•
Otelin lüks lavabosunda atlattığım küçük çaplı panik atak krizinden sonra titreyen ellerimle salona dönmüştüm.
İçim yanmış yanmış uçuşan küllerle doluyken dıştan dimdik duruyordum.
Yapmam gereken işimle uğraşırken kimseye bakmıyordum. Artık nikah kıyılmış ikinci dansları için pistteydiler.
Az kaldı bitecek sabret Efnan.
-"Merhaba."
Arkamdan gelen sesle hızla başımı çevirdim. Yine aynı adam.
Cevaplamadan yüzüne baktığımda gözleri göğüslerimde ve boynumda utanmadan geziniyordu.
-"Dans etmek ister misin?"diye sordu.
Elimdeki tableti sıkıca tutup sırtımı dikleştirdim.
-"Teşekkürler işimle ilgileniyorum."dedim ve yeniden önüme döndüm.
-"Ne tesadüf bende sizinle ilgileniyorum."
Yapıştı kaldı.
Göğsümü havayla doldurup üfledim.
-"Ben hiç ilgilenmiyorum beyefendi."
Otel çalışanı ile bizim çalışanımızın hararetle konuştuğu yere ilerleyerek neyi alıp veremediklerini öğrenmek için oradan uzaklaşmıştım.
'
-"Dans edelim mi?"
Olumsuz bir baş sallantısıyla yanıt veren adam kafasının doluluğundan ötürü konuşmalara ayak uydurmuyordu.
-"Ya lütfen Devran."
Oturduğu sandalyeden kalkınca kadın da bir hevesle ayağa kalkmıştı.
-"Hayır Berrak uzatma." Ne zamandır böyle ısrarcı ve bunaltıcı bir kadın olmuştu emin değildi. Yalnızca bir kaç yıldır birlikte çalıştıkları için arkadaşlıkları ilerliyordu. Aynı zamanda yakın dostunun kız kardeşiydi ve müsamaha gösterebiliyordu.
Berrak, sinirlenmiş ve kırılmıştı. Fakat karşısındaki adamdan sinirini çıkaramayacak kadar çekiniyordu. Ona karşı çıkmaya cesaret de edemezdi. Yanında durmasına izin vermesi bile Berrak için şükür sebebiydi.
Genç adam aynı masada bulunduğu annesinin dik bakışlarına ilgisizce baktı ardından arkadaşının yanına ilerlemek için harekete geçti. Üzerinde hissettiği gözler ve durdurup konuşan adamların sonunda nihayet kalabalıktan uzaklaşmıştı.
Salonu geniş açıdan görebiliyorken arkadaşının eline verdiği alkol bardağını geri çevirmedi.
-"Berrak yine asmış suratını." Kenan,kız kardeşinin huyunu suyunu bildiği için elbette ki onun değil arkadaşının arkasındaydı.
Devran herhangi bir yanıt vermedi. Saçma konuları dillendirmeyecek kadar iletişimden uzaktı. Arkadaşı da bunu iyi biliyordu ama bazen normal insanlar gibi sohbet etmesini beklediği yalan değildi.
İfadesiz bakışları etrafta dolaşırken gözüne çarpan kadın dolayısıyla yine olmayan keyfi de kaçmıştı.
Bunca zaman üstüne sürekli gözüne görünmesi sikilmiş bir kaderinin hala onu sikmeye devam etmesinden başka bir şey değildi.
Geride bırakmış olabilirdi fakat hala sinirleniyordu. Hala kabullenemediği ise iç sesinden ibaretti.
Şehrin en yavşak adamını onunla konuşurken görünce gözlerini başka yere çevirdi.
-"Akşama kalacak mısın?"
Başını salladı genç adam.
-"İşim var."
-"İşin hep var be abi." Kenan avukat olarak yanında işe başladığı adamla tam altı yıldır bir aradaydı. Bir kere olsun ne yüzünün güldüğünü görmüştü ne de keyifli olduğunu.
-"Tutuldum kıza diyorum oğlum! Bir içim su lan!"
Devran,çaprazından gelen sesli gülüşme ve konuşmaya başını hafifçe çevirip baktı. Karaktersiz piç bir kaç kişinin yanında konuşuyordu. Duymaması imkansızdı.
-"Güzel karı cidden. Yakışır kardeşime."
Devran gerilmiş boynunu sağa yatırıp çıtlatmıştı. Sakinliğini koruyan yanını kaybetmesi çok saçmaydı ve kendine sinirlenmeden edememişti. Elleri kaşınıyordu.
-"Devran? İyi misin ne oldu?" Kenan, arkadaşının kararan bakışlarıyla çatılmış kaşlarının hayra alamet olmadığını biliyordu. Baktığı yeri ateşe verecek gibi görünürken o da gerilmişti.
Devran ise konuşmaya kulak kesilirken gözleriyle lanet olası kadını bulma isteği hissetti. Ortalıkta görünmüyordu.
-"Dudakları gördünüz mü oğlum yemin ederim doğaldır! Of o ağız ne sik-"
Etraftaki insanlar neyin nasıl bir hızda gerçekleştiğini anlayamazken olaya şahit olanlardan şaşkınlık nidası çıkmıştı.
Kalabalık erkek grubu kolay kolay kimseye bulaşmayan, saygıyla yaklaştıkları adamın içinden çıkan canavara o an anlam verememişti.
Devran.
Devran o esnada beyninde şimşeklerin çaktığını hissetti. Şerefsiz orospu çocuğuna tek bir kelime ettirmeden yakasından tuttuğu gibi arkasında bulunan terasa fırlatmıştı.
Yanına birilerini yaklaştırmayan korumaları gevşekçe olayı izliyordu. Zaten kimse patronlarına yaklaşmaya cesaret edemezdi rahatlardı.
Salonun geri kalanı bunu görmemişti. Muhtemelen daha büyük bir olay çıkardı.
Gerçi Devran'ın umrunda da olduğu söylenemezdi.
Çenesini kırdığına emin olurken hırsını alamamış tekrar yakasından tutarak ayağa kaldırmış beton korkuluklara sırtını vurmuştu.
-"Cümlenin sonunu getirsene lan şerefsiz göt! Ben şimdi senin ağzını sikmezsem bana da adam demesinler!"
Kar beyaz gömleğine sıçrayan kanları görmezden gelerek adamın yüzünü kana buluyordu. Elinde can vermesi ilk tercihi iken terasın diğer ucundan koşarak gelen kadın gözüne çarptı.
-"Ne yapıyorsun sen?! Öldüreceksin adamı! Ne izliyorsunuz siz ambulans çağırsanıza! Yapma dur!"
Hiddeti öfkesi hiçbir kesintiye uğramayan adam uzun zaman sonra boşluğa düşünce bunu fırsat bilen kadın ellerini göğsüne koymuş geri ittirmişti.
Yaşadığı temasla bedeni kasılmıştı genç adamın.
Elinden kayıp yere baygınca düşen piçe bakmamıştı bile.
Devran öne atılan korumalarını tek bir bakışıyla oldukları yere sabitlemişti. Eş zamanlı olarak gördükleri kadından güç alan izleyici erkekler terasa doluştular.
Efnan gördükleriyle kulakları uğulduyordu. Hiçbir şey düşünmeden öne atılmıştı. Nefes nefese adamın göğsüne bakıyor etraftaki gürültüyü duyamıyordu.
Ne olmuştu da böyle gözü dönmüştü?
Şimdi Efnan ve Devran aynı şeyi düşünüyordu. Onu delirten neydi?
Devran cevabı biliyordu ancak asla dillendirmezdi. Efnan ise soru işaretleriyle doluydu.
-"Polis-"
-"Çağır amca selamımızı da söyle."
Efnan, Devran'ın yanında gezen adamların diklenmesine karşı ürkmüştü. Neler oluyordu böyle?
Karşı karşıya duran ikili sessizdi.
Devran en sonunda kendini toparlayıp kadından bir adım geri uzaklaştı. Bocalamıştı.
Bunu fark etmesi onu çok sağlam sarsmıştı.
'
-"İçeri git."
Kalbim ağzımda atarken bana bakmadan emri vermişti.
-"Saçmalama...ellerin..-"
-"Git dedim."
Yerler,elleri üstü başı hep kandı. Ne olmuştu neden bunu yapmıştı?
-"Ay Devran! Neler oldu böyle?! Tanrım ellerinin haline bak! Ali peçete bir şey getirsene."
Nereden çıktığını anlamadığım kadın kanıma dokundu. Beni ittirip Devran'la aramda bir boşluk bırakarak ellerine uzanınca başımı başka yöne çevirdim.
Sabret.
Geçecek.
-"Çekil Berrak abartma."demişti Devran.
Yutkunup yerdeki adamı kaldırmalarını izledim.
-"Delirdin mi Devran? Sakin ol lütfen her yerin kan olmuş. Gel temizleyelim."
Göz ucuyla dayanamayıp baktığımda elleri göğsünden yakasına kayan kadın adeta bıçak gibi ruhuma saplandı.
Devran ağzının içinden bir şeyler söylemişti fakat uğultudan dolayı duymuyordum. Yalnızca ellerini ittiğini ve terastan çıktığını görmüştüm.
Sakince nefes alıp vermeye uğraşarak oradan uzaklaştım. Elim boynumda devam eden düğün salonuna girdim.
İnsanlar bir şey olduğunun farkındaydı ancak tedirginlik yaratmamak için ortama uyum sağlama çabasındaydılar.
Beynim durmuş vaziyetteydi. Kimi ve neyi düşüneceğimi bilmiyordum. Tek bildiğim aldığım nefesin bana yetmediğiydi.
Lavaboda ensemi boynumu ıslatmış yeniden insan içine karışmıştım. Beni ilgilendirmediğini düşünmemem gerektiğini kendime sayıklıyordum fakat elimden bir şey gelmiyordu.
Ayakta durmaya çalışan bir enkazdan ibarettim.
Terasa Yade abla ile konuşmaya çıkmıştım. O telaşla telefonu kapatmıştım ve şimdi ona olanları kısa mesajla anlatıyordum. Endişelenmesini istemediğim için kanlı kısımlarından bahsetmemiştim.
Bahçe kokteyline geçildiğinde her şey çok güzel hiçbir sorun yok yüz ifademle etrafı kontrol ediyordum.
Devran yoktu. Nerede olduğu da beni hiç alakadar etmiyordu. Endişe eden birisi vardı zaten.
Ağlamak istemiyorum ama burnumun ucu sızlıyor.
Lanet adam.
Ne diye hayatıma dahil olmuştu ki? Aslında ben olmuştum. Her türlü yine ben suçluydum.
'
Aylar hızlı geçiyordu. Geçmeyen ve baki kalan benim üstümdeki ölü toprağıydı.
Devran ile karşılaşmamak için artık onun olabileceği hiçbir yere gitmiyordum. Artık bahar gelmişti. Benim dışımda herkes çiçek açmıştı. Her yer renklenmişti.
En son düğünde yaşanan olay hiçbir basında yer almamıştı. Muhtemelen Devran'ın gücü sayesindeydi. Her gün o kara haberi duyacağım korkusuyla yaşıyordum.
Eğer ki kardeşinin ciddi bir birlikteliği olsa Yade abla bilirdi değil mi?
Ciddi birliktelik..
Aşkımdan bir gram eksilmeyen adamla ilgili konuşmak ne kolay. Bir de bana sorun.
Şimdiye dek aldığım tek kötü haber Yade ablanın boşanma kararıydı. Gökhan bey onunla konuştuğunda güzel bir evlilikleri olduğunu ve tek çocukla güzel bir aile olduklarını söylemişti.
Yani onca kırılmışlığını düzeltmeyen eşine karşı Yade abla tek bir karar vermişti. Ertesi gün boşanma dilekçesini göndermişti.
Hamile ve yalnız kalmış bir kadına dönmüştü. Devran'ın onu haftanın üç dört akşamı ziyaret ettiğinden bahsetmişti. Bende çoğunlukla gündüzleri yanına gidiyor onu tek bırakmıyordum.
Boşanma davalarının sonuçlanması uzun sürmüştü. İki gün önce tamamen bitmişti.
Fakat olaylar bitmiş miydi? Elbette hayır.
Yasemin hanım. Yani annesi bu boşanma kararında ötürü ona gitmişti. Tabiki bunu Yade abla anlattığı için öğrenmiştim.
Hamile ve ailesi dağılmış bir kadına ne söylenmeyecekse hepsini söylemişti. Buna hiç şaşırmadım.Ancak kızını bu kadar dağıtacağını sanmazdım.
Yade abla annesinin stresiyle sancılanmıştı. İlk önce beni aradığı için direkt hastaneye doğru yola çıkmıştım.
Hastanede korkudan beni bile gözü görmeyen bir kadınla koridorda bekliyorduk.
O kadar endişeli ve korku halindeydim ki daha fazla dayanamayıp sert adımlarla ilerledim.
-"Ya siz ne kadar korkunç bir insansınız. Hiç kendinizden utandığınız oluyor mu? Daha dört aylık hamile bir kızınız var ve siz onu ne hale getirdiniz! Hiç mi vicdanınız yok?!"
Beni aşağıladığında bile bu kadar konuşmamıştım. Yade abla için korkuyordum çünkü karnındaki bebeği için bütün hayatı değişmişti.
Sanki beni yeni görmüş gibi başını kaldırıp kaşlarını çattı.
-"Haddini bil. Saygısız!"
Sinirle güldüm.
-"Saygısız olan ben miyim? Yoksa doğmamış torununun canına kasteden siz mi?"diye sesimi yükselttim.
Bu kadının yüzüne bile tahammülüm yoktu.
-"Birinin canına kastedecek olsam o sen olurdun!" Ayağa kalkıp karşımda utanmadan dikildiğinde hayretle ağzım açık kaldı.
İnanamıyorum.
-"Siz...siz ne kadar iğrenç insanlarsınız." Aklıma doluşan görüntülerle çıldıracak gibi oldum. Gözlerim bulanıklaştı. Aileme yapılan aklıma geldi. Kendi ellerimle ailemi mahvetmiştim.
Kendimi hiç affetmeyeceğim.
Benim yüzümdendi. Çünkü bu iğrenç insanlar benim yüzünden bize bulaşmıştı.
Aldığım nefesle saçlarımı geri itip olduğum yerde adımladım ve tekrar önüne geri gittim. Hiçbir şey yokmuş gibi dik başıyla duruyordu.
-"Yapmadınız mı?! Bunu bile yaptınız! Sen ve kocan dünyanın en lanetlenmiş insanlarısınız!"dememle koluma ellerini geçirmesi bir oldu.
Acıdan inleyerek kolumu çektim. Bunu yaparken onu da geriye ittirmiştim.
-"Bizimle ilgili konuşurken ağzını topla! Ne yaşadıysan hak ettin! Belli ki hala akıllanmamışsın! Sana geldiğin ilk gün seni ağlatarak göndereceğimi söylemiştim."
Üstüne atlayacakken iki hemşire tarafından kollarım tutuldu.
-"Ne yapıyorsunuz siz? Hastane burası."
-"Allah belanızı versin. Kalan ömrünüzü aldığınız ahla sürünerek geçireceksiniz!"
Gözlerimden yaşlar süzülürken nefretle haykırıyordum.
-"Ailemi kaybettim ben ya ailemi! Tek suçum aşık olmam mıydı? Nasıl bu kadar kötü olabilirsiniz?! Her şey sizin yüzünüzden oldu!"
Sanki o evde geçirdiğim günlerimin patlamasını yıllar sonra yaşıyordum.
-"Aileni biz öldürmedik." Yüzündeki pişkin ifadeyle konuşmuştu.
-"Öldürmek istediniz! Lanet olsun size! Senin kocan benim babamı öldürüyordu!" Elimi göğsüme vurup ona doğru gitmek istediğimde beni geride tutmayı sürdüren güvenlik olmuştu.
-"Nihayetinde kendi ecelleriyle öldüler. Sana oğlumuzun yakasını bırak dediğimizde bizi dinleseydin bu tarz şeyler yaşamak zorunda kalmazdın." Hala konuşuyor mu?
Haykıra haykıra ağlamak istiyordum.
-"Ya..ya bu kadar da olmaz ya. Beni...hayatımı mahvettiniz ya." Ağlaya ağlaya yüzüne bakarak konuşurken kime niye içimi döküyordum bilmiyorum.
Ayakta duramıyordum ve beni tutmasalar yere düşebilirdim.
-"Ailen senin yüzünden öldü."dedi. Acımadan söyledi. Acıma mı bekliyordum ki?
Dudaklarım titredi. Çırpınmayı bıraktığımda bitap düşmüş halde gözlerim koridora kaydı.
Devran.
Ne zamandır oradaydı?
-"Hanımefendi dışarı çıkar mısınız artık?" Güvenlik kolumdan sürüklerken itiraz etmedim. Ayaklarım cansızdı ve nasıl yürüyordum bilmiyorum.
Son hatırladığım göz göze geldiğim donakalmış adamın yüzü oldu. Yaşadığım korkunç anın patlamasına bedenim dayanamamıştı. Gözlerim kararmıştı ve sonrası yoktu.
'
Yere düşmeden tutabildiğim cansız bedeni hemen önünde bulunduğum boş odaya yatırırken içeri giren doktorla dışarı çıkmıştım.
Başım sanki kopmuş gitmiş gibiydi. Ensemde öyle bir uyuşma hissi vardı.
Duyduklarımdan mı yoksa şahit olduğum dağılmış haykırmadan mı bilmiyorum. Elim kolum tutmuyordu.
-"Konuş."dedim sadece.
Bana destek olmak yerine günlerce yaptığım evliliği bana türlü türlü kötülemeleriyle onu annelik sıfatından çıkarmıştım. Bilmiyorum o an hiçbir şey düşünmemiştim. Bir anneden nasıl nefret edilir emin değilim. Ben soğumuştum. Kötülüğünü mü hissetmiştim?
-"Ne konuşacağım? Saçmalıyor. Ayrıca sana açıklama yapmak zorunda değilim. Hala seni terk edip giden bir kadını mı önemsiyorsun? Bu kadar zavallı değilsin-"
-"Sana konuş dedim!" Omzundan ittirmemle yapıştığı duvarda aklı yerinden çıkmıştı.
Merhamet edeceğimi mi sanıyordu?
Ne halt dönüyordu burada?
-"Kendine gel. Ben senin annenim." İçine kaçan sesini çıkartmayı bilirdim.
-"Sen bir şeytanmışsın. Bilmediğim ne oldu anlat." Çenesini tuttuğum gibi gözlerime bakmasını sağladım.
Göz bebekleri titriyordu.
Kaldıramayacağım şeyler yaşanmış. Duymak istediğimden hiç emin değilim. Bunca yıl bir yalanla yaşamış olamam. Olmamalıyım. Hak ettiğim bu değil.
-"Seni korumak istedik." Korkudan fısıldıyordu.
Başımı salladım. Elimi duvara geçirip çenesini sertçe bıraktım. Yüzümü avuçlayarak bir kaç adım yürüdüm.
Kafamda hiç sağlıklı şeyler olmuyor.
Fırlattığım sandalye kapıya çarparken ona doğru yürüyerek boğazına sarıldım.
-"Sizin isteğinizi sikerim. Benim hayatıma ne yaptınız? Konuş. Ölmeyi bekleyen kocanı gider öldürürüm. İnan bana yaparım." Dişlerimi kırılacak raddede sıkıyordum.
Konuşması için nefes alsın diye boğazını bırakıp arkamı döndüm. Göğsüm daralıyordu. Kalbim sıkışıyordu. Elimi göğsümde gezdirip gömleğimin yakasını çözdüm.
-"Ben bir şey yapmadım. Her şey babanın fikriydi. Yemin ederim biz öldürmedik." Öksürerek çöktüğü yerde onu gebertmek istedim.
-"Ama baban...babasının dükkanını yaktırdı. İçeride olduğunu bilmiyorduk."
Başımı geriye atıp göğsüm gevşesin diye güçlü bir nefes aldım. Kulaklarımın duyduklarına inanmak benim için ölmekten daha zordu. Ağzımda olan elimi sakallarıma oradan boynuma kaydırıp terleyen derimi sildim.
Tutup kalan gücümle fırlattığım sandalye ona çarpınca çığlık atıp ağlamaya başlamıştı.
Aklım inanmayı reddediyordu.
Daha fazla ayakta duramayıp bir yere oturduğumda bütün olanlar gözümün önünde yeniden canlanıyordu.
Ben.
Ben nasıl ayakta uyumuştum?
Öfkem ve hayal kırıklığım o kadar somuttu ki peşine düşmemiştim bile. Sorgulamamıştım. Gitmesine izin vermiştim. Neden gidiyorsun demek içimden gelmemişti.
-"Devran bey." Uzatılan bardağı elimle ittirip başımı eğdim. Karşımdaki anne demek istemediğim insana bakıyordum.
Bu zamana kadar eski aile düzenimizin olmasa bile onlara bir evlat olmaya devam etmiştim. İnanılmaz bir iç güdüyle sevgim yok olmuştu fakat saygım sürmüştü.
-"Atın bunu dışarı."
Koridorda sürüklenirken söyledikleri kulağımda çınlıyordu.
-"Biz senin aileniz! O kadın seni hak etmedi etmeyecek! Her şeyin sorumlusu o!"
Siktiğimin çenesini kapatmazsa elimden bir kaza çıkacak.
-"Hastanızı ziyaret edebilirsiniz."
Odadan çıkan doktorla zar zor ayağa dikildim. Başımı sallarken aklım dönüyordu.
-"İyiler mi?"
-"Anne ve bebek iyi fakat dinlenmesi gerekiyor. Stresten uzak olmalı. Aksi taktirde bebeğin hayati tehlikesini tetikleyebilir. Bir süre gerekmedikçe ayağa kalkmasın ve dinlensin. Geçmiş olsun."
Yüzümü sıvazlayıp diğer odaya baktım. Ağrıyan ensemi tutarak sandalyeye geri çöktüm.
Ne yaşamıştı? Nasıl yaşamıştı?
Ailesini kaybettiğini bile yeni öğrenmiştim. Ailesi onun için her şeydi. Tek çocuktu ve büyük bir sevgiyle büyümüştü.
Lanet olsun.
Üstesinden nasıl gelebilmişti?
Tüm bu kaybının sebebi benim ailem miydi? Bu yüzden mi gitmişti? Bana nasıl söylemezdi inanamıyorum.
Söyleseydi o zamanlar ailemin kötülüğüne inanır mıydım?
Onu sevdiklerini düşünürdüm.
Ben...ben ne safmışım ne körmüşüm.
-"Efnan?"
İçeriden gelen seslenmeyi duyduğumda ayağa kalkıp bir kaç adımla odaya girdim.
Beni görmeyi beklemiyordu.
-"Devran? Tanrım o gürültü neydi? Efnan nerede? Ben kalkamadım ne olduğuna bakamadım. Kim bağırıyordu?" Doğrulmaya çalışınca yatmasını sağladım.
-"Sakin ol. Bir problem yok."dedim dünyam başıma yıkılmış olmasına rağmen.
Gözleri her zaman olduğu gibi yüzümü inceliyordu.
-"Ne oldu? Doğru söyle. Ne bu halin?" Direkt sesi titreyince bir kaç saniye gözlerimi kapatıp derin nefesler aldım.
-"Efnan'a bir şey mi oldu? Bak olduysa söyle yanına gitmem gerekir." Yine kalkmaya çalışmasıyla bu sefer omuzlarını tuttum.
-"İyi sadece..."Omuzlarımı düşürüp nefesimi üfledim.
-"Dinleniyor. Karşı odada."
Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Kendime bile söyleyecek söz bulamıyorum.
-"Annem? Yoksa onunla mı tartıştılar? Hemşire iki kadın kavga ediyor dedi."
Başımı olumlu anlamda salladım.
-"Efnan'ı da üzdü mü? Neden kavga ettiler ki?"
Ablamın bildiğini düşünmüştüm. Kimseye hiçbir şey anlatmamıştı.
-"Bilmiyorum."dedim oldukça güçsüz şekilde. Göğsümü şişirip koltuğa çöktüm. Başım ellerimin arasındayken girdiğim çıkmazda boğulmak üzereydim.
-"Biliyorsun. Bilmesen böyle dağılmazsın. Ne oldu söyle bana lütfen. Devran. Efnan'ın üzülmesini istemiyorum yeterince yarası var."
Ağlaması bir uğultu yaratırken şakaklarımı ovaladım.
Kafamı toplamaya çalışıyordum çalışmasına ama ilk kez ne yapacağımı bilmiyordum. Şimdi ben içimdeki öldürme isteğini nasıl bastıracaktım?
Felçli bir adamın boğazına mı yapışacaktım?
Bir düğme daha açtım. Sanki vücuduma nefes girmiyordu. Öyle tıkanmıştım.
-"Devran?"
Elimi kaldırıp susmasını işaret ettim. Ayağa kalktığımda gideceğim yer belliydi ama beni neyin beklediği belli değildi.
•
Merhaba ❤️
Az önce elimin yanlışlıkla değmesi üstüne bölümü yayınladığım için az biraz sinirliyim.
Hemen şimdi bitirdim ve size gönderiyoruum.
Yani aslında bu şekilde öğrenmesini hayal etmemiştim böyle gelişti. Hem sizde artık öğrenmesini istiyordunuz iyi oldu diye düşünüyorum.
Bundan sonra ne yaşayacaklarına bakacağıız
Sizi seviyoruz ❤️