İçeriğe geç

Düşmüş melek

Bölüm 14 · 3 dk okuma

Düşmüş melek

Bölüm 14

GERÇEYİN TİTREYEN ELERİ

gözlerimi açtığımda kalbim göğüs kafesimi parçalamak istercesine atıyordu nefesim kesik kesikti ve alnımdan süzülen soğuk terler yastığıma damlıyordu gözlerimi ovuşturup etrafıma bakındığımda yine kendi odamda olduğumu fark ettim sabah ışığı perdenin aralığından süzülüp her zamanki tozlu köşeleri aydınlatıyordu derin bir nefes alıp yatağın içinde doğrulurken "Tamam" dedim kendi kendine "Bu kesinlikle fazla film izlemekten oldu rüyalarım bile gerilim dolu artık" başını sallayıp bu kabusu bir kenara itmek için gülmeye çalıştım ama o gülümseme yüzüme bir türlü tam olarak oturmadı çünkü her şey zihnimde fazla gerçekti kargaların o kemik gıcırdatan sesi karanlığın içindeki yakıcı ateş ve o soğuk fısıltılar sıradan bir rüya gibi hissettirmeyecek kadar derine işlemişti ​yataktan kalkıp pencereye yöneldiğimde dışarıdaki her şeyin bıraktığım gibi durduğunu gördüm gri gökyüzü sakin sokak ve bahçede hafifçe sallanan o yaşlı ağaçlar ancak içimdeki o sessiz alarm her şeyin çok da normal olmadığını haykırmaya devam ediyordu "Anne" diye seslendim ama evin koridorlarından yine hiçbir yanıt gelmedi bu bir deja vu muydu yoksa hala o dipsiz rüyanın içinde mi çırpınıyordum elimi var gücüyle çimdiklediğimde hissettiğim acı uyanık olduğumu kanıtlasa da her şeyin bir şekilde tanıdık gelmesi ruhumu huzursuz ediyordu koridora çıktığımda ayaklarımın altındaki zeminden yükselen o ürpertiyi tekrar hissettim kapının kenarındaki halının hafifçe yamulmuş olması gibi küçücük bir detayın bile üzerime bir dağ gibi çökmesi zihnimin sınırlarını zorluyordu ​mutfak masasına doğru yürüdüğümde yine o aynı notla karşılaştım "Seriel birazdan döneceğim sakın dışarı çıkma" kağıda bakıp kendi kendine alaycı bir şekilde gülümsedim "Ne yani ben çıkınca dünya mı patlayacak dışarıda kimse yok ki zaten" dedim ama bu alaycılık içimdeki gerginliği gizlemeye yetmedi tam o sırada mutfaktan yayılan o nefis koku tüm duyularımı harekete geçirdi bu durum daha önceki döngülerde hiç yaşanmamıştı taze pişmiş ekmek kızarmış peynir ve tanıdık bir baharat karışımının kokusu evi sarmıştı mutfak kapısına yaklaşıp içeriye baktığımda masanın bir ziyafet sofrası gibi donatıldığını gördüm ama mutfakta kimse yoktu ​"Anne" diye tekrar seslendiğimde bu kez beklediğim gibi gür bir ses değil derinlerden gelen o korkunç fısıltı yanıt verdi "Dışarı çıkma demiştim Seriel" olduğum yerde donup kaldım "Anne sakın şaka yapma vallahi kalbim dayanmaz" dediğimde uzaklardan gelen o tanıdık ama bir o kadar yabancı gülüş sesini duydum mutfağın camından bir gölgenin hızla geçtiğini gördüm ama dışarı baktığımda sokak yine bomboştu tam bu karmaşanın ortasında mutfak dolabının kapağı kendiliğinden aralandı ve yere siyah bir tüy düştü tüyü elime aldığım anda rüyamdaki o kanlı kanatlar ve alevler yeniden gözlerimin önünde patladı tüyü bir yılanı tutarmışçasına elimden fırlatıp geri çekildim ​tam o sırada annemin sesi neşeyle koridordan yükseldi "Seriel napıyorsun kahvaltı hazır" şaşkınlıktan dona kalmıştım "Anne az önce neredeydin" diye bağırdığımda annem mirava mutfaktan kahkahalarla çıkıp önüme bir tabak bıraktı "Ne oldu tatlım bir rüya mı gördün yoksa sabah sabah böyle telaşlı neyin peşindesin" ona inanmak ona sarılmak istiyordum ama masanın kenarında kendi kendine titreyen o siyah tüy her şeyin bir yalan olduğunu söylüyordu "Anne sadece bir rüya mıydı bu yoksa bir şeyler oluyor ve ben anlamıyor muyum" annem bu soruya cevap vermek yerine sadece gülümseyerek çaydanlığı eline aldı ancak o an dehşet verici bir detayı fark ettim annemin elleri zapt edilemez bir şekilde titriyordu her şeyin normal olduğuna inanmamı istiyordu ama o titreyen eller az önce kuyu kapağını açan ellerle aynıydı ve ben artık hiçbir şeyin rüya olmadığını en acı şekilde biliyordum sırtımdaki o doğum lekeleri sanki bu yalanı haykırmak ister gibi etimi delip geçiyordu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.