İçeriğe geç

EFNAN

Bölüm 4 · 12 dk okuma

EFNAN

Bölüm 4

Dört

•

Leyal'i kırmamak için ertesi gün yanına geldiğimde odasında onunla hediyelerini açmıştık. O kadar mutluydu ki kafamın içindeki karışıklığı bile berrak hale getirecek bir çocuktu.

-"İyi ki geldin. Gelmeyeceksin sandım." Bebeğinin saçlarını tararken bana bakmadan konuşmuştu.

-"Geleceğimi söylemiştim ki."dedim tebessüm edip.

Minik dudaklarını öne doğru uzattı.

-"Dayım da öyle söyledi ama gelmedi. Anneme bağırdı onu duydum."

Ne diyeceğimi bilemezken sadece nefes alıp verebildim. Benim yüzümden olabilir miydi?

-"Bebeğim."

Yade ablanın ne zamandır orada olduğunu bilmiyordum. Sesiyle irkilip oturduğum halının üstünden ayağa kalktım. Benim yerime oturup kızının saçlarını öptü.

-"Biz dayınla şakalaşıyorduk. Sesini yükseltmiş olabilir ama kavga etmedik. Biraz yüksek sesle konuşuyorduk."

Leyal sarı kirpiklerinin altından annesine baktığında inanmış görünüyordu.

-"Dayıma kızmadın mı?"

Yade abla başını salladı.

-"Kızmadım tabiki. Sen şimdi oyna biz Efnan ablanla konuşalım olur mu?"

Birlikte kış bahçesine geçtiğimizde burada durmak istemiyordum. Ancak nezaketen bunu yapıyordum. Her şey ama her şey sürekli yaramı kanatır haldeydi. Artık dayanacak gücüm yoktu.

-"İyi misin?"

Bir an ortamdan soyutlanmış alnımı sıvazlar hale gelmiştim. Dirseğimi yasladığım masadan indirip ellerimi kucağımda birleştirdim.

-"İyiyim."

Dudaklarını birbirine bastırıp sesli şekilde nefesini üfledi.

-"Dün ki karşılaşma için üzgünüm."

-"Hiçbir önemi yok."dedim ve geriye yaslandım. Çok önemliydi. Bir yanıma su serpilirken diğer yanım yanmaktan kül oluyordu.

Oturduğumuz yere gelen patırtı sesinin ardından yükselen çığlık benzeri ağlamaya ayağa fırladık. Aynı anda içeriye koştuğumuzda merdivenin dibinde Leyal olan gücüyle ağlayarak yatıyordu.

'

Üstümüzdeki korku ve şoku atlatamadan can havliyle hastaneye koşmuştuk. Yolda haber verdiğimiz eşi de bize katıldığında daha acilden yeni girmiştik ki Yade abla yere yığılmıştı.

Bir yanda acıdan durmadan ağlayan Leyal diğer yanda yaşadığı stresten bayılan Yade abla derken feleğimiz şaştı diyebilirim.

Gökhan bey, yani Yade ablanın eşi kızına mı yoksa karısına mı koşsun bilemezken ilerleyen dakikalarda yaşadığımız kaos sonlanmıştı.

Fakat aradan geçen bir saate rağmen Leyal hala ağlıyordu. Üstelik ona annesi de eklenmişti.

Mutluluktan gözümde biriken yaşları az önce silmiştim.

Yade abla hamileydi. Şok üstüne şok yaşamıştık.

Diğer yandan ise içimizi parçalayan Leyal vardı. Ağlamaktan kızarmış yüzü ve gözleriyle içini çeke çeke yorgunluktan uyuya kalmıştı.

Merdivenlerden düştüğünde büyük bir talihsizlikle kolu kırılmıştı. Canının yandığına emindim. Minicik bedeniyle kırık ağrısını kaldırmasını beklemiyorduk.

Oturduğum koltukta duyduğum telefon sesiyle kalktım ve aralık kapıdan içeriye girdim. Leyal ve Yade abla yan yana yataklarda dinleniyordu. Yeni oluşan gebeliğin düşme tehlikesi olduğunu söyledikleri için Yade ablanın biraz dinlenmesine karar kılmışlardı. Muhtemelen Leyal'i izlerken uyuya kalmıştı.

Sessizce telefonuna ilerlediğimde arama sonlandığı gibi tekrar çalmaya başlamıştı.

Leyal mızmızlanır halde bir şeyler mırıldanınca aramayı sessize aldım. Gökhan bey yoldan gelen ailesini beklemek üzere dışarı çıkmıştı ve şuan ona ulaşmam imkansızdı.

Tekrar gelen arama üstüne ancak ekrana bakabildim. Tanrım.

Devran arıyor.

Karnıma yumruk yemiş gibi oldum. Tekrar sessize alarak elimi göğsüme koydum.

Bir şey mi olmuştu? Yoksa ablasını mı merak ediyordu? Haberinin olduğunu sanmıyorum. Eğer Gökhan bey onunla iletişim kurmadıysa bilmiyor demektir.

Ne saçmalıyorsun Efnan?!

Nefeslerim sıklaşırken göğsüm daha hızlı inip kalkmaya başladı.

Arama sonlandı. Bir iki saniye içinde rahatladım diyecekken yeniden aramaya başladı. Bir problem olduğunu hissetmiş olabilir mi?

Ayaklarım beni dışarıya götürdü. Kapının kenarında duvara yaslanarak titreyen bedenime sakin olmasını mırıldandım.

Açacağım. Evet.

Evet evet.

Hem hem ablasını merak etmiştir.

Hem bir dakika bile olmasa da sesini duyarım.

Çok kızar mı?

Tanımaz ki sesini dedi içimden bir ses.

Dudaklarımı yalayıp defalarca kere çalan telefonu sonunda açıp kulağıma getirdim. Oracıkta can vereceğim. Heyecandan kalbimin atışından etraftaki gürültüyü duymuyordum.

-"Nerdesin sen?! Leyal nerede neden beni aramadı? Sana soruyorum abla!"

Yerimden beni sıçratan gür sesine karşı beynimde bir dönme hissettim. Usulca sandalyeye kaydım oturdum.

Bir an sanki eskisi gibi beni aramış da konuşuyor sandım. Ya da hayal ettim işte. Karnım cayır cayır yanmaya başladı.

-"Biz...hastanedeyiz." Aferin Efnan. Kekelemeden sakince konuşabildiğim için kendimi öpmek istedim.

Uzun diyebileceğim bir süre ses gelmedi. Nefesini duymasam kapattı sanacaktım.

-"Hangi hastane?" Az önce yüksek desibelden bağıran kendisi değilmiş gibi olabildiğince düz bir tonda sormuştu.

Hastanenin ismini verdiğimde herhangi bir cevap almadım. Almayı beklemiyordum da zaten. Aramayı sonlandırmıştı.

Atmaktan yerinden çıkacağını düşündüğüm kalbimi ovalayarak geriye yaslandım.

Onunla konuşmam fazla mı saçma oldu?

Neden olsun ki doğal bir durum.

Yani utanma Efnan.

Of.

-"Efnan? Uyanmadılar değil mi?"

Gökhan beyin sesiyle başımı kaldırıp aynı zamanda ayağa kalktım.

-"Hayır. Hoş geldiniz."dedim yanında duran anne ve babasına.

-"Hoş bulduk."dediler endişeli yüzleriyle.

-"Ben bir içeri bakayım."diyerek odaya girdi Gökhan bey. Kapıyı aralamış sessizce geri çıkmıştı.

Anne ve babasıyla bekleme salonunda olacağını söylemiş gitmişti. Uyandıklarında ona haber vermemi rica ettiğinde normal bir eşten daha az ilgili olduğunu düşünüyordum.

Elbette korkmuş ve üzülmüştü ama yeni bir çocuğu daha olacaktı ve ben ondan daha çok duygusallaşmıştım.

Belki hislerini belli edemiyor diye geçirdim içimden.

Sandalyeye geri oturduğumda aradan yaklaşık on dakika daha geçmişti. Öğleden sonrası için anne ve babamın yanına gitmeyi planlarken hayat bizi nereye çekmişti.

Koridorun sonunda yer alan iki asansör eş zamanlı olarak açıldı. İçinden çıkan iki adam kenarda dururken diğer asansörden bir hışımla çıkmakta olan Devran'ı gördüm. Bir an dizlerimin bağı çözüldü.

Sert ve kendinden emin adımlarla yürürken ona dönüp bakan hemşirelerden ziyaretçilerden bihaberdim.

Yalnızca yüzüne kitlenmiştim. Sonra yaptığım aptallığı fark edip başımı çevirdim.

Yanıma ulaşana dek sanki bir asır geçti.

Kokusuyla birlikte varlığı yakınımda durdu. İçime çekmesem ölürdüm. Öyle bir kokuydu bu.

Alttan öğrenmiş olmalıydı ki direkt doğru odaya girdi. Sert adımları sessizleşti. Küt küt atan kalbimle onun hareketlerini dinliyordum.

İçime çekilmiş gibi durmaktansa kendime gelebilmek adına ayağa kalktım. Önce telefonu tamamen sessize aldım. Ardından odaya girdim ve gözleriyle yeğenini uzaktan seven adama baktım. Parmağının ucunu Leyal'in yanağına değdirmiş öylece duruyordu.

Kalbimin ağırdığını hissettim. Eskiden de çocukları çok severdi.

-"Uyanmadılar mı?" İçeriye gülümseyerek giren hemşire yüzünden daldığım bedenden irkilerek sıyrılmıştım.

Yade ablanın telefonunu kenarda masaya bıraktım.

-"Ağrısı olabilir. Eğer artarsa çağırabilirsiniz." Leyal'in bitmiş serumunu çıkarttı. Bir yandan bana değil de Devran'a bakarak konuştuğu için bir tuhaf olmuştum.

-"Ağlayarak uyuya kaldı zaten. Uyurken bir ağrı kesici verebiliyor musunuz? Biraz daha uyusun rahat etsin."dedim direkt kadına bakıp.

Gözleri beni bulduğunda başıyla onaylamıştı. Odadan çıktığında iki yatak arasında duran Devran sesli bir nefes alarak Leyal'in elini okşadı ve doğruldu.

Boyu ve bedeniyle odayı küçültüyordu. Benimde nefes almamı engelliyordu.

-"Devran?"

Yade ablanın sesiyle ikimizde ona baktık. Yüzünü sıvazlayıp sırt üstü döndü.

-"Ne oldu? Nasıl oldu bu?!" Kısık sesiyle soran Devran'ın yüz ifadesi anında sertleşmişti.

Yade abla göz ucuyla beni buldu.

-"Efnan anlatmadı mı? Gökhan nerede? Tanrım. Leyal uyuyor mu?" Ayağa kalkmaya yeltenince yanına gidip elimi omzuna koydum.

-"Yat kalkma abla.Leyal iyi uyuyor."

Sırtım Devran'a dönük halde durmama rağmen dizlerim titriyordu.

-"Sen iyi misin?"diye sordum yutkunarak.

Gözlerimiz birbirimize bir şeyler anlatıyordu. İçinde bulunduğum durumun zorluğunu anlamıştı ve rahatsız olmuştu.

-"Anlatmayacak mısın?"

Sesinin yansıması ve nefesinin keskinliğini tam olarak sırtımda hissettim. Ensemden aşağıya soğuk bir buz kayar gibi oldu.

Elimi sıkarak oradan sıyrıldım ve yatağın ucuna gittim.

-"Leyal merdivenden düştü." Yade ablanın yeniden gözleri dolmuştu. Gerçekten korkunç bir andı.

-"Ne?" Devran hafif çatık kaşları ve inanamaz yüzüyle bir ona bir yeğenine baktı.

-"İyi mi? Kolu mu kırıldı?"

Yade abla onu onayladığında gözlerine yansıyan acıya şahit oldum.

-"Hızlı iyileşirmiş ama öyle dedi doktor." Yade abla burnunu çekerek yatakta doğrulup oturdu ve geriye doğru yaslandı.

Devran o esnada Leyal'in saçlarının arasını öpmüştü.

Gözlerimi kapatıp başımı yere eğdim. Nefes darlığım artık göğsüme baskı uyguluyordu. Sarsak adımlarla odadan çıkarak kenarda sandalyeye kendimi bıraktım.

Bir kaç dakika geçtikten sonra Gökhan bey ve ailesi de gelmişti.

Artık pek bana gerek kalmamıştı. Zaten daha fazla dayanacak gücüm de yoktu.

Herkes içeride odadayken bende biraz çekinerek girdim. Koltukta oturmuş alnını sıvazlayan Devran burada olmayı istemiyormuş gibi duruyordu. Uyduruyor da olabilirim. Her neyse.

-"Ben geçsem olur mu? Sonra tekrar uğrarım."dedim direkt Yade ablaya bakarak.

Başını salladı.

-"Sende yoruldun. Çok sağ ol Efnan. Şoför seni bıraksın."

-"Hiç gerek yok. Tekrar geçmiş olsun. Haber verirsin kendine dikkat et abla."dedim ve karnına bakıp minik bir tebessüm ettim.

Çantamı almak için mecburen yaklaştığım adamın varlığını yok saymak için nefesimi tutmuştum.

Eğilip aldıktan sonra son kez Leyal'i uyandırmadan hafifçe öpmüş odadan çıkmıştım.

Yalnızca bir iki dakikaya ihtiyacım vardı.

Bahçedeki banka çöktüğümde çiselemeye başlamış olan yağmur hiç umrumda değildi. Benim tenim ateş gibi yanıyordu.

Derin derin nefesler aldım. Kayıplarla yüzleşmek sandığınız kadar kolay olmuyor. Ailemden geriye kalan tek kişiydi ve bunu kaldırmak inanın çok zor.

Bir daha onu görmek istemiyordum. Ne kokusunu almak ne de yüzünü görmek istemiyorum. Dayanamıyorum. Ölüyorum sanıyorum onu bile beceremiyorum. Beni bundan ne kurtarır?

Hiçbir şey yoluna girmeyecekti.

Başımı sallayarak yanağıma damlayan yağmuru sildim ve ayağa kalktım. Ne yana gideceğimi dahi kestiremiyordum. Öylesine dağılmıştım.

Hastanenin kapısında öylece dururken yanımdan geçip giden arabalara baktım.

Elim eline değmese küstüğüm fakat yıllardır yüz yüze gelmediğim adam da o arabalardan birindeydi.

'

Ertesi gün bir vakıf davetinin organizasyonu ile akşamı ettiğim için Yade ablayı görmeye gitmemiştim. Telefonda konuşmam da yeterliydi ancak sesi biraz tuhaf geldiğinden dolayı aklım onda kalmıştı.

Toplanmamız ve ofise geçmemiz neredeyse iki saat daha sürmüştü. Saat dokuzu gösterirken geç olsa bile Yade ablaya mesaj attım. Beş dakika içinde yanıt gelmişti.

Leyal'in huysuz olduğunu onunla ilgilendiğine dair kısa bir mesajdı.

Yalnız olup olmadığını sorduğumda ise aldığım cevapla yola koyuldum. Gökhan bey işinden ötürü akşam üzeri şehir dışına gitmişti.

Evlerine bu sefer taksiyle gitmem gerekiyordu.

Üzerimde bugünkü davet için mecburen

özenerek giyindiğim kışlık mini bir elbise vardı.

Üstümde kısa bir kürk ceket ve ayağımda yüksek stilettolar ile otobüs bekleyemezdim.

Cadde üstünde bulduğum taksiye binmiş çok uzun sürmeden evlerine varmıştım. Geniş bahçede yürürken buraya denizden esen rüzgarla oldukça üşüyordum.

Kapıyı açan yardımcı kadına kürkümü ve çantamı verdiğimde salondan gelen ağlama sesine ilerledim. Leyal var gücüyle hıçkıra hıçkıra ağlarken Yade abla dirseklerini dizlerine yaslamış elleri yüzünde oturuyordu.

-"Merhaba.."dedim biraz şaşkınlıkla.

Leyal beni görüp bir an sussa bile ağlamayı sürdürünce yürüyüp yanında yere eğildim ve saçlarını yüzünden çektim.

-"Leyal canım neden ağlıyorsun? Söyle bana hadi."

Beyaz yüzü ağlamaktan kızarmıştı. Alçılı kolunu oynatıp iyice bağırdı.

-"Bunu istemiyorum."

Göz ucuyla Yade ablaya doğru baktığımda ellerini çekmiş yere bakıyordu. Yüzü pek belli etmese bile gözleri kızarmıştı. Ağladığı aşikardı.

-"Onu çıkartırsak kolun daha çok ağrır. Hem bunun sana bir zararı yok ki senin iyileşmen için. Kısa bir süre dayanamaz mısın? Başka türlü iyileşemezsin."derken direkt gözlerine bakıyordum.

-"Böyle de ağrıyor!" Yüksek sesle ağlamasına burnumu kırıştırdım ve derin bir nefes aldım.

-"Bence biz seninle bir çizgi film seçip izleyelim. Kurabiye de yeriz olmaz mı?"

Başını salladı.

-"İstemiyorum." Artık ağlamaktan sesi kısılmıştı. Yade ablanın bu yorgun haline hak verdim.

-"Leyal annecim yeter artık lütfen."

-"İyi görünmüyorsun."diyerek ayağa kalktım.

-"Yoruldum sadece."derken gözleri dolunca başını çevirmişti.

Bu kaos ortamından iş için ayrılan eşine anlam veremiyorum.

-"İstersen git biraz dinlen. Leyal'le ben ilgilenirim."dediğimde bana teşekkür ederek üst kata çıktı.

Bende o esnada mutfaktan süt ve kurabiye istedim. Televizyondan Leyal'in en sevdiği deniz kızı animasyon filmini açtım.

-"Biraz yanıma gelir misin bitanem? Bak çok yoruldun."

Zar zor koltuğa oturtmuş televizyona odaklanmasını sağlamıştım.

Mutfaktan gelen yardımcıya ışığı kısmasını fısıldayarak söyledikten sonra Leyal'e sütünden yudum aldırdım.

Filmin yarısında sütünü bitirmiş olan minik prensesi kolumun altına almış göğsüme doğru yatırmıştım. Alçılı küçük sağ kolu karnına doğru duruyordu ve ona özellikle dikkat ediyordum.

Uyutmayı başarmak benim için şu an çok gurur vericiydi.

Aradan yaklaşık bir saat geçmişti. Leyal derin bir uykudaydı. Bende öyle boş boş film izlemeye devam ediyordum.

Dolu bir akılla ne kadar izlenirse o kadar izliyordum.

Saat neredeyse on bir olmak üzereydi. O esnada kapı çalınmıştı. Kimin geldiğini bilmiyordum ama kimin gelmemesi gerektiğini biliyordum.

Ve korktuğum başıma gelmişti.

Bedenim tepeden tırnağa buza dönerken başımı televizyona çevirdim. Kalbim yine çalışmayı bırakmıştı.

-"Yade hanım odasında dinleniyor efendim."

-"Telefonuna bakmadı. Uyuyor mu?"

-"Telefon burda sessizde kalmış Devran bey. Kontrol edip geliyorum." Topuk sesleri merdivenden uzaklaşırken salona yayılan kokuya lanet okuyordum.

Hafifçe yerimde kıpırdandım. Yukarı kaymış eteğimi çekmeye çalışırken Leyal ağlamaklı bir şekilde mırıldanmıştı.

Başımı bir anlık kaldırdığımda olduğum yere baktığını yakaladım. Direkt gözlerini çevirince kalbim hızlandı. Yabancı biriyle ilk kez göz göze geliyor gibi hissettim.

-"Leyal'i yatağına götürür müsün?"diye mecburen sordum. Kalkıp evime gitmek istiyordum. Burada durmayacaktım.

Ancak Leyal'i kucağıma alabilecek kadar güçlü değildim ve onu uyandırmak istemiyordum.

Burnundan soluduğunu işittim. Ona bakmıyordum. Yaklaştı. Deri ayakkabıları görüş açıma girmişti. Telefonunu sehpaya bıraktıktan sonra bir kaç saniye durmuştu. Bende nefesimi tutmuştum.

Nasıl olacak şimdi?

Değnek yutmuş gibi hareketsiz kaldım. Çünkü iyice yaklaştı.

Leyal'in göğsü karnıma yaslı duruyordu ve başı da göğüslerimdeydi. Poposunda duran elimi kaldırıp geri bıraktım.

Şimdi yıllar sonra birbirine dokunmak istemeyen iki ayrı insan olarak derin düşünceye boğulmuştuk

Beklemediğim bir anda iri elini karnımdan geçirip Leyal'in belini kavradı ve diğerini dizlerinden geçirerek yan şekilde kucağına aldı.

-"Koluna dikkat et."dedim çabucak. Saçma bir ayrıntı olmuştu ancak o da umursamamıştı zaten.

Gözden kaybolduğunda ben elim eli değen karnımda duruyordum. Kalbim ağzımda atarken kaburgam resmen sallanıyordu.

Eli değdi diye ağlamak istemiyorum ama hassaslaşmıştım işte. Kolay mıydı ki? Hiç.

Soluğu soğuk bahçede aldığımda bulanıklaşan görüşüm düzelene dek derin derin nefesler alıp verdim.

Salona döndüğüm zaman Yade abla merdivenlerden iniyordu.

-"Leyal'i uyutmuşsun. Çok sağ ol cidden."

Başımı salladım.

-"Yorgun düştü."derken gözüm arkasından gelen Devran'a takıldı. Eskiden bu kadar kaslı ve iri değildi.

-"Bize kahve getirir misiniz?"diye seslendi Yade abla.

İçimden yok artık dedim.

Saçma bir ortamda üstüne kahve mi içecektim?!

-"Ben almayayım. Geç oldu gitsem iyi olacak."dedim direkt.

-"Şoförle gidersin. Hiç halim yok inanın." Yüzü çok solgundu. Kendini koltuğa bıraktığında ayakta kalan iki insan olarak ona bakıyorduk.

-"Gökhan nereye gitti?" Ters bir şekilde sormuştu.

Bu soruyla birlikte bakışları değişen Yade ablanın ifadesi bariz ortadaydı.

-"Acil bir iş."dedi kısaca.

-"Siktirtme bana işini. Karısı kızı bu haldeyken mi?!" Devran önce bağırmış sonra sesini azaltmıştı. Gergin ruh hali ve cümlesiyle irkildim.

Gitmek için nereye dönmem lazım?! Şu an hiç mi hiç burada olmak istemiyorum.

-"Gitti işte ben mi kal diyeceğim?" Yade abla sanki söylemek istemiyor gibi olmuştu ama çoktan parlamıştı.

Dudaklarını ısırarak başını cama doğru çevirdi.

-"Bana baksana sen. Neyse ben bulurum onu."

Devran'ın telefonunu almasıyla hızlıca arkasını dönmesi bir oldu. Yerinden fırlayıp ona seslenen Yade abla kolunu tutmuştu ki acıyla inledi.

Korkarak yanına koştuğumda elimi koluna sardım. İki elini karnına koydu ve aşağıya doğru eğildi.

Korku ve büyük bir endişeyle yaşadığımız bu anda Devran da telaşlanmıştı. Ben çaprazında durmuş kolunu tutarken Devran bir adımlık bile mesafe bırakmadan yanımda durarak Yade ablayı kaldırmaya çalışıyordu.

Farkında olmadan ona böylesine yakın olmak beni hiç olmayacak o anda heyecandan öldürmüştü.

Bu sancı dolayısıyla Devran onu hastaneye götürürken Leyal'in uyanma ihtimaline karşı ben evde kalmıştım. Çok fazla endişeliydim. Yade abla gerçekten ablam gibiydi ve ona bir şey olmasından korkuyordum. Bebeğine de öyle.

Gece yarısını çoktan devirmiştik ve gelen giden yoktu.

Yade ablanın telefonu evde kaldığı için bunu yapmak zorundaydım. Telefonunu alarak Devran'ın ismine geldim. Ellerim zangır zangır titriyordu.

Bu kadar heyecan fazla değil miydi?

Vazgeçmeden numaraya tıkladım. Her çalışında ben derin bir nefes alıyordum. Elim göğsümde volta atarken arama açıldı. Ayaklarım yere beton gibi çakıldı.

-"Evet?"

Evet mi?

-"Yade abla iyi mi? Merak ettim."derken kalbimin çarpıntısından araya nefes almayı sıkıştıramıyordum.

-"İyi."

Bu adam şaka mı?

-"Gelmiyor musunuz?" Delireceğim artık konuş!

Aldığı nefeslerden konuşmak istemediği belli oluyordu.

-"Birazdan."dedi.

-"Tamam."dedim ve telefonu kapattım. Karnımda sancı mide bulantısı baş gösterirken koltuğa çöktüm.

Hayatım zaten yolunda gitmiyordu ama artık yol bile kalmamış gibi görünüyor.

•

Merhaba herkese iyi geceler ❤️

Saat çok geç biliyorum ama bitirince sabah görün istedim.

Sizi fazla bekletiyorum. Pek yazamıyorum. Yazmak için yazmış da olmak istemediğim için öylece bekliyorum.

Umarım beğenmişsinizdir bir sonraki bölümde görüşürüz❤️❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.