Gece çökmüştü. Şehir, neon ışıkların altında sırılsıklam bir yalnızlık sergiliyordu. Yağmur, kaldırımlarda yankılanırken gölgelerin arasından biri sessizce süzüldü. Siyah deri ceketi yağmur damlalarını kaydırıyor, botlarının sesi neredeyse işitilmeyecek kadar hafifti. Araya girip çıkan sokak lambaları yüzünü bazen aydınlatıyor, bazen karanlıkta bırakıyordu. Elindeki susturuculu silah, soğukkanlılığını tamamlayan bir detaydı. O Mia’ydı. Soğuk, disiplinli, acımasız… Dünyada sadece birkaç kişinin bildiği, daha azının sağ çıktığı bir isimdi. Tek başına çalışan, kimseye güvenmeyen bir suikastçıydı. En az işini sevdiği kadar, tek bir kişiden nefret ediyordu: Leon Vega. Ve tabii ki, o gece onu karşısında buldu. — “Geç kaldın, prenses.” Leon’un sesi, park halindeki siyah aracın kapısından sızarak geceye yayıldı. Rahat, kayıtsız, sanki bir ölüm kalım meselesinin ortasında değil de, sabah kahvesini bekliyormuş gibiydi. Mia onu görür görmez dişlerini sıktı. “Beni bir daha ‘prenses’ diye çağırırsan, dilini keserim,” dedi soğukça. Gözleri Leon’un gözlerine kilitlendi. Bu oyunu yıllardır oynuyorlardı. Biri diğerine tahammül edemiyor, diğeri bundan zevk alıyordu. Leon umursamazca gülümsedi. “Seninle çalışmak her zamanki gibi bir zevk olacak.” “Benim için bir iş. Zevk değil,” diyerek aracın diğer kapısını açtı ve içeri girdi. Plan vardı, görev vardı, duygulara yer yoktu. Ama plan, düşündüklerinden çok daha karmaşıktı. — Bir saat sonra, gizli örgütün yeraltı karargâhında eski bir amirleri, ikisini birlikte karşısına aldı. Ellerindeki dosyayı masaya bırakırken, yüzünde acı bir tebessüm vardı. “İkiniz de en iyisiniz,” dedi. “Ve ne yazık ki şu anda birlikte çalışmak zorundasınız. Hedef büyük. Çok büyük. Ve yaklaşmak için… sahte bir evlilik yapacaksınız.” İkisi de aynı anda konuştu: “Ne?!” Leon kahkahasını tutamadı. “Ah Tanrım. Bunu kim planladıysa, kesinlikle beni tanıyor.” Mia, suratını buruşturdu. “Ben bu herifle evlenmem. Sahte bile olsa.” Amir dosyayı açtı. Fotoğraflar, planlar, bir harita. “Bu göreve başka yaklaşım yok. Hedef yalnızca evli çiftlere özel bir organizasyon düzenliyor. Oraya davet almanız için gerçekmiş gibi görünmeniz gerekiyor. O zamana kadar her şeyi öğrenmeniz gerek. Geçmiş, ilişkiler, alışkanlıklar… Her şey.” Mia’nın gözleri Leon’a döndü. “Beni öldürmek istemiyor olmam, seninle evlenmek istemem anlamına gelmez.” Leon göz kırptı. “Ama karım olacaksın, Mia. En azından rol icabı. Heyecanlıyım.” — Ve böylece düşmanlıkla başlayan hikâye, birlikte geçirilen sahte bir hayatla daha da karmaşık bir hâl aldı. Sahte gülümsemeler, sahte dokunuşlar, ama gerçek çatışmalar… Birlikte aynı dairede kalacaklardı. Aynı yatak, aynı masa, aynı perde arkasındaki gizem. Ama ikisi de bilmiyordu ki… Gerçek aşk, bazen en karanlık yerden filizlenirdi. Ve Mia, Leon’un umursamaz görünen yüzünün arkasında sakladığı o gölgeleri henüz tanımıyordu. Gece çökmüştü. Şehir, neon ışıkların altında sırılsıklam bir yalnızlık sergiliyordu. Yağmur, kaldırımlarda yankılanırken gölgelerin arasından biri sessizce süzüldü. Siyah deri ceketi yağmur damlalarını kaydırıyor, botlarının sesi neredeyse işitilmeyecek kadar hafifti. Araya girip çıkan sokak lambaları yüzünü bazen aydınlatıyor, bazen karanlıkta bırakıyordu. Elindeki susturuculu silah, soğukkanlılığını tamamlayan bir detaydı. O Mia’ydı. Soğuk, disiplinli, acımasız… Dünyada sadece birkaç kişinin bildiği, daha azının sağ çıktığı bir isimdi. Tek başına çalışan, kimseye güvenmeyen bir suikastçıydı. En az işini sevdiği kadar, tek bir kişiden nefret ediyordu: Leon Vega. Ve tabii ki, o gece onu karşısında buldu. — “Geç kaldın, prenses.” Leon’un sesi, park halindeki siyah aracın kapısından sızarak geceye yayıldı. Rahat, kayıtsız, sanki bir ölüm kalım meselesinin ortasında değil de, sabah kahvesini bekliyormuş gibiydi. Mia onu görür görmez dişlerini sıktı. “Beni bir daha ‘prenses’ diye çağırırsan, dilini keserim,” dedi soğukça. Gözleri Leon’un gözlerine kilitlendi. Bu oyunu yıllardır oynuyorlardı. Biri diğerine tahammül edemiyor, diğeri bundan zevk alıyordu. Leon umursamazca gülümsedi. “Seninle çalışmak her zamanki gibi bir zevk olacak.” “Benim için bir iş. Zevk değil,” diyerek aracın diğer kapısını açtı ve içeri girdi. Plan vardı, görev vardı, duygulara yer yoktu. Ama plan, düşündüklerinden çok daha karmaşıktı. — Bir saat sonra, gizli örgütün yeraltı karargâhında eski bir amirleri, ikisini birlikte karşısına aldı. Ellerindeki dosyayı masaya bırakırken, yüzünde acı bir tebessüm vardı. “İkiniz de en iyisiniz,” dedi. “Ve ne yazık ki şu anda birlikte çalışmak zorundasınız. Hedef büyük. Çok büyük. Ve yaklaşmak için… sahte bir evlilik yapacaksınız.” İkisi de aynı anda konuştu: “Ne?!” Leon kahkahasını tutamadı. “Ah Tanrım. Bunu kim planladıysa, kesinlikle beni tanıyor.” Mia, suratını buruşturdu. “Ben bu herifle evlenmem. Sahte bile olsa.” Amir dosyayı açtı. Fotoğraflar, planlar, bir harita. “Bu göreve başka yaklaşım yok. Hedef yalnızca evli çiftlere özel bir organizasyon düzenliyor. Oraya davet almanız için gerçekmiş gibi görünmeniz gerekiyor. O zamana kadar her şeyi öğrenmeniz gerek. Geçmiş, ilişkiler, alışkanlıklar… Her şey.” Mia’nın gözleri Leon’a döndü. “Beni öldürmek istemiyor olmam, seninle evlenmek istemem anlamına gelmez.” Leon göz kırptı. “Ama karım olacaksın, Mia. En azından rol icabı. Heyecanlıyım.” — Ve böylece düşmanlıkla başlayan hikâye, birlikte geçirilen sahte bir hayatla daha da karmaşık bir hâl aldı. Sahte gülümsemeler, sahte dokunuşlar, ama gerçek çatışmalar… Birlikte aynı dairede kalacaklardı. Aynı yatak, aynı masa, aynı perde arkasındaki gizem. Ama ikisi de bilmiyordu ki… Gerçek aşk, bazen en karanlık yerden filizlenirdi. Ve Mia, Leon’un umursamaz görünen yüzünün arkasında sakladığı o gölgeleri henüz tanımıyordu.
Bölüm 1
“Soğuk başlangıç”
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.