İçeriğe geç

Düşmüş melek

Bölüm 43 · 2 dk okuma

Düşmüş melek

Bölüm 43

Sahte huzur

gideonun anlattığı o dehşet verici hikaye mutfağın üzerine bir balyoz gibi inmişti ama ailem bu karanlığı sanki görünmez bir kalkanla geri püskürtüyordu babam arven gideon amcayı kapıdan uğurlayıp masaya döndüğünde yüzünde en ufak bir endişe izi yoktu çatalı tabağa hafifçe çarptığında çıkan o metalik ses mutfağın gergin havasına yayıldı babam sandalyesine yaslanıp bana baktı "seriel yemek yemeyi hala yavaşlatamadın" dedi hafifçe gülümseyerek "sana her baktığımda sanki yıllardır aç kalmış gibi saldırıyorsun yemeğe" gözlerimi devirdim "belki de gerçekten açım" diye mırıldandım kaşığımı tencerede dolaştırırken oysa midemdeki o düğüm gideonun bahsettiği o parçalanmış koçun hayaliyle daha da sıkılaşmıştı ​annem babasının sözlerine hafif bir kahkaha attıktan sonra mutfak tezgahına yöneldi pencerenin kenarındaki eski çaydanlığı ocağa koyduğunda içeriyi hafif bir buhar kapladı çayın kokusunu içime çekerken gözlerimi kapattım içimdeki o mızmız ses "hadi ama seriel az önce dışarıda bir katliam yaşandığı söylendi sen hala çay kokusuyla huzur bulmaya çalışıyorsun ne kadar da zavallısın" diye dalga geçiyordu ama dışarıdaki o kırmızı gözlü iblisin gerçekliğini kabul etmektense bu sahte normalliğe tutunmak çok daha kolay geliyordu ​tam o sırada leon o sinir bozucu ıslığıyla mutfağa tekrar girdi üzerindeki ceketi sandalyenin arkasına fırlatırken yanıma gelip omuzlarıma sertçe bastırdı "pışt masum keçi yarın pazara inecek misin" diye sordu sesindeki o alaycı ton hiç değişmemişti başımı iki yana sallayıp "sanmıyorum neden sordun" dedim leon omuz silkip yüzüme doğru eğildi "belki pazarda kendine yeni bir yaban domuzu bulursun diye sordum malum bizim ormandakiler seni pek bir hırpalamış" dediğinde annem elini kurularken "senin pazara gitmen şart değil seriel istersen evde kalabilirsin" diyerek araya girdi leon ise durmadı "tabii kalmalı anne baksana hali hal değil sanki cin görmüş gibi bakıyor etrafa" dedi ve kahkaha atarak saçlarımı sertçe karıştırdı ​yemekten sonra herkes kendi köşesine çekildi babam verandada gaz lambasının ışığında otururken annem dikiş makinesinin başına geçti leon ise "ben gidip şu ahırdaki atlara bakayım bari onlar senin gibi cinlerden bahsetmiyorlar seriel" diyerek dışarı çıktı mutfağı temizlerken ellerim otomatik hareketlerle tabakları suya batırıp duruluyordu mızmız sesim ise "yıka bakalım seriel belki o tabaklardaki yağı çıkardığın gibi zihnindeki azhevoru da yıkayıp atarsın" diye fısıldıyordu mutfağı toparlayıp pencereden dışarı baktığımda ormanın kenarındaki ağaçların rüzgarla sallandığını gördü gökyüzü kararmış yıldızlar çıkmıştı hiçbir şey yoktu ne kırmızı gözler ne de o centilmen iblis sadece gecenin sessizliği vardı ​pencerenin önünden ayrılmadan önce camda kendi yansımama baktım bir anlığına sağ gözümde o kor kırmızısı parlama çaktı ve söndü kalbim tekledi ama leonun az önceki kahkahası kulaklarımda çınlayınca "hayal görüyorum sadece hayal" diye mırıldandım leon ise ahırda atların yanında dururken elindeki feneri ormana doğru tuttu yüzündeki o alaycı ifade gitmişti kaşlarını çatarak karanlığı süzüyordu sanırım o da en az benim kadar huzursuzdu ama bunu kabul etmek yerine beni zorbalayarak bastırmayı tercih ediyordu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.