Eylül'ün uyanıp yanıma gelmesiyle birlikte kahvaltı yapmıştık. Ona Atahan'la ilgili olanları anlatmadım. Daha doğrusu utandığımdan söyleyemedim. Zaten okula gideceği için erkenden gitti. Evde ilk işim uzun bir duş almak olmuştu. Annemle konuştuğumda bir kaç gün gelemeyeceklerini söyledi. Beni yanlız bırakmamak için Atahan'a haber vermiş göz kulak olsun diye. Kurda kuzu misali !
Aklıma öpüştüğümüz an gelince sabahtan beri sayısız kere yeniden güldüm ve sarıldığım polar örtüyü sıktım.
-"Bir isteğiniz var mı Liya hanım ?" Yardımcılardan birisi salona gelince ona bakıp başımı iki yana salladım.
Uzandığım koltukta kumandayı bulup kanalı değiştirdim.
-"Işığı kapatırsan sevinirim." dedim gitmeden önce.
-"Biz çıkıyoruz o halde ?"
-"Çıkın çıkın." dedim ne de olsa akşam yemeğini yemiştim. Sadece kocaman evde tek başıma biraz tırsıyordum. Atahan dediği gibi gelmedi.
Gelse iyi olurdu aslında.
Belki de Duru ile barıştı. Onun yanında olabilir mi ? Hayır olmasın ! Benim yanıma gelsin işte.
Sessiz sessiz iç çekerken tıklanma sesinin korkutmasıyla 'hih' diye bir ses çıkarıp kapıya baktım. Jilet gibi olmuş lacivert kareli takım elbisesiyle kapıya yaslanmış duran Atahan'dı. Geldi işte !!
-"Geldin." dedim ve hevesimi belli ettiğimi düşünüp utanarak başımı eğdim.
-"Bekleyeceğini düşünmedim." Yürümeye başlayınca uzandığım yerde doğrulup koltuğa yaslandım. Dışarıda kar yağıyordu ve hava oldukça soğuktu. Ama ev sıcak olduğu için şort atlet giymiş örtüyle yatıyordum.
-"Yok şey beklemiyordum zaten." dedim ve ensemdeki saç diplerini kaşıdım. Gelmeyince niye geldi diyorum gelince de ne yapacağımı düşünüyorum.
Yanıma oturup kolunu arkama doğru uzattı. O sırada telefonu çalınca ceketinin cebinden çekip aldı. Ekranda Tamay yazıyordu. Annem kontrol için arıyor olsa gerek.
-"Efendim Tamay."
..
-"Ancak bitti işim şimdi gelebildim size."
Acaba kendi istediği için değil de annem dediği için mi geldi ?
-"Sorun yok aklın kalmasın. Hadi görüşürüz."
Telefonunu kapatıp koltuğun diğer tarafına bıraktı. Çıplak ayağımı diğer bacağıma sürtüp örtüyle iyice kapandım.
-"Ne diyor ?" diye sordum ve hafif yan dönüp dirseğimi koltuğun arkasına yasladıktan sonra elimi yanağıma koydum.
Uzun parmaklarını saçlarının arasından geçirip soru yarışması yayınlanan televizyona baktı.
-"Gelip gelmediğime baktı işte."
-"İşiniz varsa gidebilirsiniz." diyip yeniden arkama yaslandım ve bacaklarımı kendime çektim.
Onu ve kokusunu yakınımda hissedince başımı sağa çevirdim. Sol bacağını altına almış bana dönmüş şekilde duruyordu. Elini yine yanağıma koydu. Okşamayı ihmal etmeden.
-"Bu akşamlık işim sensin ufaklık."
Elini itip kaşlarımı çattım.
-"Ufak değilim ben."
İttiğim elini geri koydu.
-"Hayır ufaksın. Bunu kendime hatırlatmam da bana yardımcı olmazsan iyi şeyler olmaz." Yanağıma sürtünen avuç içiyle ısınmak yerine söylediğine odaklandım. Hatırlamak istediği şey ondan küçük olmamdı.
-"Sizin amacınızı anlamaya çalışıyorum. Sizde anlatıp bana yardımcı olun ki ona göre davranabileyim. "
Ondan uzaklaşıp dokunuşlarını ters teptim. Çünkü almam gereken cevaplar var. Sabah öpüşen iki kişiydik biz. Aramızda 16 yaş olan iki kişi.
Bu defa dokunmak gibi bir hamlede bulunmadı. Ciddiyete bürünüp düzgün oturdu ve iki elini bacaklarının arasında bıraktı.
-"Bak..bir daha olmayacak tamam mı ? Tamam ilgimi çekiyorsun bunu inkâr edemem ama sen çok küçüksün Liya. Seni öptüğüm için ne pişmanım ne de özür dileyebilirim çünkü isteyerek yaptım. Seni daha fazla üzmek-"
Devamını dinlemeye katlanamayacağımı bildiğim konuşmayı umursamadan üstümden örtüyü attım ve koltuktan kalktım. Önünden geçip kapıdan çıkacağım sırada konuşmayı bırakmış kolumu tutmuştu.
-"Dur Liya dinle beni. Dinlersen anlayacaksın."
Kolunu itip geriye adım attım.
-"Anlamam ! Anlamak da istemiyorum artık ! " dedikten sonra koşarak odama çıktım. Ağlamak istiyordum ama sinirim daha ağır basıyordu.
-"Liya ! Liya bekle !" Odama girerken kapımı kapatıcaktım ama eliyle tutup durdurdu.
-"Çıkar mısınız ?" dedim gayet ifadesiz yüzümle. O gittikten sonra rahat rahat duygularımı boşaltabilirim diye düşündüm.
Işığı yakmadan kapıyı kapayınca oda tamamen karanlığa büründü. Gözlerim bir dakikada karanlığa alıştı ve gördüğüm kadarıyla tam bir nefeslik uzağımdaydı.
-"Beni yanlış anladın güzelim. Seni neden öptüm diye cevaplar aradığının farkındayım o yüzden de bana kızdın ama ben sana göre değilim. Hatta sana üç beş beden büyüğüm."
Saçlarımda dolaşan ellerini güçlükle itip yutkundum. Gözlerimin dolması ve burnumun yanması az sonra ağlayacağıma işaretti.
Güzelim dedi dimi o ?
Yine aynısını yaptı işte. Tüm bedenim hayal kırıklığı içinde parçalara bölündü.
-"Dinlemek istemiyorum." Sesim istemsiz titredi. Engelleyemedim.
Ne güzel güzelim dedi öyle.
-"Niye böyle yapıyorsun ? Seninle kötü olmak istemiyorum düzeltmeye çalışıyorum. Sana dokundukça seni istiyorum ve bu yüzden kendimden iğreniyorum. Annen seni bana emanet etmişken sana uygunsuz hisler beslemem çok yanlış. "
Titreyen dudaklarımı acımadan ısırdım. Kalbim öyle çarpıyordu ki bir yandan kendimi sıkıp diğer yandan sakinleşme çabalarımı gösteriyordum.
-"Haklısınız siz. Ama bir daha bana asla yaklaşmanızı istemiyorum. Hatta mümkünse konuşmayalım. " Yüreğinize bir ağırlık çöker de konuşmak da zorlanırsınız ya hani işte tam olarak o noktadayım.
Ona arkamı dönüp gözümden süzülen yaşı elimin tersiyle sildim. Yatak örtümü açarken ellerim tir tir titriyordu.
-"Liya ben-"
-"İzninizle uyuyacağım." Bu kısaca git demekti. Öyle de yaptı.
'
Sızım sızım sızlayan gözlerimi gün ışığıyla araladım. Sabahın ilk ışıklarına kadar iç çekerek ağlamıştım. Ama ne ağlamak. Gereğinden fazla yıpranmış bir ağlamaydı. Öyle yapmasını hiç beklemiyordum. Yeniden üstünü örtüp uzaklaşmayı seçmişti. Aslında öne sürdüğü sebeplerde haksız değildi. Ama ben artık duygularıma hakim olamıyorum. Ona karşı olan hislerimi göz ardı edemem ki. Ayrıca aptal da değilim. Bu hislerin ne anlama geldiğini bilmek için düşünmeye ihtiyacım yoktu.
Kendimi yada onu zor duruma sokmak gibi bir isteğim oluşmadı. Dün geceden itibaren farkına vardığım hislerim daima içimde kalacaktı.
Yeni kararlarla kalktığım yataktan saate bakarak banyoya geçtim. Öğlen bire geliyordu. Uyuduğum saate göre uyanma saatim gayet normal.
Odamdan çıkarken halsiz ve bitkindim. Ruh olarak. Görünüşüm de pek ağladığımı belli eden yerim yok.
Alta indiğimde de beş dakika içinde hazır olan kahvaltı masasına tek oturdum. Ağır ağır düşünerek lokmaları zorla yuttum. Her yutkunuşum işkence gibiydi. Dilim dudaklarıma değdikçe o görüntüler aklıma gelip gelip duruyor. Kahretsin.
-"Telefonunuz çalıyordu Liya hanım." Hülya ablanın uzattığı telefonumu alıp cevapsız aramada olan Talia'yı aradım.
-"Selam minik kuş naber ?"
-"İdare eder diyelim. Senden naber ?"
-"Biraz keyifsiz geldin sanki. " Biraz mı ? Baya keyifsizim.
-"Yeni uyandım ve dediğin gibi keyfim yok." dedim.
-"Bende geçen akşam eve sarhoş bırakıldığım için annem biraz keyfimi kaçırdı tabi ama şuan senden daha keyifliyim. Bir saate seni almaya gelirim." dedi ve kapattı.
Dışarı çıkmak iyi fikir gibi gelince aklıma yattı. Kahvaltımı bitirip odama çıktım. Saçlarımı doğal dalgalı halinde bıraktıktan sonra dışarıda çok az tutmuş kar nedeniyle kalın giymeye karar verdim. İçi pamuklu deri taytı bacaklarımdan geçirdim. Üzerime krem rengi açık yakasından danteller geçen kazağı giyip makyaj yapmaya başladım. Sade makyaj geleneğini bozmadan bitirip parfüm sıktım. Siyah bilekte topuklu botları ayağıma geçirdikten sonra camel rengi kabanımı giyindim ve çanta aldım. Talia geldiğini belirten mesaj atmıştı. Oyalanmadan dışarı çıktım. Hava sanki eksilerde gibi soğuktu.
-"Dondum ya." diyerek klimanın ısıttığı arabasına oturdum. Deri koltuklar sıcacıktı.
-"Aynen soğuk baya. Biraz alışveriş yapmaya ne dersin ? Uzun zamandır kız kıza gitmedim."
Annemin verdiği limitsiz kartlar sağolsun kafam rahattı.
-"Olur gidelim." dedim sadece. Atahan'ı düşünmemek için güzel yöntem.
-"Salih seni gördükten sonra sürekli mesajlara boğuyor beni en son engelleyeceğim numarasını. Bugün bir kahve içmeye oturalım gelsin o da yoksa delireceğim. Senin için sorun olur mu ? Ona mesafeli davran yeter anlasın aranızda bir şey olmayacağını. " Soluksuz konuşmasını takip ederek efor harcadım.
-"Sorun olmaz. " Sonuçta aklımda başkası varken.
-"Sanada sormadım eğer düşünürüm diyorsan... "
-"Ha yok canım düşünmem. Aklıma gelmedi bile."
-"Sevindim. Hoşlanmıyorum ondan. Beni çocukluğumdan beri sinir eder."
Avm'ye gidene dek arabada bu tarz sohbet ettik. Gittikten sonra ise saat 6 7 civarlarında girecek mağaza kalmayınca arabaya geri dönmüştük. Bir iki defa kamera tarafından resmimizin çekildiğine şahit olunca baya şaşırdım. Ama Talia bunun normal olduğunu cemiyet dergilerinde yer alabileceğini söyledi. Ünlü olmadan bu hale gelmek zevkliydi açıkçası.
-"Nasılsınız ?" Oturduğumuz restorant cafe tarzı mekana gelen Salih'le yanak yanağa değdirip tebessüm ettim.
-"İyiyiz sen ?" dedim.
Karşımdaki sandalyeyi çekip oturdu ve gri kaşe kabanını çıkarttı.
-"İyiyim bende teşekkür ederim."
-"İyi olursun tabi." Talia'nın imasına karşılık Salih ona kaş göz yapınca kıkırdayıp güldüm.
İkisiyle güzel saatler geçirdik. Kahveden sonra yemek bile yemiştik. Saat dokuza doğru gelirken Talia buraya gelen annesine katılmak zorunda kaldı. Benide eve bırakmayı Salih teklif edince geri çevirmedim. Onunla iyi arkadaş olabileceğimize eminim.
-"Numaranı almak için türlü söz oyunları mı yapmalıyım ?" Arabası evin önünde durduğunda göz kırpıp söylediği cümle üzerine ona döndüm.
Vitesin önünde duran telefonunu alıp açtırdıktan sonra numaramı yazdım ve geri uzattım.
-"Teşekkür ederim getirdiğin için. İyi akşamlar. " dedim gülümseyip.
Arabadan çıkınca o da çıktı ve bagajı açtı.
-"Benim için güzel geçti. " Bagajdan çantaları tek tek eline aldı.
-"Benim içinde öyle. Alayım istersen." dedim ve elimi uzattım.
Hepsini alıp evin kapısına doğru gidince peşinden gittim.
-"Ben dururken sana taşıtacak halim yok."
Zile basacağım sırada kapıyı saniyelik farkla açan Atahan'la yüz yüze geldik.
•••
