İçeriğe geç

Düşmanların Dostluğu

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Düşmanların Dostluğu

Bölüm 2

GARİP OLAYLARIN EN BAŞI

Ben uyandığımda çoğu kişi uyanmış muhabbet sohbet ediyordu ve şuan saat baktığımda saat 10.30 idi nerdeyse dört buçuk saat uyumuştum. Yanımdaki Damla'ya baktığımda onunda uyanmış olduğunu gördüm " ne zaman uyandın lan" diye sordum. "Ne bileyim ya. Ama oluyor yarım saat" diye cevap verdi. O sırada hocanın sesi duyuldu " gençler bi daha söylüyorum. Dinlemeyenler dinlesin uyuyan varsa uyandırın onlarada söyleyin. Uçaktan inmemize yaklaşık yarım saat var. Uçaktan sonra valizleri ne kadar bekleriz bir fikrim yok ama siz yinede indiğimiz zaman valizlerinize bakın çünkü biz hepsine yetişemeyiz. Valizlerinizi aldıktan sonra Havalimanından yine otobüse bineceğiz. Otobüsle otele geçtikten sonra valizlerinizi yerleştirmeniz içinde 30 dakikanız olacak sonra hepimiz otelin danışma kısmında buluşacağız. Ordan ise çok ünlü olan ve okul müdürümüzün arkadaşının sahip olduğu büyük bir lunaparka gideceğiz. Haberiniz olsun. Orda bildiğim kadarıyla hepinize ücretsiz olarak 2 bilet verilecek. Eğer istreseniz kendini paranızı vererek bilet alabilirsiniz. Ve sizi bir süre serbest bırakacağız"

NE!!! ne demek 2 bilet verip sizi serbest bırakacağız. Lan birimizin başına bişi gelse nolacak?!?!? bu hiç normal değil bu işte bir şeyler var hadi serbest bıraktın okul bile olsa sana beleşe 2 bilet vermez!!! Çünkü 80 kişiyiz ve hepimize kişi başı 2 bilet verilirse 160 bilet eder! O lunapark hep böyleyse çöker yani.Hocamız konuşmaya devam etti.

"Havalimanına gelmeden önce sizi yine uyaracağız ve tembihlerde bulunacağız. Şimdiden toparlanın. Havalimanında sizler valizleri beklerken kimse sorun çıkarmasın. Sorun çıkaranı okula dönünce disipline veririm. Lunaparktan sonra ise otelin restorantında akşam yemeği yiyeceğiz. Haberiniz olsun. Ve son olarak alerjisi olanalar gelsin nelere alerji olduğunu bizlere söylesin." herkesten tamam hocam gibi bir ses duyuldu ve herkes ne yapıyorsa onu yapmaya devam etti. Uyumayanlar uyuyanları kaldırdılar.

30 dakika sonra uçaktan indiğimizde bizi kalabalık bi havalimanı karşıladı. uçakta çok fazla insan olduğundan inmek için uzun bi süre sırada bekledik. Uçaktan iner inmez valizleri bekleme alanına geldik. Bu işlemin oldukça uzun süreceğini görebiliyordum. Ve ben oldukça açtım. Uyandığımdan beri bir şey yememiştim.

*** BİR SÜRE SONRA ***

Yaklaşık bir saat olmuştu ve ben valizimi almış bekliyordum. Damlada valizini bulduktan sonra yanıma geldi. Birlikte oturup geri kalanları bekledik...

Herkes valizini aldıktan sonra öğretmenler kontrol edip yoklama aldılar. Hepimiz yerimizde ve valizlerimizi almış bir durumdaydık. Bunları düşünürken midem çaresizce yemek için guruldadı. Tam öğretmenlere seslenecektim ki başka biri benden önce davranıp konuştu. "Hocam! Çoğumuz acıktık ve biraz daha yemek yemezsek açlıktan bayılacağız! yemek verecek misiniz? Yada nolur hocam yemek yemeye bir yere gidelim. ben gerçekten dayanamıyorum ve yanımda atıştırmalık yok." Resmen ağzından bal damlıyor güzel kardeşimden. Kardeşim dediğime bakmayın. Öz kardeşim değil. Hocalar kendi arasında konuşmaya başladı ama onlardan uzak olduğum için onların ne dediğini duyamadım... Yaklaşık 5 dakika gibi bir sürenin ardından matematik öğretmenimiz konuştu. "çocuklar toplanın. yakınlarda bir yerde atıştırmalık satan yerler var oradan bir kaç şey alıp size dağıtacağız. Yani o yüzden biraz bekleyin. fizik öğretmeniniz ve coğrafya öğretmeniniz almaya gitti."

Açıkçası bu durumdan memnun olanlarda vardı, memnun olmayanlarda. Benim için fark etmiyor fakat güzel ve doyurucu bir öğle yemeğini tercih ederdim. Yaklaşık 15 dakika sonra iki hocamızda elleri poşetlerle dolu geldiler. Çok fazla tutuğunu düşünmüyorum çünkü bizim 1 TL miz yaklaşık 14 Kazakistan Tengesi'ne eşdeğer. Hocaları beklerken bende Damla ile muhabbet ediyordum. Konu ne miydi konumuz benim artık erkeklerle daha nazik konuşmam ve anlaşmam. Neymiş efendim böyle gidersek kimse benimle sevgili olmak istemezmiş. Çok da umrumdayadı yani. Biri ile sevgili olmak şuanda umrum dışı. Damla'da bana bakacağına önce kendine baksın sanki onun sevgilisi vardı da bana diyor sevgilin olmayacak diye. Bak düşündükçe yine sinirlendim

'kız haklı ama yani'

Yav he he sanki benim illa sevgilim olması gerekiyor. Kendimi koruyabilirim şükür, beni seven insanlarda var e şimdi sen söyle Bihtercan benim sevgiliye ihtiyacım var mı?

öyle değil canım en azından takıldığın biri olurdu'

ben sevdiğim biri ile sevgili olmak isterim haklı değil miyim Bihtercan?

'haklısın haklısında Bihtercan nedir Allah aşkına yağ!?'

Sus be gayette güzel ismin neyse hadi ben kaçar

'hadi yallah'

Atıştırmalıklar geldikten sonra Damla konuşmaya başladı " neyse onu bunu boşverde şunları yiyelim yoksa açlıktan öleceğim"

Aklıma gelen şeyle gülümsedim "sen ölsen açlıktan ölmezsin lan. Sen ve açlıktan ölmek pek mümkün bir şey değil." bunu dedikten sonra ben gülmeye başladım Damla ise somurtmaya.

Biz atıştırmalıkları yerken görevliler valizlerimizi almış otele gideceğimiz otobüzlere yüklemişler bile. Yemeklerimizi yedikten sonra otele geçtik otele geçer geçmez herkes valizini almaya çalışıyordu. Fakat valizler üst üste olduğu için baya bir tartışma çıkacaktı belli barizdi yani. Dediğim gibi de oldu. Size örnek mi lazım hemen veriyim. Örneğin Damla ve Kerem. Aslında bunlar çok yakışıyor ama neyse. Ben bunu Damlaya söylesem Damla beni keser yemin ediyorum.

'ne kesmesi beğğ?!?!?! Damla önce sana işkence eder ardından gelir birde 4 parçaya keser sonrada ben onu tanımıyorum deyip işin içinden sıyrılır vallahi. Onda o potansiyel var yani. Dikkatli ol da ağzından kaçırma sonra'

Çok haklısın vallahi Bihtercan'cım'

ben her zaman haklıyım. Ablan star bebeğim' Tamam ama...

Benim Bihtercan ile konuşmam Damla'nın benim kulağıma bağırması ile kesildi'ne bağırıyon lan sağır mı var yanında' 'gerizekalı kız, beni duysaydın zaten bağırmazdım mal !!' 'sakin ol reis ne bu şiddet bu celal'bizim bu aramızdaki dialogu bölen ise Kerem'in sesi oldu. Yalnız, LAN NİYE HERKES BENİ BÖLÜYOR YA Bİ AĞIZ TADIYLA TARTIŞMA YAPAMIYORUZ!

'mallar' Ay haspama bak o gelmiş bi de bize mi mal diyor "Kendini tanıtmana gerek yok Kerem. Hepimiz senin ne olduğunu biliyoruz."

Bunu söylemem üzerine Kerem 1,2 saniye durdu ve yüzüme baktı. Lan çocuk herhalde ne diyeceğini bilemedi. Neyse. Damla Kerem'in konuşmasına izin vermeden konuşmaya başladı. ' Ay haspama bak valla bi tane çakacaksın yüzünün ortasına böyle beş parmağın izi kalacak. Hayali bile iyi. Ama ceza yine bize kalır ama bence bi kereden bişi olmaz' deyip Kerem'e doğru gidecekti ki son anda kolundan tuttum Ve konuşmaya başladım "Aman Ali Rıza Bey tadımız kaçmasın" Bunu söylemem üzerine ben Damla'ya Damla bana Kerem'de ikimize bakıyordu. Yaanii şuan söylenmemesi gerek ama nitekim söyledim işte napıcannnn...

Biz Damla ile birbirimize bakarken Kerem bize siz daha olmamışsınız der gibi kafasını sallayıp gitti...

Bizde bunu üstüne hocanın yanına gidip oda numaramızı aldık ve kalacağımız odaya gittik.

Odaya girer girmez ufak çaplı bir göz taraması yaptıktan sonra hemen valizimizi açıp içinden giyeceğimiz kıyafetleri çıkardık. Ben siyah bir eşofman altı ve üstüne dalga baskılı beyaz bir tişört giydim. Damla ise ispanyol paça siyah bi kot pantolon ile üstüne siyah kısa kollu düz bi crop giydi.

Üstümüzü giyindikten sonra aşağıya indik aşağıda çoğu kişi hazır bekliyordu. Yaklaşık 5 dakika sonra bizi acele bir şekilde otobüse bindirdiler. Ama neden birden acele acele davrandılar anlamadım...

Bizi hemen acele bir şekilde oturmamızı sağladıkları için biz nereye oturduğumuza bakmadık biz yine Damla ile aynı sırada oturuyoruz ama Damla benle değil Kerem ile oturuyor. Kesin kader. Diyorum ben 'bu ikisi çok yakışıyor' diye. Ben ise diğer şubedeki iyi anlaştığım başka bir kıza denk gelmiştim. Şans işte. ne yaparsın...

Lunaparka gidince oyunlara girmek için bizim için verilen 2 beleş biletleri almaya gittim. biletimi alınca Damla yanıma geldi. Acayip bir şekilde dehşetle düşmüş gibi görünüyordu. Dedim bi şeyler olacak ama hadi hayırlısı. Damla yanıma gelince konuşmaya başladı. "Güneş benim halam fenalaşmış. Bizim acilen İzmir'e gitmemiz gerekiyor. "Ben "ne?" sordum ama cevap vermedi. Bir duraklamanın ardından konuştu "Bak Güneş benim halam İzmir'de oturuyor. Ve şuanda gerçekten yanında olmam lazımmış. Annem ve babam iş için yurtdışında onlar gelemezmiş. bu yüzden benim gitmem gerekiyormuş-". Hemen onun lafını kestim. "Damla çok affedersin ama sen salak mısın? Yani aile yurtdışında bu yüzden gidemez. ve senin mi gitmen gerekiyor???? Ah üzgünüm ama bir problemin var. Bizde yurtdışındayız. Hatırlatmam gerekirse.".

Hemen konuştu. "Güneş bak biz dönebiliriz ama ailem dönemez seni gelmek için zorlamıyorum ama gelmek istersen yanımda her zaman yerin var. Ve evet annemler biliyor. Senin annenlerde biliyor-"

"bir dakika ne??? Benim annemler biliyor ve annemler buna izin mi verdi??? Yani bu biraz imkansızında ötesi. Annemler buraya gelmem için yüklü bir miktarda para ödedi ve benim seninle ayrılmama izin mi verdi!?? Yok daha neler." Hemen ardından inanamaz bir şekilde gülmeye başladım. çünkü bu gerçekten imkansızdan öte bir şeydi. Yani bunun olabilmesi için fantastik bir dizide filan olmam lazımdı.

Telefonundan bir şeyler bakıyordu. Sessizce ve merakla onu bekledim. Bir süre sonra yüzüme tuttu telefonu. Bu annem ve Damla arasında geçen bir mesajlaşmaydı. Kısaca özet geçmem gerekirse Damla bana anlattıklarını anneme anlaşmış ve sormuştu. Annem ise buna izin vermişti. Gözlerim şaşkınlıkla açıldı ve Damlaya baktım.

"Hadi ama Güneş bakma bana öyle"

"Bakmam bence gayet normal Damla."

Sessiz kaldı... Evet sadece sessiz kaldı....Gerçekten sanırım bu nokta hayatımın dönüm noktasıydı... Gerçekten öyleydi...Ve ilginç olaylar olacaktı. Tabi ben bunu anladığımda çoktan saçma ve delice olaylar olmaya başlamıştı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.