İçeriğe geç

ejderha savaşçısı

Bölüm 14 · 6 dk okuma

ejderha savaşçısı

Bölüm 14

Krondor Elçisi Ve Sürüngen Saldırısı

Souren gözlerini açtığında limitless kalesinin avlusundalardı ve neredeyse hava kararmak üzereydi

"tanrıya şükür sonunda kaleye vardık" dedi souren

Birden Alexander yere dizüstü çöktü

"ben kendimi pek iyi hissetmiyorum" dedi ve bulunduğu yere kustu Elliot Alexander 'ın sırtına vurdu

"olur öyle sonuçta ilk defa büyü ile yolculuk ediyorsun" dedi

Ardından Elliot tanya ve souren' e baktı

"tanya souren ile beraber babanı içeri götürün..."

Souren Elliot 'a baktı

" yüce Elliot size söylemem gereken..."

"sonra James"

"ama"

"sana sonra dedim James şimdi dinlenmeliyiz ve adamı dinlendirin" dedi

Souren sıkkın ve kızgın bir şekilde tanya ile beraber tanya' ın babasını içeri götürdüler ağır adımlarla ilerlerken Jeff ile karşılaştılar Jeff onlara baktı

"hey yardım lazım mı"

Souren biraz zorlanmaya başlamıştı sonuçta adam kaslı olmasına bayağı ağırdı souren Jeff 'e yalvarır gözlerle baktı

"evet lütfen yardım et" dedi

Jeff adamın bacaklarından tutarak kaldırdı ve adamı doğruca koridor' un sonundaki boş bir odaya yatırdılar.

"saol Jeff..." souren aniden jeff'in kolundaki noktalara baktı ve Jeff 'e

"o kolundakiler ne"

Jeff kolundaki noktalara baktı

"bunlar doğum lekesi pek bir önemi yok " dedi

Tanya elini uzatarak

"sakıncası yoksa bakabilir miyim"

Jeff sakin bir şekilde kolunu uzattı. Tanya eliyle, jeff' in kolunu inceledi tanya şaşkınlık içinde

"bu imkansız" dedi ve jeff'in kolunu bıraktı

Souren merakla

"ne imkansız"

Tanya sessizleşmişti. Souren bir kez daha seslendi

"tanya tanya... İyi misin"

Tanya silkelenerek kendine geldi souren'e bakarak

"o benim gibi " dedi

"yani demek istediğin" dedi souren tanya biraz alaylı bir şekilde

"yanisi aptalcığım o bir aizedli" dedi tanya

Jeff bunu duyunca şok geçirdi

"nasıl yani ben bir aizedli miyim" dedi

"evet canım aizedlisin" dedi tanya

"ama annem bunların doğum lekesi olduğunu söyledi" dedi Jeff

"Allah aşkına sen hiç beyaz parlayan bir doğum izi gördün mü ha Jeff" dedi tanya

Jeff hala olanların etkisindeydi. Souren onu bu şekilde görünce onu teselli etmek için yanına oturdu ve omzuna dostane bir şekilde vurdu

"bu kadar kafana takma misal ben daha bir hafta önce tarlayı sürer inekleri sağıp evimde otururdum, şimdi ise ejderha savaşcısıyım bence kafana takma tamam" dedi

Jeff bunu duyunca kalktı

"saol souren sana borçluyum" dedi

"mühim değil" dedi

souren ardından Jeff ayaklandı souren onu kapıya kadar eşlik etti ve kapıyı kapattı derin bir nefes aldı tanya ya baktı

"sen hiç alıştırarak söyleme diye bir şey duymadın mı"

Tanya buna sinirlenmiş gibiydi

"Allah Allah çok biliyorsan sen söyleyeydin"

Souren tanya'nın bu halini seviyordu hatta belki bu huyuna aşık olmuş olabilirdi ve tanya'ya bakarak

"tamam dur hemen keçileşme bir şey demedim, sence nasıl olur" dedi gözleri tanya'nın babasına bakarak

Tanya babasına baktı biraz hüzünlenmişti yanağının kenarından bir damla yaş süzüldü

"inan ki bilmiyorum souren inan ki bilmiyorum "

Souren kapıya doğru yöneldi kapıyı yavaşça açtı tam çıkacakken tanya ona seslendi

"souren iyi ki yanımdasın ve bu arada teşekkürler herşey için"

Souren arkasına dönüp sadece gülümsedi ve odadan çıktı mum ışığının aydınlattığı koridorda ilerledi ve kendi odasının bulunduğu odaya vardı kapıyı açıp yatağa kendini bıraktı. Ertesi gün çok geç kalkmıştı hatta kahvaltıyı bile kaçırmış olabilirdi yavaşça yataktan doğruldu bugün nedense ağzında acı bir tat vardı boğazını nemlendirdi ve kapıyı açıp dışarı çıktı koridorda ilerledi ana kapıdan geçerek kalenin avlusuna çıkmıştı aşçı bir şeyler kaynatıyordu ve herkes tek sıra halinde bekliyordu,souren içinden

"saat kaç acaba" diye düşündü içinden kafasını buna yormayarak hemen bir kase aldı ve sıraya girdi sıra gittikçe azaldı sıra souren 'e geldi aşçı kepçeyi kazana saldırdı ve kepçenin içindeki bulamacı souren' in elindeki kaseye doldurdu. Souren sıradan çıktı ve kendine oturacak bir yer aradı bir ses ona

"souren bu tarafa" dedi souren arkasına döndüğünde büyükçe bir masanın yanında oturan tanyayı fark etti koşarak yanına gitti bütün herkes orada oturuyordu souren bir sandalye çekip tanya'nın yanına oturdu tanya ona bakarak

" günaydın uykucu" dedi tanya

"günaydın" dedi souren aynı şekilde

Alexander ayağa kalkarak

"askerlerim ben Prensiniz olarak nice fetihler yaptım ama daha kötü zamanlarda olacak bu yüzden çok çalışıp savaşa hazırlıklı olacağız ve bize yardım edecek biri var o da ejderha savaşçısı souren kadehi ona ve alvador için kaldırıyorum." dedi

Souren tanya fısıldayarak

" buna gerek varmı kî ya "

Tanya omzunu silkeledi aniden gözcülerden bir tanesi seslenerek

" Prens Alexander bir Krondor sizi görmek istiyor "

Alexander biraz sinirlerek

" reddedin "

" Ama prensim" dedi gözcü

"sana reddet dedim asker"

"ama efendim kız kardeşinizden mesaj getirmiş" dedi asker

Alexander bunu duyunca taş kesildi daha sonra gözcüye dönerek

" içeri al" dedi

Kale kapısı yavaşça açıldı Krondor içeri girdi cübbeli ve herhangi bir maskesi falan yoktu Alexander keskin bakışlarla

"evet anlat bakalım haberci"

Haberci kolundaki aletle oynadı ve robotik bir ses ile

"kız kardeşinizden bir mektup getirdim Prens Alexander." rulo şeklindeki kağıdı Alexander 'a uzattı Alexander jet hızı ile kağıdı elinden aldı ve mektubu okudu

Sonra tekrar katlayıp haberciye baktı

"pekala haberci beni krenderix' e götür ama bir yamuk yaparsan eğer gırtlağını keserim anladın mı"

Haberci korkarak geriye kaçıldı ve yutkunarak

"tamam Prens Alexander" dedi

Alexander masaya doğru yöneldi souren 'e baktı

"hadi ejderha savaşçısı sen ve tanya benimle geleceksiniz"

Souren kafasını salladı ve doğruca hazırlanmak için gitti ama tanya hala daha oturuyordu. Alexander tanyanın harekete geçmediğini görünce merakla

"hadi tanya daha ne bekliyorsun harekete geçeceğiz" dedi

"üzgünüm ama gelemem" dedi tanya

Alexander emir verircesine

"bizimle geliyorsun bu bir emirdir " dedi

Elliot araya girerek

"Prens Alexander tanya benimle birlikte uzak diyarlara seyahat edecek o yüzden gelemez" dedi

"o zaman bull bizimle gelecek" dedi Alexander

Elliot eliyle bull u çağırdı bull yere eğilerek

"bir isteğiniz mi var yüce Elliot" dedi

Elliot bull un omzunu dokundu ve

"senin görevin Prens ve ejderha savaşçısını koruman olacak anlaşıldı mı" dedi

"tamamdır yüce Elliot" dedi ve hazırlanmaya gitti.

Günün ilerleyen saatlerinde hazırlıklar neredeyse yapılmıştı Alexander atına eğeri ve zırhı geçiriyordu bull çekicini biliyordu souren ise tanya ile konuşuyordu

"niye gelmiyorsun" dedi

"biliyorsun babama bakmalıyım hem ayrıca Elliot'u koruyacak biri lazım"

Souren tanya ya baktı kelimeler boğazında düğümleniyordu en sonunda şu cümleler ağzından çıktı

"seninle tekrar görüşürüz tanya kendine iyi bak"

Tanya souren 'e yaklaştı ve onun dudaklarına bir buse kondurdu souren yanaklarının kızardığını hissetti bir anda hector souren' in yanında belirdi souren yere çömelerek

" hector beni dinle tanya'nın yanında kal ve onun zarar görmediğinden emin ol" dedi souren

Hector dolu dolu havladı souren hector'un kafasını son bir kez daha kafasını sevdi alexander uzaktan bağırarak

" hadi aşk kuşu vedalaşman bitti ise yola çıkalım" dedi

souren koşarak Atına bindi ardından habercinin önderliğinde yola çıktılar ilk önce buzdağına tımandılar sonra güneye krenderix 'e doğru ilerlediler ta ki koza ormanına varana kadar etraf değişik bir madde ile kapalıydı. Haberci elini kaldırdı

"burada tuhaf olan bir şey var" dedi

"ne gibi" dedi Alexander

Aniden bir kuyruk aşağı inerek haberciyi kavradı ve yukarı çekti habercinin çığlıkları ormanın sessizliği içinde kayboldu

Souren bağırarak

"bir arada durun" dedi

Hemen atlarını yaklaştırdılar

"bu şeylerde ne böyle" dedi Alexander

Souren çantadan meşale çıkardı ve yaktı tepelerinden yere uzun kuyruklu kafası iri gözleri olmayan sivri dişli bir şey indi ve direkt olarak koştu ve Alexander 'ın üzerine atlamaya çalıştı ama souren elindeki meşaleyi yaratığın kafasını salladı yaratık yere düştü bir anda etraflarını o yaratıklar sarmıştı.

Souren meşaleyi onlara doğru tuttu ve yaklaşmalarını engel olmaya çalıştı ardından meşaleyi onlara attı ve otlar tutuşurken

"hadi bu onları oyalar acilen çıkmalıyız buradan dedi üçüde atları sürerek oradan uzaklaştıklar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.