Krenderix Ten kaçmayı başarmışlardı ancak argus yaralanmıştı güneydeki luger uzaktaydı ve argus daha fazla dayanamazdı o yüzden luger 'in 100 metre gerisinde taras dayısının çiftliği vardı hemen oraya gitmeleri gerekiyordu
Klop ormanına girdiler bu orman çöle girmeden önceki son yeşil bölgeydi ormanda ilerlemeye başladılar
Bethy üzgündü Eric ona bakarak
"merak etme iyi olacak"
Bethy Eric 'e döndü
" ya iyi olmazsa... Ya... ÖLÜRSE"
Eric kardeşine baktı
"şu ihtimalleri at bana güvenmiyorsun madem bari souren' e güven tamam mı"
Bethy gözlerindeki yaşları sildi ve kafasını salladı. bir müddet sonra bir ses grubu korkuttu ve tepeden kafes benzeri şey inerek onları kapana kıstırdı
"buda ne böyle" dedi Alexander
Bethy birden aklına o olay geldi ağlamaya başladı
Eric bethy 'yî sakinleştirmeye çalışıyordu
Tanya kafesin tahta cubuklarını asılmaya çalışıyordu
Souren ise çok sakindi çünkü bu kafesi çok net hatırlıyordu altı yaşında taras dayısı bu tür bir kafes göstermişti tabii o kafes daha küçüktü souren hafif bir tebessüm etti çalıların arasından bir hışırtı duyuldu herkes sesin geldiği yöne doğru baktı. Sesler iki kişiye aitti
"tar galiba bir şey yakaladık ha kardeşim" dedi
Diğer ses aşırı derecede ilk sese benziyordu
"umarım bir geyiktir do"
Souren bu sesleri tanıdı bunlar ikiz kuzenleri do ve tar dı elini siper ederek
"hey!" Diye bağırdı
Tanya sourenin elleri aşağı indirerek
"sen ne yaptığını sanıyorsun" dedi
Souren ellerini kurtardı
"güven bana onları tanıyorum bizi taras dayıma götürecek"
"emin misin" dedi tanya
Souren kafasını salladı tanya derin bir iç çekti
"pekala" dedi tanya
Souren tekrar elini ağzına götürerek bağırdı
"hey do ve tar sizi ikiz haylazlar çıkarın bizi"
Kardeşler kafalarını çalıların arasından kafalarını çıkardılar ikisi birlikte
"kuzen souren sen misin"
Souren karşılık vererek
" tabii ki benim çıkarın yoksa sizi taras dayım ve helen yengeye şikayet edeceğim dedi
İkisi çalıların arasından çıktı dört kolları vardı biraz uzun ve zayıf görünüyorlardı
Do ile tar ikiz olmalarına rağmen kolayca birbirinden ayırt edilebilirlerdi çünkü do nun üçüncü elinin bir parmağı yoktu bunun nedeni telden atlarken parmağından birini koparmış olmasıydı do ve tar kafese yaklaştı üzgün bir şekilde
"çok üzgünüz kuzen" dedi do
"önemli değil taras dayıma götürebilir misiniz bize onu söyleyin" dedi souren
"neden?" diye sordu do
"çünkü arkadaşım yaralandı" dedi souren
Tar kilidi kaldırarak açtı. Do bir soru daha sordu
"kim yaralı kuzen" dedi souren 'e bakarak
Souren argus' u işaret etti. Do argus 'a yaklaştı yaraya şöyle bir baktı
"yara biraz derin Allah tan ciğere kadar girmemiş dedi sonra tar' a döndü
" tar çantada hiç bataklık nanesi var mı "
Tar çantayı açtı ve kurcalamaya başladı
Do Eric 'e bakarak
" zırhı açabilir misin rica etsem "dedi
Eric cebinden hançeri çıkardı ve zırhın iğliklerini kesti
Do tar' a baktı
" şu lanet olası naneyi bulamadın mı "
Tar didik etti ve en sonunda bir torbayı alarak do' nun yanına gitti
" al işte " dedi torbayı atarak. Do hemen torbayı açtı içinden iki yaprak aldı ve ağzına atarak çiğnemeye başladı Eric do ya bakarak
"sen yapıyorsun" dedi. Do ağzı dolu bir şekilde
"umm... çık... Doğal merhem" dedi ve eline bulamacı tükürdü ve yaraya koydu argus hafif bir şekilde inledi do ellerini silkeleyerek
"bu onu çiftliğe kadar idare eder" dedi ve torbayı tar 'a geri attı tar torbaya geri koydu. Tar çalıları işaret ederek
"hadi bu taraftan gidiyoruz " dedi
***
Ahşap ufak bir evin verandasında tek kollu bir tark oturmaktadır ve çiftliğin girişini izlemektedir. do ve tar ileriden görüldü, tek kollu tark ayağa kalktı ve ikizlere bakarak
" siz iki haylaz neredeydiniz" dedi
Do biraz sırıtarak
"avdaydık" dedi do
Tek kollu tark püfledi, ardından
"iyi bari birşey yakalayabildiniz mi?" diye sordu
Tar espri yaparcasına
"evet kızıl bir şey yakaladık yanında da altı tane vardı ama bir tanesi yaralıydı"
Tek kollu tark merak ederek
"neymiş bu kızıl şey ve altı şey" dedi
Do ıslık çaldı girişin oradan souren ve arkadaşları yavaşça geliyorlardı tek kollu tark karşıdan gelen souren 'i görünce
"souren!"diye bağırdı
Souren tek kollu tark' ı görünce ona doğru koştu
" taras dayı " dedi ve sarıldı
Taras gülerek souren 'nin sırtına vurdu
" işte benim yeğenim görüşmeyeli nasılsın "
Souren omzunu tutarak
" ben iyiyim dayıda arkadaşım yaralı" dedi ve argus' u gösterdi
Taras argus 'a baktı ardından do ya bakarak
" evlat tıbbi aletlerimi getir" dedi
Do kafasını salladı ardından tar' a gel işareti yaptı
Taras souren 'e bakarak
"arkadaşınızı içeriye götürelim" dedi
Souren kafasını salladı ve diğerleri ile birlikte kulübenin içerisine girdiler
Kulübe sıradan bir taşra kulübesi, mobilyalar el yapımıydı ve salon ile mutfak arası altı adım falan vardı küçükken arada sırada taras Dayının yanına gelirdi pek bir şey değimemişti. Mutfağın kapısından şöyle bir baktı helen yenge köşede toprak bir tencerede yemek yapıyordu souren onu rahatsız etmemek için yavaşça yukarı kata çıktı. Yukarı kat neredeyse boştu sadece büyük kuzen jed'in portresi vardı ilerideki açık kapıdan içeri girdi herkes yerde yatan argus' a acınası gözlerle bakıyordu taras üfleyerek
"nerede kaldı bu çocuk" dedi
Do koşarak odaya girdi elinde çanta vardı
Soluk soluğa kalmıştı derin bir nefes alarak
"getirdim" dedi
Taras Eric ve alexander'a baktı
"siz ikiniz çocuğu sırt üstü çevirin" dedi
Taras yaranın üstündeki bulamaca baktı
Yanındaki çantayı açtı içinde pense gibi alet çıkardı ve bulamacı yavaşça söktü
Argus inledi
"bataklık nanesini kim koydu?" diye sordu taras
Do tedirgin bir şekilde elini kaldırdı
"ben yaptım baba"
Taras takdir edercesine
"iyi yaptın enfeksiyonu önledin şimdi kardeşine söyle temiz bir kap su getirsin ve şunu" çantasından bir dağlama demiri çıkardı ve devam etti
"bunu annene götür ısıtsın dedi ve dağlama demirini uzattı
Alexander şaşırarak
" ne yani onu öküz gibi damgalayacak mısın "
Taras biraz sinirlendi
" bende bunu istemezdim ama elimde hiç Krondor ilk yardım kiti kalmadı "
Souren şaşırdı
" Krondor yardım kiti de ne"
Taras cevap vererek
"siyah bir çubuğa benziyor ama içinde mavi iğneler var ve her türlü yaraya iyi gelen bir kit ve ne yazık ki sonuncusu geçen hafta kullandım"
Bu arada do ve tar içeri girdiler
Tar bir kase suyu babasına uzattı içindeki bezle yarayı temizledi argus biraz inledi
T
aras bezi bıraktı ardından sıcak demiri yaraya bastırdı argus biraz bağırdı taras birkaç dakika sonra demiri çekti ve çantadan bandaj çıkardı ve argusun belini sardı
"işte bu kadar biraz dinlemesi lazım" dedi taras
Taras çantasını topladı ve yavaşça ayağa kalkarken
" hadi aşağıya inin yemek yiyelim" dedi
Bethy hariç herkes ayağa kalktı Eric bethy 'ye bakarak
"gelmiyor musun" dedi
"hayır siz yiyin ben burada kalıcam" dedi bethy
"pekala yemek getiririm sana dedi ve aşağıya doğru indiler
Helen yenge masayı hazırlıyordu tencereyi koyarken merdivene baktı souren'i görünce mutlu bir şekilde
" hoşgeldin souren "dedi
Souren gülerek
" merhaba helen yenge "dedi ve merdivenden indi sandalye ye oturdular
Helen yenge tabaklara yemek doldururken taras dayı elini tabağa uzattı ve tabağı aldı
" eeee nereye gidiyorsunuz anlat bakalım souren"dedi taras dayı
Souren önüne tabağı alarak
"güneydeki tapınağa gidecektik ama argus yaralanınca birde bu iki haylaz bizi yakalayınca buraya geldik"
Taras yemeğinden bir kaşık aldı sonra souren 'e baktı
"güneş tapınağından bahsediyorsun ama oraya varman için önce lugerden geçip bogo çölünü aşman lazım anca o zaman varabilirsin"dedi taras dayı
"bu almam gereken karar ancak argus iyileşene kadar burda kalsak iyi olur" dedi
Taras kafasını salladı sonra souren 'e baktı
"istediğiniz kadar kalın" dedi.
Yemeğin ardından herkes odasına gitti
Souren üstünü değiştirdi ve yatağa kendini bıraktı tavana bakıp içinden
"acaba doğru olanı mı yapıyorum" diye düşündü