İçeriğe geç

Ejderha Akademisi (Gökyüzü Kanatları 1)

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Ejderha Akademisi (Gökyüzü Kanatları 1)

Bölüm 1

Beyaz Baykuş

Herkesin evinde yaz tatillerinin keyfini sürerken, ben son bir aydır kafede garsonluk yapıyordum part-time olarak. Çıkmama yaklaşık 10 dakika kalmıştı, saat 15:50'ydi. 17 yaşında olduğum için 6 saat çalışıyordum, yani diğerlerinden biraz erken çıkıyordum. Sipariş hazır olduğunda müşterinin masasına doğru götürdüm.

"Buyurun efendim siparişiniz, afiyet olsun," dedim her zamanki nazik ses tonumla.

Kadın bana bakıp, "Teşekkür ederim," dedi.

Sonunda çıkış saatim gelmişti. Soyunma odasındaki dolaptan kıyafetlerimi alıp giyindim ve formayı dolaba koydum; ardından çantamı alıp dolabı kapattım. Kafenin çıkışına doğru ilerledim. Benimle beraber kafede garsonluk yapan 17-18 yaşlarında bir çocuk daha vardı. Muhtemelen boyu 190'ın altında ama 185'in üstündeydi. Benim boyum 173 olduğu için o civarlarda olduğunu tahmin edebiliyordum. Mavi gözlü, siyah, dalgalı, hafif dağınık saçları vardı. Onunla konuşmamıştık, adını bile bilmiyordum. Zaten aynı yerde çalışmak onu tanıyacağım anlamına gelmiyordu, öyle değil mi? Yollarımız bir süre sonra ayrılmıştı.

Eve doğru yürürken her gün bir ormanın önünden geçiyordum. Amazon ormanı değil elbette; çiçek, böcek ve ağaçların bulunduğu yeşillik bir alan. İnsanlar bazen oraya yürüyüş yapmak için gidiyordu, ancak şu an iş saati olduğu için orası neredeyse boştu, sadece birkaç kişi vardı. Daha sonra oradan bir hışırtı sesi geldi, ardından biri bir yere çarpmış gibi bir ses duyuldu. Herkes sesin geldiği yerden uzak olduğu için kimse duymamıştı. Neler olduğuna bakmak için sesin geldiği yöne doğru gittim ve ağacın arkasından sesin geldiği yere baktım. Siyah, kıvırcık saçlı bir kızın gövdesi bir ağaca yaslanmıştı. Yüzünde, sanki az önce ağaca çarpmış da sırtı acıyormuşçasına bir ifade vardı; muhtemelen çarpma sesi ondan gelmişti. Ve o kızın gözleri... Kırmızı mıydı? Kırmızı gözlü bir kız tuhaftı ama lens takmış olabilirdi. Ama karşısında boyu uzun, hem de bayağı uzun olan gri tenli, uzun siyah saçlı bir adam vardı. Gözleri gri ve göz bebekleri yılan gözü gibiydi. Ne haltar dönüyordu burada?

Kız, elindeki asa ile saçma sapan sözler söyleyerek büyü fırlatıyordu. Evet, evet, bildiğimiz büyü. Gerçekliğinden emin olmak için gözlerimi kırpıştırdım. Adamsa başka türlü büyüler yapıyordu, sanki o adam kötü, kız iyi gibiydi. Adam bildiğimiz filmlerdeki o villain'lar gibiydi ama görünüş açısından daha tuhaftı. En sonunda adam kıza bir büyü yaptı ve kızı sarmaşıklar sardı. Kız biraz daha orada kalsa ölecek gibiydi, sarmaşıklar yavaş yavaş onu iyice sıkıştırıyordu. İçimden bir ses kızı kurtarmamı söylüyordu ama ben büyü yapmayı bilmiyordum ki! Daha sonra yerde bir taş gördüm; orta boyutlu bir taştı, kafaya çarptığında canı acıtabilecek büyüklükteydi. Taşı aldığım gibi adamın kafasına fırlattım ve adam sendeledi. Dikkati dağıldığı için kızı saran sarmaşıklar yok olmuştu. Beni görmemesi için ağacın arkasına geçtim. İkisi hâlâ savaşmaya devam ediyordu.

Sonra kız adama, "Hayır, o saati alamazsın!" demişti yüksek sesle.

Adam da, "Gördüğün gibi aldım ve şimdi gidiyorum, kraliçe annene görevi başaramadığını söylersin," dedi alaycı bir sesle.

Saklandığım ağaçtan çaktırmadan kafamı çıkarmıştım. Ardından kız sinirle adama bir büyü daha fırlattı ve adam düşerken elindeki saat de havaya fırlayıverdi. Kız yanlışlıkla saatin kırılmasına sebebiyet vereceğini düşündüğü için suratında bir endişe ifadesi belirmişti ama saati biri tutmuştu. Kafede beraber çalıştığım o çocuk, sanırım tesadüfen o da diğer taraftan geçerken sesleri duymuş ve buraya gelmişti.

Adam saati onun aldığını görünce yerinden fırlayıp ona doğru koştu ama çocuk saati kıza fırlatmıştı. Daha sonra kız, "Petrificus," dedi ve adam olduğu yerde donup kaldı. "Seni küçük kraliyet faresi, bu iş burada bitmedi, o saat benim olacak," dedi. Kız da, "Avcunu yalarsın," dedi ve asasını tekrardan ona doğrultup, "Incarcerum," dedi.

Adam, "HAYIR!" dedi ama bunun ona pek faydası olmamıştı çünkü anında yok olmuştu.

Kız çocuğa döndü ve, "Taşı atan da sen miydin?" diye sordu.

Çocuk, "Hayır, ben bu yönden geldim, o yöne hiç geçmedim," dedi.

"Ben attım," diye itiraf ettim birden ve ikisine doğru yaklaştım. İkisi birden bana döndü.

"Bayağı iyi nişancıymışsın, hayatımı kurtardığın için teşekkürler," dedi kız, bana doğru yaklaşıp elini uzatarak. "Ben Atlas," dedi.

Elini tuttum. "Neira," dedim.

"Memnun oldum."

"Ben de memnun oldum." Dedikten sonra el sıkışma merasimimiz bitince elimi bıraktı ve çocuğa döndü. "Senin de bir adın var mı, yoksa sana refleksçi çocuk dememi mi tercih edersin?" dedi Atlas.

Çocuk, "Kaelan," diye yanıtladı.

"Memnun oldum Kaelan, yardımın için teşekkürler."

"Bir şey değil."

Atlas ikimize birden bakıp, "Bu durumdan kimseye söz etmeyin, olur mu? Bu durumu sadece ikiniz biliyorsunuz," diye sordu.

İkimiz de aynı anda, "Peki," dedik.

Atlas asasını kendisine doğru tutup, "Disperium," diyerek kaybolmuştu. Kaelan ile birkaç saniye birbirimize baka kaldık; az önce yaşanan olayların gerçekliğini sorguluyorduk. Ve birden bana, "Tanışma fırsatımız olmamıştı, iyi nişancıymışsın," dedi, elini bana uzatıp. "Düzgün bir şekilde bir daha tanışalım. Ben Kaelan."

Elini tutup, "Neira," diyerek yanıtladım. "Senin de reflekslerin iyiymiş."

"Öyledir, doğuştan yetenekliyimdir," diye özgüvenli bir şekilde yanıtladı. El sıkışmamız bitince elimi bıraktım.

"Yarın kafede görüşürüz Neira," deyip bana el salladı.

"Görüşürüz Kaelan," deyip ben de el salladım ve ardından yollarımızı ayırdık.

Eve girmiştim. Odama doğru gittim. Tam kendimi yatağa atıp telefonla takılmaca yapmaya hazırlanacakken camımdan bir tık sesi geldi, sanki bir şey camıma vuruyordu. Perdeler kapalı olduğu için sesin geldiği camın perdesini açtım. Beyaz bir baykuş gördüm, buluta benziyordu, gagasında bir mektup taşıyordu. Mektubu ondan aldım; ben mektubu alır almaz baykuş uçup gitmişti. Mektubun açılma yerinde kırmızı bir mühür vardı. Mührün üzerinde bir arma vardı, armada 4 ejderha vardı, ortasında iki harf yazıyordu: E.A. Armayı inceledikten sonra mektubu açıp okudum;

Sayın Neira Valen,

Ejderha Akademisi'ne kabul edildiğinizi bildirmekten onur duyarız.

Bu mektup, sıradanlığın ötesindeki potansiyelinizin ve akademimizin çatısı altında göreceğiniz kadim eğitimin ilk resmi adımıdır. Sınırlarımızın içine adım atmaya, eğitilmeye ve göklerin kanunlarını öğrenmeye hak kazandınız. Geleceğinizi şekillendirecek bu yeni dönemde, sizden en yüksek disiplini ve kararlılığı beklemekteyiz.

Akademiye ulaşımınızın sağlanması için 28 Ağustos günü, saat tam 19:00'da limanda hazır bulunmanız ve orada sizi bekleyen akademi teknesine binmeniz gerekmektedir. Gecikmeler kesinlikle kabul edilmeyecektir.

Elinizde tuttuğunuz bu resmi belge, sadece bir kabul bildirisi değil, Ejderha Akademisi'nin kapılarından içeri girebilmeniz için sizin yegane giriş kartınızdır. Okulun girişini koruyan muhafızlar, bu mektubu bizzat görüp kontrol etmeden hiç kimsenin sınırlardan geçmesine izin vermezler. Mektubunuzu kaybetmeniz durumunda akademiye girişiniz kesinlikle imkansız hale gelecek ve hakkınız kalıcı olarak iptal edilecektir. Lütfen bu belgeyi güvenli bir yerde saklayınız ve yanınızdan ayırmayınız.

Önemli Not: Akademimizin varlığı tamamen büyük bir gizlilik perdesi arkasındadır. Sıradan hiçbir insanın, yani fânilerin bu okulun varlığından hiçbir şekilde haberi olmamalıdır. Bu kuralın en ufak bir şekilde ihlal edilmesi, hakkınızda kadim cezalandırma protokollerinin uygulanmasına ve kabulünüzün derhal iptal edilmesine yol açar.

Dragorialılara Not: Mektubunuzun 28 Ağustos'tan geç gelmesi durumunda, limana ulaştığınızda doğrudan sizler için ayrılmış olan 7 numaralı tekneye binip gecikmeli olarak Ejderha Akademisi'ne gelmeniz gerekmektedir.

Dikkat: Orbus doğumlular, yani insan dünyasında doğup büyümüş ve insanlarla birlikte yaşayan istisnai durumlar adına ayrı bir kağıtta gizlilik sözleşmesi hazırladık; sözleşme ihlalinin tespiti durumunda sözleşmeyi ihlal eden kişiye kadim ceza protokollerinin uygulanması ve kabulünüzün derhal iptal edilmesine yol açar.

Saygılarımla,

Müdire Morgane

Bu mektup bana şaka gibi geliyordu ama şaka olamayacak kadar ciddiydi. Kim bir şaka için arma basardı ki? Mektubun içine baktığımda ayrı bir kağıt vardı; bu, bahsedilen sözleşme olmalıydı. Açıp okudum:

EJDERHA AKADEMİSİ GİZLİLİK VE TAAHHÜT SÖZLEŞMESİ

Taraf: Orbus (İnsan Dünyası) Kökenli Öğrenci Adayının Yasal Velisi

Makam: Ejderha Akademisi Müdürlüğü / Müdire Morgane

1. Sözleşmenin Konusu ve Kapsamı

İşbu sözleşme; Orbus evreninde (insan dünyasında) doğup büyümüş, insan toplumunun dinamikleri içinde yaşam sürdürmüş ve Ejderha Akademisi’ne kabul edilerek kadim eğitim hakkı kazanmış istisnai öğrenci adayının yasal velisi olarak, Akademimizin varlığını, sınırlarını ve büyü dünyasına dair her türlü bilgiyi korumanızı ve kesin bir gizlilik içinde kalmasını sağlamak amacıyla tanzim edilmiştir.

2. Gizlilik ve İfşa Yasağı

Akademimizin varlığı, lokasyonu, işleyişi ve göklerin kanunları tamamen büyük bir gizlilik perdesi arkasındadır. Sıradan hiçbir insanın, yani fânilerin bu okulun ve büyü evreninin varlığından hiçbir şekilde haberdar olmamasına azami özen göstermekle yükümlüsünüz. Veli olarak; okulun varlığını, kabul mektubunu, ulaştırma noktalarını veya büyülü dünyaya ait herhangi bir detayı hiçbir suretle insan dünyasındaki üçüncü şahıslarla paylaşamaz; sosyal medyada, yazılı veya sözlü iletişim araçlarında ima dahi edemezsiniz.

3. Sözleşme İhlali ve Cezai Yaptırımlar

İşbu sözleşme maddelerinden herhangi birinin ihlal edildiğinin, delillendirildiğinin veya gizlilik perdesinin sarsıldığının tespiti durumunda, Akademi yönetimi tarafından derhal harekete geçilecektir. Sözleşmenin veli tarafından ihlal edilmesi durumunda, adayın akademideki kabulü derhal ve kalıcı olarak iptal edilecek ve sorumlu kişiye karşı Kadim Ceza Protokolleri tatbik edilecektir.

Teslimat Talimatı:

Akademiye ulaşıldığı gün, bu imzalı gizlilik sözleşmesi bizzat yanınızda getirilmeli ve ana yerleşkeye adım atıldıktan sonra derhal odama gelerek masama teslim edilmelidir.

Müdire Morgane

Veli Adı Soyadı: ..........................................

İmza: ........................------------------

Bu mektup bana şaka gibi geliyordu ama şaka olamayacak kadar ciddiydi. Kim bir şaka için sözleşme gönderirdi ki? Bu fazlasıyla gerçekti ve bunu anladığımda kendime şu soruyu sordum: Acaba gitmeli miydim? Ejderha Akademisi, başka bir evren, başka bir hayat, bambaşka bir eğitim... Fantastik bir dünyaya adım atmaya hazır mıydım? Oraya uyum sağlayabilecek miydim? 17 senedir normal bir insan hayatı yaşamıştım, oranın bir yerlisi değildim; o yüzden bu durumdan emin değildim. Ama içimden bir ses şansımı denememi söylüyordu, çünkü bu mektubun gelmesi sanki oraya gerçekten gitmem için bir işaretti, kaderimin bana yolladığı bir işaret. Annemin odasına gittim, kapıyı çaldım.

"Gir kızım," dediğinde içeri girdim. Elimdeki kağıtlara bakmıştı.

"Bunlar ne?" diye sordu.

"Bence kendin bakmalısın," diyerek kağıtları ona doğru uzattım; hem sözleşmeyi hem de akademiye davet edildiğimi yazan kağıdı. Annem okuyunca yüzünde bir şaşkınlık ifadesi belirdi; suratından ne düşündüğünü anlayabiliyordum, bu durumun tuhaflığını ve gerçekliğini sorguluyordu.

"Bunlar da nereden geldi? Bugün postacı kapıyı çalmadı," diye sordu.

"Şey, inanmayacaksın belki ama mektubu beyaz bir baykuş getirdi."

"Şu an uzaylı bile getirdi desen inanırım. Bunlar fazlasıyla gerçek gibi gözüküyor, kimse bir şaka için bu kadar uğraşmaz. Sözleşmede yanıltıcı bir madde yok, birileri bizi dolandırmaya çalışmıyor gibi görünüyor, bayağı bayağı gizlilik sözleşmesi bu."

Annem bir elindeki kağıtlara, bir de bana baktı.

"Gitmek istiyor musun?"

"Evet, ama gitmemi istemezsen anlarım, benden uzak kalmak istemeyebilirsin. Ama bu mektubun gelmesi sanki bir işaretmiş gibi geliyor, oraya gitmem gerektiğini hissediyorum."

"İçimden bir ses bana da senin orada olman gerektiğini söylüyor. Senden uzak kalmak da istemiyorum ama 9 ay katlanabilirim diye düşünüyorum, yani herhalde bir eğitim yılı 9 ay sürüyordur, değil mi? Buradan farklı değildir. Fakat seninle her daim iletişimde olmalıyım, ama eğer burası böyle başka bir evrende, gezegende falansa nasıl telefonla konuşacağız ki?"

"Bunu oraya sözleşmeyi vermeye gittiğimde şu Müdire Morgane denilen kadına sorarım."

"Ah, sözleşme doğru, onu imzalamam gerek."

Sözleşmenin olduğu kağıdı aldı ve imzaladı.

"Orada kendine dikkat et. Vahşi ejderhalar varsa onlardan uzak dur, ki kesin vardır. Kimsenin sana insan dünyasından geldin diye zorbalık yapmasına izin verme; sen insan dünyasında olmana rağmen bu mektup sana geldiyse bil ki sen çok özelsin."

"Teşekkür ederim anne, uyarılarını dikkate alacağım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.