Kalın polar örtüye sıkıca sarılıp başımı gökyüzüne çevirdim. Kızıllaşmış gökten yağan kar taneleriyle adeta büyüleniyordum. Oturduğumuz balkon iç kısımda kaldığı için üstümüze gelmese bile çok yakından görülüyordu.
-"Üşüdün mü ?" Üstünde sadece kazakla oturan Atahan'a göz deviresim geldi. Kendine hiç bakmıyor.
Soğuktan kuruyan dudağımı yalayıp arkamdaki balkon duvarına yaslandım. Ayaklarıma koyduğum sıcak suyla çok iyi hissediyorum.
-"Hayır üşümedim asıl sen üşümelisin." Annemin bakışlarını hissedince gözlerimi ondan çektim. Karşımızda oturuyorlardı. Yeri minderle kaplayıp bir güzel kurulmuştuk.
-"Sizi bilmem de ben dondum." Annem örtüye sarınıp ayaklandı.
-"Aşağıda devam edelim oturmamıza." Akın abi de kalkınca bizde mecbur kalktık. Atahan kaçamak bir öpücüğü onlar fark etmeden yanağıma kondurdu. Tepkisiz kalıp sıcak eve girdim. İster istemez uzaklaşmıştım. Annemden dolayı vicdan azabı çekiyorum sanırım.
Yanan şöminenin önünden geçerken verdiği ısı hissiyle içten içe rahatladım. Söylemesem de baya üşümüştüm. Örtüyü bırakmadan koltuğa oturup bağdaş kurdum.
Annem oturmadan ışıkları söndürmüş öyle gelmişti. Akın abi de bir film açınca sıcacık ortam yaratılmış oldu. Koltuğun bir kısmında Atahan'la ben , diğer uzantısında ise annemler vardı. Kucağımda serbest duran ellerimi sıcak avuç içine alan adama baktım. Kalbime sığdıramadığım koca adam. Her gün sevgim nasıl da fazlalaşıyordu.
Geniş göğsüne sokulup bana sarılmasını istiyorum. Sarılırken bedenimde elleri dolaşsın istiyorum. Ama olmuyor işte.
Gözlerinin içi parlarken ondan gözlerimi alamadım. Bakışmamızı bozan titreyen telefonu oldu. Açarken istemsizce gözlerim kaydı. Mesaj gelmişti. Ekranda Asu yazısını görünce gerildim. Ellerimi sıkıp mesajı okumaya çalışırken o da yazmak için girmişti.
'Duru'yla aranızdaki saçmalık bittiğine göre eve uğramaya ne dersin ?'
Zorlukla ısınan bedenime soğuk bir titreme geldi. Yutkunmaya çalıştım , yutkunamadım. Asu kimdi ? Onu nereye hangi eve çağırıyordu ? Gözlerimi sıkışan kalbimden dolayı yumup nefesimi verdim. Eminim vardır bir açıklaması. Sormadan bir yargıya varamazdım. Gerçi ona soramazdım o ayrı konu.
Ne yazacağına bakmayı unuttuğum için hemen gözlerimi açıp sola çevirdim.
Yazıyordu.
'İşine bak Asu.'
Yazmış göndermişti. Ekranını kitleyince televizyona baktım. Boş bakışlarımın ardından binlerce düşünce akıp geçiyorken hiç bir yere odaklanamadım. Kendimi yiyip bitirdiğim konulardan nefret ediyorum.
Tekrar titreme sesi gelince yanan ekrana kaydım yeniden.
'Kaçmaktan vazgeç ve kabullen artık Atahan. Seni çok sevdiğimi görüyorsun bir şans versen mutlu bir evliliğimiz olacak. Lütfen oturup konuşalım.'
Okuduklarım karşısında elim ayağım boşaldı. Göz yaşları gözlerime hücum ederken aklım allak bullak oldu. Hayır hayır diye içimde çığlıklar yükseliyordu. Ne dönüyordu görmediğim bilmediğim hayatında ? Kahretsin şimdi hıçkırıklara boğulacağım !
Örtüyü attığım gibi hızlıca ayağa kalkınca üçüde bana baktı.
-"Benim uykum geldi. İyi geceler size." Devamında olabildiğince hızlı yanlarından ayrılıp odaya kendimi kilitledim. Yüzüme bastırdığım yastık sayesinde sesim duyulmadan rahat rahat hıçkırıklarla sarsılarak ağlama seansına girdim.
°
Sabah çok erken saatte uyanmıştım. Gece doğru düzgün uyumamış olsam da erken kalktım. Aklım o kadar karışıktı ki gözlerimi kapattığım an mesaj gözümün önünde beliriveriyordu.
O şekilde olunca kalkmak zor olmadı. Uykusuzluktan moraran göz altlarıma kapatıcı uygulayıp saçlarımı daha düzgün at kuyruğu yaptım. İç çamaşırlarımı değiştirdikten sonra bavuldan yanları transparan olan siyah taytla saks mavisi kapşonlu sweati çıkarıp giyindim. Çıplak ayağıma siyah babet çorap geçirip odanın kilidini açtım. Ön cebime koyduğum telefonumdan saate bakarken merdivenlerden iniyordum. Erken kalkmış olmama rağmen uzun bir süre yatakta oturup düşünmüştüm. O yüzden saat şuan on bire geliyordu.
-"Günaydın anne." dedim mutfaktan girerken.
Ocakta bir şeyler pişiriyordu.
-"Günaydın kızım."
-"Yardım edeyim mi bende ?" diye sordum
-"Masaya çay bardaklarını koyabilirsin ."
Dolaptan aldıklarımı tek tek tabakların yanlarına yerleştirdim. Arada bir dalgınlıktan elimden düşer gibi olsa da kendimi toparlıyordum.
-"Annecim ? Neyin var senin sesleniyorum duymuyorsun ?"
İrkilip anneme döndüm.
-"Pardon anne dalmışım."
Bana inanmayan gözlerle bakıp konuşucağı sırada mutfağa girdiler. Kalbim ciddi anlamda birinin avucunda sıkılıyormuş hissi verdi.
Sandalyeyi çekip oturdum ve tabağıma diktim bakışlarımı. Yüzüne bakarsam ağlarmışım gibi geldi.
-"Al bakalım sütünü minik kuş. " Önüme koyulan sütü alırken anneme gülümsemeye çalıştım.
-"Sağol anne." diye mırıldandım sessizce.
Yiyecek iştaha sahip olmayan mideme zorla bir kaç lokma koyabildim. Sütümün hepsini içerken başımı ilk defa kaldırmış Atahan'la göz göze gelmiştim. Bana normalden daha farklı bakıyordu. Yüzü ifadesizdi ve ne olduğunu anlamaya çalışır hali vardı.
-"Bugün kayağa gidiyoruz. Etkinlik varmış." dedi annem masayı toparlarken.
-"Ben biraz yorgun hissediyorum anne gelmesem olur mu ?"
Bir kaç saniye yüzüme bakıp mecburen kabul etti. Evden çıkarlarken beni rahatsız eden tek unsur Atahan'ın yukarıda oluşu. Keşke o da gitseydi dedim içimden biraz olsun yalnız kalıp kafamı toplayabilirdim.
Yangın yerine dönen kalbimle koltuğa çöktüm. Sessizlik can sıkıcı olmaya başladığı sıralarda televizyonu açarken merdivenlerden gelen ayak sesiyle yüreğim ağzıma geldi. Ne yapacaktım şimdi ? Nasıl davranacağım ?
Geldi işte oturdu yanıma!
-"Konuşalım mı ?"
Konuşmasak ?
Sessizliğimi evet olarak kabul etmiş olmalı.
-"Ters giden bir şey var sanırım. Anlatmak ister misin ?" diye sordu sakin sesiyle.
Ters giden değil de tepe taklak olan duygularım var diyebiliriz.
-"Hayır , yok bir şey." diyebildim.
Yine bir telefon sesi daha. Bunun telefonu neden susmaz ki ?!
Acaba o mesaj atan kadın mıdır ?
-"Ne var anne ?!" Cama doğru yürüyen bedenine şok içinde büyüyen gözlerimle izledim. Anne mi dedi o ? Tamam annesi olmasına şaşırmadım ama açış tarzı da çok tuhaf.
-"Açtığıma pişman ettirmeden önce önemli bir şey varsa söyle müsait değilim." dedi soğukluğunu yitirmeden. Daha önce bu denli sert sesini işitmemiştim.
-"Eğer bir kere daha bu konuyu ne senden ne de Asu'dan duyarsam kendinize benim bulamayacağım bir yer arayın." Kapattığı telefonla bana doğru bedenini çevirince yüz ifadesi karşısında koltuğa sırtımı yasladım.
Bakışları gece karası gibi olmuştu. Çok ama çok farklı geldi gözüme. Korkmama neden oldu. Onu sinirlendiren şeyin nasıl bir konu olduğunu fazlasıyla merak ettim.
Burnundan soluyarak yanımdan geçti ve mutfağa gitti. Onun gelene kadar geçirdiği beş dakikalık sürede iyice olduğum yere sinmiş dudaklarımı kemiriyordum. Gelince hep yaptığı gibi yanıma geldi ve yaslandı. Salladığı diziyle hala sinirli olduğu bariz belli. Gözleri televizyonda olsa da aklı çok başka yerlerdeydi.
-"Kötü bir şey mi oldu ?" Sorarken bağırıp kızacağını sandım. Ama kendimi tutamadım.
Başını iki yana salladı. Elini saçlarına atarken sağdan görünen yakışıklı yüzünü inceledim.
-"Her zaman ki şeyler." dedi umursamazca.
-"Sinirlendiğin için sormuştum."
Aldığı derin sesli nefesle beraber inip kalkan göğsüne baktım. Okuduğum mesajla ilgili olma ihtimali bence yüksek.
-"Boşver sorma." dedi. Hala takındığı sesi değişmedi.
Konuşmayacak olmamız bir yandan rahatlatırken diğer yandan düşünceler beni huzursuz ediyordu. Neydi bu evlilik meselesi ?! Kahretsin bu adam evli olamaz değil mi ?!
Ah hayır iyice saçmaladım. Öyle olsa annem bilir.
Ya gizliyse ?
Yok artık !
-"Ne o gizli olan ?"
Olamaz dışımdan mı söyledim ?!
-"Ne dedim ki ?" dedim şaşırarak.
Kaslı kolunu kaldırıp omzuma sardı ve beni göğsüne yasladı.
-"Ya gizliyse dedin ne var o küçük kafanda senin anlat da halledelim ?"
Kokusunu alırken nedensizce beynim uyuşuyor. Beni çok fena etkileyen iki şey. Kokusu , teni.
-"Konuşmak istemiyorum." diyip elimle göğsünü tuttum. Doğrulup kalkmaya yeltenirken durdurdu.
-"Benden uzaklaşma. Sana dokunmamı engelleme bir bok var anlat diyorum öfkelenmeye başladım Liya !!" Evin içini inletince korkudan sıçrayıp elimi çektim.
-"Bir şey varsa sen anlat. Anlatmadığın bir şey." dedim. Diyebileceğim en kapalı şekilde.
Normalde asla söylemem yada sormam. Ama söylemezsem daha fazla kızacağını biliyorum.
-"Ne demek istiyorsun ? Gizlim saklım yok merak ettiklerini sorabilirsin açık açık." Ciddiye bağlarken kolunu benden çekmişti. Bu da çekilmem için bir fırsattı. İleriye bakarak dümdüz oturdum. Ellerimi bacaklarımın arasına sıkıştırıp mavilerimi halıya diktim.
Mesajlarını okudum da onu merak ediyorum mu diyim ?
Hah çok iyi. Hemen sorarım ne demek.
-"Merak etmiyorum." dedim kalbim sıkışa sıkışa.
Nefesini üflediğini duydum.
-"Az önce annemle konuştum , duydun sende. Erkek kardeşim ve bir tane de kız kardeşim var. Ailecek görüşmüyoruz. Daha doğrusu ben kimseyle görüşmüyorum...sonra Asu dedim onu da duydun işte amcamın kızı. Onunla evlenmemi istedikleri için canımı sıkıyorlar. Aramızın düzeleceğini falan sanıp saçmalıyorlar kısaca. Üstünü kapattığım aile bilgilerim bu kadar. Başka duymak istediğin bir mesele varsa çekinme sor."
Her cümlesine ayrı şaşırdığım konuşmasında son kısımlar beni bir nevi rahatlatan cümleler oldu. Demek ki kafamdan atıp tuttuğum gizli saklı evli olması saçmalığı yoktu. Ben tamamen hayal gücüyle hareket etmişim. Şuanda ona kesinlikle ailesiyle neden görüşmediğini soramam.
Ama kalbimi tırmalayan mevzu tam burada ruhumu esaret altından kurtarmış oldu.
•••