Bakışlarım boy aynasına döndüğünde üzerimdeki tulumu ellerimle düzelttim.
Uzanıp komodinin üzerindeki kol çantamı elime aldığımda adımların yatak odasının kapısına yöneldi.
"Bu gün olmaz anne. Halledilmesi gereken çok şey var..."
Leonardo Sıkkın adımlarla odanın içinde bir o yana bir bu yana ilerlerken kulağındaki telefonla tüm dikkatini Annesine verdiğini anlıyordum.
"Bu saçma şeylerle benim yerime uğraş, her şeyden önce bana haber vermen gerekirdi. Sikiyim kim aile yemeğine katılmak istiyor ki! Bunu yapmaktan her zaman nefret ettiğimi biliyorsun ."
Öfkeli konuşma evin içinde yayıldığında yavaşlayan adımlarımla durup onu izledim.
"Bul bir bahane. Kulüpte bir etkinlik var onunla denk geldi de sen bir yolunu bulursun."
Annesine karşı sevgi dolu olmasını beklerdim ama tam tersi, yüzünde tahammülsüz bir kasılma var ve konuşmanın bir an önce bitmesini istediği her halinden belli.
"Gerçekten mi?! Bunu şimdi mi yağacağız! Kulübüme karışmaman gerektiğini daha ne kadar söylemem gerekecek! "
Hafifçe öksürdüğümde varlığımı fark ederek bedenini bana döndü.
Az önce aramızda geçen tartışmadan sonra ikimizinde sinirler gerilmişti ama ben bu pisliğe karşı beslediğim öfkeden hiç bir şey kaybetmedim.
"Kapatmam gerek." Telefonu muhtemelen bir cevap bile alamadan kulağından çekti ve kapatarak bakışlarını sorgularcasına üzerimde gezdirdi.
"Kahvaltı yapacağız sanıyordum." Adımları bana doğru düz bir çizgide ilerlerken huzursuzca kıpırdandım.
"Bir görüşmem var , sonrasında ofise geçmen gerekiyor." Yüzüm son derece soğuk ve sesim oldukça duygusuzdu.
"Flora böyle mi gideceksin.." tam dibimde durduğunda elleri saçlarıma doğru havalandı.
Büyük parmaklarının arasında yavaşça okşadığı tellerle ir dudakları yeniden aralandı.
"Senden bu şekilde ayrılmak istemiyorum... az önce olan şeyden sonra böyle-"
Kapının zili büyük salonu doldururcasına çaldığında şaşkın bakışları o tarafa döndü.
"Siktir! Sabah sabah kim bu!" Tatsız bir ifadeyle geri çekilip kapıya doğru ilerlerken kinayeli bir tonlamayla konuştum.
"Bobo olmalı, gelip beni alması için konum atmıştım..."
Sırtı hala bana dönükken yavaşça durdu ve başını omuzunun üzerinden geri çevirdi.
"Boboyu buraya mı çağırdın?" Kıstığı gözlerle bana inanamıyorum der gibi bakıyordu.
"Birinin beni randevuma yetiştirmesi gerekiyordu Leonardo." Alayla gülümsediğimde bıkkınlıkla kapıya doğru ilerledi ve açtı.
Yüz yüze geldiklernde Bobo'nun korkulu bakışları Leo'nun yüzümde tutundu.
Gözlerim Leonardoya döndüğünde onun sessizce Bobo'yu süzüşünü izledim.
"Geç." Hıysuz bir mırıltıyla geri çekilip yolu açtı.
İçer giren Bobo bakışlarını evin içinde kısa bir merakla dolandırdığında gözleri beni buldu.
"Hazırsan... çıkalım..." titrek sesiyle başımı usulca salladım.
"Hazırım ben." Ona doğru ilerlediğimde Leo kapıya yaslanmış bir şekilde mutsuzca beni süzdü.
"Bu yaptığın çok saçma, bir kahvaltı yapıp seni işe bırakabilirdim.." bana hayal kırıklığıyla bakarken yüzümde sahte bir gülümseme yayıldı.
"Belki başka sefere..." Bobonun yanından geçip kapıya doğru ilerlediğimde ikisinin ortasında durup salağı oynamak canımı öyle çok yakıyorki.
"Flora..." ana kapıdan çıkmadan önce yavaşça elimi tuttu ve beni kendine çekti.
İri kolunu sırtıma sarıp beni göğsüne bastırdığında saçlarımın üzerine sıcak bir öpücük bıraktı.
"İkimizde gergindik bebeğim... sesimi yükseltmek istemedim..." fısıltısıyla başımı omuzumun üzerinden Boboya çevirdim.
Bize bakarken dolan gözleriyle yüzünde buruk bir gülümseme oluşurken Leo'nun oynadığı bu oyunun ne kadar işe yaradığını daha iyi görüyordum.
Arkadaşımın canı yanıyordu, hemde fazlasıyla...
Adımları hızlanıp yanımıza yöneldiğinde beklemeden çıktı açık ana kapıdan.
"A-arabadayım Flora..." fısıltısı beni yanımdan geçerken bulduğunda başımı yeniden beni saran adamın göğsüne dayandı.
'Geber Leonardo.... İkimizede bunu yaptığın için geber...'
Ama söz veriyorum pişman olacaksın...Yemin ediyorum pişman olacaksın.
"Flora... " geri çekildiğinde eğdiği boynuyla yüzümüz aynı izaya geldi.
"Öğleden sonra seni almak için ofise geleceğim... " yüzünde sakin bir gülümseme oluşurken uzanıp dudaklarıma sıcak bir öpüş bıraktı.
"Küçük bir aile etkinliği için..." geri çekilip alnımı öptüğünde bedenlerimizi birbirinden ayırdı.
"Ne etkinliği!" Sesim şaşkınlıkla çıkarken garipsemiş bir ifadeyle çatıldı kaşları.
"Aile etkinliği, benimle gelmeni istiyorum..." benimle dalga kı geçiyorsun...
"Ben gelebileceğimi sanmam, düzenlenmesi gereke bir sürü -"
"Alacağım. Saat tam üçte hazır ol..." itiraz kabul etmez bir ifadeyle bana bakarken Bobonun araba kornasını duydum.
"Arkadaşını bekletme..." bakışları bahçeye döndüğünde garaj yolundaki arabanın içinden Bobo ile yüz yüze geldiklerini görüyordum.
Bobonun yüzünde üzgün bir tebessüm oluşurken Leonardonun çehresindeki dinginlik hiç bozulmadı.
"Bir kaç saate görüşürüz sevgilim..." saçlarıma bıraktığı öpücükle beni hafifçe kapının dışına doğru ittirdi.
Adımlarım içinde bulunduğum anın sersemliğiyle arabaya doğru ilerledi...
🔥🔥🔥
"Bir şey söyle..." Bobo'nun titrek sesi ve kendini ağlamamak için sıkışını fark ediyordum.
Avuçlarımın arasına bıraktığı telefonunda Leo ve Kendisine ait bir kaç yakın fotoğrafın arasında parmaklarımı kaydırırken içimde avaz avaz bağıran kadının aksine dışımda sessiz bir tebessüm oluştu.
"Bunları göstermene gerek yoktu Bobo, bana yalan söylemediğini biliyorum..." genzim deli gibi yanarken avucumdaki telefonu torpidoya doğru ittirdim ve ondan kurtuldum.
Yol bitmek bilmiyor!
Ben ne dönüp Bobo ya geçecek diyebiliyorum, ne içime 'atlatacaksın bunu Flora.'
Öyle çaresiz ve öyle bitik hissediyorum ki , sanki omuzlarıma koca evreni yüklemişler... ve ben taşımak zorundayım...
"Özür dilerim... sizin aranızdaki dinamik farklı ama-" yüzündeki yaşları hızla silerken arabayı nihayet ulaşmak istediğim konuma getirdi.
"Yani Leonardo ve ben, böyle değildik elbette..." histerik bir gülüşle bakışları yüzüme döndüğünde bende ona baktım.
Canı yanar gibi bir kasılmayla kaşları çatıldı bir kaç saniye bir şeyler demek için bekledi.
"O benim Efendimdi, fakat şimdi sana bakarken... bilmiyorum Flora... bilmiyorum özür dilerim bunu söylemem doğru mu ama benim canım çok yanıyor..." avuçlarının arasına aldığı yüzüyle hıçkırarak ağlamaya başladı...
"Ağlama artık..." uzanıp omuzuna dokundum. "Ağlama bana nasıl baktığının ne önemi var, hepsi bir oyun... asıl önemsediği sensin..." ağırca yutkundum.
"Bunu benden daha iyi biliyorsun Bobo, değil mi? Onu sevdiğini görüyorum ben salak değilim..." yüzümdeki gülümseme gözlerimde bastırdığım bir kaç damlayı yanaklarımdan aşağıya bırakmama yardımcı oldu.
"Ama kendine gelmen gerek. Böyle bir adam için ağlayamazsın..."
"Ben... sadece- sadece-" yeniden ağlamaya başladığında hızla boynuma sarıldı. Tirtir titrerken ona iyi gelmeye çalışmak canımı yakıyor.
Bana kim iyi gelecek bilmiyorum...Lanet olsun bana kim iyi gelecek...
"Şimdi gitmem gerek, muhtemelen geç bile kaldım..." zar zor geri çekildiğimde derin bir nefes çektim içime.
"Flora ne yapacaksın? Neden hala yanında duruyorsun anlamıyorum..." yaşlı gözlerle beni sorgularken sesinde kadınsı bir kıskançlık sezdim.
Belkide kendi kuruntumdu ama üzerinde çok durmadım.
"O pisliği pişman edeceğim.. sakın yanında onu sevdiğim için beklediğimi düşünme..."
'Sevdiğim..' kısmında lanet sesim titredi.
"Ne... aklından ne geçiyor?" Ağlaması kesilirken yüzümdeki yaşları hızla sildim ve omuzlarımı diktim.
"Yaptığı tek iş kulüp işi değilmiş..." gözlerim bir savaşı kazanmışım eminliğiyle parlarken Bobonun kaşları çatıldı.
"An-anlamadım... açık ol lütfen ne diyorsun?"
"Uy*şturucu... bu pislik tüm ülkeyi zehirleyecek kadar çok uy*şturucuyu limanlardan içeri alıp dağıtıma çıkarıyor..."
"Ve..." gözleri kısıldığında başı yana eğildi.
"Patlatacağım onu... kaç müebbet üst üste yer bilmiyorum ama işini bitirip paket edeceğim.." ondan heyecanlı bir çığlık duymayı bekleyen gözlerim yüzünde dolandı.
"H-hayır.." başını iki yana salladı.
"Evet, ve bu iş bittiğinde ikimiz uzun bir tatile çıkıp bu lanet adamı bir kaç ispanyol yada fransızla maziye gömeceğiz. Bilirsin yaz aşkları inanılmazdır."
Sahte kıkırtımla elimi kapının kulpuna attığımda Bobo bileğime sarıldı.
"Yapamazsın." Sıktığı eliyle canımı yakarken şaşkınlıkla ona çevirdim yüzümü.
"Ne oluyor?" Afallamış bir tedirginlikle elimi ondan kurtardığımda kendini hızla topladı.
"Bu benim meselem Flora, ben halledeceğim, Leonardoya böyle bir şey yapamazsın..." neredeyse uyarıcı bir sesle konuşuyor.
"Bu benim meselem Bobo! Senin uğruna harcanan benim! Anladın mı?! Bana en başında eski sahibinin yanında çalıştığını söyleseydin! Her şey çok daha kolay olurdu! O adama bir kez bile dönüp bakmazdım! Ama şimdi bana -Sen karışma!- diyemezsin."
Sesim gereğinden fazla yükselirken beklemeden kapıyı açtım ve aşağıya doğru büyük bir adım attım.