İçeriğe geç

ejderha savaşçısı

Bölüm 16 · 6 dk okuma

ejderha savaşçısı

Bölüm 16

Uzak Diyarlar Part 1: Gökvadi

"hazır mısın tanya" dedi Elliot

"ben hazırım yüce Elliot" dedi tanya

Elliot cübbesnin başlığını kapatırken

"baban gelmiyecek mi"

Tanya gözlerini kaçırdı

"işi var herha..."

Arkadan bir ses tanya' nın lafın yarida kesmesine sebep oldu

"beni bekleyin" dedi

tanya arkasında döndüğünde arkasında babasının olduğunu farketti Elliot tanyanın babasına bakarak

"nerede kaldın Neil"

Neil elindeki şırıngayı göstererek

"bunun için uğraşıyordum dedi"

Elliot merak ederek

"o şeyde nedir"

Neil profesör edasıyla

"bu şey bir retina iyileştiricisi" dedi

"peki ne işe yarıyor" dedi Elliot

Neil elindeki şırıngayı sallayarak

"istiyorsan küçük bir gösteri yapayım dedi

Ardından tanya bakarak

" tatlım bana kolunu uzatır mısın" dedi

Tanya tereddütsüz bir şekilde kolunu babasına doğru uzattı. Neil önce tanyanın kolunu sıvadı ardından şırıngayı tanya'nın koluna yavaşça batırdı Ve içindeki mavi sıvıyı enjekte etti

"peki ya şimdi" dedi Elliot

"bir saniye bekle" Neil

Sonra tanya'ya baktı elini iki parmağını göstererek

"bu kaç tatlım"

Tanya artık görebiliyordu ve hızlı bir şekilde

"iki" diye yanıt verdi

"görüyor işte bu kadar" dedi Neil sevinçten tanya 'ya sarıldı

Tanya Elliot' a bakarak

"ben atları alıyım o zaman"

Elliot asasını yere vurarak

"ihtiyacımız yok sadece bana yakın durun" yeter dedi

Bu arada Jeff ağır bir çantayı taşıyarak geliyordu Neil 'e bakarak

"buyurun efendim" dedi çantayı uzatarak Neil çantayı jeff' in elinden aldı

"onlar ne için baba" dedi tanya

Neil tanya ya bakarak

"sıradan bir kaç malzeme" dedi tanya bunun üzerinde pek fazla durmadı Elliot 'a bakarak

"ilk durağımız neresi yüce Elliot"

Elliot jet hızıyla cevap verdi

" gökvadiye gidiyoruz akçay kralı Albert ile konuşacağım" dedi.

Elliot asasını yere vurdu ve mavi bulut etraflarını sardı, göz gözü görmüyor gibiydi ve bulut o kadar yoğundu ki bir ara tanya tekrar görmediğini zannetti bulut ortadan kalktığında bir ovada buldular kendilerini Elliot karşıdaki dağları göstererek

"orası akçay şehri" dedi

"yoksa biz..." dedi tanya

"evet bayanlar baylar gökvadiye hoşgeldiniz". Dedi Elliot

Neil eliyle elini siper ederek karşıdaki dağlara baktı ve Elliot 'a

"yaklaşık üç günlük yürüme mesafesinde kafandaki nedir" dedi

"uçucağız" dedi Elliot

"sen aklını kaçırmışsın hiç bir canlı asla üçümüzü taşımaz" dedi Neil

Elliot ağır adımlarla Neil' e doğru ilerledi ve omzuna dokundu

"bak evlat 200 yaşında olmam delirdiğim anlamına gelmez şimdi izle ve öğren" dedi

Elliot asası ile yere şekil çizmeye başladı bu şekiller sığır kafatası içinden çıkan bir ejderha ve klasik bir ying ve yang sembolü bunları çizdikten sonra gökyüzüne ışık hüzmesi yükseldi

"eee hiç bir şey olmadı bizimi kandırıyorsun acaba" dedi Neil

"bekle ve gör" dedi Elliot

Ardından bir ses göğü inletti

"gggaaaah"

Yere yavaşça bir tane Hyprogtus indi başını öne eydi sanki Elliot 'a hürmet ediyordu

"bu şey inanılmaz" diye haykırdı

Sonra Hyprogtus' un yanına giderek

"bu yaratık çok harika aynı kuşlar gibi ama alevden ve bir kuştan on kat daha büyük"

Elliot Neil'e bakarak

"bununla gideceğiz" dedi

"bizi yakmaz değil mi" dedi Neil şaşkınlıkla

"hayır yakmaz dedi Elliot

Neil yinede korkuyordu Elliot kuşun sırtına binerek onlarla baktı

" hadi bînin sizi bekleyecek halim yok "dedi

tanya koştu ve zıplayarak kuşun sırtına atladı Neil biraz tereddüt ile yaklaştı Elliot bağırarak

" hadi evlat korkma seni ısırmaz " dedi

Neil yavaş ve ürkek adımlarla kuşa yaklaştı ve zorda olsa sırtına binmeyi başardı Elliot kafasını okşayıp eğildi

"hadi kızım bizi akçaya götür" dedi

Kuş çığırdı ve kanatlarını açtı çırpınarak yukarı doğru yükseldi, bu sırada iki asker akçay şehrinin kapısında muhabbet ediyorlardı

"ee George duydum ki evleniyor muşsun" dedi asker

George biraz kemküm etti ve

"marge ve ben nişanlı olalı dört ay ay oluyor ortak verdiğimiz kararla evliceğiz işte

Asker yukarı baktı

" o şey ne "dedi şaşkınlıkla

Yukarıdan aşağıya inen bir Hyprogtus tu bu Elliot yavaşça kuşun sırtından indi tanya ve Neil de onu izledi asker hemen mızrağını Elliot 'a doğrulttu

" Kimsin sen kendini tanıt" dedi

Elliot cübbesnin başlığını kaldırınca George onu tanıdı ve yanındaki askere

"silahı bırak khan" dedi

"sen aklını mı kaçırdın George o bir yabancı" dedi khan

"o yabancı değil seni ahmak o yüce druid Elliot"

Khan titreyerek mızrağını yere bıraktı Elliot George 'a baktı

"sen beni tanıyor musun çocuğum" dedi Elliot

"evet dedem skal sizden bahsederdi"

Tanya kulaklarına inanamadı bu o isimdi o zırha dokunduklarından beri o isim aklından silinmemişti. Elliot George baktı

"pekala evlat bizi kral Albert' in yanına götürebilir misin"

George gülerek

"tabii ki" dedi Neil in elinden çantayı alarak önlerinden ilerledi etraf çok sessizdi ve herkes onlara bakıyordu tanya onlara neden baktıklarını bir türlü anlayamadı . Kalenin kapısının önüne vardıklarında iki asker onları durdurdu

"kimse giremez"

George söze girerek

"beyler bu yanımda görmüş olduğunuz kişi yüce druid Elliot kralla görüşmek istiyor" dedi

Askerlerden biri içeri gitti bir kaç dakika sonra tekrar geldi

"kral sizi görmek istiyor" dedi

George onlara bakarak

"artık yerime geri dönmeliyim işiniz bittiğinde evime gelin hanın yanında" dedi ve oradan uzaklaştı "

Tanya Elliot 'a bakarak

" o adam seni nereden tanıyor " dedi

Elliot tereddütsüz cevap vererek

" 70 yıl önce ejder doğanlar ve insecthler arasında savaş vardı hatta burada akçayda gerçekleşti bende oradaydım en iyi iki büyük savaşçı olan tucker ve skalla beraber savaştaydık o savaşta tucker öldü ama sonuçta ejder doğanlar galip geldi ve buranın ilk kralı geral akçay şehrini kurdu. Ve o çocuk skal ın torunu "dedi Elliot

Tanya hiç ses çıkarmadı. koridordan geçerek taht odasına vardılar kral Albert tahtına oturmuş derin düşüncelerdeydi

Elliot öksürdü öksürüğü sesini duyunca Albert toparlandı ve Elliot 'a baktı

" hoş geldin yüce Elliot "

" merhaba Albert verilen ejder topu sende mi" dedi direkt konuya girerek

"hayır" dedi

"ne demek hayır" dedi Elliot şaşkınlıkla

"geçen hasat zamanı çalındı" dedi Albert

"kim çaldı" dedi Elliot

"bilmiyoruz başka bir isteğiniz var mı"

Elliot düşündü

"iki ay içinde orta kıtada bulunan luger krallığına gel konseyi oluşturacağız dünya büyük bir savaşa girecek bu yüzden orada olman lazım anladın mı beni ". Dedi

"tamam" dedi Albert

Elliot, tanya ve Neil oradan çıktılar ve George un evine gittiler

George onları karşıladı

"buyurun yüce Elliot"

Üçüde içeri girdi ve masaya oturdular

George onların suratındaki ifadeyi görünce

"sorun nedir acaba"

"dördüncü ejder topu calınmış" dedi tanya

George şaşkınlıkla eliyle masaya vurdu

"nasıl olur ejder topunun bulunduğu yer çok sıkı korunuyor "

"banada saçma geldi" dedi Elliot sonra sakalını sıvadı ardından

"tabi ya" diye bağırdı Elliot

"ne oldu yüce Elliot" dedi George

"ya şekil değiştiren bir şeyse ya bir suk ise"

Suk kelimesini duyunca tanya ayağa kalktı

" fraze o suk her türlü kılığa girer" dedi

"o zaman sırada ki hedefi byblon Krallığı" dedi Elliot

Ardından Elliot George 'a baktı

"hala Abantalis ile görüşüyor musun evlat"

George kafasını salladı

"pekala sen gidip Abantalis üyelerini uyar bir suk ejder toplarını topluyor de ve karapençe için çalıştığını söyle" dedi

George kafasını salladı üçüde ayaklanarak dışarı çıktılar Elliot yere asasını vurdu ve yine etraf dumanla kaplandı

George el sallayarak

"kendinize iyi bakın yüce Elliot" dedi

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.