İçeriğe geç

ejderha savaşçısı

Bölüm 12 · 6 dk okuma

ejderha savaşçısı

Bölüm 12

Limitless Kalesi Ve Prens Alexander

Souren o adamların arkasında giderken kafasında sorular çoğalıyordu,alçak bir ses ile tanya ya seslendi

"hey tanya sence bu kim olabilir"

"emin değilim ama kraliyet Ailesine mensup biri gibi görünüyor" dedi tanya

Birkaç saat sonra bir kalenin önünde durdular

Askerlerden birisi

"kapıyı açın!" diye bağırdı, kapı ağır bir şekilde açıldı onları bir adam karşıladı adam elmas zırhlı olana baktı

"gününüz nasıl geçti prensim"

Souren ve tanya şaşırarak

"ne! Prens mi"

Adam arkaya onlara baktı sonra prense dönerek

" bunlar kim"

Prens atından inerek

" sadece misafir tamam mı Andrew"

Andrew kuşkucu bir şekilde baktı sonra oradan uzaklaştı sonra başka bir askere

"meke'yi revire götürün ve ayrıca köpeğide mutfağa bağlayın ve bir şeyler yedirin"

Asker anlayışlı bir şekilde eline alnına götürdü ve

"emredersiniz Prens Alexander" dedi ve meke'yi kaldırması için yanına bir kaç adam aldı,ardından ikiliye dönerek

"siz ikiniz benimle gelin" dedi

tanya ve souren prensin arkasından yavaşça ilerledi bir tur rehberi edasıyla kalesini tanıtıyordu

"burası kuzeyde görebileceğiniz en korunaklı kaledir yani burada on yıl kalsanız sıkılmazsınız lakin aşırı soğuk olabiyor..."

yandaki ocaktan ses geldi

"iyi günler Prens Alexander"

Prens sesin geldiği yöne baktı

"sanada iyi günler Jeff"

Kalenin önünden merdivenleri ağır bir şekilde çıkmaya başladılar merdivenler o kadar dikti ki bir ara souren arkası üstü düşüceğini sandı ama korktuğu gibi olmadı. İki pirinç kapı açıldı ve upuzun bir koridor önlerinde uzanıyordu mum ışıkları loş bir şekilde koridoru aydınlatıyordu ve üçü koridorun sonundaki odaya girdiler, odada bir şömine harıl harıl yanıyordu onun biraz uzağında bir uzun masa ve çevresinde sandalyeler vardı prens en uçtaki sandalyeye oturdu

"buyurun oturun"

İkiside gergin bir şekilde oturdular Prens parmaklarını birbirine kenetlenmiş şekilde ikiliye baktı

"Demek gezginsiniz ama merak ettim bir konu var"

Souren derin bir nefes alarak

"nedir peki"

"ikinci ejder topunu nereden buldun" dedi Prens

Souren elini ensesine götürerek kaşımaya başladı

"şey bir haberci bizim çiftliğe geldi ve yaralıydı ve çantasını gördüm ve içinde ejder topu ve birde not vardı not'ta bunu alvador'a götürün yazıyordu" dedi souren

"o zaman yanlış yoldasınız" dedi Prens

Souren devam ederek

"dinlenirken rüyamda babamı gördüm ve babam bana alvador 'a gitme bu topu güneydeki tapınağa götürmemi söyledi."

Prens elleri ayırdı ve souren son bir soru sordu

"meke'yi nerede buldunuz onu kız kardeşimi bulması için yollamıştım"

Tanya söze girerek

"onu Elliot un Malikanesine yaralı halde geldi"

Prens bunlara inanmayarak

"benimle dalgamı geçiyorsunuz"

Tanya hayır anlamında başını salladı

" size son kez sorucam meke'yi nerede buldunuz çabuk söyleyin" dedi Prens

Tanya tekrar ederek

"sana deminde söyledim o Elliot 'un Malikanesine yaralı halde geldi"

" yeter madem öyle o zaman bu sözüne ettiğiniz Elliot gelsinde görelim"

Aniden bir duman ve ışık patlaması ile Elliot bastonu ile belirdi ve prens' e bakarak

"Prens Alexander şu anda neler olduğunun konusunda hiç bir fikrin yok senin"

Prens irkilerek yere kapandı ve

" affedin yüce büyücü sizin olduğunu bilmiyordum "

"affedildin Alexander ve şimdi sana olayları anlatıcağım, saygı değer baban kral zargoth kara pençenin başı olan khel ile bir anlaşma yaptı ve eğer bütün ejder toplarını taplayıp khel 'e verirse khel işgale başlayacak,baban ise ; topların yarısını istedi buna karşılık ta kız kardeşini onun oğluna verecekti ama hesaplayamadığı iki şey vardı birincisi ikinci ejder topunun jameste olması ikincisi ise kardeşin Eric bunlar planlarını erteleyen şeylerden bazıları karanlık yaklaşmadan james'e yardım edeceksin ve büyük konseyi güneydeki tapınakta toplayacağız anlaşıldı mı " dedi

" Evet yüce büyücü peki ama James kim?"

Souren kendini göstererek

" benim Prens Alexander " dedi

Alexander üstünü temizledi ve souren 'e bakarak

" size odalarınıza kadar eşlik edeyim "dedi.

Alexander onları odalarına götürdü, odanın kapısını açtı souren odanın içini şöyle bir göz attı bir pencere pencereden uzakta bir masa iki yatak ve yatakların arasında bir komidin vardı. Souren yatakları kontrol etti ve soldaki yatağa uzandı

" bayağı rahatmış" dedi

Tanya öteki yatağa uzandı ve yumuşaklığını kontrol etti o yatakta bayağı rahattı derin bir nefes aldı Alexander'a dönerek

"teşekkürler ekselansları"

Alexander omuz silkmekle yetindi sonra ikiliye dönerek

"bir şeye ihtiyacınız olursa adrew 'e seslenmeniz yeterli"

İkiside kafasını salladılar ardından Prens kapıyı kapatarak çıktı sonra tanya yataktan kalktı ve pencereye yöneldi dışarıyı seyrediyordu souren tanya' nın canının sıkkın olduğunu gördü yavaşça yanına geldi tanya'nın omzuna dokundu

"sorun ne üzgün gibisin"

Tanya sesini dahi çıkarmadı ama gözleri bulutlanmaya başlamıştı bile, souren ne olduğunu az çok tahmin etmişti onu teselli edercesine

"merak etme tanya babanı kurtaracağız"

Tanya yavaştan ağlamaya başladı ve souren 'e dönerek

"ya onu kurtaramazsak" dedi

Souren onu birazcık da olsa sarstı

" saçmalama babanı kurtaracağız"

Artık tanya direk souren nin gözlerine bakıyordu

"anlamıyorsun değil mi"

"neyi?" dedi souren

"eğer ejder topunu götürmezsem babam ölecek" dedi tanya yüzünü başka tarafa döndürdü, souren onun ellerini tutarak kendisine bakmasını sağladı

"bana güven babanı kurtaracağız ama biraz daha zamana ihtiyacımız var, sana sözüm söz babanı kurtaracağız" dedi souren

" tamam sana güveniyorum..." bir durdu sanki kafasında bir plan kurguladı ve

"aslında bir planım var" dedi

Souren merak ederek kafasını kaşındı

"nasıl bir plan" dedi

"kara pençenin karargahına gireceğiz" dedi tanya

" iyide bu biraz tehlikeli olmaz mı" dedi tedirgin bir şekilde

"hadi ama souren yanımızda meke ve bull da olacak"

Souren birden kızdı

"meke varsa ben yokum tanya" dedi

"iyi ama neden... Babanın başına gelenler yüzünden değil mi"

Souren başını salladı kızgın olduğu her halinden belliydi

Tanya onu ikna etmeye çalıştı

"iyi ama Elliot dedi ki..." souren tanya'nın sözünü kesti

"Elliot un ne dediği umrumda değil tamam mı sonuçta o bir bronx" dedi souren

Tanya onu yanına yakınlaştırdı

"en azından benim için ona katlanamaz mısın"

Souren yavaştan kızarmaya başladı silkelenerek

" tamam ama sırf senin için" dedi tanya buna sevinmiş gibiydi ona sarıldı ve

"teşekkür ederim" dedi

"pekala bu karargah nerede" dedi souren

"burası ile luger arasında" dedi tanya

Souren bunu duyunca biraz gerildi

"yani demek istediğin"

"evet çorak topraklar" dedi tanya kararlı bir duruşla

Souren yutkundu sonra cesaretini toplayarak

"pekala o zaman yarın çorak topraklara yolculuk var" dedi

İkiside yataklara doğru yöneldiler tanya hemen uyudu souren bir süre yatakta derin uyuyan tanyaydı izledi ve kısık sesle

"merak etme babanı bulacağız"

Ertesi gün İkiside erkenden kalktı ve ilk önce bull aramaya başladılar koridorda Elliot ile karşılaştılar Elliot onlara bakar

"bu ne acele" dedi

Souren ve tanya eğilerek

"saygı değer Elliot acaba bull burda mı"

Elliot ileriyi göstererek

"odasında küçük operasyonunuza yardım etmek için hazırlanıyor"

Souren şaşkın bir ifade ile

"iyide bunu nereden biliyorsunuz"

Elliot souren 'e göz kırparak

"ben bilgeyim herşeyi bilirim"

Souren buna aldırış etmedi birden arkalarından bir ses duyuldu bu ses Alexander' a aitti

" meke hala kendinde değil o yüzden ben geliyorum"

Souren'in içine su serpilmişti sonuçta bir bronx yerine Prens Alexander 'ın gelmesi herşeyden iyidir diye düşündü sonra koridorun yanından tanıdık bir yüz çıktı

"herkese merhaba nasıl gidiyor" dedi

Souren onun omzuna bir tane yumruk attı

"seni özlemişim koca adam"

Bull güldü ve beşi dışarı çıktı

Dördü bineklerine binerlerken birses yankılandı

"prensim" dedi bu ses Jeff 'e aitti ellinde metal çubuk vardı

"buyurun tüfeğiniz efendim" dedi

Alexander tüfeği aldı ve palaskasını çapraz bir şekilde geçirdi

Elliot souren' e baktı

" James dikkatli ol orası acayip tehlikeli bunu al" dedi ve cebinden bir tane mühür tarzında bir şey çıkardı ve souren 'e uzattı

Souren eşyayı aldı Elliot uyarıda bulunarak

"sadece etrafınız sarıldığınızda kullanın ben sizi oradan çıkarmak için geleceğim"

dedi

Prens eliyle

"hadi millet yiha" dedi ve atın mahmuzlarına vurdu diğerleride prensin arkasından giderek yola çıktılar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.