın"

Alexander evet anlamında başını salladı

Tarokorn souren 'e bakarak

"iyide tapınağın nerede olduğunu biliyor musunuz"

Souren hayır anlamında başını salladı

"ama bulamayacak kadar da uzak değildir değil mi?"

Souren kraliçe ye dönerek

"kraliçem tapınağın yerini bilen birini bizimle birlikte gönderebilir misiniz"

Kraliçe hayır anlamında başına salladı

"olmaz" dedi,ama... diyerek ekledi

"size bir harita verebilirim buna ne dersiniz "

"kabul" dedi souren ardından

"şimdi izin verirseniz çok sevinirim kraliçem"

Kraliçe bir el hareketi ile

"gidebilirsiniz" dedi

Souren ve argus kapıdan çıkarlarken

Alexander a seslendiler Alexander onlara baktı

"siz gidin ben size yetişirim" dedi souren kafasını onaylar gibi salladı ve oradan çıktılar dışarıda tanya souren i bekliyordu tanya souren e şöyle bir baktı

" yine gidiyorsun öyle mi" dedi biraz sinirli gibi baktı

"gitmek zorundayım bunu sende biliyorsun onları durdurmak zorundayım" dedi souren

Tanya iç çekti

"pekala" dedi

Orandan uzaklaştı

Souren kendisine verilen odaya girdi köşede bulunan masaya oturdu bir kağıt ve kalem çıkarttı annesine son bir kez mektup yazdı

" sevgili annecim uzun zamandır yazmıyorum farkındayım biliyorum sende farkındasın işler sarpa sarmaya başlıyor keşke bu işler olmasaydı keşke senin yanında olup çiftlikte gündelik işlerimi yapabilseydim seni çok özledim sevgilerimle

Oğlun"

Souren sandalyeden kalktı ve pencereden dışarı baktı sonra yavaş ve emin adımlar ile kale kapısının önüne geldi Alexander onu bekliyordu souren e seslenerek

"hey aşk kuşu gidelim" dedi souren ata bindi ve ikisi yola koyuldu

Tanya onlara arkalarından bulutlu gözlerle baktı ardından kaleye girdi Elliot tanya nın yanına geldi

"neyin var neden üzgünsün" dedi Elliot

Tanya susmayı tercih etti

Elliot onun neye üzüldüğünü anladı

"souren gittiği için üzgünsün değil mi?"

Tanya bir şey söylemedi

Elliot ona baktı

"merak etme başının çaresine bakabilir"

Tanya hüzünlü bir şekilde

"iyi ama ya ona bir şey olursa ya onu kaybedersem"

Elliot kendinden emin bir şekilde

"ona bir şey olmayacak sana temin ederim o başının çaresine bakabilir" dedi Elliot

Tanya Elliot a baktı

"ben ona değer veriyorum onu seviyorum yüce Elliot ben onsuz ne yapacağımı bilmiyorum"

Elliot onu sakinleştirmeye çalıştı

"kendini bu kadar yıpratma emin ol ki o geri dönecek"

Tanya rahatlamış bir şekilde

"öyle diyorsan öyledir ama yinede içim rahat etmiyor" dedi

***

"eee souren tanya ile nasıl gidiyor işler" dedi Alexander

Souren konuşmadı

Alexander argus a döndü

"peki sen argus kardeşimi üzüyorsun değil mi"

Argus şaşırdı

"Alexander sen iyi misin ne ara ilikilerimizi sorar oldun" dedi argus

Alexander konuyu dağıtmaya çalışarak

"hiç ya öylesine merak ettiğimden"

Souren ne olduğunu anlamıştı Hem de toplantı salonunda, Alexander a dönerek

"sen aşık olmuşsun Alexander"

Alexander ın yüzü kızardı

"hadi oradan benim aşkla meşkle işim olmaz"

Argus atıyla souren nin yanına sokuldu

" nereden anladın"

Souren argus a açıkladı

"toplantı salonunda anuri ye nasıl baktığını gördüm" dedi souren

Argus iyice merak ederek

"nasıl?"

"toplantı salonunda kraliçe konuşma yaparken gözleri Anuri ye hayran bir şekilde bakıyordu" dedi souren

Argus gülmeye başladı. Alexander ın sesi yükseldi

"sizi duydum ve evet aşık oldum ne var yani hem ayrıca duygularımız karşılıklı bu iş bittiğinde evleneceğiz ve Byblon a gideceğim"

Souren Alexander direkt ve net bir soru iletti

"iyide alvador u kim yönetecek"

Alexander tereddüt etmeden

"Eric tabii ki de eğer Eric savaşta ölürse bethy'ye kalacak doğal olarak argus a yönetim hakkı doğacak"

"souren kafasını salladı ve yola devam ettiler yolda giderlerken bir ses duyuldu

" imdat! Yardım edin "diye bir ses yükseldi

Argus durdu ve

" bir ses duydunuz mu " dedi

" Evet duydum" dedi souren ardından Alexander ikisine bakarak

" hadi ne bekliyoruz" dedi ve atlarını sesin geldiği yere doğru sürdüler

Sesin kaynağına vardıklarında bir keşiş yerde debelenip bir basilisk in onu yememesi için uğraşıyordu

Souren argus ve Alexander a işaret verdi basiliske doğru atları ile birlikte ilerlediler basilisk onları fark edince keşişi bırakıp üçlünün üzerine yürüdü argus basilisk in sağına Alexander ise soluna doğru ilerledi souren dümdüz basiliske ilerledi ve üç kritik noktaya kılıç darbelerin savurdular basilisk bunların üçüncüde engelledi ve souren i altından düşürdü basilisk tam üzerine atlıyacakken Alexander kılıcı karnına sapladı bununla birlikte basilisk iyice delirdi ve her ikisinde saldırmaya başladı basilisk saldırırken souren ve Alexander onun saldırılarından kaçınıyordu ikisi dengelerini kaybedip yere düştü ama argus atıyla basilisk in arkasından geldi ve atının üstünden basilisk in sırtına atladı basilisk onu sırtından atmaya çalıştı ama argus düşmemekte kararlıydı bir zayıf noktasını buldu ve kullandığı pençelerle kafasına sapladı basilisk ile birlikte argus ta yere düştü souren argus un yanına gelip

"iyi misin" dedi

Argus uzanan eli kavradı ayağa kalktı

"sanırım" dedi

Arkadan keşiş koşarak yanlarına geldi

"teşekkür ederim siz beyler hayatımı kurtardınız size nasıl yardımcı olabilirim"

Souren keşişe bakarak

"biz buralardaki bir tapınağı arıyoruz sen orayı biliyor musun"

Keşiş minnettar bir şekilde

"elbet elbette beyim ben yolu biliyorum isterseniz sizi götürebilirim"

Souren bunu kabul etti ve yola koyuldular

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.