Sabah annenin sesiyle uyandım. Gece alarmı kapattığımdan dolayı annenin sesiyle uyanmak zorunda kaldım. Sabah sabah bu kadının sesini duymaktansa alarmla kalkmayı tercih ederim.
“Hadi kalk misafirliğe gideceğiz”
“Ayh hiç insan görecek halde değilim sen git”
Dedim uykulu bir sesle
“İnsan görecek halde değilmiş kalk dedim!”
Başımdan aşağı dökülen buz gibi bir su ile yerimden sıçradım
“LAAAN”
Kafamı kaldırdığımda elinde boş bir bardakla sırıtarak bana bakan Kerem’i gördüm
“LAN NAPIYORSUN ŞEREFSİZ”
“Ağzını topla Alina”
“Anne uyandı işte biz çıkalımda hazırlansın”
Keremle annesi odadan çıktılar bende hazırlanmak için yataktan kalktım. Hazırlandıktan sonra aşağı indim
“Beni götürmeseniz ölecek misiniz sanki”
“Söylenme, çabuk ol”
Dışarı çıktık. Gideceğimiz yere varmıştık. Abim bizi bırakıp gitti bizde büyük, gri siteye doğru yürümeye başladık. A blokun kapısına bardığımızda anne bana yakın yürümeye başladı. Asansörle 5.Kata çıktık. 38 numaranın kapısını çaldık. Kapı aralandığında yüzünde gülümseme, gözlerinde ışıkla Eylül göründü.
“Hoş geldiniiz”
Önce annenin elini öptü sonrada bana sarıldı. Bu sarılmada sıcaklık vardı. Nazik ve heyecanlı sesi ile konuştu
“Alinaa hoş geldiinn”
Gülümsedim
“Hoşbuldum Eylülcüğüm hoşbuldum”
Gülümseyerek benden uzaklaştı.
“Buyur içeri geçin ayakta durmayın”
Oturma odasına geçtik. Çok kalabalıktı bu oda. Herkesle selamlaştıktan sonra Kerem’in annesinin yanına oturdum. Kısa süre sonra ellerim terlemeye ve titremeye başladı. Titrediğim için ben konuşmuyordum. Bana soru sorulduğunda başımı olumlu ya da olumsuz anlamda sallayarak cevap veriyordum. Biraz sonra bu ortamda gerildiğimi fark eden Eylül yanıma yaklaştı.
“Alina”
“E-efendim”
“Ben sıkıldım biraz dışarı çıkalım mı?”
Anneye baktım
“Üzgünüm ben geleme-“
Anne söze karıştı
“A evet güzel fikir genç kızlarsınız siz hem ne işiniz var yetişkinlerin yanında? gezin eğlenin”
Anneye şaşkın gözlerle baktım. Bu anne miydi? Ha misafirlikteyiz evet insanların yanında kızı onun için çok değerliydi
“Teşekkür ederiimmm”
Dedi neşeli sesle. Gülümsedim. Kolumdan çekiştirip kapıya getirdi. Ayakkabımı giydim, ceketimi aldım çıktık ve yürümeye başladık. Eylül’e baktım. Bu gün çok tatlı görünüyordu. Özelliklede gülümseyince… Bu gün her zamankinden daha sevimliydi. Aralarda o da bana bakıp gülümsüyordu. Yürümeye devam ettik. Yürürken Eylül bir anda elimi tuttu, şaşkın şaşkın Eylül’e bakıyordum. Şaşkın bakışlarımı görünce gülümsedi ve yanağıma küçük bir öpücük kondurdu. Daha da şaşırdım. Benim bu halimi görünce gülüp bir daha öptü. Gözlerine baktım. Gözlerinde alışık olduğum nefret, tiksinti yoktu. Tanımadığım hayır, hayır hasret kaldığım bir duygu vardı… Gözlerinde sevgi vardı. Sevgi, sıcaklık ve ışık… Bu bana küçüklüğümü, kardeşimi hatırlattı. Annem öldükten sonra beni sadece kardeşim öpmüştü. O da gittikten sonra beni öpen olmadı…
