--- 2. Bölüm – Savaş Başladıysa, Geri Dönüş Yoktur “Yanlış kişiyi hedef aldın,” demişti Aras. Lora bu sözlerin altında bir tehditten fazlasını hissetti. Karmaşık bir şeydi bu. Öfke, suçluluk, pişmanlık... belki de vicdan. Ama Lora’nın yüreği yıllar önce donmuştu. O donmuş yürekte ne Aras’a, ne onun sözlerine yer vardı. > “O zaman doğru kişiyi bana söyle, Aras,” dedi gözlerinin içine dik dik bakarak. “Saklandığınız yalanlarla yaşamayı bırakın.” Aras’ın yüzü hafifçe gerildi. Dudaklarının kenarındaki o alaycı ifade bir anda kayboldu. Bu kadını küçümsememesi gerektiğini yeniden hatırlıyordu. > “Gerçekler, seni daha çok yıkar. Hazır olduğunda konuşacağız,” dedi sadece. Lora, başını iki yana salladı. > “Seninle konuşacağım tek yer, mezar taşının başı olabilir.” İkisi de sustu. Sokak sessizdi ama hava boğucuydu. Geçmişteki tüm sesler sanki kulaklarında çınlıyordu. O geceki silah sesi… Babasının çığlığı… Lora'nın ellerine bulaşan kan... Ve şimdi karşısında duran adam. O geceyi yaşayan, ama anlatmayan adam. --- Bir gün sonra – Yücesoy Konağı Lora, annesinden kalan odanın penceresinden dışarı bakıyordu. Manisa, her zamanki gibi griydi. Ama bu kez, şehir sanki bir şeylerin yaklaşmakta olduğunu fısıldıyordu. Masa başında duran dizüstü bilgisayarda bir fotoğraf açıktı. Aras Demiralp. Yıl yıl, adım adım takip edilmişti. Her hareketi, her adımı, her bağlantısı. > “Babanın katili o değilse bile, onu koruyan kişi o,” dedi kendi kendine. Telefonu çaldı. Ekranda tanıdık bir isim belirdi: Reha – Lora’nın aile dostu, aynı zamanda silahları sağlayan kişi. > “Aras’ın bu gece Gölge Mahzeni’nde olacağı kesinleşti,” dedi Reha. “Yalnız gitme. Tehlikeli olabilir.” Lora gülümsedi. Soğuk bir gülümsemeydi. > “Tehlikeyi ben yaratırım, Reha. Onu sadece gözlemleyeceğim.” Ama yalan söylüyordu. Gözlemlemek değil, dokunmak istiyordu bu kez. Geçmişin sırtını döndüğü bu adama… Ya tokat atacak ya da onu öpecek kadar yaklaşacaktı. Hangisi olacağını kader bile bilmiyordu. --- Gece – Gölge Mahzeni Mahzen, yeraltı dünyasının gizli kalbi gibiydi. İçeri giren herkesin kimliği, niyeti ve geçmişi gölgede kalırdı. Lora, siyah elbisesi ve gevşek dalgalı saçlarıyla dikkat çekici ama ölümcül bir sessizlikle ilerledi. Sanki güzelliğiyle değil, niyetiyle öldürebilirdi bu gece. Ve onu gördü. Aras, kalabalığın içinde, loş ışıkların altındaki bir masada oturuyordu. Yanında iki adam, arkasında gölgeler… Ama yüzü doğrudan ona dönüktü. Sanki Lora'yı bekliyordu. Göz göze geldiler. Ve Aras, başıyla hafifçe bir hareket yaptı. > Gel. Bu bir davetti. Belki de bir meydan okuma. Ama her ne olursa olsun, o masada artık sadece savaş olmayacaktı. Lora yavaşça yürüdü. Her adımda, kalbi hızlandı. İçinde fırtına vardı ama yüzünde fırtınanın dansı değil, yalnızca sessizliği vardı. Masaya geldiğinde Aras, ona sandalye çekti. Ve fısıldadı: > “Hoş geldin, Lora. Geçmişinle hesaplaşmaya hazır mısın?” Lora dudaklarını ısırdı. > “Geçmiş mi? Ben bu gece geleceğini yazmaya geldim, Aras.” Ve o an ikisi de biliyordu: Bu gece ya kan akacaktı, ya kalp… ---
Bölüm 2
2.Bölüm -Savaş Başladıysa, Geri Dönüs Yoktur
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.