İçeriğe geç

EBYAZ

Bölüm 1 · 10 dk okuma

EBYAZ

Bölüm 1

Seni Hissedebiliyorum

2006

Yaşlı kadın, kağıdın üzerine kondurduğu fırçasını kaldırıp, bardağa daldırdı. Koyu renk, berrak suda dağılırken derin bir nefesi ciğerlerine yolladığı sırada, bunu huzurla izledi.

"Yine bir resim mi?" diye sordu hemen arkasından yaklaşan bir ses.

"Evet... Resimlerde buluyorum, onlarda saklıyorum."

"Seni bazen anlamıyorum," dedi ses sözü yeniden alıp. Kadının çaprazındaki sandalyeye otururken, açık pencereden içeriye doluşan rüzgarın saçlarını süpürmesine izin verircesine kaldırdı çenesini. "Benimle konuşurken bile, şu sırlı sözlerinden taviz vermiyorsun."

Kadın, çehresindeki tebessümü arttırırken söze girdi yeniden. "Ben de senden öğrendim, Uriel. Senin de az kalır yanın yok."

Melek, dudaklarını birbirine bastırıp, çenesini hoşnutça sıktı. "Sen sözlerimin anahtarı oldun. Bu yüzden, ikimizden başkasının anlayamayacağı süslü cümlelere vuruyorum kendimi."

Kadın, elindeki fırçayı bırakıp ona doğru döndü. Karşısındaki bedeni inceledikten sonra kafasını eğerek, kırışmaya başlayan ellerine baktı. "Çok uzun yıllar oldu... Birlikte çok yol kat ettik, Gökyüzü Meleği," sakince mırıldandıktan sonra, derin bir nefes alıp önüne döndü.

"Ne demeye çalışıyorsun Naime?" diye sordu Uriel. Yüzündeki tebessüm tereddütle solarken, fâni formunu kontrole almak için nefesini hızlandırdı.

"Torunum. Açelya... Çok küçük olmasına rağmen görüyor. Onun perdesi daha ince..." Eline aldığı fırçayı herhangi bir boyaya bulandırmadan, öylece suyu batırıp gezdirirken devam etti. "Eğer, ileride bir zaman bana bir şey olursa ve yaşı geldiğinde onun yanına da elçi görevlendirilirse, bu kişinin sen olmasını istiyorum," sözlerini bitirdikten sonra meleğe döndü. Gözlerindeki nurlar titreşirken, huzurla doldurdu ciğerlerini. Sözleri dilinden dökebilmek için, günlerdir kendi kendine prova yaparken, nihayetinde meleğe söyleyebilmişti bunu. Dilinden çıkacak bir sözü, ikiletmeye kalmadan kabul edeceğini biliyordu. Meleğin, torunu Açelya'yı en az kendisi kadar tanıdığını da biliyordu. Her ikisinin de önünde büyümüştü. Her ikisinin önünde ilk adımlarını atıp, ilk kelimesini söylemişti.

"Neden böyle konuşuyorsun?" Garipsedi melek. Kalbinde oluşan taşı yok etmek için herhangi bir bakış aradı. Bu kaçınılmaz gerçeği düşünmek dahi istemezken, şimdi dillerden dökülüyordu.

"Yapma ama melek... Elbet bir gün."

"Naime..."

"Emanetimi sahiplenecek misin?" dedi kadın, onu dinlemeyerek.

"Naim-"

"Sahiplenecek misin?" Yeniden sordu.

Uriel, adem elmasını hareket ettirip sertçe yutkundu. Gözlerini birkaç kez hızla kırparken eğdi kafasını. "Tamam. Sahipleneceğim..."

Naime, mahcubiyete kaçan çehresini toplayıp gülümsedi. Çenesinde oluşan küçük bir titreşim, midesinin üzerinde uçmaya hazır kelebeklerin katili olurken, derince yutkundu. "Yeşil Kanat'ı gördüm," diye döküldü sözler dilinden. Uriel, bahsettiği ismi çok iyi biliyordu. Naime'yi belki de ilk kez bu kadar solgun görüyordu karşısında. Kalbi acıdı. Sanki, yaşadıkları tüm o anlardaki tebessümler, şimdi hançer olmuş da meleğin kalbine batıyordu tek tek...

"İzin vermem..." dedi göğsünü şişirdikten sonra. "Bu çok saçma. Sen... Sen..."

"Saçma olan bir şey yok, Gökyüzü Meleği..." dedi yaşlı kadın, eğdiği başını kaldırdığı sırada. Meleğin koyu kahverengi irislerine baktığında sıktı çenesini. Ona söylememiş olmayı hayal etti bir an için, ama dünya üzerindeki en yakını olan kişiyle de vedalaşmadan gitmek istemiyordu. Zamanını bilmese de çok yakın bir tarihte öleceğini biliyordu. Hissediyordu... Nasıl ya da nerede olduğunu bilmese de, meleğiyle vedalaşmak ve kalan zamanları doya doya yaşamak istiyordu.

"İzin veremem Naime..." dedi melek yeniden.

"Neden?" diye sordu kadın. "Ben fâni değil miyim? Hem belki ben de ailemi özledim?" Gülümsedi. Her ne kadar parçalansa da yüreği, meleğin üzülmesini istemiyordu. Kendisi bunu kolay kabullenmişti, fakat aynı şey Uriel için geçerli değildi.

"Ama daha çok erken."

Kadın bir iç çekip yeniden gülümsedi. "Kime göre erken?"

Durdu melek. Zaman kavramını göz önüne getirip ele aldı. İlerleyen saniyeler her iki formda birbirinden tamamen ayrıydı. "Konuşacağım," dedi hareketlenirken. Ayağa kalktığında yaşlı kadına yeniden dönüp kararlılıkla baktı.

"Uriel..." Bir anda ciddileşip onun gibi ayağa kalktı. "Ne söyleyebilirsin? Hangi kuralı değiştirebilirsin?"

"Naime, bu zamansız!" Kalbinin acıdığını hissederken, anlık olarak yükselttiği sesini hemen kontrole aldı. "Bu zamansız..." diye, aynı sözleri daha sessiz şekilde mırıldandı. Gözlerinin canlılığı, ruhunun acısına kurban gitmişçesine solgundu.

"Zamansız olduğunu nereden biliyorsun melek?"

"Melek," dedi gülümseyerek. "İşte cevap bu. Yolunda gitmeyen bir şeyler var, hissedebiliyorum."

Naime, içinde oluşan tedirginliği kapı dışı edip yerini temiz nefeslerle doldurmak istedi. Zamansız... Neden zamansızdı ki? Neden öyle olurdu ki? Yeşil Kanat. Neden, zamansız bir an için kendini göstermişti ki kendisini ona? Derince yutkundu. Bakışlarını kaçırırken cevap aradı.

"Ben gidiyorum," dedi melek. "Bu konuyu konseye açacağım. Lütfen... Lütfen, ben gelene kadar evde beni bekle."

"Uriel."

"Lütfen Naime. Senin zamanınla en fazla iki saat. Sana söz veriyorum iki saat içinde geleceğim."

Kadın herhangi bir şey demeden vücut diliyle onayladı onu. Melek kapıdan dışarıya çıktığı ilk saniye hemen ayrıldı evden. Naime, meleğin az önce oturduğu koltuğa oturduktan sonra hiçbir şey söylemeden öylece baktı masanın üzerine. Dakikalar dakikaları aldığında camdan gelen rüzgar beyaz tenini iyice üşüttüğünde, titreyip ayaklandı. Pencereyi sıkıca kapattıktan sonra masanın yanına gelip kuruyan resmi eline aldı.

"Her şey senin için benim küçük Açelya'm. Biliyorum, büyükannenin bitiremediği işi sen bitireceksin benim Kızıl Güzellik'im..." Merhametle dolu sesi, aklına üşüşen bir takım düşüncelerle korkuya gebe kaldı. Kocaman açılan gözleri endişeyle baktı dünyaya. "Ya seni dünden sonra bir daha göremeyecek olursam?"

Resimleri alıp odadan çıktıktan hemen sonra yan tarafta bulunan küçük odaya girdi. Kapının hemen yanındaki dolabı açıp karşısındaki dosyayı indirdi. Yaptığı diğer resimleri çevirip boşta kalan sayfaya yenilerini ekleyince de yeniden kaldırdı. Uriel'in söylediği her ne kadar beyninin bir yanında fır dönse de, Açelya'yı bir daha göremeyecek olma korkusu, içini yiyip bitiriyordu.

"Sadece yarım saat..." Oynadığı parmaklarını her iki yanına sabitleyip derin bir nefes aldı. "Yarım saat görsem yeter."

Odadan çıkıp kilitledikten sonra doğruca mutfağa ilerledi. Dolabın karşısına geçtiğinde etrafına doladığı kollarıyla hafif aralık kalacak şekilde kendisine çekti. Hızla, mesafe açılan yere ilerleyip kolunu araya uzattı. Saniyeler içinde eline gelen cam şişeyi hemen kavradıktan sonra, biraz önce kapısını kilitlediği odanın kapısına vardı. Cam şişenin mantarını dikkatlice çıkardıktan sonra sıvıyı önce eline döküp daha sonra kapının kulpuna akıttı. "Artık gidebilirim."

Dakikalar içinde gitmeye hazır bir hale geldikten sonra evden dışarıya attı kendini. İçerideki odanın kapısına yaptığı işlemin aynısını dış kapıya da yaptıktan sonra, şişeyi çantaya koyarak hareketlendi.

"Naime?" duyulan sesle bir an duraksadı yaşlı kadın. Hızlı nefesleri sesin de etkisiyle yavaşlarken endişeli yüz ifadesini silip ciddi bir hale büründü. Hiçbir şey söylemeden ona yaklaşan bedene döndü.

"Efendim?"

"Bir yere mi gidiyorsun?"

Kadın fazla sesli olmayacak şekilde onu onayladıktan sonra yola doğru rota aldı.

"Bana neden böyle davranıyorsun?" Hiddetle yükselen ses Naime'yi olduğu yere mıhlarken, kendisine yavaşça dönmesini sağladı. "Neden seninle iletişime geçmeme izin vermiyorsun?" Az önceki sesten kırıntı kalmamış şekilde tamamen yumuşak bir ton devam etti. "Uriel ile beraber mükemmelsiniz. Neden size katılmama izin vermiyorsun? Kaç yıl oldu?"

"Sana neden güveneyim ve neden sohbet kurayım Sekhmet?"

"Bu mu? Sekhmet? Ben, bu ismi senin yanında olduğum ilk yıldan bu yana kullanmıyorum bile!" Birkaç adım yaklaşırken ellerini iki yana açtı. "Melek bile daha yakın!" Kahkaha attı. "Bir de meleklerle şeytanların azılı düşman olduğunu söylerler!"

"Öyle zaten. Ama bunun sebebi sen ve senin ırkın!" dedi kadın. Etrafına biraz bakındıktan sonra sakin kalıp devam etti. "Kendin bile söyledin, bak. Melek bile daha yakın... Öyleyse sen neden ona, onu öldürmek istiyor gibi bakıyorsun?" Sözlerin bittiği saniye kaşları havalandı şeytanın. Bunu, Naime'nin bildiğini sanmıyordu, ama o tahminlerinin aksine her şeyin farkındaydı. Yine de bilmediği şeyler vardı. Ki Sekhmet, bunları ona şu anda söylemeye kararlıydı.

"Etrafa bak..." dedi sakince. "Her yer sis içinde. Oysa yarım saat önceye kadar meltem rüzgarı ve güneş vardı." Kadın sözleri aldırmayarak, yoluna devam etmeye koyulduğu saniye hiddetle bağırdı Sekhmet. "Daha bitirmedim! Bir kez olsun beni dinle!" Durdu. Boynundan aşağı inen bir his titretti kadını. Şeytan hızlı hareketlerle Naime'nin yanına kadar gelip karşısında dikildi. "Her şey senin yüzünden Naime... Ben ne kadar kendimi açıklamaya çalışsam da sen, bir kez olsun beni dinlemiyorsun. Meleğe neden mi öyle bakıyorum? Senin yüzünden! Karşımda mükemmel bir hayat sürüyorsunuz ve ben ne yaparsam yapayım size katılamıyorum. Senin yüzünden!"

"Sekhmet..." Bir an gevşedi yüzü kadının. Şeytan haklıydı. Hiçbir zaman bu açıdan bakmamıştı. Üzüldüğünü hissetti...

"Eğer Uriel, olmasaydı... O zaman benimle de öyle olur muydun?"

"Saçma konuşuyorsun..." Yeniden hareketlendi yaşlı kadın. Dinlemek istemiyordu artık. Kalbinde bir yerde bir sızı hissetmişti ve bu sızının bir yangına dönüşüp, onu kahretmesini istemiyordu. Şeytan haklıydı, ama ona da şans vermek, görevini tehlikeye atacak olan tehlikeli bir yoldu. Biraz uzaklaşmıştı ki omzunu tutan bir el var gücüyle onu geriye çekip savurdu. Kadın yol ortasına sert şekilde düşerken acıyla inledi.

"Yine yapıyorsun!"

Naime olduğu yerde oturur pozisyona geçerken çantasına götürdü gözlerini. Şişeye hiçbir şey olmamış olması içini huzurla doldurduğu sırada gök tabakadan duyulan sesle tüm cihan anlık olarak iç çekti. Gök gürültüsü o kadar şiddetle duyulmuştu ki, sanki biraz daha devam etse tüm gök, yeryüzüne inecekti. Korkmuştu ister istemez. Etrafındaki sis gittikçe artarken kulağına dolan çınlama sesiyle karşısında ona bir şeyler anlatmaya çalışan Sekhmet'e bile odaklanamadı.

Şeytan sözlerini yarıda bölüp yaşlı kadını izlemeye koyuldu bu kez, ona kızmak istiyordu, ama şu anda yolunda gitmeyen şeyler olduğunu hissediyordu. Gök saniyelik olarak beyaz bir şimşekle aydınlandı. Sis ise onun aksine giderek karardı. Dört duvar arasına kısılmış iki yem gibiydiler.

"Naim-" derken Sekhmet'in sesini yarıda kesen bir büyük bir cisim yüksek hızla önünden geçti. "Naime..." dedi az önceki halinden tamamen uzaklaşarak. Vücuduna bir kırbaç gibi giren sızı, kalbini var gücüyle parçaladı. Önünden geçen cisim beraberinde yaşlı kadını da götürmüş, birkaç metre öteye fırlatmıştı. "Hayır!" diye avazı çıktığı kadar bağırdı şeytan. Ne olup bittiğini idrak etmeye çalışırken etrafta gezdirdi bakışlarını. Uzakta gözüne çarpan, yerdeki küçük karartıya hızla koştu. Hızı, bedene yaklaştıkça yavaşlarken en sonunda diz üstü yere düştü gördükleri karşısında. Her ne kadar bir karşılık dahi alamasa da şu ana kadar hiç kimseyi sevmediği kadar sevdiği fâni, her yeri kan içinde kımıldamadan uzanıyordu öylece. Her zerresinin cehennemden de sıcak kayalar arasında yavaşça ezildiğini hissetti. Büründüğü fâni bedeninde alamadığı nefes, ciğerlerini değil kalbini yakıyordu. Ya da sevdiği fânisinden duyamadığı kalp atışları, keskin bir mızrak olmuştu? "Lütfen... Bunu bana yapma..."

-2019-

"Yaptın." Derin bir nefes alıp güldü. "Sen de yaptın, torunun da..." Kısık bir kahkaha attı. "Her ikiniz de bıraktınız beni. Her ikiniz de istemediniz beni... Ama biliyor musun?" Ayağa kalkıp arkasına döndü bu sırada. Gülüşü, çehresine yeniden eklenirken usulca genişletti. Öyle ki yüksek sesle kahkaha atmaya başladı saniyeler içinde. Mezara yeniden dönerken kendisini gösterdi. "Ben kazandım! Hani sen diyordun ya, 'Görev... Tehlike...' ." Güldü yeniden. "Görevin canı cehenneme! Bana ne! Ben kazandım!"

Aras, tepede kalan mezarlığın en ucundaki mezarın karşısında öylesine sarhoşça bağırıyordu ki... Onu duyan her karış kendi içine çekiliyordu adeta. Kahkahasını son kez devreye koyarken, en sonunda yavaşça soldurdu. Mezar taşına yazılı ismi okuduktan sonra ölüm yılına takıldı gözü. 2006. Daha dün gibi yaşanan felaket gün... Kollarının arasındaki cansız beden... Nasıl unutabilirdi ki?

"Gözlerimin önünde öldün... Gözlerimin önünde benden, bizden koptun..." Görüş açısının tuzlu suyla dolduğunu hissederken sesinin ulaşabileceği en yüksek tonda bağırmak istedi benliğindeki feryadını. "Ben ne saçmalıyorum ki? Kazanmakmış... Ne kazanması, neyi kazandım? Sen gittin... Uriel gitti..." kısık bir şekilde güler gibi iç geçirdi. Kendi hâlineydi bu tebessüm bu kez. "Gözlerimin önünde olmadı belki, ama ölümünü yine gözlerimle izledim Naime... Gözlerimin önünde acı çekti. Melekler acıyı hissetmez derlerdi hani? Acıyı hissetmeseydi eğer, kendini öyle duvardan duvara fırlatır mıydı?" Yanağını ıslatan bir damla hissetti. Ne kadar zaman olduğu bilinmez, o minik damla iyi hissettirmişti ona. "O kadar eksik hissediyorum ki... Ben artık neyim? Açelya bile yanımda yok... Beni evden nasıl kapı dışarı kovduğunu görseydin 'İşte benim torunum!' derdin."

Yavaşça yere çöküp dizlerine verdi ağırlığı, bal rengi gözleri hiç durmadan yaşarsa da, tuzlu damlalar inatla düşmüyordu. Tek bir damla. Çehresinden düşmesini istemediği tek bir damlaya sığınıyordu şu anda. "Sekhmet bu mu? İntikam bu mu? Neden kazanmış gibi hissetmiyorum, neden arkanızdan bir zavallı gibi bakıyorum? Neden mutlu değilim?"

Mezara baktı yeniden, sanki karşısında bir toprak değil de tahta sandalyesinde bir battaniye ile birlikte oturan her zamanki Naime vardı... Konuşmasını bu kez dinliyor, ama acıyarak bakıyordu. Acınacak halde olduğunu hissediyordu gerçekten de. İntikam hırsına sebep, onu kendi yapan her şeyi kaybetmişti.

Ortamı kaplayan sessizlik birkaç dakika boyunca inatla devam ederken bir ses duydu. Yavaşça kaldırdığı kafasını birkaç yöne çevirse de hiçbir şey göremedi. Ve yine... Nereden geldiği bilinmeyen bir ses, sebepsiz yere heyecanlandırıyordu onu. Nedenini bilmiyordu, ama aramak istedi. Hızla hareket edip her mezar arasını dolaştı. her ağacın dalına baktı, fakat net şekilde bile duyamadığı o sesin kaynağını bulamadı. En sonunda pes ederek Naime'nin mezarının yanına geldi yeniden. Diğerlerine oranla en tepedeydi ve birkaç metre uzağındaki korumalıkların hemen aşağısı uçurumdu.

Şeytan, derin bir nefes alıp gökyüzüne baktıktan sonra birkaç dakika önce kalktığı yere yeniden oturacaktı ki o sesi yeniden duydu. Fakat bu kez çok daha net bir haldeydi.

Bu bir kalp ritmiydi...

Durdu. Yeniden ayağa kalkarken gözlerini kısıp iyice dinledi...

"Sensin!" diye fısıldadı heyecanla. Gözlerinde inatla bekleyen yaşlar bu kez birbirlerini geçmek için yarışa atıldı adeta. Aras'ın çehresi aylar üzerine ilk kez mutluluktan gülümsedi. Kalbi, mutluluktan duyduğu ritme ayak uydurmak istedi ve bal rengi gözleri aylar sonra yeniden parladı. Kahkaha atmak istedi. Delicesine ağlayıp, sevinçle kahkaha atmak istedi!

"Bu sensin! Seni hissedebiliyorum melek! Yaşıyorsun!"

Bölüm sonu

25 yorum

  • Tüm gün sohbet edecek arkadaşlar veya kitaplarınıza daha çok okunma, karşılıklı destek ve oy mu arıyorsunuz? O zaman sizi 4k üyeli "YZR İmperial Legion" Discord serverimize bekleriz. Yazarlara destek, 7/24 sesli & yazılı aktif chat, oyun, toplu müzik temelli serverimize dahil olmak için Google'de "YZR İmperial Legion" aratarak Disboard'dan girmeniz yeterlidir. Bu projemiz aslında yazarlara destek içindir ama bunu reklam gibi görüp rahatsız olursanız haber etmeniz yeterlidir. İyi günler.🌸 ✨**Ek Özellikler** * Sohbet, role play, dizi sohbet, toplu sesli chat & müzik, native'lerle dil pratik * Kitaplarınızı karşılıklı okutma veya oylatma sistemi * Oyunlar (LoL, CS-2, Valorant, Minecraft, Gartic, Among Us, Mafya, Vampir Köylü, Köstebek, Doğruluk-Cesaret, Çekilişler) * Code & yazılımcılara destek sistemi, AI botlar, kitap ve resim botları * Davet linki süresiz, istediğiniz zaman katılabilirsiniz!🔗 https://discord.gg/SJtpHRWMFF - süresiz link🖇️

  • https :// discord.gg / SJtpHRWMFF Merhaba🌺3600+ üyeli yazar ve okur topluluğu adına buradayım. Sizi Discord'ta sohbet eğlence,oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/sohbet botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli, tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum.Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarlar ve okurların içinde sizi de görmeye mutlu oluruz.Sunucumuz keşfedilmemiş ve gelişmekte olan yazar ve okurlardan oluşuyor.Haftanın 5 günü sırayla bir yazarın kitabının 3 bölümü okunur yorumlanır,sunucuda isteğe bağlı iki tur var; "eleştiri ve destek"turları,eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve iyi olduğunu söylüyoruz.Destek turu ise fazla vakti olmayan,sınavlara hazırlanan üyelerimiz içindir.Bu turda okuma zorunlu değildir ve görevleri fazla zaman almayan görevlerdir Etkileşimi az olan yazarlar için en iyi koşulları oluşturmaya çalışıyoruz.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor,bu yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz.Sunucuda etkinlikler hazırlıyoruz.Bundan başka sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışmasıda geçirilmekte ve kazanana yorum vote ödülleri verilmektedir. Ilave bilgi için yazabilirsiniz Gruptan da bahsedeyim.Şu an 3600+ üyeye sahip her daim aktif. Sunucumuzda 13 yaşından 50 yaşına kadar her yaştan yazar ve misafir üye var. Her gün sosyalleşme etkinlikleri yapıyoruz.Bunlar role play, tiyatro gibi etkinlikler.Oyun kanallarımızda ise üyelerle lol, valorant, mafya,vampir köylü,cinayet çözme, gartic, among us gibi oyunlar da oynuyoruz.Eğlence için owo,satranç,kelime türetmece,adam asmaca gibi oyunlar da var.Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için burada yukarıdaki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın.Sonra discorda, Instagram'da ya da burada yoruma atın ve üzerine tıklayarak dahil olun. Anlamazsanız bana sorun.Bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayabilirsiniz.

  • Merhaba Sevgili Yazarım! Yazarlar Kütüphanesi olarak, edebiyat, oyun, sanat veya başka bir konuda tutkularınızı paylaşabileceğiniz bir topluluk oluşturduk. Burada kendinizi ifade edebilir, yeni arkadaşlar edinebilir ve eğlenceli etkinliklere katılabilirsiniz. Neler Yapıyoruz? Canlı sohbetler ve tartışmalar Oyun etkinlikleri ve turnuvalar Film geceleri ve kitap kulüpleri Yeteneklerinizi sergileyeceğiniz özel etkinlikler Sizleri burada görmekten mutluluk duyuyoruz! Herhangi bir sorunuz veya öneriniz varsa, [Kurucu] ile iletişime geçmekten çekinmeyin. Hadi, sohbet etmeye başlayalım! https://discord.gg/eTY9pzBbDB

  • Naime'nin ölümüne Aras'ın sebep olduğunu ilk kitaptan tahmin etmiştim. Bizim kız nasıl anlamaz anlamıyor.

  • Aras'ın hursı sönsün diye Umut kendini feda etti bence hem Aras'ı hem de Açelyayı koruma hedefi buydu