
Susuyordu daha doğrusu dili susuyordu ama zihni hiç susmuyordu. Sürekli bir film sahnesinin fragmanı gibi o anı hatırlayıp duruyordu yaşlı adam.
Şimdi ise yorganın altında yatarken göz yaşlarını dindirmeye çalışıyordu.
İnşaat da çalışırkenki halini gözünün önününe getiridi nasıl böyle bir hata yapmıştı. Bir anlık hatasıyla hayatı kararmıştı.
Her şeyin bir nedeni vardı hiçbir şey sebepsiz gerçekleşmezdi. Peki ya bunları yaşamasındaki sebep neydi, eşinin gerçek yüzünü görmek için mi yaşamıştı bunları düşünmek istemiyordu artık.
bu düşünceler beynini kemiriyordu.
Kızı ile Safiye teyzenin tüm konuşmalarını duymuştu. Hepsi onun suçuydu kızının eğitim hayatı onun yüzünden aksayacaktı, Çocukları bu dünya'da istedikleri gibi yaşamayacaksa neden varımki diye düşündü. Bir şekilde bir şeyler yapmalıydı. Çocuklarının hayatı sağlığından bile önemliydi.
Belki başlarında anneleri olsa her şey daha kolay olabilirdi diye düşündü. O esnada aklına yeni evli oldukları zaman ki halleri geldi.
O kadar mutluydu ki Murat bu mutluluğun sonsuza kadar süreceğini düşünüyordu.
eşi Meltem kıyafetlerini ütülerken yanına gitti. Onu çok seviyordu ama onun sevgisinde pek emin değildi.
"Meltem sana bir şey soracağım?" diye sordu.
"Sor hayatım."
"Beni seviyor musun?" diye sordu mahzun bakışlarıyla
Meltem eşinin sorusunu gülerek cevapladı.
"Tabi ki seviyorum."
Murat bu cevaba pek tatmin olmamıştı.
"Peki nasıl seviyorsun?" diye sordu
Eşi ütü masasındaki gömleği bir kenara bırakarak Murat'ın yanına gidip elini tuttu.
"kördügüm gibi" dedi elini tutarken
"nasıl yani?"
"kördüğüm gibi sımsıkı asla çözülmeyecek gibi"
Murat bu cevap karşsında o kadar mutlu ve tatmin olmuştuki o günden sonra eşinin onu sevdiğinden emin olmuştu.
arada tekrar sorar duyduğu cevap karşısında çocuk gibi sevinirdi.
"Hanım bizim kördüğüm ne alemde?"
"ilk günkü gibi..."
bunlar nasıl yalan olabilir diye düşündü. Bunları her hatırladığında kendini aptal gibi hissediyordu. ve açılan yarası günden güne büyüyordu. Bazı yaralar vardı asla kabuk tutmaz izleri bir ömür boyu bizimle kalırdı.

