İçeriğe geç

Ebedi Tutsak

Bölüm 4 · 1 dk okuma

Ebedi Tutsak

Bölüm 4

Zümrüt Elbisenin Esareti

Beni şehirden kilometrelerce uzakta, ormanın kalbinde devasa bir malikaneye getirmesinin üzerinden üç gün geçmişti. İlk gece karşımda dikilip kurallarını koymuştu:

"Düğünümüze tam bir ay var Lalin. Evden çıkmayacaksın. Sözümden çıkmazsan, haftada bir kez ailenle telefonda görüşmene izin vereceğim."

Tam bir diktatördü. Ondan tüm ruhumla nefret ediyordum.

O akşam yemeği için odama bırakılan kutuyu açtığımda ellerim titredi. Zümrüt yeşili, ağır saten mini bir elbise. Hem göğüs dekoltesi kalbimin ritmini dışarıdan gösterecek kadar derin ve cesurdu hem de etek boyu uyluklarımın ortasında bitiyordu. Elbiseyi üzerime geçirirken tenimin satenle temas ettiği her an ürperdim. Kendimi çıplak, savunmasız ve aşağılanmış hissediyordum. Cidden benden bunu giymemi mi istemişti o aşağılık herif.

Aşağıya, o devasa mermer yemek salonuna indiğimde Mirza masanın başında oturuyordu. Topuklularımın çıkardığı sesle başını kaldırdı. Mirza elindeki şarap kadehini havada sabitledi. Bakışları önce köprücük kemiklerime, ardından dekoltemin derinliğine, oradan da elbiseyi sımsıkı saran belime ve açıkta kalan bacaklarıma kaydı. Göz bebeklerinin büyüdüğünü, adem elmasının hızla aşağı yukarı hareket ettiğini gördüm. O sarsılmaz yeraltı lideri, karşımda resmen yutkunuyordu. Bakışlarında öyle vahşi bir hayranlık, öyle dizginlenemez bir arzu vardı ki...

"Yeşil," dedi, sesi her zamankinden daha boğuk, daha hırıltılıydı. "Sana bu kadar yakışacağını bilseydim, tüm dünyayı yeşile boyatırdım."

"Kapa çeneni," diye fısıldadım, masanın en uzak ucuna otururken. Dudaklarının kenarı o sinir bozucu, piç kurusu gülüşle kıvrıldı. Benim bu çaresiz dikbaşlılığım onu sadece eğlendiriyordu.

Tok ve bir o kadar da sakin sesiyle şimdiden defalarca duyduğum o cümleyi tekrarladı:

"Ne kadar benden kaçmayı denersen dene bu evde benim kurallarım geçerli. Unutma artık geçmişinle ve geleceğinle benimsin!"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.