Yeni eve adım atar atmaz, Mia’nın yüzündeki ifade kelimelere gerek bırakmıyordu. Dişlerini sıktı, nefesini tuttu, içinden en az üç kere “bunu hak etmiyorum” dedi. Bu, lüks bir kiralık evdi ama içinde Leon vardı. Yani bir suikastçı için en büyük lanet: gereksiz konuşan başka bir suikastçı. Leon, kapıyı açıp içeri girerken kollarını iki yana açtı. “Eve hoş geldin… karıcığım.” Mia gözlerini devirdi. “Beni bir daha o kelimeyle çağırırsan, ağzına lavanta sabunu sokarım.” Leon ceketini koltuğa fırlatırken sırıtıyordu. “İyi de evliymişiz gibi davranmak zorundayız. Sahte de olsa kocanım ben. Yani teknik olarak, şu an şu evdeki en yakışıklı şey benim.” Mia göz ucuyla baktı. “Sen bu evdeki en işe yaramaz objesin. Tost makinesi bile senden daha verimli.” Leon mutfağa yürüyüp dolaba göz attı. “Bakıyoruz bakalım… Bir şeyler atıştırayım mı? Yoksa yine bana ağız dolusu laf yedirip doyuracak mısın?” “Ben sana laf sokmuyorum Leon. Seni sadece… gerçeğe döndürüyorum. Egonun şişkinliği artık mutfağa sığmıyor.” Leon kahkahayı bastı. “Seninle konuşmak, patlayıcı sökmek gibi. Sessiz sakin gideyim diyorum, patlıyorsun.” — Yatak odası… Tek yatak. Yine tek yatak. Plan gereği “karı-koca” olarak yaşıyorlardı ama fiziksel yakınlık hâlâ bomba gibi bir şeydi. Mia kapının eşiğinde durdu, bakışları öldürücüydü. “Sen o yatağa yatarsan… bu yorganı götüne sokarım. Katlarsam daha az acır.” Leon yatağa yayılmıştı çoktan. Kollarını başının altına koymuş, rahat rahat uzanıyordu. “Ya senin tehditlerinle uyuyakalacağım bir gece olacak ya da sabaha boğulmuş bulunacağım. Ortası yok.” Mia yastığını aldı. “Yorganı geçtim, bu yastığı da ağzına tıkarım. Sessiz kalırsan belki hayatta kalırsın.” Leon usulca battaniyeyi üstüne çekti. “Kabul, ama önce şu yastığın dokusuna bakalım. Belki kaliteli ölürüm.” Mia yatağın diğer kenarına geçti. Sırtını dönerek yattı ama arada hâlâ bir yastık kalınlığında boşluk vardı. “Bana yaklaşma,” dedi. “Tenine temas edersem kendimi dezenfekte ederim.” Leon gülümsedi. “Senin tenine temas etmek zaten riskli. Kalp krizi mi geçiririm, kafama mermi mi yerim belli değil.” Mia gözlerini kapadı. “İkisi birden olabilir.” — Gece yarısı. Sessizlik. Ama bu sessizlik, fırtına öncesi olanlardan. Leon yatağın içinde döndü. Yorganın bir kısmı Mia’ya geçmişti. “Yorganı ver biraz,” dedi sessizce. “Ne?” diye homurdandı Mia. “Yorgan diyorum… Donuyorum. Azıcık ver be kadın…” Mia dönüp sertçe çekti yorganı. “Yorganın yarısını aldın zaten. Fazlası için kira öde.” Leon yorganı geri çekmeye çalıştı ama Mia kıskanç bir yılan gibi sarmıştı. “O yorganı ben de istiyorum Mia, paylaşmayı öğren.” “Leon, bak… Bu yorganı bölüşmek istiyorsan diplomatik görüşmeler yapacağız. Ama bu gece değil. Çünkü eğer bir daha çekiştirirsen o yorganı… evet, tahmin ettin, götüne sokarım. Rulo yapıp dürüm gibi bırakırım seni yerde.” Leon sessiz kaldı bir an. Sonra boğuk bir sesle gülmeye başladı. “Yorganlı dürüm… Senin mizahın da suikast gibi: önce şok, sonra ölüm.” Mia arkasını döndü. “Uyuyalım artık. Sessizlik en güzel korunma yöntemi.” Leon battaniyesine sarılarak mırıldandı: “Seninle aynı yatakta uyumak… Sisli arazide bomba taramak gibi. Ama bir şekilde keyifli de… Anlamıyorum kendimi.” Mia içinden homurdandı. Ben de seni anlamıyorum Leon. Neden hâlâ nefes alıyorsun, o bile meçhul. Ama kalbi… ilk kez onun sesiyle biraz daha hızlı atıyordu. Ve bu kesinlikle yorganla ilgili değildi.
Bölüm 2
Sıcak yorganlar,soğuk savaşlar
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.