İ cheated myself
Like i knew i would
İ told you i was trouble
You know that i'm good
-you know i'm good
Amy winehouse
------------
Hızlı adımlarla düz yolda giderken aniden sağa döndüm ve sürgülü yangın merdiveninden koşar adımlarla çıktım. Sürgüsünü çekmedim ve izlemeye başladım.
Evet, işte! Birisi beni izliyor.
Yüzü maskeli birisi peşimden sokağa girdi ve etrafına bakındı. Hızlıca geriye çekildim. Adım sesleri uzaklaşınca o tarafa döndüm.
Saçları sokak lambasında parladı.
Atlas değildi bu.
Sarışın bir erkekti.
Sonunda güvende hissedince aşağıya indim ve taksiye doğru ilerledim.
Sonunda taksiyi görünce rahatlayarak gülümsedim
Bir el hızlıca kolumdan tutarak beni ara sokağa çekti ve omuzlarımı duvara yapıştırdı.
Her şey 4 saniye içinde olmuştu ama kendimi savunacak hiçbir şey yapmadım. Kim olduğunu anlamam gerekiyordu. Karanlığın içinde gizlenerek bana dokunmaya cüret eden kişi kim?
"Kimsin sen?"
"İlk soracağın soru bu mu cidden?"
Atlas Sonay.
"Sen..."
Sırıtarak hiç pişman gibi durmayan bir gülüşle karşılık verdi ve beni daha çok duvara bastırdı.
"Neden beni takip ediyorsun?"
Egosundan hiç ödün vermeden konuşuyordu.
"Ben sana soracaktım bunu."
Gözlerimi kıstım ve hafif anlamıyormuş gibi aptal bir yüz ifadesi takındım.
"Buraya maç için gelen benim. Asıl senin amacın ne?"
Sert bir bakış attı ve dudağının kenarı kıvrıldı. Beni analiz etmeye çalışıyordu, ağzımdan bir şey kaçırmamı bekliyordu.
"Ben de arkadaşım için geldim, olamaz mı? Sana hesap vermeyeceğim. Rahat bırak beni yoksa saldırmaktan çekinmem."
Dişlerimi sıkarak konuştum.
"Az önce izledin beni, oysa şimdi beni yenebileceğini mi düşünüyorsun?"
Hafif bir kahkaha attı. Kendine güveniyordu.
Egon tavan yapmış, az indir.
Kahkahası komikti. Gülümsedim.
"Eğer beni hemen bırakmazsan avazım çıktığı kadar çığlık atarım ve o zaman ismin tarihe tacizci boksör olarak geçer."
Bunu dememle ikimiz de sırıttık. O, bunu yapacağımı düşünmüyordu. Ben ise yapacağıma emindim.
"3... 2..."
Ben 1 demeden geri çekildi. Yüzündeki gülümseme solmuştu.
Galiba normal bir insan olduğuma inanmaya başlıyordu.
"Yarın dava dosyaları evine gelir."
"Hop, sakin ol. Amacım o değildi. Senden beklentim farklıydı aslında. Pek amacıma ulaşamadım."
Ellerini kaldırarak teslim oldu.
"Beni ne kadar tanıyorsun da beklentilere giriyorsun acaba? Biraz hızlı gitmiyor muyuz? Seni 10 adama dövdürmediğime dua et. Hem madem beklentin bu değildi, öyleyse amacın ne?"
Salağa yatarak geri çekildim.
"Kimse senin kadar cani olamaz. 10 adam ne? Amacımı açıklayamam ama bil ki sevdim seni."
Yine beni manipüle etmeye çalışıyordu. Davranışlarıma bakacaktı bu saatten sonra. Artık dan dan değil. Sanki ilgileniyorum ama kendime itiraf edemiyorum kafasında takılacaktım.
Geriye çekilerek kollarını birbirine bağlayarak sırtını binanın duvarına dayadı.
"Dedi ve yarım saat önce birini öldürecek kadar dövdü. Asıl ben senden bu kadar cani bir şey beklememiştim."
Son söylediğine alınmamış gibi davrandım.
Yeniden bana dönerek sırıttı.
"Ben kadar tanıyorsun da beklentiye giriyorsun?"
Göz devirdim.
"Tipin ve edepli konuşman normal insan gibiydi. Komşumun bir psikopat olması elbette iyi değil. Ev alma, komşu al demişler. Ben seni almak istemiyorum, vazgeçtim. Cani."
"Ben sana çok meraklıydım."
Mıymıy taklidimi yaparak sırıttı.
Göz devirdim.
"Özür dile artık, sıkıldım."
Özür dilemeyecekti, bu yürüyen ego asla yapmazdı.
"Sebep?"
"Az önce beni sıkıştıran kimdi acaba?"
Gözlerimi belirttim ve sanki anlamadığına inanmış gibi davrandım.
Yürüyen ego.
"Haklılık payım var."
Çıkışarak bunu söyleyince kafamı hayır şeklinde salladım.
"Tamam, özür dilerim. Sadece bazı şüphelerim vardı."
İşte sürpriz gelmişti. Yürüyen egodan bunu beklemiyordum.
Yüzümü ekşittim ve kafamı sağa sola salladım.
"Seni neden takip edeyim bir kere ya, Allah'ın manyağı, cani."
Ellerimi havaya kaldırıp dua ede ede Uber'in gelecek olduğu yere gittim. Çoktan gelmişti.
Eve geldiğimde sıcak bir banyo yaptım ve direkt kendimi yatağıma attım. Sokakta olan şeyden sonra bu gece bir balkon konuşması olamazdı.
Benden şüphelenmişti. Zeki demiştim. Beni aptal zanneden bir aptal da olabilirdi, yakında öyle olacak.
Yine de bugün çok serttim. İmajımın daha masum ve saf şekilde olması gerek. Yarın yeniden rol yapmalıyım.
Buldum.
Gözlerimi bas bas bağıran alarmım yüzünden açmak zorunda kaldım. Hafif mayhoş şekilde telefonumu elime aldım ve Instagram'a girdim.
Atlas, Toprak profilinden bir şey paylaşmıştı.
O ring başına bela olmasın, Toprak Bey.
Ay, ne diyeceğimi şaşırdım ya. Toprak mı desem, Atlas mı? Gerçekler her daim daha önemlidir.
Tokamı elime aldım ve açelyasını okşadım.
Adımı bana veren o güzel çiçek.
Saçlarımı topladım ve mutfağa geçtim.
Atlas Bey'le hafif hafif yakınlaşmak için duygusal oynamam lazım. Sanki yanlışlıkla fazla krep yap
mışım da çöpe gitmesin diye ona götürecektim.
Elimde olsa onu parçalarım ama şimdi ona krep yapacağım...
Dünya ne garip.
----------- BÖLÜM SONU ---------