her sabah olduğu gibi horozlar köyün tepesinde ötüyordu ama bu sabah rüzgarın taşıdığı seslerde diğerlerinden farklı bir telaş vardı haftalardır beklenen düğün günü nihayet gelmişti köyün her köşesi karınca yuvası gibi hareketliydi kadınlar kollarında koca sepetlerle fırınlara yiyecek taşırken erkekler düğün arabalarını taze çiçeklerle süslemekle meşguldü çocuklar en süslü kıyafetleri içinde sokaklarda kahkahalar atarak koşturuyordu ancak bu neşe seriel için yine aynı döngünün bir parçasıydı dünya bayram etse de onun içindeki o tarif edilemez ağırlık değişmiyordu annesi sabah erkenden odaya girip tozlu perdeleri hızla araladı "Seriel hadi kalk artık akşam düğün var hazırlanmalıyız" dedi seriel uykunun o güvenli limanından ayrılmak istemeyerek yorganı başına kadar çekti ve boğuk bir sesle mırıldandı "Gitmek istemiyorum evde kalıp uyumak istiyorum" annesi elindeki fistanı yatağın kenarına bırakıp derin bir iç çekti "Tatlım bunu konuşmuştuk herkes orada olacak komşularımızı yalnız bırakamayız" seriel kafasını yorganın altından çıkarıp dağılmış kırmızı saçlarının arasından annesine baktı "Anne herkes orada olacaksa köyde kimse kalmaz evde birinin kalması gerekmiyor mu" o sırada babası arven kapıda belirdi yüzünde hafif ama otoriter bir gülümseme vardı "Seriel bugün özel bir gün insanlar senin yokluğunu fark eder hadi güzelce giyin ve hazırlan" ancak serielin içindeki o huzursuzluk dışarıdaki şenlikten çok daha güçlüydü başını tekrar yastığa gömüp "Hayır baba gerçekten gitmek istemiyorum yorgunum başım ağrıyor" diyerek kestirip attı bir süre odanın içinde süren o sessiz inatlaşma annesinin sabırsızlıkla ellerini beline koymasıyla devam etti ama seriel geri adım atmadı sonunda babası omuz silkerek pes etti "Pekala ama bu düğün bir daha olmayacak ileride pişman olursan bizi suçlama" annesi hala biraz endişeli görünse de kızının bu katı tutumu karşısında daha fazla zorlamadı kısa bir süre sonra serielin ailesi ve köydeki neredeyse herkes süslü arabalar ve neşeyle kişneyen atlarla birlikte köy meydanından ayrıldılar sesler yavaş yavaş uzaklaştı kahkahalar tepelerin arkasında kayboldu karaağaç köyü tarihinde belki de ilk kez böylesine derin bir ıssızlığa bürünmüştü her köşe bomboştu sokaklarda sadece rüzgarın taşların arasından geçerken çıkardığı o ıslığa benzer ses duyuluyordu seriel yatağından kalkıp pencereye doğru yürüdü sessizlik dışarıdaki gürültüden çok daha davetkardı sanki köyün boşalması serielin ormana gitmesi için dünya tarafından hazırlanmış büyük bir sahneydi,
Bölüm 6
SESSİZLİĞİN ÇAĞRISI
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.