Bethy argus 'u beklemeye başladı argus ağır adımlarla kale kapısından çıktı bethy kollarını kavuşturmuş ona bakıyordu
"nerede kaldın seni beklemekten ağaç oldum burada" dedi bethy. Argus omuzunu silkeledi ve bethy nin elinin elini tuttu
"hadi sana şehir merkezini göstereceğim" dedi
İkisi birlikte şehir merkezine doğru yürüdüler bethy çevrelerindeki binalara hayran kalmış bir şekilde inceliyordu ve nedense bu binaların neyden yapıldığını anlamaya çalıştı belkide taş yada kerpiçtir diye düşündü argus bethy ye baktı binaları incelediğini fark edince söze girdi
"binalar büyük dedem gragon zamanından beri varlar hatta en eski bina bizim bos'kar ın babasının kasabının bulunduğu bina"
Bethy merakla ederek
"peki neyden yapılma biliyor musun"
Argus pek emin olmayan bir cevap vererek
"sanırım temeli Gromid kemikleri ve titanyum olması lazım"
Bethy merakla
"nasıl yani burada Gromidler mi var" dedi
Argus Alttan alarak
"ha tabii ki de hayır uzun zamandır bu bölgede yoklar ama arada bir sürüngen saldırıları oluyor"
Bethy biraz sinirlenerek
"ne yani bu daha mı iyi yani"
Argus güven verici bir şekilde
"merak etme ben varken seni öldüremezler" dedi. Bu arada yolda yürürlerken bir ses duyuldu
"hı argus whet ar u doıng"
Bu ses yanından geçtikleri binadan gelmişti argus sağ tarafa baktı bir Krondor et doğruyordu argus elini kaldırarak
"hı bos'kar ı fane whara deda"
Bos 'kar satırı aşağıya indirdi ve devam etti
"ma deda gu tha tavarn" dedi ve ardından bethy ye baktı
"hay argus whas betwaan görl"
Argus hemen cevabı yapıştırdı
" har a prancec fram alvadora"
Bos' kar heyecanla elindeki satırı yere düşürdü ve bethy e donuk bir ifade ile baktı bir süre sonra
"hı majaty nace ta mat yuo"
Bethy bunu anlamadı imdadına argus yetişti ve bos 'kar a
"bos' kar pkaze usa trenclace"
"akoy" dedi ve çekmeceden bir alet çıkardı ve boynuna doğrulttu
"böyle iyimi" diye sordu
Argus eliyle tamam işareti yaptı ve
"ha şöyle şimdi dediğini tekrarla" dedi
Bos'kar demin söylediği şeyi tekrar etti
" merhaba majesteleri tanıştığımıza memnun oldum" dedi ve diğer elini uzattı
Bethy biraz tereddüt ederek elini uzattı ve tokalaştılar bethy biraz tuhaf hissetmişti ilk defa bir Krondor 'un elini sıkıyordu sonra elini geri çekti argus bos' kar a el sallayarak oradan uzaklaştılar
***
Eric hücrede oturuyordu bir yandan kız kardeşi bethy nin ne halde olduğunu düşünüyordu derken gardiyan elinde bir tepsi ile geldi
"buyur tıkın bakalım" dedi ve tepsiyi kapının altından kaydırdı ve oradan uzaklaştı Eric yerdeki tepsiye bir baktı bozuk bir lapa bir parça ekmek ve bir bardak su bulunuyordu,tepsiden uzaklaştı ve tekrar yatağa oturdu ve tekrar o düşünceli haline geçti ama aniden bir ses duyuldu
"bu da ne" koridorun başından geliyordu ardından bir bağırma sesi ve sonra sessizlik çok ama çok uzun bir sessizlik neredeyse ölüm sessizliği dedi ve ardından üç tane Krondor Eric'in hücresinin kapısının önünde duruyorlardı
Eric yataktan kalktı cesaretli haşin bir duruş ile
"sizde kimsiniz"dedi. İçlerinden bir tanesi kolundaki saat benzeri şeye bastı
" bizden korkma seni kurtarmak için kral grolden bizi gönderdi dedi "
Eric sesini yükselterek
" neden beni kurtarıyorsunuz "
Tekrar o Krondor cevap verdi
" bu gizli ama oraya gidince görürsün" dedi
Kapının kilidi açıldı ve üç Krondor onu tuttular Eric direniyordu
"bırakın beni bırakın sizi aptal yaratıklar dedi Krondor lar birbirlerine baktı ve içlerinden bir tanesi Eric kafasına vurdu ve gözleri karardı
***
Bu arada argus hala bethy 'ye şehri gösteriyordu. Bethy'nin gözüne yukarıdaki bir tepe ilişti argus' a dönerek
" hey tepeye kadar yarışalım mı" diye sordu
"bu iyi bir fikir hem sana bir şey daha göstereceğim. Dedi ve ikisi karşıdaki tepeye tırmanmaya başladılar. Dağın tepesine vardıklarında onları bir mağara karşıladı argus bethy ye gelmesi için işaret verdi ama bethy korkudan tir tir titriyordu argus arkasını döndü ve titreyen bethy i fark etti
"sorun ne"
Bethy o kadar titriyordu ki sanki komaya girmişti argus onu şöyle bir dürttü ve
"hey iyi misin"
Bethy biraz irkilerek geriye gitti
"ben oraya girmem" dedi
Argus birazcık yakınlaştı
" korkmana gerek yok mağarada hiç bir şey yok"
Ama bethy yinede kafasını salladı, argus derin bir iç çekti
"ha... Pekala o zaman ben giderim sonuçta burası bir dağ ve burada kurt ve sürüngen dolu bunlara yem olacaksan burada kal ama yok ben yem olarak kalamam dersen benimle gelirsin" dedi ve argus mağaranın önüne doğru ilerledi tam o esnada bir kurt uluması duyuldu bethy bu kurt uluması ile harekete geçti ve argus 'un arkasından seslendi
"beni bekle" bethy koşmaya başladı argus onu bekliyordu ve bethy onun orada beklediği görünce içi rahatladı ve ona sorarak
" burası nereye çıkıyor"
Argus bethy i korkutma amaçlı
"burada bir Gromid var ve çok aç bir durumdalar"
Bethy korkmuştu ve bir çığlık patlattı argus bunu görünce kendisini gülmekten alamadı
"niye gülüyorsun sen" dedi bethy
"sana" dedi argus hala gülerken
"orada aç bir Gromid varken nasıl olurda bu kadar neşeli olabiliyorsun"
Argus elleri ile dizlerine vurarak gülmeye devam ediyordu, bu arada bethy sessizce argus 'un arkasına yaklaştı ve kafasına bir tane vurdu.
"ah bunu neden yaptın ki" dedi argus eliyle ensesini ovuştururken, bethy ona bakarak
"bana bir daha şaka yapma anlaşıldı mı"
"tamam tamam anlaşıldı, elinde bayağı ağırmış bana annemi hatırlatıyorsun" dedi argus
Bethy biraz yumuşadı ama içi hala birazcık da olsa argus 'un yaptığı şakadan kaynaklı hala kızgındı
"şu meşhur anneni ne zaman göreceğim acaba"
Argus biraz üzülmüştü ama yinede bethy ye fark ettirmemek için elinin tersiyle yeşeren gözlerini sildi ve bethy ye elini uzattı
"annemle tanışmak istiyorsan gel benimle dedi ve mağara nın içinde yürüdüler mağara o kadar uçsuz bucaksız görünüyordu ki taa ki mağara'nın sonunda bir ışık görene kadar ve o ışıktan geçerek bir bahçeye girdiler etrafta bir sürü meyve ağaçları ve rengarenk çiçekler bulunuyordu bethy buranın güzelliğine o kadar kendini kaptırmıştı ki bir ara bayılacak gibi oldu argus bir rehber gibi tanıtırcasına
"sevdin mi burası gizli bahçe burada dünyanın dört bir tarafından gelen meyveler ve çiçekler vardır ve burasını sadece saraydakiler girebilir hem ayrıca burada biri var"
Bethy heyecanla yerinde duramıyordu
"o kim peki" dedi
"annem" dedi argus
Bethy etrafa şöyle bir bakındı ama kimseyi göremedi
"hani nerede" dedi "
argus duyulanır gibi oldu ve bethy ye eliyle işaret yaparak
" gel benimle "dedi
bethy argus un arkasından usulca ilerledi ağaçların arasından güneş alan çiçeklerle bezeli bir açıklığın ortasında bir lahit duruyordu argus karşıdaki lahitti işaret ederek
" işte annem orada" dedi
Bethy lahiti görünce içi cız etti ve argus için üzülmeye başladı, çünkü annesi ölse oda aynı durumda olurdu hatta büyük abisi alexander ın annesi elizabeth öldüğünde abisi için hep yanında durmuştu ve onu teselli etmişti. Argus bethy 'ye bakarak
"hadi bir merhaba diyelim" dedi ve ikisi lahitin başında dikelmeye başladılar bethy Mezarı incelerken bir portre dikkatini çekti portre de bir kadın vardı uzun sarı saçlarını at kuyruğu yapmıştı ince bir burna ve inci gibi dişleri ile güzel yüz hatları vardı
"demek bu..." cümlesini bitirmeden argus söze göze girdi
"evet annem alexanderea ama babam ona alexa derdi" dedi ve gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı
Bethy eliyle argus un omzunu sıvazladı
"çok üzgünüm argus annen için nasıl oldu yani nasıl öldü"
Argus biraz sakinleştiren sonra
"annem ve babam birlikte ava çıktıkları bir sırada bir ok onun sırtına saplanıyor ve annem acı içinde ölüyor ve babama söylediği son söz ise (oğlumuza iyi bak)
oldu." dedi bu sırada bir Krondor yanlarına geldi ve argus a dönerek
"My Prince har brot sevad bat has slapt" dedi
Bethy argus 'a dönerek
"ne oldu" diye sordu
Argus sakin bir şekilde
"abini bulmuşlar" dedi
Bethy heyecanlanarak birazda endişelenerek
"hadi ne duruyoruz gidelim" dedi ve argus ile beraber kalenin yolunu tuttular.